Son Bir Haftada AKP’li Erdoğan Hükümetinin yanlış dış politikası nedeniyle Türk Milletinin cebinden çıkan paralar :
Irak’a tazminat: 1.471.000.000 Dolar
F-35 ‘ler: 1.400.000.000 Dolar
S-400’ler : 4.000.000.000 dolar
Slogan neydi? Yaparsa AK Parti yapar…
Bir Turkcell kullanıcısının paylaşımı
Turkcell Faciası
Ön not:
Bu ülkeyi yönetenlerin de yönetilenlerin de gerçekten adil bir yargılama sistemi istediklerine artık inanmıyorum.
Mayıs ayında eşim Mine Hanım'a yeni bir telefon almak için Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisine birlikte gittik.
Eşimin kullandığı Samsung A71'in üst modeli olarak Samsung A07'yi önerdiler. Biz de güvenip fiyatını sorduk.
"Peşin 15.000 TL, 12 ay taksitle 18.000 TL." dediler.
Biz de taksitle almaya karar verdik.
Eski telefondaki bilgileri yeni telefona aktarmaya başladılar ve "2-3 saat sonra gelirsiniz." dediler. Akşam saat 19.00 civarında ben gidip telefonu teslim aldım.
Daha sonra telefonun piyasa fiyatının yaklaşık 9-10 bin TL olduğunu öğrendim.
Üç gün sonra tekrar bayiye gidip, "Peşin alırsam fiyat ne olur?" diye sordum.
"12.650 TL." dediler.
Birkaç gün sonra yeniden gittim. Bu kez "12.900 TL oldu." dediler.
"Olur." dedim.
Gerekli işlemler yapıldı ve ödemeyi gerçekleştirdim. Bana üzerinde "Mali değeri yoktur, irsaliye yerine geçmez." ibaresi bulunan 12.991,70 TL tutarında bir fiş verdiler. Ben de memnun bir şekilde ayrıldım.
Eşimin kullandığı telefon paketinin aylık ücreti 327 TL idi.
Bu ay fatura 746 TL gelince, telefonu aldığımız Setbaşı'ndaki bayiye tekrar gittik.
Bize telefonu satan Halil Köse'nin başka bir şubeye geçtiğini öğrendik.
Kendisini "Ben Kemal." diye tanıtan görevli,
"Size bir de şarj cihazı satılmış. Onun için de 12 ay boyunca aylık 280 TL, toplam 3.360 TL ödemeniz gerekiyor." dedi.
Biz böyle bir ürün almadığımızı söyleyince kamera kayıtlarını izledi.
Kayıtları izledikten sonra bize dönerek:
"Haklısınız, şarj cihazı bizde kalmış." dedi ve cihazı bana uzattı.
Ben de:
"Ben bunu almak istemiyorum." dedim.
Bunun üzerine:
"Parasını zaten alacağız, şarj cihazınızı da alın." cevabını verdi.
Ben de şu soruyu sordum:
"Eğer ilk yaptığım sözleşmeye göre her ay 1.500 TL ödeyip toplam 18.000 TL ödeseydim, bu şarj cihazı için ayrıca ücret isteyecek miydiniz?"
"Hayır." dedi.
"Toplam 18.000 TL'nin içindeydi."
Bunun üzerine şunu söyledim:
"O hâlde benim peşin ödediğim 12.991 TL'yi sadece hesap kapatmak için mi aldınız? Bu nasıl bir satış anlayışı, bu nasıl bir aldatmaca?
Farz edelim ki bugün buraya hiç gelmeseydim. Şu an bana uzattığınız şarj cihazını hiç teslim almamış olacaktım. Buna rağmen kullanmadığım, teslim almadığım bir ürün için 3.360 TL ödeme yapacaktım.
Sizde hiç vicdan yok mu?"
Görevlinin cevabı ise kısa oldu:
"İstediğiniz yere şikâyet edebilirsiniz."
Bayiden ayrıldıktan sonra Turkcell müşteri hizmetlerini aradım.
