Asırlar boyunca dünyanın en büyük ekonomisi en güçlü bürokrasisi ve en gelişmiş medeniyetlerinden biri olan Çin nasıl oldu da 1839 sonrasında binlerce mil öteden gelen bir ada devleti olan İngiltere karşısında ağır bir yenilgi yaşadı ?
Afyon Savaşlarının gerçek nedeni neydi? Çin neden Sanayi Devrimini kaçırdı ve yüz yıllık aşağılanma dönemine sürüklendi?
Bu dönem sadece Çin tarihini değil büyük devletlerin yükseliş ve çöküşünün evrensel hikayesini anlatıyor
Yeni Substack yazımda Çinin denizlerden neden uzaklaştığını; Konfüçyüsçülük, Budizm ve Protestan ahlakının devlet, bilim, teknoloji ve denizcilik üzerindeki etkilerini ; Osmanlı ile Çin arasındaki şaşırtıcı benzerlikleri; Xi Jinpingin bu tarihten çıkardığı dersleri ve Atatürkün akıl bilim ve Cumhuriyet devriminin bugün Türkiye için neden hayati önem taşıdığını inceliyorum.
https://t.co/IGYV1sF2kx
Pasifik Raporu:175
🌏Pasifikte ilkler yaşanıyor.
🇯🇵Japonya, 80 yıl sonra yurt dışında ilk kez bir saldırı füzesi denedi.
🇺🇸ABD, Filipinlerde ilk defa Typhon orta menzilli füze sistemini kullanarak bir Tomahawk seyir füzesi fırlattı.
🇨🇳Çin, geçen yıl Hindistan-Pakistan savaşında Pakistan'a yerinde teknik destek sağladığını doğruladı.
🇵🇰Pakistan, Çin'den, J-35 hayalet avcı uçağının satın alımına yönelik iş birliği anlaşması imzaladıklarını duyurdu. 👇
https://t.co/qBZAPmSZXR
Bugün sosyal medya kanalları, yabancı istihbarat teşkilatlarının oyun alanına dönmüştür. Pek çok kanal ve platform, toplumdaki kaygıları artırarak halkı karamsarlığa sürüklemektedir.
Amiral'in YouTube kanalı, jeopolitik gelişmeleri Türk halkına doğru bir perspektiften aktararak topluma umut aşılamayı sürdürmektedir. Bu nedenle kanalı önermeli ve tavsiye etmeliyiz.
Üç hafta önce Çin istihbarat teşkilatı MSS aşağıdaki açıklamayı yaptı. 👇
Çin karşıtı güçler, çevrimiçi platformları kullanarak halkın kaygılarını artırmaya, kalkınma konularına ilişkin yorumları çarpıtmaya ve çaba ile kişisel gelişim hakkında sürekli karamsar anlatılar yaymaya çalışmaktadır. Bu güçler, olumsuz duygular yaratarak bireysel zorlukları grup çatışmasına dönüştürmeye çalışmakta; Çinli gençlerin çaba gösterme inancını sarsmakta ve toplumun değer temellerini zayıflatmaktadır.
Pasifik’ten Hürmüz’e, Tayvan Boğazı’ndan Peru/Chancay Limanı’na kadar uzanan büyük güç mücadelesinde dünya yeni bir kırılma dönemine giriyor. Çin-Japonya gerilimi, ABD’nin deniz ticaret yollarındaki baskısı, Hürmüz krizi ve küresel lojistik savaşlarını Yavuz Selim Şen son raporunda kapsamlı değerlendiriyor. Deniz gücü, enerji yolları ve jeopolitik darboğazların belirlediği yeni dönemin detaylarını kaçırmayın. Rapor tavsiye edilir.
Türkiye'nin vakit kaybetmeden, TOGG yöneticilerinin Farasis tercihini sorgulaması gerekiyor.
19 Ağustos 2024, 85.Pasifik raporu.
Şimdi Türkiye'ye batarya sektörünün en büyüğü CATL geldi. CATL, Macaristan'a 7,3 milyar Euro, İspanya (ortak girişim) fabrikasına 4,1 milyar Euro yatırım yapmıştı.
CATL'ın Türkiye'ye gelmesindeki önemli nedenlerden biride batarya sektöründeki yeni gelişmeler olabilir. CATL, son dönemlerde soğuk havalarda performansı etkilenmeyen, daha uzun menzilli sodyum bazlı bataryalar üzerine çalışıyor. Türkiye, CATL'ın da bataryalarında kullandığı doğal sodyum karbonat (soda külü) üretiminde ABD'den sonra Dünya'da ikinci sırada yer alıyor.
