30 Ağustos sadece bir zafer değildir.
Türk milletinin karakteridir.
Bazı şeyleri gerçekten hissedebilmek için sadece tarihe değil, o gün yaşananlara bakmak gerekir.
Bir ülke işgal edilmiş…
Yokluk var.Yoksulluk var.Silah yok, para yok, imkân yok.
Ama bir şey var:
Teslim olmama iradesi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının en büyük gücü de buydu.
Bu milletin başına ne gelirse gelsin yeniden ayağa kalkabileceğine inandılar.
Ve kalktılar.
30 Ağustos, bana göre tam olarak bunun adıdır.
“Artık yapacak bir şey yok” diyenlere karşı,
“Hayır, var” diyebilmenin zaferidir.
Bugün bu ülkede başımız dik yaşayabiliyorsak, kendi bayrağımızın altında nefes alabiliyorsak, kendi geleceğimize kendimiz karar verebiliyorsak; bunun arkasında o büyük mücadelenin insanları vardır.
Onlara borcumuz, sadece yılda bir gün hatırlamak değildir.
Bu ülkeye sahip çıkmaktır.Cumhuriyet’e sahip çıkmaktır. Bağımsızlığa sahip çıkmaktır.
Çünkü 30 Ağustos bize şunu gösterdi:
Bu millet yenilebilir sanılabilir.Yorulabilir. Yoksul bırakılabilir.Kuşatılabilir.
Ama teslim alınamaz.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakları bize vatan bırakan bütün kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
AİHM ne biz zorla girmedik.Türkiye kendisi katıldı.Bugün onun kararlarına itiraz edenler, yarın güç gidince oralara sığınırlar veya oralara kaçmaya çalışırlar. Bunu göreceğiz. O zaman ey Avrupa bizi kurtar diyenleri göreceğiz. İki yüzlüleri göreceğiz. Mesele bu değil adaleti uygulamaktır. Adalet herkese lazım, despotlara, hırsızlara, haramzadelere, kamuyu soyanlara,mazlumun hakkını yiyenlere, adaletsizlere,daha çok lazım olacak.🇹🇷
KHK lıların haklı mücadelesine hiç bir destek vermeyip bize akıl vermeye bizi eleştirmeye çalışıp boş boş konuşanlar sizin gibi insanlar olduğu sürece bu KHK Zulmü daha çok sürer.
Marcus Aurelius'un Kendime Düşünceler kitabından 3 ana mesaj:
1. Öfke ve kırgınlık, karşındakinin davranışından değil, senin o davranışa yüklediğin yargıdan doğar. Pratikte biri sana haksızlık ettiğinde, "bana ne zarar verdi?" yerine "bu olay benim aklıma ve irademe gerçekten zarar verebilir mi?" diye sormak, öfkeyi daha büyümeden keser.
2. İtibar peşinde koşmak, tanımadığın ya da henüz doğmamış insanların onayını bugünden dilenmektir. Pratikte bir karar verirken "insanlar ne der?" sorusunu bırakıp "doğam ve görevim neyi gerektiriyor?" diye sormak, seni şöhretin değil, doğru eylemin peşinden götürür.
3. Sabah kalkarken zor, nankör, kibirli ve bencil insanlarla karşılaşacağını baştan kabul etmek kötümserlik değil, bir özgürlük pratiğidir. Pratikte beklentiyi sıfırlayınca insanlar seni hayal kırıklığına uğratamaz; onlara kızmak yerine sınır koyup kendi işine ve erdemine odaklanabilirsin.
Krunic o dönem 6-7 maç rezil oynamış sonra 1 maç iyi oynamış diye çıkıp böyle kibirli kibirli konuşmuştu. Şuan İrfancan için de bu günün hayaliyle yaşıyor. Hocamız maalesef takıntılı biri. Aziz Yıldırım müdahale etmezse geçmiş olsun
ANAYASA MAHKEMESİ'NDEN KODLAMA (GARSON) İDDİASINA İLİŞKİN ÖNEMLİ HAK İHLALİ KARARI
Anayasa Mahkemesi,
02/04/2026 tarih ve 2023/47320 Başvuru Numaralı Kararında,
OHAL KHK'sı ile kamu görevinden çıkarılan başvurucunun,
Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan ÖZEL HAYATA SAYGI HAKKININ İHLAL EDİLDİĞİNE karar vermiştir.
Başvurucunun kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin yürütülen yargılamada verilen DAVANIN REDDİ KARARINDA;
* EA Kodlaması,
* Takipsizlik kararı yer almaktadır.
Veri İnceleme Raporundaki verilerin somut bilgilerle desteklenmesi gerekmektedir.