Konu hakkında özür dilediler ve bayiden savunma istediklerini söylediler.
Ancak daha sonra bana, bayinin savunmasını esas aldıklarını ifade ettiler.
Ardından Osmangazi Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti Bürosu'na gittim.
Görevli:
"Siz telefonu peşin ödeyerek almışsınız. Biz ancak şu şarj cihazıyla ilgili işlem yapabiliriz. Bunun için bayiden finansman sözleşmesini, taksitli satış sözleşmesini ve faturayı getirmeniz gerekiyor." dedi.
Bayiye gidip bu belgeleri istedim.
Vermediler.
Aslında bunu önceden tahmin ettiğim için hakem heyetindeki görevliye,
"Ya vermezlerse?"
diye sormuştum.
Aldığım cevap ise şu olmuştu:
"Bizim yapabileceğimiz bir şey yok."
Sonuç olarak anladım ki, vatandaş dolandırıldığını düşünse bile çoğu zaman hakkını arayacak etkili bir mekanizma bulamıyor.
İşin ilginç yanı, Tüketici Hakem Heyeti'ndeki iki görevli bana,
"Amca, başka gidecek yer mi bulamadın? Turkcell bayisine girilir mi?"
diyerek sitem etti.
Ben de gülümseyerek,
"Özür dilerim, bir daha olmayacak."
dedim.
İşin doğrusu, artık mahkemeye ya da hakem heyetine gitmeyi düşünmüyorum.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım da bir hukuki süreç başlatmak değil.
Tek amacım; haksız kazancı normal gören, müşteriyi mağdur eden Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisini ve bu süreçte bayisinin savunmasını esas alan Turkcell'in yaklaşımını eşe dosta duyurmak ve insanları benzer durumlara karşı uyarmaktır.
Hepsi bu.
Arif Kılıç
'Bu mu zafer'
Gazeteci İsmail Saymaz
"Biz F-35 projesinin müşterisi değildik. Biz üreticisiydik, kurucu paydaşıydık.F-35 projesinin belli ekipmanları Türkiye'de üretiliyordu. Bak bu yetmiyor.
Biz 5 ya da 6 tane pilot eğitmiştik. O pilotlar da emekli olup gittiler. Şimdi dönüyor diyor ki "Bir gün F-35'e biz geri dönersek, kurucu ortak olarak dönemeyebiliriz, müşteri olarak dönebiliriz" Zaten parasıyla alıyoruz biz bunu. Bunu şimdi zafer diye kutlamamızı istiyorlar. Biz projenin parçasıydık. Bu mu zafer?"
ASELSAN, Kıbrıs Barış Harekatı sonrası ABD’nin ambargolarına karşı, Türk milletinin bağışları ile kurulmuştur.
ABD’li bir şirkete satmak!
Bence vatanı satmakla eş değerdir.
⚠️ “Deniz’in babası teröristmiş, Abdullah Öcalan kimdir? Onun yeğeni neden Meclis’te?”
👉🏻 Jahrein, Deniz Göktaş’ın tutuklanması hakkında konuştu:
• Deniz Göktaş’ın tutuklanmasın dibine kadar, köküne kadar karşıyım.
• Bu ülkede kadının biri ‘Kemalistler p*zevenktir’ dedi ve takılıyor.
• Bir gün nezarethaneye girdi mi, hayır.
• Neymiş, babası teröristmiş. İktidar, bu konuda yorum yapabilecek bir yetiye sahip değil.
• Kol kola gezdiğiniz Pervin Buldan’ın kocası ne iş yapıyordu?
• Abdullah Öcalan kimdir? Onun yeğeni neden Meclis’te?
• Sırf adamın esprilerini komik bulmadım diye 2 aylık kızımın üstüne s*çmakla bile tehdit ettiniz, karıma küfür ettiniz. Siz pislik yaratıklarsınız.
• Her zaman olduğu gibi adil olmak tarafındayım.
Yemek yedikten sonraki yarım saat boyunca, hiç alkol almasanız bile ağız alkolü 0.50'yi geçebilir.
