Koca bir neslin mutluluğunu tek kelime telef etti: “yakışan”.
İlişkisini başkasının ilişkisiyle ilgili ne söyleyeceği belirleyen biri olmak. Kendi içgüdülerinin, duygularının, deneyimlerinin referanslarının ötesinde başkalarının keyfi gündemlerini koymak. Başkalarının gözündeki konumunu, ilişkisinin belirleyeceği statünün karar vermesine izin vermek.
Bu çağa kadarki nesiller, en azından gençliğinde, onunla birlikte olduğunda dünya ile bağının tamamen koptuğu ilişkiler yaşamasaydı ve onun için kalan herkesin ne düşündüğünün vız gelmesini sağlayacak bir mekanizma yani “aşk” evrilmemiş olacaktı. Bu şaşkınlar aşkı bile başkalarına göstermek için yaşıyor ve bir ömür hangi duyguları hiç yaşamadığından habersiz taleplerle geçiriyor.