Okul saldırılarının medyada yer alması, gelecekte daha büyük şiddet olaylarını tetikliyor. Çin'de 2010 yılında böyle bir saldırıdan sonra altı hafta içinde benzer 5 büyük saldırı, onlarca küçük saldırı gerçekleşti.
Hızlı sosyoekonomik dönüşümün yarattığı gerilimler, psikolojik sorunlu insanlardaki toplumsal intikam motivasyonunu tetikliyor. Saldırganlar en savunmasız gördükleri çocukları hedef alarak topluma acı çektirmeyi amaçlıyorlar.
Vakaların artması üzerine Çin'de alınan önlemler;
- İnsan güvenliği: Tüm okulların profesyonel güvenlik görevlileri (bekçi) istihdam etmesi zorunlu kılındı. Okul müdürleri, güvenlikten birinci derecede sorumlu oldu. Okul açılış ve kapanış saatlerinde, polis, okul görevlisi ve gönüllü velilerden oluşan "Okul Koruma Noktaları" (Huxue Gang) oluşturuldu.
- Fiziksel Güvenlik: Okulların yüksekliği en az 2 metre olan duvarlarla çevrilmesi, sert çarpışma önleyici bariyerler ve parmaklıklar gibi fiziksel engellerin kapılara yerleştirilmesi zorunlu hale geldi. Güvenlik personelinin kask, kalkan, cop ve biber gazı gibi teçhizatları bulundurması gerekmektedir.
- Teknolojik Güvenlik: Tüm okulların ana girişler, koridorlar, yemekhaneler gibi kritik noktaları kapsayan 7/24 görüntü kaydı yapan kapalı devre televizyon (CCTV) sistemleri kurması ve görüntüleri en az 30 gün saklaması zorunlu hale geldi. Okul yönetim odalarında karakola bağlı acil durum butonları yerleştirildi.
- Her okul çevresinde ilgili karakol polisi günde iki kez devriye görevinde bulunur.
- Okul çevresindeki potansiyel tehlikeli kişiler (ruh sağlığı sorunları olan veya sabıkalı kişiler gibi) kayıt altına alınır ve düzenli olarak takip edilir.
- Okulların yangın, deprem ve şiddet olaylarına karşı düzenli olarak tatbikat yapması zorunlu hale getirildi.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki yaralılarımıza acil şifalar diler, vefat eden vatandaşlarımızıda Allahtan rahmet dilerim.
Pasifik Raporu:166
🇨🇳Çin, Tayvan’daki bağımsızlık yanlısı güçlere “sert önlemler” alacağını açıkladı. Bu yıl Çin ordusunun sertleşmesi bekleniyor.
🇺🇸ABD’nin Pasifik'teki sorti sayıları yüzde 30 azaldı.
🇰🇷Güney Kore’de konuşlu Patriot PAC-3 ve THAAD sistemleri, Orta Doğu'ya taşınıyor.
🇯🇵Japonya, İkinci Dünya Savaşı sırasında kanlı çatışmaların yaşandığı Iwoto’da askerî varlığını güçlendiriyor.👇
https://t.co/D4d6ACZFWu
Çin, ABD'ye karşı savaşmadan kazanıyor.
Çin ordusu hafta sonu başlayan Tayvan etrafındaki ablukayı büyütüyor. Bu sabah ada etrafındaki gemi sayısı 8'e, sınır hattı ADIZ'ı geçen savaş uçağı sayısı 24 ulaştı.
Çin'in, ABD müttefiklerine verdiği mesaj açık: ABD sizi kullanır, ihtiyacınız olduğunda yanınızda olmaz. ABD'nin hamleleri ona güvenen Pasifik toplumu üzerinde de fikir değiştirmelerine yol açacak.
Pasifik Raporu:165🔻
🇵🇦Panama, Çinli bir firmanın sahip olduğu liman sözleşmelerini iptal etti
🇺🇸🇰🇷ABD ve G.Kore arasında görüş ayrılıkları artıyor
🇰🇵K.Kore, nükleer caydırıcılık hedefine başarıyla ulaştığını açıkladı
🌏Orta Doğu'da iki savaş başladı.👇
https://t.co/QBURAW1kUD
Singapur’dayım. Bir botanik bahçesini gezerken yanıma üç lise öğrencisi geldi. Üzerlerinde okul üniformaları vardı. Tahminen 14–15 yaşlarındaydılar. İyi bir İngilizce ile botanik bahçesinde rehberlik yaptıklarını, istersem bana eşlik edebileceklerini söylediler.