Sindirim sırasında oluşan alkol miktarı, rahatlıkla 0.2 promili geçer.
Bu tasarıyı kim hazırladıysa, cahilin önde gideni...
Olacak İş Değil!
Adalet Sistemi Nasıl Bu Hale Geldi?
📍Türkiye'de Ters Lale Koparmanın cezası 700 bin lira
📍Sultan Çiçeği 557 bin Lira
📍Kazdağları Şakayığı 557 bin Lira
📍Eber Çiçeği 387 bin lira idari para cezası uygulanıyor.
Oyna maden şirketleri 900 bin liraya Maden Ruhsatı alarak talan ediyorlar.
👉Ceza sıfır.
👉Nehirlere siyanür karışır ceza sıfır.
👉Tarım alanları elverişsiz hale gelir ceza sıfır.
👉Doğa Hayvanlarının yaşam alanları yok edilir ceza sıfır.
Hangi Adalet Neye Göre İşliyor?
30 Euro - HAKLIYIZ!
Bir takipçimiz Kamu Denetçiliği Kurumu'na
30 Euro konusunda yaptığı başvuru KABUL edilmiş.
Ve biz sade vatanlaşlar HAKLI bulunmuş.
Saat 17:00'de karar belgelerini paylaşacağız.
Bilginize.
- Soldaki, IŞİD operasyonunda yakalandı. Elleri cebinde kelepçesiz Emniyet’e götürüldü.
- Sağdaki, stand-up gösterisi yaptı. Hakkındaki kararı duyunca ülkeye döndü, ters kelepçe takıldı.
NATO gelecek diye çukurlar kapanıyor, kaldırımlar onarılıyor, binalar boyanıyor, taksiler temizleniyor.
Demek ki asfalt var, boya var, taş var ekip var, para var.
Demek ki istersek gayet medeni olabiliyoruz.
Demek ki istemiyoruz!
South Cyprus has rejected a Turkish Cypriot family’s €41m claim over their own land - the ground beneath Paphos airport.
The Greek Cypriot court of appeal refused to accept they were expelled in 1974, called the seizure “lawful,” and ordered the family to pay its legal costs.
Meanwhile in the North, the Immovable Property Commission has paid Greek Cypriot claimants over €767 million for lost property - and is recognised by the European Court of Human Rights as an effective remedy. The South has no equivalent.
They reject our claims. We compensate theirs. That’s the Cyprus property double standard.
“Kıbrıs NATO'ya girsin, Türk askeri adadan çekilsin, Türkiye'nin garantörlüğü sona ersin; Türklerin yeni garantörü NATO olsun” söylemleri yükselirken...
Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması, artık kesinleşmişken...
“Terörsüz Türkiye” süreciyle birlikte Anayasa değişikliği tartışmaları gündemin merkezine yerleşmişken...
Trump'ın Türkiye özel elçisi Tom Barrack'ın, “Ulus devlet yerine Osmanlı modeline dönün” sözleri yankılanırken...
İşte tam da böyle bir dönemde...
Trump'ın Türkiye'yi çok sevdiğini söylemesi…
Sizi bilmem ama, beni çok çok endişelendiriyor.
AKP’nin belgeli gemi vurgunu!
Türkiye Petrolleri A.Ş.‘nin alt şirketi olan Türkiye Petrolleri Offshore A.Ş.‘nin;
Sondaj gemilerine aldığı ‘platform destek gemileri hizmetleri’ için devasa tutarlarda ödeme yaptığını tespit ettik.
TP-OTC önce hizmetlere ilişkin kiralama ve diğer giderleri TPAO’dan tahsil ediyor, ardından şirketlere aktarıyor.
Her sondaj gemisi başına ortalama 2 adet platform destek gemisi hizmeti kiralanıyor.
