SEVGİL�� YENGEÇ… SENİ EN ÇOK DEĞİŞTİREN ŞEY, KALBİNİN KIRILMASI DEĞİL HER KIRILDIĞINDA YİNE DE SEVMEKTEN VAZGEÇMEMEN OLDU…
Sen hayatı hiçbir zaman sadece aklınla yaşamadın. Girdiğin her ortama kalbinle girdin, sevdiğin herkesi gerçekten sahiplendin, değer verdiğin her ilişkiyi kendi yuvan gibi korumaya çalıştın. Belki de bu yüzden son yıllar sana diğer insanlardan biraz daha ağır geldi. Çünkü herkes aynı yerden yara almaz. Kimisi para kaybeder, kimisi zaman kaybeder, kimisi fırsat kaçırır… Ama sen, güven kaybettiğinde sarsıldın. Birinin gözlerinin içine bakıp artık eskisi gibi hissedememek, bir zamanlar ait hissettiğin yerde yabancı gibi dolaşmak, “biz” dediğin insanların gün gelip “ben” demeye başlaması… İşte bunlar seni değiştirdi. Yine de hiçbir yaşadığın olay seni sevgisiz birine dönüştüremedi. Sadece sevgini hak eden insanları daha dikkatli seçmeyi öğretti. Geçtiğimiz yıllarda hayat sanki seni sürekli geçmişle gelecek arasında bıraktı. Bir yanın “bırak artık” dedi, diğer yanın “belki düzelir” diye fısıldadı. Bazen bir kapıyı kapattın ama anahtarını cebinde taşımaya devam ettin. Bazen bir vedayı kabul ettin ama kalbinin içinde küçük bir umut ışığını söndürmeye kıyamadın. İnsanlar bunu kararsızlık sandı. Oysa sen sadece emek verdiğin hiçbir şeyi kolay kolay çöpe atamayan bir ruhsun. Çünkü senin için insanlar değiştirilecek eşyalar değil, hatıraları olan hayat parçalarıdır. İşte tam da bu yüzden bazı ayrılıklar senden yıllar aldı. Bazı cümleler aylarca zihninde dolaştı. Bazı isimler hiç konuşulmasa bile kalbinin bir köşesinde sessizce yaşamaya devam etti.Fakat son dönemde içinde fark edilmesi zor ama çok güçlü bir dönüşüm başladı. Bir sabah uyandığında değil, birçok gecenin sonunda oluştu bu değişim. Artık kimsenin sevgisini kazanmak için kendini değiştirmek istemiyorsun. Eskisi gibi sürekli anlayan, sürekli alttan alan, sürekli bekleyen kişi olmaktan yoruldun. Bir gün fark ettin ki sen herkese yuva olmaya çalışırken, kendine ait bir yuva kurmayı ihmal etmişsin. Hep başkalarının kalbini tamir etmeye uğraşırken kendi kalbin sessizce yorulmuş. İşte o farkındalıkla birlikte hayatının yönü değişmeye başladı. Çünkü insan önce kendine şefkat göstermeyi öğrendiğinde kader de onunla daha yumuşak konuşmaya başlar.Belki son iki yılda öyle olaylar yaşadın ki artık insanları ilk tanıdığın hâlleriyle değil, en zor zamandaki tavırlarıyla değerlendirmeyi öğrendin. Sana söz verenlerle sözünü tutanların aynı kişiler olmadığını gördün. Seni çok sevdiğini söyleyenlerin, en çok ihtiyaç duyduğun anda sessiz kalabildiğine şahit oldun. Ama bunların hiçbiri seni kin dolu biri yapmadı. Sadece sezgilerini güçlendirdi. Artık bir insanın ses tonundan bile içinde ne taşıdığını hissediyorsun. Bir ortamın enerjisi değiştiğinde bunu herkesten önce fark ediyorsun. Çünkü yaşadığın hayal kırıklıkları senden bir şey eksiltmedi; sana güçlü bir içgörü kazandırdı.Şimdi önünde açılan dönem bambaşka bir denge kuracak. Hayat senden geçmişi unutmanı istemiyor. Çünkü geçmiş seni sen yapan en önemli öğretmenlerden biri oldu. Ama artık geçmişte yaşamaman gerektiğini de hatırlatıyor. Uzun zamandır ertelediğin bazı kararları alabilecek cesareti içinde bulacaksın. Belki yaşam düzenin değişecek, belki iş hayatında yeni bir yön oluşacak, belki de uzun zamandır kalbini meşgul eden bir konu nihayet netleşecek. Fakat bütün bunlardan daha önemlisi, artık kendini ikinci plana atmayacak olman. Bu, senin kaderindeki en büyük kırılma noktası olacak.Aşk konusunda ise içinde çok daha olgun bir enerji var. Eskiden seni seçsinler diye beklediğin insanlar oldu. Şimdi ise senin ruhuna gerçekten dokunabilen insanların yanında kalmak istiyorsun. Büyük jestlerden çok küçük ama samimi davranışlar ilgini çekiyor. Çünkü artık biliyorsun ki sevgi, insanın kendini sürekli ispat etmek zorunda kaldığı yerde büyümez. Sevgi, insanın olduğu gibi kabul edildiği yerde kök salar. İşte bu yüzden bundan sonra hayatına girecek ilişkiler de geçmiştekilerden farklı olacak.
Kalbinin ritmine ayarlarım adımlarımı,
dünya dönse de ben sana dönerim.
Ellerin değdiği her yer bahar olur,
kışlarım bile seninle yaz olur.Sen geldin diye öğrendim uçmayı,
korkusuzca, özgürce, delice.
Aşk dediğin buymuş meğer,
bir bakışta ömür tüketmek,
bir gülüşte yeniden doğmak
Yaş aldıkça şunu gördüm.
İlişkileri en çok sevgi bitirmiyor.
Rahatlık bitiriyor.Karşı tarafın ne yaparsam yapayım gitmez diye düşünmeye başladığı gün ilişki yavaş yavaş ölmeye başlıyor.Kimse bir günde soğumuyor.İnsanlar uzun süre değer görmeyince uzaklaşıyor.