🚨 BREAKING:
Russian Foreign Ministry spokesperson Maria Zakharova:
"ISIS generally attacks the enemies of the United States. It's a strange coincidence."
Yunan epolitical sitesinin, Ege’deki son gelişmelerin Türk basınında nasıl yer bulduğunu “aktardığı” bir yazısında, kendi ismime rastladım. Geçtiğimiz günlerde Yunanistanʼın, “sözde Fır ihlali” yalanıyla uluslararası kamuoyunu nasıl yanıltmaya çalıştığından bahsetmiştim ve ortada bir olay olmadığını, Yunanistan’ın uluslararası hukuka, Lozan ve Paris antlaşmalarına nasıl aykırı hakeret ettiğini anlatmıştım. Bu yazıma atıf yapılarak, hakkımda “Türkiye-Yunanistan ilişkilerine dair agresif/sert tutumuyla bilinen” diye bir betimleme yapılmış. Anlaşılan anlatmak istediklerim yerine ulaşmış ki bu tarz uğraşlar içerisine girilmiş.
Bu arada yazının sonundaki en ironik yer, güç gösterisi yaptıklarını sanmaları...
Tekrar belirtelim o zaman;
Türkiye, Adalar Denizi’nde barışçıl ve hukuk temelli bir politika izlerken Yunanistan, adaları sistematik silahlandırma, 10 mil iddialarıyla hava sahasını genişletme, deniz yetki alanlarında tek taraflı fiilî durum yaratma ve “tek uyuşmazlık” tezini stratejik bir maske olarak kullanma yoluyla maximalist ve yasadışı bir tutum sergilemektedir. Bu yaklaşım, hem 1923 Lozan düzenini hem de 1947 Paris Antlaşması’nın açık hükümlerini ihlal eden, bölgesel istikrarı bilinçli biçimde bozan revizyonist bir politikadır.
İlgili yazı:
https://t.co/23PLOfEVoh
Yunanistan'da büyük ve küçükbaş hayvan sayılarına ilişkin resmi istatistiklerle sahadaki gerçek rakamlar arasında ciddi farklar olduğu ortaya çıktı.
İddialara göre, AB fonlarından yararlanmak amacıyla gerçekte var olmayan yüksek hayvan varlıkları beyan edilerek milyonlarca euroluk usulsüzlük yapıldı.
Kurtarma Fonu'nun 31 Ağustos'ta sona ermesiyle birlikte, AB kaynakları kapanan Yunanistan'ın bu kez hangi rakamlarla ayakta kalacağı merak konusu.
Ünlü Foreign Affairs dergisi:
“Ortadoğu’da Amerikan hükümranlığı sona eriyor.”
(Amerikalıların kabul ettiği fakat Türkiye’deki eziklerin kabul edemediği gerçeklik.)
🔴BOĞAZİÇİ'NDE NE OLUYOR
"Diktatörlükle yönetiliyor" dedikleri ülkede bir grup cübbeli simsar, tamamen meşru yollarla seçilen ve Boğaziçi Üniversitesi'ne çağ atlatan bir rektöre sırtını rektöre dönerek tam 2056 gündür "Kabul etmiyoruz" eylemi yapıyor.
Ve bunlar hâlâ orada duruyor.
İnsanın bunları görünce "Keşke bir miktar diktatörlük olsaydı" diyesi geliyor.
🔴BAKIN ASIL KAVGA NE🔻
https://t.co/zNNsmjsXNI
Denizlerin, boğazların, su yollarının küresel sistemde yüksek gerilim alanları olarak öne çıktığı bir dönemdeyiz.
Dünyadaki gerilim alanlarına ve çatışma eksenlerine baktığımızda, “MAVİ VATAN” yaklaşımımızın ne kadar kıymetli ve stratejik olduğu bir kez daha görülüyor.
“TEKNOFEST MAVİ VATAN”ın tam bu dönemde ortaya koyduğu gibi Türkiye’nin barışı koruma iddiası, sadece kuralları hatırlatan bir yaklaşım değil; kuralları, hak ve menfaatlerimizi koruyacak somut bir gerçekliktir.
Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de son yıllarda olanlara baktığımızda, daha geniş bir şekilde Hürmüz merkezli gelişmelere ve Uzakdoğu’dan Latin Amerika’ya kadar olan gerilim hatlarına dikkat ettiğimizde, denizlerde egemenliğimizi korumanın geçmişe göre çok daha büyük stratejik değer kazandığı ve yüksek kabiliyet gerektirdiği görülüyor.
Sayın Cumhurbaşkanımız ülkemizi savunma sanayii konusunda bağımlılığa hapsetmek isteyen vesayeti yıktı ve tam bir “ÖZGÜVEN DEVRİMİ” gerçekleştirdi.
“TEKNOFEST MAVİ VATAN” etkinlikleri, kabiliyetlerimizi ve kapasitemizi geliştirme konusunda Sayın Cumhurbaşkanımızın gerçekleştirdiği “ÖZGÜVEN DEVRİMİ”nin kesintisiz ilerlediğini bir kere daha ispat ediyor.
“TEKNOFEST MAVİ VATAN”daki etkinlikler, bu konudaki iddialarımızın her yaştan insanımıza nasıl aktarıldığını gösteriyor.
TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Sayın @Selcuk Bayraktar’ı ve emeği geçen herkesi tebrik ediyoruz.
“ÖZGÜVEN DEVRİMİ”ni sahiplenen gençler, Türkiye Yüzyılı hedeflerimizin imzacısı olacak…
#TeknofestMaviVatan
İBB davasında müteahhit Seyfi Beyaz, 18 yıllık dostu Ekrem İmamoğlu ile yüzleşti:
“Sana rüşvet, babana daireler verdik. Yoksa iskânımızı çıkarmayacaktın.”
Ayrıca Kameroğlu İnşaat’tan iki dairenin de Derya Çayırgan adına alındığı MASAK raporlarına yansıdı.
Aile boyu rüşvetin aklanması boyutunu içeren İBB davası duruşmalarındaki yüzleşme | Ece Sevim ile DOSYA YouTube kanalında.
https://t.co/RgmOb3xf5U
Urartu should not be retrospectively labelled an “Armenian kingdom.” It was a distinct Iron Age polity, known in its own royal tradition as Biainili, centred around Lake Van. Its documented language, Urartian, belonged to the Hurro-Urartian language family, whereas Armenian is Indo-European (Wilhelm, 2008; Diakonoff, 1985).
This is not merely a question of self-identification. Linguistic, political, ethnonymic and archaeogenetic evidence does not demonstrate an uninterrupted Armenian ethnic or political identity extending back through Urartu. Urartian and Armenian are not successive stages of the same language; Old Armenian instead contains identifiable Hurro-Urartian borrowings, indicating contact and inheritance between distinct linguistic populations (Diakonoff, 1985).
Urartu also had its own rulers, inscriptions, royal terminology and political identity. The later emergence of Armenian political and ethnonymic terminology in overlapping geographical territory does not make the earlier kingdom Armenian. Geographical succession is not evidence of ethnic or political identity.
Archaeogenetics further complicates claims of homogeneous continuity. Urartian-period individuals from the Lake Van centre at Çavuştepe and from present-day Armenia shared Urartian material culture yet formed distinct genetic clusters. The Van population also showed continuity with the pre-Urartian population of nearby Muradiye (Lazaridis et al., 2022). Thus, participation in Urartian political and material culture did not require a single homogeneous ancestral population.
Later Armenian populations may have incorporated descendants of Urartian populations and inherited elements of their culture, territory and vocabulary. But inheritance and incorporation are not identity. Hurro-Urartian elements in Armenian are consistent with language contact, substrate influence and population incorporation rather than proving that Urartians and Armenians were the same linguistic or ethnic community (Diakonoff, 1985).
The projection of modern national identities deep into antiquity is also a recognised historiographical problem. Suny (2001) describes such primordial national narratives, in which modern nations are presented as essentially unchanged communities extending into the ancient past.