🔴Sondaj gemisi başına ödenen destek gemileri hizmet tutarı⬇️
Günlük: 30.000 Dolar
Aylık: 900.000 Dolar
Yıllık: 10.950.00 Dolar
🔴Kiralık olarak kullanılan 11 adet destek hizmet gemisi için TPAO’nun kasasından çıkan toplam tutar⬇️
Günlük: 165.000 Dolar
Aylık: 4.950.000 Dolar
Yıllık: 60.225.000 Dolar
İlki 2017, sonuncusu 2025 yılı olmak üzere satın alınan toplam 6 adet sondaj gemisi için;
Bugüne kadar ödenen kiralık destek gemileri hizmet tutarı toplamı:
En az 225 Milyon Dolar!
Güncel kurla 10 Milyar 500 Milyon Lira!
Oysa TPAO’nun, bu tutarla, mevcut destek gemilerini defalarca kez satın alması mümkündü!
TPAO mevcut 6 sondaj gemisini, onlarca yıllık operasyonlar için satın aldığına göre;
Bu sondaj gemilerinin kullanması zorunlu olan destek hizmet gemilerini niye satın almıyor da, astronomik rakamlarla kiralıyor?
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a soruyorum!
Bu para kimlerin cebine giriyor, derhal açıklayın!
İşte kesilen faturanın belgesi⬇️
📍Onurunu satmayan milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, büyük bir soygun iddiasını ifşa etti!
“— AKP döneminde hayata geçirilen kılçıksız soygun modeli!
— 2018-2025 yılları arasında; AKP’nin 5 yandaş şirkete ait santrallere, “üretmedikleri elektrik” için, 559 milyon dolar teşvik ödemesi yaptığını tespit ettik!
— Bunun adı, devletin kasasını yağmalamaktır!..”
Üretilmeyen elektriğe ödeme! Bu soygunu herkes duymalı! Helal olsun Deniz Yavuzyılmaz! 👏🏻
Şimdi size bir tweetle ülkemizin neden demokrasiyi içselleştiremediğini özetleyeceğim:
— Soldaki İngiltere Başbakanı Keir Starmer. Günlerdir istifası isteniyordu. Az önce istifa etti!
— Sağdaki TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu. Kendisinin ve Montella’nın istifa etmesini isteyenlerin tutuklanması için Adalet Bakanı’na çağrıda bulundu!
Alın size pırıl pırıl bir demokrasi!
Dışişleri Bakanlığı’nda buharlaştırılan milyonlar!
Mahkemelik olan;
Kazakistan’ın başkenti Astana’daki Büyükelçilik İdari Binası, Rezidans ve Lojman Binaları yapım işinde;
Dışişleri Bakanlığı’nın, inşaat şirketine yaptığı ödemeleri göstermek için mahkemeye sunduğu;
İlk 4 hakedişteki 15 milyon dolarlık ödeme tutanaklarının, üretilmiş belgeler olduğu ve sahte imzalı oldukları ortaya çıktı.
❗️Yani şirket paramı ödemediniz diyor,
❗️Dışişleri Bakanlığını mahkemeye veriyor.
❗️Dışişleri Bakanlığı, bu parayı ödedik diyor,
❗️Ancak mahkemeye sunduğu ödeme evrakları sahte çıkıyor.
Bu nasıl iş!
Dışişleri Bakanlığının, şirkete yapılan ödemelerle ilgili Ankara 12. İdare Mahkemesi’ne sunduğu;
İşin ilk 4 hakedişine ait ödeme tutanaklarındaki;
🔴Büyükelçi’nin imzası sahte!
🔴İdari Ataşe’nin imzası sahte!
🔴Bölge Koordinatörü’nün adı, soyadı, imzası sahte!
Sahte imzalı ödeme tutanaklarının listesi⬇️
🔴02.11.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 1.539.518 Dolar tutarında düzenlenmiş.
🔴06.11.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 4.511.267 Dolar tutarında düzenlenmiş.
🔴04.12.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 4.511.874 Dolar tutarında düzenlenmiş.
🔴31.12.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 4.511.883 Dolar tutarında düzenlenmiş.