Ben de çocuklara cep harçlığı olur, öğrencilere destek olayım diye kabul ettim. Yaklaşık on dakika boyunca bahçeyi gezdirdiler ve sırayla bitkiler hakkında, ellerindeki notlara bakarak sunum yaptılar. Tur sonunda bahşiş vermek istedim ama kabul etmediler. Israr etsem de kesinlikle olmaz dediler. Zaten turun sonlarına doğru varlıklı ailelerin çocukları olduklarını az çok anlamıştım.
Neden böyle bir şey yaptıklarını sordum. Okulda liderlik ve toplum önünde konuşma dersleri varmış; bu da dersin zorunlu bir parçasıymış. Bir ay boyunca hiç tanımadıkları insanlarla tanışıp onları rehberlik hizmeti almaya ikna ediyor, ardından da karşılarında sunum yaparak bu becerilerini geliştiriyorlarmış.
MEB okullarının da köklü bir müfredat değişimine gitmesinde fayda görüyorum. Artık yapay zekâ çağında klasik anlamda okul ve ders anlayışı giderek anlamını yitiriyor.
Çocuklarımıza ahlakı, adabı muaşeret kurallarını, disiplini, hayat becerilerini ve teknik becerileri öğretmek; fizik, tarih, din vb. gibi klasik dersleri öğretmekten daha anlamlı ve faydalı hâle gelecek gibi görünüyor…
ABD, İsrail'in aklıyla İran ile cebelleşirken, Çin, askeri elektroniklerin geleceğini yeniden tanımladı. Çin yarı iletken teknolojisindeki bir gelişmenin ardından radar sistemlerinde ABD’nin iki nesil önüne geçiyor.
ABD Hava Kuvvetleri, galyum nitrür tabanlı radar sistemleriyle avcı uçağı filosunu modernize etmek için çabalarken, Çinli mühendisler şimdiden bir sonraki aşamaya öncülük ediyor: yerleşik veri depolama özelliklerine sahip galyum oksit yarı iletkenler.
Çin savaş uçakları, üçüncü nesil galyum nitrür teknolojisine dayalı radarlara sahip olup, bu da onlara hala eskimiş galyum arsenit tabanlı sistemlere dayanan F-22 gibi ABD'li muadillerine göre üstün menzil, verimlilik ve güvenilirlik sağlıyor.
Pentagon'un F-35'i galyum nitrür radarlarla yükseltme planı, kısmen Çin'in galyum metali üzerindeki stratejik ihracat kontrolleri nedeniyle beş yıl ertelendi.
Çinli araştırmacılar, kappa-galyum oksit olarak bilinen galyum oksitin belirli bir kristal fazının oda sıcaklığında kararlı ferroelektriklik sergilediğini deneyler yoluyla ilk kez doğruladılar; bu özellik, maddenin bir bellek cihazı gibi kendi yapısı gereği veri depolamasını sağlarken, aynı zamanda yüksek güçlü bir iletim bileşeni olarak işlev görmesini de mümkün kılıyor.
Kappa-galyum oksit ayrı bileşenlere olan ihtiyacı ortadan kaldırır, sistem boyutunu önemli ölçüde küçültür, enerji tüketimini azaltır ve aşırı ortamlarda dayanıklılığı artırır – tam da savaş uçağına monte edilmiş radarlar ve füze güdüm sistemlerinin karşılaştığı koşullar.
Kappa-galyum oksit, aynı çip üzerinde hem güç kontrolünü hem de veri depolamayı aynı anda gerçekleştirebilir; böylece gelecekteki cihazlarda farklı malzemelerin entegre edilmesine gerek kalmaz.
Çin, dünyanın Galyum rezervlerinin %68’i, rafine Galyum üretiminin %90’ını elinde tutuyor.
Yunanistan ve GKRY, Siyonistlerle Neoconların yazdığı senaryoda İran’da “cambaza bak” oyunu oynanırken Türkiye’yi çevreleme hamlesine girişiyor. Kerpe’ye Patriot, Semadirek’e “Bulgaristan savunması” bahanesiyle hava savunma füzesi, GKRY’ye Yunan hava unsurları, ada çevresine İngiliz ve AB donanması yığınaklanıyor.
Ortada açıkça fırsattan istifade ile Türkiye’ye karşı adım adım stratejik mevzilenme vardır.
Avrupa perişan durumuna bakmadan bu oyuna yardım ediyor. ABD, Rus hidrokarbonunu kesmiş, Katar’dan LNG gazı kesilmiş, ekonomileri resesyona girme aşamasında. Bu durumda bile Avrupa Türkiye’yi karşısına almaya devam ediyor.