Başvurucunun meslekten çıkarılması ile ilgili ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahale ölçülü değildir.
ANAYASA MAHKEMESİ'NİN İHLAL KARARI DOĞRULTUSUNDA İZLENİLECEK HUKUKİ YOLLAR;
İhraç dava dosyaları ;
* İdare Mahkemeleri,
* Bölge İdare Mahkemeleri,
* Danıştay,
* Anayasa Mahkemesi'nde olanlar kararda yer alan tespitlere yönelik dava dosyalarına ek beyanda bulunabileceklerdir.
Anayasa Mahkemesi kararında yer alan tespitlerin dava dosyalarına sunulmasında fayda vardır.
Hukuki destek konusunda yardımcı olurum.
02/04/2026 tarihli karardan.
5/ 📌 Garson kod adlı gizli tanık verileri AYM'ye göre Garson verileri tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir. Bu verilerin başka delillerle desteklenip desteklenmediği değerlendirilmelidir.
FETÖ ile mücadele sonuna kadar sürmeli,bütün vatan hainleri,suçları sabit olanlar gerekli cezaları almalı bunu sonuna kadar destekliyoruz.Fakat mesleklerinden ihraç edilmş beraat-takipsizlik almalarına rağmen mesleklerine iade edilmeyen #KHK mağdurları göreve iade edilmelidir.
➖KHK’lilerin adalet arayışına şiddetle, zulümle değil;
çözümle demokrasi ile ve adaletle karşılık verilmelidir.
���KHK zulmü artık son bulmalı, daha fazla zaman kaybedilmeden KHK’ler iptal edilmelidir!
➖Koca bir 10 yıl geçti, daha ne kadar sürecek bu zulüm?
➖Kulak verin, KHK’lilerin adalet çığlığını duyun!
📌TBMM kürsüsünden bugün bir kez daha KHK’lilerin adalet çığlığını yükselttik.
#khk #khkleri̇ptaledilsin #khkzulmüneson
KHK’larla ihraç edilen kamu görevlileri arasında haklarında kesinleşmiş beraat kararı verilen, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen veya ceza yargılaması sonucunda suç isnadı hukuken ortadan kalkan birçok kişi bulunmaktadır.
Hukuk devletinde idari işlemler de yargı kararları ışığında yeniden değerlendirilmelidir.
Hakkında suç isnadı hukuken geçerliliğini yitirmiş kişilerin dosyaları gecikmeksizin gözden geçirilmeli; görevlerine iade edilmeleri gerekenler bakımından adalet tesis edilmelidir.
Adalet, yalnızca cezalandırmayı değil; haksızlığa uğrayanın hakkını gecikmeden teslim etmeyi de gerektirir.
Güçlü devlet, hatasını hukuk içinde düzeltebilen devlettir.
Dr. Ufuk Yeşil'in kaleme aldığı ve web sitemizde yayımlanan yeni makalede, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) TCK 314. madde (örgüt üyeliği) yargılamalarında emsal teşkil eden ve hukuki bakış açısını kökünden değiştiren 'Yasak/Türkiye' kararı detaylıca inceleniyor.
Bu tarihi karar, Yüksel Yalçınkaya kararındaki ilkeleri çok daha geniş bir kapsama taşıyor. Artık yalnızca ByLock kullanımı değil; Bank Asya hesap hareketleri, sendika veya dernek üyelikleri, SGK kayıtları, gazete abonelikleri ve tanık beyanları gibi tek başına şiddet içermeyen, yasal ve rutin faaliyetler otomatik mahkumiyet gerekçesi yapılamayacak.
Yazıda detaylandırıldığı üzere AİHM, 'kusursuz ceza olmaz' ilkesinin altını kalın çizgilerle çiziyor. Bir kişinin cezalandırılabilmesi için, o yapının şiddet içeren nihai amacını 'bilerek ve isteyerek' benimsediğinin, eylemin yapıldığı dönemdeki şartlara göre ve kişiye özgü somut delillerle ispatlanması zorunlu tutuluyor.
Dosyaya sunulan yasal eylemlerin sayıca çok olması veya alt alta sıralanması tek başına suç kastı yaratmıyor. Sanık ile yapının hiyerarşik veya stratejik birimleri arasında somut bir bağ kurulamıyorsa ve suç kastı şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamıyorsa, çıkması gereken tek hukuki sonucun beraat olduğu vurgulanıyor. Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin tavizsiz uygulandığı bu sürecin yargılamalara etkisini ve mahkumiyet için aranan zorunlu şartları tüm detaylarıyla ele alan
Dr. Ufuk Yeşil imzalı bu makalenin tamamını web sitemizden okuyabilirsiniz.
https://t.co/2kj9Yizu94