Sahte imzalı üretilmiş belgelerin toplam tutarı: 15.074.542 Dolar
Güncel kurla 700 Milyon Lira!
Ödeme tutanaklarındaki imzalar sahte, belgeler üretilmiş olduğuna göre;
Dışişleri Bakanlığının bu belgelere dayanarak kasasından çıktığını beyan ettiği para da, ilgili şirkete ödenmediğine göre;
O halde bu paralar nerede?
15 Milyon Dolar kimlerin cebinde?
Dışişleri Bakanlığı yetkililerine soruyorum!
Nedir bu mahkemeye sunduğunuz sahte ödeme tutanakları? Derhal açıklayın!
Önemli not: Bu skandalın ortaya çıkarılmasındaki emekleri için Barış Terkoğlu’na teşekkür ediyorum.
Sahte ödeme tutanakları⬇️
Ben de Sayın Akın Gürlek'i göreve çağırıyorum.
Sayın Cumhurbaşkanımıza, Trump'la izleyeceği maç öncesi takımı bu hallere düşürerek itibar suikastı yapan her kimse araştırmalı ve sorumluluları gerekirse tutuklamalı, mallarına da el koymalıdır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın Trump'la izleyeceği ve ülkemizin gücünü, kendisinin başarısını gösterecek bu keyifli maç, ne yazık ki elim olaylar sonucunda formaliteye dönüştü ve dünya çapında "0 gol - 0 puan" şeklinde bir alay konusu oldu.
Sayın Cumhurbaşkanımız, Trump'la yan yana geleceği organizasyonda bunu mu hak ediyor?
Görevini kötüye kullanan ve Türkiye'nin takımını bu hallere düşüren tüm sorumluların, futbol yoluyla itibar suikastı düzenlemesi sebebiyle soruşturulması elzemdir.
📍Allah hiçbir başarıyı adamın hanesine yazdırmak istemiyor. Ne futbolda bir sevinç, ne bilimde dünyaya örnek bir hamle, ne de yeryüzünde yüzümüzü ağartan büyük bir hikâye. Eğitim, düşünce özgürlüğü, hür teşebbüs ve mülkiyet kutsallığı hepsi baş aşağı düşüşte.
Bir milletin talihi bu kadar uzun süre aynı gölgenin altında tutulmamıştı.
Dokunduğu yerde saç bitmiyor, yürüdüğü yerde ot yeşermiyor adeta. Sanki bereket küsmüş, umut uzak bir menzile çekilmiş. Yaratanın bela verdiği kavimler gibiyiz. Düne dek at koşturduğumuz ufuklara bugün mülteci gönderiyoruz
Nüfus artmıyor, toprak artmıyor. Misal Kardak'ta bugün Yunan bayrağı var
Toprağı alınır, köylü itilir, vinçlerin sesi yükselir. 1950'lerde İstanbul boğazında hamal küfesine yaslanmış bir çınar gölgesinde oturup nefes alan fakir daha huzurluydu zira ümidi vardı şimdi ümit de yok edildi
Birikimin anlamı yok, çok birikirse üzerine çökülür, eğitimin anlamı yok kadro yandaşa. Alsan da üç paralık sahte diplomalı adamların iki dudağı arasına teslim edilir kalemin
Bir millet yoksulluktan değil, ufuksuzluktan yorulur. Karnını doyursa da hayalini doyuramazsa tükenir. Zira insan ekmekle yaşar ama istikametle yürür. İstikamet kaybolduğunda yollar çoğalır, menzil kaybolur
“Pusulasını kaybeden gemi için hiçbir rüzgâr hayırlı değildir.” demişler
Memleketin meselesi de biraz bu... rüzgâr çok, yön az
Çünkü bir otobüsün direksiyonuna makak maymunu oturtursan otobüsün motoru da şanzımanı da anlamsızdır
Makam dediğin, sahibine saltanat değil mesuliyet verir. Halkın vergisiyle çalışan, her kuruşun emanet olduğunu bilen bir anlayış olmadıkça ne beton zenginliktir, ne de yüksek binalar itibar