Türkiye, aleyhinde oluşan bu tabloya sözlü ve yazılı notalarla cevap veremez, eylemle cevap vermelidir. KKTC’de kalıcı hava üssü kurulmalı, Mağusa’daki deniz üssü süratle geliştirilmelidir. KKTC’nin deniz kuvvetleri kurması için düğmeye basılmalı, Doğu Akdeniz’de sismik ve sondaj faaliyetlerine yeniden dönülmelidir.
Ege’de oldu-bitti dayatılırsa Türkiye de sahada karşı hamleye geçmeli, ada-adacık-kayalıklar çevresinde karasularını kapsayan fiili tatbikatlar icra edilmelidir.
Küstahlığa verilecek cevap laf değil, icraattır.
Hürmüz boğazının kapanmasıyla genelde petrol ve gaz konuşuluyor. Hürmüz'ün kapanması dijital çağın petrolü çip endüstrisini de derinden etkileyecek.
Katar'daki üç helyum üretim tesisinin kapanmasıyla Helyum kıtlığı başladı. Helyum yok, çip yok!
Helyum, çip üretimi, MRI makineleri, bilimsel araştırmalar ve hatta ulusal savunma için kritik öneme sahiptir. Helyum, diğer elementlerle reaksiyona girmeyen inert bir elementtir ve yüksek ısı iletkenliğine sahiptir, bu da onu yarı iletken üretimi dahil olmak üzere çok çeşitli kullanımlar için ideal hale getirir.
Katar, dünyadaki helyumun yaklaşık üçte birini üretmekte. Helyumun spot fiyatları bir hafta öncesine göre %50 arttı. ABD, Katar'dan sonra en büyük helyum üreticisi ise Rusya.
İki yıldır Amiral Cem Gürdeniz, İsrail'in olası bir Pasifik savaşında ABD'yi galipler arasında göremediğini; bu nedenle İran'ı varoluşsal bir tehdit olarak görüp ABD'yi önce İran'a saldırtarak kendini Ortadoğu'da garanti altına almaya çalıştığını söylüyor.
Trump yönetimi, 2024 seçimleri sonrası harekete geçerek İsrail'e Hizbullah ile anlaşma yapmayı şart ko��tu. O dönem İsrailli yetkililer, "ABD kafamıza silah dayayarak anlaşmayı kabul ettirdi" yorumunda bulundu.
O dönemin gazetelerine bakıldığında, ABD istihbaratının Çin'in Tayvan'ı işgali için 2027'yi beklemeyeceğini düşündüğüne dair haberler yer alıyordu. ABD, Ortadoğu'daki askerî varlığını azaltarak Asya-Pasifik'e odaklanıyordu.
İsrail, her zamanki gibi politik oyunlarıyla Haziran 2025'te İran ile 12 günlük bir savaşa girdi. Ancak İsrail'e atılan üç füzeden birini önleyemeyince apar topar barış istedi. Batı yanlısı çeviri medyası bu durumu Türk kamuoyuna "İran'ın isteği" şeklinde yansıttı.
İsrail stratejik hedefinden vazgeçmedi ancak ABD'yi bir kez daha ikna edemedi. Bu süreçte Epstein dosyaları yayıldı ve ABD yönetimi artık rehin alınmıştı. Venezuela'da kazandıkları hızlı zafer gibi İran'da da hızlı bir zafer kazanacaklarını umdular. ABD, bu kez İsrail için daha yoğun bir savaşa girdi.
Lockheed Martin'in "yılda 100 tane üretebilirim" dediği, Pentagon'un ise 2026 için 37 tane almak üzere sipariş verdiği THAAD füzelerini harcadılar. Bir kısmını bataryalarıyla birlikte İran vurdu. Güney Kore'dekileri bölgeye taşıyorlar. Pasifik'te ciddi bir güç boşluğu oluştu. Avustralya ve Japonya'nın çırpınışı bu yüzden.
Gelinen noktada, İsrail'in aklıyla hareket eden ABD ciddi güç ve kuvvet kaybına uğramıştır. Çin'in önü açılmış, 81 Şanghay'dan hemen sonra "82 Tayvan, 83 Guam" demenin önünde pek engel kalmamıştır!
