Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Büyük Taarruz’u başlattığı Kocatepe’de genç kardeşlerimizle bir aradaydık.
Bu topraklar bize bağımsızlığın, cesaretin ve fedakarlığın ne demek olduğunu öğreten atalarımızın emanetidir.
Bu ruhu yaşatacak olan da yine gençlerdir. 🇹🇷
21.Geleneksel Gençlik Kampımızı büyük bir coşkuyla tamamladık. Türkiye’nin dört bir yanından gelen teşkilat mensuplarımızla üç gün boyunca dolu dolu bir kamp geçirdik, gelecek dönem hedeflerimizi ve çalışmalarımızı belirledik.
İstikbal biziz, biz geleceğiz 🇹🇷
Bugün Hünkar İskelesi Antlaşması’nın yıl dönümüydü.
1833’te Osmanlı, Mehmet Ali Paşa isyanının oluşturduğu tehdidi bertaraf etmek için Rusya ile Hünkar İskelesi Antlaşması’nı imzaladı.
Ancak bu antlaşma yalnızca bir güvenlik anlaşması olarak kalmadı. Boğazlar gibi devletin en stratejik meselelerinden biri, Osmanlı’nın tek başına karar verebildiği bir alan olmaktan çıkıp büyük güçlerin pazarlık konusu haline geldi.
Tarih bize şunu gösteriyor: Günü kurtarmak için yapılan kısa vadeli hesaplar uğruna bağımsızlıktan verilen ödünler, başlangıçta küçük dahi olsa zamanla devletin en hayati meselelerini bile başka devletlerin pazarlık konusuna dönüştürebilir.
Tesadüf o ki, iki hafta sonra yine Temmuz ayı içinde hem Lozan Antlaşması’nın hem de Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin yıl dönümlerini idrak edeceğiz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde cephede kazanılan Kurtuluş Savaşı, Lozan’da tüm kapitülasyonları tarihe gömdü ve boğazlar konusundaki egemenliğimiz Montrö ile de taçlandırıldı.
Yani tarih bize sadece zayıflığın bedelini değil, bağımsızlık iradesinin neleri geri alabileceğini de gösteriyor.
Bugün de benzer bir soruyla karşı karşıyayız.
Hükümet muhtemelen Trump’ın gelişi üzerinden bir diplomatik zafer fotoğrafı vermeye çalışacak. Oysa dış politikada asıl mesele, kameraların önündeki tokalaşma değil, kameraların arkasında Türkiye adına alınan kararlardır.
Türkiye ev sahibi olabilir. Ama Türkiye masanın sahibi mi?
Ülkemizin ihtiyacı, bir gün Washington’dan, bir gün Moskova’dan gelecek işarete göre pozisyon alan bir dış politika değildir. Ülkemizin ihtiyacı, başkalarının kurduğu masalarda yer kapmaya çalışan bir dış politika da değildir.
Türkiye’nin ihtiyacı, kendi masasını kurabilen, kendi kararını alabilen ve bağımsızlığından ödün vermeyen bir dış politika anlayışıdır.
Bağımsız Türkiye Partisi’nin ortaya koyduğu irade de tam olarak budur.
"Kurtuluş Savaşı" demeyecekmişiz!
Neyden kurtuluyormuşuz?
Önce Osmanlı varmış!
Millî Eğitim Bakanımız böyle diyor!
Evet... Sayın Bakan, Mustafa Kemal Atatürk Samsun'dan Kurtuluş Savaşı'nı başlatmadan önce bir Osmanlı vardı. Ama hangi Osmanlı?
Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı?
Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı!
Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı!
Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı!
Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır.
Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır.
Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim:
Sevr'den kurtulduk!
İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk.
Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk.
Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk.
Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır.
Unutmayın; altında Atatürk'ün imzası olmayan son zafer olmasaydı, önceki hiçbir zaferimizi kutlayamayacaktık!
Örneğin, bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz.
O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız.
Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız!
Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim!
Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir.
Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK Haziran ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı.
Memur ve emeklinin maaş zam oranını belirleyecek oranlar beklendiği gibi düşük çıktı.
TÜİK’e göre enflasyon Haziran’da yüzde 0,99 artmış.
Evet... sadece yüzde 0,99!
Yıllık enflasyon ise yüzde 32,11.
Çok merak ediyorum, TÜİK bu rakama nasıl ulaştı.
Bu fiyatlar nerede ise bize de söylese de biz de alışverişlerimizi oradan yapsak!
TÜİK ne yazık ki uzun süredir halkın gerçeklerini yansıtan veriler açıklamıyor!
Halkın maruz kaldığı enflasyon ile TÜİK enflasyonu arasında dağlar kadar fark var.
Az önce de ifade ettiğimiz gibi TÜİK emekli ve memur maaşlarının belirleneceği ayda yine düşük bir rakam açıkladı.
Olan yine garibana oldu!
