Akın Gürlek, “Devletin bağından üzüm kurusu çalan tilkiden, devlet pekmez olarak o üzümü çıkartır.” diyor. Tilki geçinen çakallara devleti tanıtan sayın bakanıma hürmetlerimi sunarım.
Türk milliyetçiliği, tarihsel olarak kriz anlarında ortaya çıkan bir savunma refleksi olmanın ötesine geçip,memleketin oyun kurucu iradesi olmak zorundadır. Bu da düşünsel esneklik, stratejik derinlik ve medeniyet iddiası gerektirir.
Ne var ki, hem geçmişte cennet mekan Başbuğ’u hem de bugün Devlet Bahçeli’yi eleştiren bazı çevreler, bu geniş ufku kavrayamamaktadır. Onların zihninde milliyetçilik, dar, reaksiyoner ve çoğu zaman ötekileştirici bir çerçeveye sıkışmıştır.
Bu yaklaşım, Türk milliyetçiliğini etnik karşıtlıklara indirgeyen, içi boş ve tarihsel
derinlikten yoksun bir bakıştır.
Oysa Türk milliyetçiliği, coğrafyalara sığmayan bir adalet ve hoşgörü anlayışını içinde barındırır. Bu anlayış, sadece bir etnik kimliğin savunusu değil, geçmiş devlet tecrübeleri ile sabit olduğu üzere ve Yesevi fikriyatından ilham alan farklılıkları adalet ekseninde bir arada tutabilen bir medeniyet iddiasıdır.
Cumhuriyeti inşa eden fikriyat Türk milliyetçiliğidir. Ve aynı fikriyat, bugün Cumhuriyet’in ikinci yüzyılını da inşa edecek iradeyi taşımaktadır
Yeni dönemi okuyamayanlar, hala eski mücadele alanlarının diliyle konuşanlar, bu büyük dönüşümü kavrayamazlar
Türk milliyetçiliği, kendi özünde yani adalet, merhamet ve yüksek medeniyet idealine yöneldiğinde, sadece bir ideoloji olmaktan çıkar ve bir çağın kurucu iradesine dönüşür.
Devlet Bahçeli'nin yeniden Türk-İslam medeniyeti iddiası bir Doğu–Batı tercihi tartışmasına indirgenemez, aksine,kültür, ahlak ve akıl arasında kurulması gereken dengeli bir bütünlüğe dayanır.
Bir toplum, ya başkalarının ürettiği medeniyetin tüketicisi olacak ya da değerlerinden hareketle kendi medeniyet kodları üzerine dünyada yeni düzen inşa edecektir. Bu tercih, yalnızca entelektüel bir tartışma değil, aynı zamanda tarihsel bir istikamet meselesidir.
Bu değerlendirme ışığında Devlet Bahçeli, Türk ve Türkiye Yüzyılı kavramı ile fonksiyonel dönüşüm ile Türk Milliyetçiliğinin yeni ufkunu da net olarak ortaya koymuştur. Dünyada söz sahibi medeniyet iddiası ve yeniden küresel güç Türkiye hedefi.
Terörsüz Türkiye sürecini bu bağlamdan ayrı düşünmek ve değerlendirmek mümkün değildir.
Bu çerçevede bakıldığında, Terörsüz Türkiye hedefi sadece bir güvenlik projesi olarak okunursa eksik kalır. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında mesele, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türkiye’nin enerjisini iç güvenlik ve kimlik çatışmalarına harcamayan, dikkatini bölgesel güç ve medeniyetini hakim kılma mücadelesine yöneltebilen bir devlet yapısına ulaşma arayışı olarak yorumlanabilir.
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında ortaya çıkan yeni denklem farklıdır. Türkiye artık sadece sınırlarını korumaya çalışan bir devlet değil enerji koridorlarının, ticaret yollarının, savunma sanayisinin ve
bölgesel diplomasinin merkezinde yer alma iddiası taşıyan bir aktördür. Suriye’de elden edilen kazanımlar ve 2023 seçimlerinde milletin iradesi ve desteği ile terör devleti riskinin sona erdiği bir dönemde kırk yılı aşkın süredir devam eden terör sorununun sona ermesi, yalnızca güvenlik açısından değil, Türkiye’nin stratejik kapasitesi açısından da önem taşımaktadır.
Bu perspektiften bakıldığında “Terörsüz Türkiye”, yalnızca silahların susması değil devletin enerjisini güvenlik ekseninden çıkarıp kalkınma, kültür, bilim, teknoloji ve bölgesel liderlik eksenine taşıma
arayışının adı olarak değerlendirilebilir. Bahçeli’nin bu süreçteki tarihi rolü ise, meseleyi günlük siyasetin sınırlarından çıkarıp tarihsel devlet perspektifi içinde ele alma çabası olarak görülmektedir.