ABD’nin küresel askeri dağılımı son günlerde dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Pasifik’teki en kritik platformlardan biri olan USS George Washington uçak gemisi Yokosuka’da liman bakımında ve harbe hazır durumda değil. Aynı anda ABD, Güney Kore’de konuşlu THAAD radar ve hava savunma unsurlarının bir bölümünü Kore Yarımadası’ndan çekerek Körfez’e kaydırıyor. Buna ek olarak Yokosuka’da konuşlu iki Aegis destroyeri — USS John Finn (DDG-113) ve USS Milius (DDG-69) — Arap Denizi’ne gönderilmiş durumda.
Tam bu sırada 4 Mart’ta Kuzey Kore kanaatimce İran'a dolaylı destek sağlayacak bir hamle yaptı ve yeni hizmete giren 5000 tonluk muhripten nükleer başlık da taşıyabilen bir seyir füzesi denemesi yaptı. Bu hamleyi yalnızca teknik bir test olarak görmek eksik olur. Çünkü İran ile Kuzey Kore arasındaki füze teknolojisi iş birliği yeni değil; kökleri 1980’lere kadar uzanıyor. İran-Irak Savaşı sırasında İran, Kuzey Kore’den Scud-B füzeleri satın almış ve bu teknoloji üzerinden kendi Shahab-1 ve Shahab-2 programlarını geliştirmişti. 1990’larda Kuzey Kore’nin Nodong füze teknolojisi İran’a aktarılmış, İran da bu tasarım üzerinden Shahab-3 orta menzilli balistik füzesini üretmişti. Sonraki yıllarda iki ülkenin test verisi paylaşımı yaptığı ve motor teknolojisi ile menzil geliştirme konularında birlikte çalıştığı çeşitli raporlarda yer aldı.
Bu nedenle 4 Mart’ta muhirpten yapılan nükleer başlık da taşıyabilen cruise füze denemesi yalnızca Kuzey Kore’nin iç test programı olarak okunamaz. Mesaj açık, “Sadece teknoloji transferi yapmıyorum, aynı zamanda en kritik anda stratejik baskı yaratabilecek bir yeteneğimi sahada gösteriyorum.”
Öte yandan savaşın mühimmat boyutu da dikkat çekici. ABD, dört yıllık Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna’ya yaklaşık 600 Patriot hava savunma füzesi verdi. Buna karşılık İsrail-ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşta yalnızca 11 gün içinde yaklaşık 800 Patriot ve benzeri önleyici füze kullanıldığı ifade ediliyor. Savaşın 12. gününe girilirken Güney Kore’den THAAD bataryası ve AN/TPY-2 radarının Körfez’e gönderilmesi, Pasifik’teki hassas güvenlik ortamına rağmen ABD’nin hassas mühimmat ve hava savunma envanterinde ne kadar zorlandığını gösteriyor.
Bu durum Asya’daki müttefikler açısından da dikkatle izleniyor olmalı. Washington için İsrail’in güvenliği her şeyin üzerinde görünüyor. Japonya ve Güney Kore’nin ise bu gelişmeleri kapalı kapılar ardında ciddi şekilde değerlendirdiğini tahmin etmek zor değil.
Yani İran cephesinde ABD baskı altındayken Pasifik’te yapılan bu test ve kuvvet kaydırmaları Washington’a iki cepheli bir gerçekliği hatırlatıyor. Bir yandan Batı Asya’daki savaşın yükü artarken, diğer yandan nükleer başlık taşıyabilen cruise füzelerinin denendiği bir Pasifik ortamı ortaya çıkıyor. Küresel güç mücadelesi artık tek cepheli değil.
Pasifik Raporu:164
🇯🇵🇦🇺Japonya ve Avustralya, Çin ile doğrudan savaşa girecek şekilde hazırlanıyor.
🇺🇸ABD, Filipinlere daha fazla füze ve insansız sistem konuşlandırma kararı aldı
🇵🇪Peru Başbakanı José Jerí, Çinli bir iş insanına ait bir restoranda yemek yediği gerekçesiyle görevden alındı.👇
https://t.co/aCO9p3Im3X
G.Kore'deki Patriotları söküp orta doğuya taşıdıklarına göre bunlar üç günlük plan yapmışlar! Venezuela'daki gibi bir sonuç bekledikleri ama aynı sonucu alamadıklarından G.Kore ve Avustralya'dan destek almaya başladılar. İran savaşı uzatırsa alay konusu olacaklar.
12 günlük İsrail-İran savaşında da İran ordusunun en başarılı saldırı dalgası, ateşkes öncesi 22 Haziran’da gerçekleşti; o gün fırlatılan 27 füzeden 10’u İsrail’deki önemli hedefleri başarıyla vurdu.