Açıklanan bu rakamla en düşük emekli maaşı 20 bin liradan 23 550 liraya çıktı. Üstelik bu da kök maaşa yapılacak özel zamla mümkün olabilecek.
Asgari ücrete ara zam beklentisi ise hayal kırıklığıyla sonuçlandı.
Bu insafsız, vicdansız bir sistem!
Soruyorum size; açlık sınırının yaklaşık 36 bin lira olduğu bir düzende emekli 23 bin 550 lirayla ne yapacak, asgari ücretli 28 bin lirayla ne yapacak?
İstanbul’da kiralar 40- 45 bin liradan başlıyor ama emekli 23 bin 550 lira alacak, asgari ücretli 28 bin lira alacak!
Bunu hangi matematikle, hangi vicdanla açıklayacaksınız?
Çeyrek asırlık bir iktidarın Türk halkını getirdiği durum bu mu olmalıydı?
Bu millete yazık oluyor, koca bir neslin umutları yok oluyor. Gençlerimiz ailesini, vatanını bırakıp yurt dışında bir gelecek aramak zorunda kalıyor.
İnsanlarımız ekonomik şart nedeniyle önce köyünü, şehrini bırakıp büyükşehirlere getirildi şimdi de ülkesini terk etmeye zorlanıyor.
Bilinçli, planlı bir fakirleştirme operasyonuyla karşı karşıyayız!
Milyonlarca yabancının kontrolsüz bir şekilde doldurulduğu ülkemizde kendi insanımızın yaşayamaz hale gelmesi sizce düşündürücü değil mi?
Türk milleti asil bir millettir, Türk halkı ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş’ın dediği gibi ‘Bir eli yağda bir eli balda yaşamayı hak eden bir millettir.
Ve bu hayatı yaşamak hayal değildir. Yeter ki bu ülkenin kaynaklarını bu ülke ve insanı için kullanın.
İşte Bağımsız Türkiye Partisi bunu yapacak olan partidir.
Milli Ekonomi Modeli ile kaynaklarımız yabancıya ve yandaşa akmak yerine yüce Türk milletine akacaktır.
Böyle bir Türkiye’de insanımız geçim sıkıntısından uzak bir hayat yaşayacaktır.
Bu bir hayal değil bir tercih meselesidir.
Her türlü imkan , kaynak bu ülkede mevcuttur, Yeter ki milletimiz yerli ve milli bir kadro olan Bağımsız Türkiye Partisine icazet versin.
Türkiye’nin dört bir yanından gelen teşkilat mensuplarımızla 3 gün sürecek gençlik kampımızın açılışını gerçekleştirdik.
Üye kampanyamızda üstün başarı gösteren teşkilat mensuplarımıza plaketlerini takdim ettik.
Geleneksel Gençlik Kampımız YARIN başlıyor!
3-4-5 Temmuz’da; seminerler, oyunlar, yarışmalar ve şölenlerle dolu dolu bir program bizi bekliyor.
Türkiye’nin dört bir yanından gelen Bağımsız Türkiyeli gençler, Genel Başkanımız Hüseyin Baş ile bu kampta bir araya gelerek hem Türkiye'nin geleceğini konuşacak hem de gençliğin enerjisini ve coşkusunu tüm ülkeye yayacak.
#gençlikgeliyor
Kurulduğumuz günden beri 25 yıldır devam ediyoruz. Bağımsız Türkiye Partisi geleneksel yaz gençlik kampı bu yıl da Afyonkarahisar’da.
Gençlerimizle buluşacağız, hasbihal edeceğiz, teşkilatımızı daha da güçlendireceğiz. Şimdiden hayırlı olsun.
#SONDAKİKA
📌Yargıtay açıkladı: BTP'nin üye sayısında rekor artış
➡️Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıkladığı Temmuz 2026 siyasi parti üye sayıları verilerine göre, BTP, Ocak'tan Temmuz'a kadar geçen 6 aylık dönemde üye sayısını yüzde 263,49 oranında artırarak siyasi partiler arasında en yüksek yüzdelik büyümeyi sağlayan parti oldu
Bu tarz anket ve araştırma sonuçlarında tuhaf bir biçimde BTP'ye hiç yer verilmiyor.
Örneğin bu artış sıralamasında üçüncü sıradaki YRP'nin artan üye sayısı 50 bin 152, dördüncü Anahtar Parti'nin ise 36 bin 741. Beşinci Zafer Partisi'nin ise 3 bin 315.
Oysa BTP'nin Ocak 2026'da 14 bin 450 olan üye sayısı, Temmuz 2026'da 52 bin 525 olmuş. Yani 38 bin 75 olmuş.
Paylaşılan sıralamalarda dördüncüden de beşinciden de fazla ama listede yok. Enteresan.
🔴Yargıtay Temmuz ayı üye sayılarını açıkladı.
Ocak ayından Temmuz ayına yüzdelik olarak en çok üye artıran parti BTP (Bağımsız Türkiye Partisi) oldu 👏🏻