Türk Milliyetçilerine düşen görev Devlet Bahçeli'nin sadece bir siyasi lider olmanın ötesinde bir hareketin ve idealin yeni yüzyıla dair ufkunu çizen bir fikrin öncüsü olduğunu da kavramaktır.
Devlet Bahçeli'nin vizyonunu ve hareketin varlık anlamlarını güçlendiren, yükselten yeni stratejisini kavramak ve toplumla cesurca paylaşmak her birimize düşen önemli bir ödevdir.
Mete Gazoz, Dünya Kupası finalinde İtalyan rakibi Mauro Nespoli’yi mağlup ederek yine yeniden ALTIN MADALYANIN sahibi oldu.
Helal olsun sana Mete! 👏🇹🇷
Bu millet seninle gurur duyuyor. ❤️
🔴 Offf! Kaya Çilingiroğlu 1995'ten girmiş, 2026'dan çıkmış..
Hem de TRT ekranlarında, hem nalina hem mıhına.
Dünya kupası hezimetini yorumluyor:
Bu ülkenin çocukları sadece Bizim çocuklar mı?
🔴 TEMELDEN TAŞ SÖKEREK DUVAR YAPILMAZ!
Sayın Mehmet Şimşek Bakanım,
Yüksek faizle sıcak para çekebilirsiniz, yabancı yatırımcıyı memnun edebilirsiniz, bilanço rakamlarını düzeltebilirsiniz.
Ama emekliyi, işçiyi,esnafı, çiftçiyi ve dar gelirliyi kaybederseniz ekonominin temelini kaybedersiniz.
Bir ülke; faizden kazananlarla değil, üretenlerle ayakta kalır.
Bugün emekli geçinemiyor, esnaf kepenk kapatma noktasına geliyor, işçi ağlıyor,çiftçi üretimden uzaklaşıyor.
Buna karşılık yüksek faizden, vergi indiriminden nemalananlar servetine servet katıyor.
Şah İsmail’in annesinin dediği gibi:
“Dünyanın en akılsız ustası, temelinden taş söküp duvar yapmaya çalışan ustadır.”
Siz duvarı büyütmeye çalışırken temeli oluşturan milyonlar yoksullaşıyorsa ortada ciddi bir sorun var demektir.
Türkiye’nin ihtiyacı faizle gelen geçici para değil; üretim, yatırım, istihdam ve milletin refahıdır.
Faizden kazananların değil, üretenlerin; sıcak paranın değil, emeğin; ayrıcalıklı çevrelerin değil, milletin kazandığı bir ekonomik düzen hepimizin ortak hedefi olmalıdır.
Temel çökerse duvar da çöker. Emekli, çiftçi, işçi ve esnaf kaybediyorsa; aslında Türkiye kaybediyor demektir.
Balıkesir’den yola çıkıp 31 gün süren bisiklet yolculuğun ardından kutsal topraklara ulaşan Fahrettin Şener vefat etti.
Allah rahmetiyle kuşatsın, kabri nurla dolsun 🤲
@RafaFedaisi34 @Corleone_1903 saha içi degil saha dışı olayların (örgütün,çetenin) üstesinden gelecekmisiniz gelememiyecekmisiniz sen guardiallaoyu getirsen de sana kasımda havlu attırırlar istediğin kadar kadro kur çeteye sergen savaş açtıgı için sengenciyim kardeşim ben
🔴BİRİLERİ SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZA OPERASYON PEŞİNDE..
Vergi daireleri ve SGK, esnafa nefes aldırmak yerine müşterilerine 3. şahıs haczi gönderiyor.
“Bu kişiye borcunuz varsa devlete ödeyin” deniliyor.
Bunu gören müşteri bir daha o esnafla çalışmıyor.
Sonuç; büyük sermayeye teşvik, garibin küçük hesabına haciz…
803 milyona ödül, 803 TL’ye haciz. Allah’tan reva mı?
Ekonomi yönetimi üreticiyi, esnafı ve alın terini cezalandırıyor.
Çocukluk arkadaşını kaybeden yaşlı adamın, mezar başında yaptığı konuşma, izleyenleri duygulandırdı.
“Ey Ahmet az sonra iki tane sorgu meleği gelecek. Tatlı dilli, güler yüzlü seni sorguya çekecekler. Diyecekler ki, rabbin kimdir?”