The evidence therefore supports a more complex history: Urartu was a distinct Iron Age kingdom with a documented Hurro-Urartian language and heterogeneous populations, followed by processes of demographic incorporation, linguistic change, cultural inheritance and Armenian ethnogenesis in overlapping geographical space.
Geographical succession is not ethnic identity. Cultural inheritance is not political identity. Population ancestry is not automatically national identity.
Calling Urartu an “Armenian kingdom” therefore represents a retrospective national identification rather than a demonstrated, uninterrupted continuity of Urartian and Armenian linguistic, ethnic and political identity.
References
Diakonoff, I.M. (1985) ‘Hurro-Urartian Borrowings in Old Armenian’, Journal of the American Oriental Society, 105(4), pp. 597–603.
Lazaridis, I. et al. (2022) ‘The genetic history of the Southern Arc: A bridge between West Asia and Europe’, Science, 377(6609), eabm4247. doi:10.1126/science.abm4247.
Suny, R.G. (2001) ‘Constructing Primordialism: Old Histories for New Nations’, The Journal of Modern History, 73(4), pp. 862–896. doi:10.1086/340148.
Wilhelm, G. (2008) ‘Urartian’, in Woodard, R.D. (ed.) The Ancient Languages of Asia Minor. Cambridge: Cambridge University Press, pp. 105–123.
Yeşil Vatanımız; ormanlarımız, gelecek nesillerimizin ortak emanetidir. 1 Haziran 2026’dan bu yana 25 ilimizde meydana gelen 73 orman yangınına ilişkin adli işlemler başlatılmıştır.
Cumhuriyet Başsavcılıklarımız tarafından yürütülen soruşturmalarda 46 şüpheli tespit edilmiş; 12 şüpheli tutuklanmış, 21 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır.
Ormanlarımızı korumak, geleceğimizi korumaktır. Bu anlayışla Başsavcılıklarımız, yangınların nedenlerini ve sorumlularını titizlikle araştırmayı sürdürmektedir.
Kastıyla, ihmaliyle veya tedbirsizliğiyle orman yangınına sebebiyet veren herkes bilmelidir ki; Yeşil Vatanımıza kasteden, ormanlarımıza zarar veren hiçbir eylem karşılıksız kalmayacaktır.
Şu yazıyı yazdığımda tarih daha Temmuz 2025’ti.
Bu hafta boyunca da aynı isim Mark Levin “Erdoğan’ın köpeği Barrack’ı kovun” diye Trump yönetimine baskı yaptı.
Ayırca “Trump yönetiminden tek tepki gelmedi” diye tepki veriyor.
Fatih Altaylı içerideyken eli kolu bağlı diye dokunmadım❗️
Şimdi baktım da Dilek İmamoğlu üzerinden "kadın savunuculuğu" ayaklarına yatıyor❗️
Fatih!
Hele bir bak❗️❗️❗️
Merhum Hasan Karakaya'yı hatırlatırım sana❗️❗️❗️
@fatihaltayli
🚨 TOM BARRACK’TAN TARİHİ YPG/PKK İTİRAFI!
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack açıkça söyledi:
“Amerika, daha önce PKK olarak değerlendirilebilecek bir bölümü aldı, buna YPG dedi ve ardından SDG yapısına dahil etti.”
Yıllardır anlattığımız gerçek, ABD tarafından itiraf edilmiştir:
YPG, PKK’dan ayrı değildir!
SDG, PKK’yı perdelemek için üretilmiş bir isimdir!
ABD, terör örgütü olarak tanıdığı PKK’yı yeniden adlandırmış, silahlandırmış ve meşrulaştırmaya çalışmıştır!
Bu açıklamadan sonra hiç kimse “YPG ayrı, PKK ayrı” yalanına sığınamaz.
YPG = PKK = SDG!
İsimleri farklı, terör örgütü aynıdır!
İşte itiraf videosu 👇
https://t.co/TA77h0GLcq