Yarın saat 9.30’da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Yeni Yol Grup Toplantımızı gerçekleştireceğiz.
Açıklamalarımı sosyal medya hesaplarımdan takip edebilirsiniz.
Güven doğruyu konuşmakla ve verilen sözü tutmakla sağlanır.
2023’de açıklanan orta vadeli programda, 2026 için enflasyon hedefi %8,5 olarak açıklanmıştı. Geldik 2026’nın sonuna, şimdi %28,4 olacak diyorlar.
Son açıklanan orta vadeli programda ise 2027'de değil, 2028'de değil, ancak 2029'da enflasyonu tek haneye indireceklerini söylüyorlar.
İnsanlar niye size inansın, niye güvensin?
Üstelik enflasyonu düşürmek için üç buçuk yıl boyunca faizi artırmak ve vergi üzerine vergi salmak dışında ne yaptınız ki?
Fon dolandırıcılığı, sadece 450 bin kişiyi ilgilendiren bir mesele değil.
Borsaya para yatıran 7 milyon kişi kaybetti. Aileleriyle beraber en az 20-25 milyon insanı etkiledi bu mesele.
Çünkü, soruşturmaya konu edilmeyen diğer fonlara para yatıranlar da, BIST100 endeksine yatırım yapanlar da, diğer şirketlerin hisselerine münferiden yatırım yapanlar da kaybettiler.
Türkiye'nin hesap soran fakat aynı zamanda yol gösteren bir muhalefete ihtiyacı var.
“Bu insanlar bu ülkeyi yönetir, dosdoğru yönetir, dürüstçe yönetir” dedirten bir alternatife ihtiyacı var.
“Bunlar işinin ehli, çalmaz çaldırmaz, ülkeyi düze çıkarır” dedirten bir alternatife ihtiyacı var.
Ve o alternatif biziz; o alternatif hepimiziz.
Vaktiyle kolundaki bileziğini, parmağındaki yüzüğünü, kulağındaki küpesini size vererek destek olan insanlar; her cep telefonunun içerisine bir kumarhane açın, sanal kumar ve bahis için resmen lisans verin, bunların reklamının yapılmasına göz yumun diye mi o desteği verdiler size?
Türkiye düşünce dünyasının emektarlarından, Pınar Yayınları kurucusu Cevat Özkaya'ya Allah'tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve kültür dünyamıza başsağlığı diliyorum.
Mekânı cennet olsun.
MSCI yaptığı son açıklamayla Türkiye'ye verilen süreyi Kasım 2026’dan, Haziran 2027'ye uzattı.
Eğer doğru değerlendirilirse, bu önemli bir fırsattır.
Bu işin sorumluları gerçekten bulunacak mı? Kim olursa olsun onlara gerçekten hak ettikleri ceza verilecek mi?
Bunlar yapılmazsa, finansal piyasaların alacağı mesaj şudur:
“Türkiye’de sermaye piyasalarında dolandırıcılık olur, yapanın da yanına kar kalır. Başka dolandırıcılık hadiseleri de olabilir, buraya bir daha dönüp bakmayalım.”
İktidardakiler, “Cerrah titizliğinde çalışıyoruz” diyor.
Şu anda neşter kimin elinde? Bu operasyonu kim yapıyor?
Bütün bu dolandırıcılığa göz yummuş veya ihmal etmiş veya bu işin ortakları olan insanların hâlâ ısrarla, inatla çalıştırıldığı SPK mı?
Yoksa 15-20 kişilik hantal bir fon kurulunun içinde bulunan ve çoğu da bu işlerden anlamayan insanlar mı?
Fon dolandırıcılığında adı geçenler için ne diyorlar, gördünüz. “İnsanların lekelenmeme hakkı var” diyorlar. Amenna.
Ama anlaşılıyor ki bu hak sadece iktidar ve şürekası için geçerli.
Eğer bu ülkede gerçekten lekelenmeme hakkı olsaydı, bir kadının ev haliyle olan video görüntüleri basına sunulur muydu? O kadının lekelenmeme hakkı yok mu?
Daha sonra suçsuzluğu ortaya çıkıp beraat eden yüz binlerce insan vaktiyle kameralar önünde ters kelepçeyle gözaltına alınırken, hapse atılırken, bütün bu insanların lekelenmeme hakkı yok muydu?
Lekelenmeme hakkı sadece iktidarın içinde ve yanında olan bir avuç insanın hakkı değildir. Lekelenmeme hakkı 86 milyonun hakkıdır.
Sayın Erdoğan’a doğrudan bağlı çalışan üç kişi (iki bakan ve bir genel başkan yardımcısı) fon dolandırıcılığından haberlerinin olduğunu söylediler.
O halde soruyorum: Cumhurbaşkanı’na bu konuda bilgi verdiler mi, vermediler mi? Kendisinin haberi var mıydı, yok muydu?
Eğer haberi olduysa ve hiçbir şey yapılmadıysa, durum gerçekten çok vahim.
Eğer haberi olmadıysa, durum daha da vahim.
“Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak” diye çıktığınız yolda;
Parmağından yüzüğünü, kolundan bileziğini, kulağından küpesini çıkarıp size verenlerin hayalindeki Türkiye bu muydu?
Fon dolandırıcılığının tam anlamıyla açıklığa kavuşturulması için Meclis'te bir araştırma komisyonunun kurulması şarttır.
Hesap vermekten çekinmeyin, gerçeklerden korkmayın.
Türkiye’de pek çok sorunun büyümesinin temelinde basın özgürlüğünün olmaması yatıyor.
Gazetecileri susturarak gerçeği ortadan kaldıramazsınız.
Televizyonları, haber sitelerini, sosyal medya hesaplarını kapatarak hakikati değiştiremezsiniz.
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren’i genel merkezimizde ağırladık.
Dünyada ve Türkiye'de ekonominin gidişatını değerlendirdik. İş dünyamızın beklentilerini ve önerilerini dinledik, görüş alışverişinde bulunduk.
Ziyaretleri için kendilerine teşekkür ediyorum.
Bir emeklimizin sadece 10 bin liralık aylık kira gelirini banka kayıtlarından bulup, emeklimizden vergi beyannamesi vermesini talep eden devlet kurumları, 20 milyar dolarlık dolandırıcılıktan nasıl haberdar olmaz?
SPK'nın, bırakın 20 milyar doları, tek bir milyon doları bile yakalama imkânı var, birikimi var, teknik altyapısı var. Ama yapmamış.