Günün sonunda milletler de insanlar gibidir... aynaya bakmak isterler. Aynada gördükleri şey güç değilse bile haysiyet olsun isterler. Zenginlik değilse bile umut olsun isterler. Ve bir gün gelir, en uzun gölgeler bile güneş karşısında kısalır. Toprağın altına girer gölgesi dahi yok olur. O gün millet "belki" yeniden kendini hatırlar... Zira toplumsal hafıza gecikir ama kaybolmaz
Bu düzenin en karanlık yanı, belki de umudun sistemli bir şekilde tüketilmesidir. Geleceğe dair atılan her adım, bir çıkmaz sokağa çıkıyor
Birikim yapan, cezalandırılıyor çalışan, yoruluyor düşünen, hapsoluyor. Ufuk, varsa bir yanılsamadan ibaret... herkes bir hedef zannediyor ama aslında yürünen yol, kendi kuyruğunu ısıran bir yılan gibi dönüp duruyor
Tüm kaderiniz budur esasen ve o aptal yanılsama içerisinde ömrünüz geçiyor
İnsanlar, yalnızca mideyle değil, hayallerle de yaşar deriz. Ama cesaret yoksa, hayaller de anlamsızdır
Gençlik, coşkusunu yitirmiş, yaşlılık bilgeliğini unutmuş. Herkes bir kabuğa çekilmiş, komşusundan korkar olmuş
O şucu bu bucu diye suçlanıyor millet daha nasıl paramparça edilir? Daha nasıl birliği bozulur?
Tek suç, farklı olmak, en büyük erdem ise görünmez olmak. Görünmez ol, maaşın işlesin. Görünmez ol başına bela alma. Budur milletin gizli kuralı. Bu kural insanla kölenin ayrımıdır. Köle seçer bunu. Hür adamın işi değildir. Zira özgür insan, kendi gölgesinden bile sorumludur korkuyla büzülmez, ümitle dik durur
Memleketteki en büyük kavga da işte bu
Kula kul olanlarla, mülkün sahibi önce Allah sonra millettir diyenler arasındaki o kadim çatışmadır bu. Lakin bu sıradan bir iktidar kavgası değil
Bu, tok ile aç arasında da değil, ufku olanla ufku çalınan arasında patlak veren bir vicdan savaşıdır
Aç adam, açlıktan yana tavır koyar çünkü ekmeğini ister tok adamsa çocuğu da ak-zombilere dönüşmesin, ruhu da betona karışmasın diye sistemi değiştirmek için mücadele eder. Biri hayatta kalmak için, öteki yaşamak için savaşır
İşte tam da bu yüzden
Bir millet, kendisine çizilen gölgeyi kader sanmaya başladığı gün, özgürlüğünü kaybeder ama o gölgenin sahibini sorgulamaya cesaret ettiği gün, tarih yeniden yazılmaya başlar
Bize yeni bir parti değil, toplumsal bir hareket lazımdır. @mansuryavas06 ve @zaferpartisi sadece sizin omuzlarınızdadır bu görev.
Ufkumuzu kurtarın!
Türkleri kurtarın!
Belki de sıfır çekeceksiniz Dünya Kupası’nda.
Sırf turnuvaya katıldıkları için 500’er bin euro primi indirdiniz cebinize.
Villalar falan üstüne cabası.
En güzel evlerde yaşayıp en güzel arabalara binip güzel kızlarla gününüzü gün ediyorsunuz.
Türkiye’de yaşayan hiçbir ekonomik, siyasi, hukuk krizi hayatınızı en ufak derecede etkilemiyor.
Çocuklarınız en iyi okullarda eğitim görüyor.
Bunların karşılığında yapmanız gereken tek şey top oynamak. Oyun oynamak.
Ama siz en ufak bir eleştiride nazlanıp çocuk gibi etkileniyorsunuz.
Kepazesiniz, utanç vericisiniz. Bu milletin size verdiği değerin tozunu bile hak etmiyorsunuz.