🔴 İBB Davası’nda savunma yapan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
📌 Polis 'Altımı indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi. "Cinsel organını aç, arkanı dön ve eğil'' dendi bana.
📌İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın, ben utanmıyorum!
https://t.co/bitsGUgC2l
SAVCI ÇOCUKLARIYLA
TEHDİT ETMİŞ!
Fatoş Pınar Türker cezaevinde yaşadıklarını anlattı:
Tutuklanıp ccezaevine girdiğimde ertesi gün mazgal açıldı gardiyan bana SEGBİS dedi ben SEGBİS'in ne olduğunu bilmiyordum. Bana mahkeme dedi. Ben dün mahkemeye çıktım dedim. Ekran açıldı ama mahkeme salonuna benzemiyordu. Bir ofisti orası kırmızı kahve makinasından tanıdım savcı karşımdaydı.
Savcı bana ya Fatoş ben sana ne dedim. Böyle çocuklarından ayrı kalırsın. Reşit değiller demi. Şimdi sosyal hizmetler de alır dedi. Sen bakıyorsun dedi değil mi sonra mal varlığımı sordu ya bana gelirsin konuşursun ya da malvarlığını da elinden alırım dedi. #İBBDavası
Ekrem İmamoğlu merdivenden düşecekti..
#Ekremİmamoğlu duruşma salonundan ayrılırken izleyicilerin tezahüratlarına "sizi çok seviyorum" derken Jandarma tarafından kontrolsüz şekilde itilmek istendi.
Sırtına yapılan temasla dengesini kaybeden İmamoğlu dengesini sağladıktan sonra Jandarmaya isyan etti. "BENİ KİM İTTİ"
"TAM YOL İLERİ" diyerek salondan ayrılan İmamoğlu
"Hakkınızda suç duyurusunda bulunacağım." dedi.
#İBBDavası'nda 47.gün
"Elleri kelepçeli olarak 8 saatlik yolculukla Afyon'a götürüldüm"
İBB Medya AŞ eski Genel Müdürü #İpekElifAtayman beyanda bulunuyor.
"Hiçbir şekilde suç işlemediğime, hiçbir suç örgütüne üye olmadığıma emin olarak, hakkımdaki suçlamaları bilmeden, anlamadan, ömrümün on beş ayı çok zor bir şekilde geçti.
🔺️İlk tutuklandığımda Silivri Cezaevi'nde kaldık.
Daha sonra zorlu bir yolculukla Afyon'a götürüldüler.
Bu yolculuk sekiz saat, ellerim kelepçeli bir halde, kafes gibi bir kabinde sürdü.
Cezaevine ulaştığımda bileklerim morarmıştı.
Yaptığım suç duyurusundan da herhangi bir sonuç çıkmadı.
🔴 Yerleştirildiğimiz, çoğu madde bağımlısı ve adli suçlardan hükümlü kişilerin olduğu kalabalık koğuşta günlerce yerde yattım.
Hiçbir bağlantım olmayan, alışık olmadığım bir cezaevinde; oğlumdan, annemden, babamdan uzakta, avukatlarımla oldukça sınırlı iletişim kurarak bugünlere geldim.
🔴 Bu dosyanın en uzak tutuklu sanığı oldum.
Bugün aradan on beş ay geçmiş olmasına rağmen mevcut durumumuzda bir iyileştirme olmaması nedeniyle hâlâ bu sürece muhatabım.
🔴 Geçtiğimiz günlerde bir gazetecinin, “Neden Ankara'da gözaltına alınan biri İstanbul'a getirilir ve İstanbul'da tutuklu olur?” sorusuna Sayın Adalet Bakanı, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 12. maddesini işaret ederek, suçun işlendiği yerin önemli olduğunu ve bu nedenle İstanbul'da tutuklu olduğunu söylemişti.
⚫️ İşlediğim iddia edilen suçlar İstanbul'da, ancak biz Afyon'dayız.
Avukatlarımızın talep etmesine rağmen Silivri'ye götürülmedik ve Silivri'ye ilişkin nakil taleplerimiz reddedildi.
Burada büyük bir çelişki ve farklı uygulama olduğunu belirtmek isterim.
🔴 İddianame ve suçlamalarla ilgili belgelerin bir kısmını ancak Şubat 2025'te cezaevine ulaştırılan dijital materyalleri inceleyerek görebildik. Ancak bu inceleme hiç de sağlıklı olmadı.
🔴 On beş aydır tutuklu olan, hakkında haksızca ceza istenen biri olarak yargılanıyorum.
Dosyayı gün içerisinde bir-iki saatle sınırlı olarak bilgisayar başında okuyarak, aklımda kalanları yorumlayarak buraya geldim.
Dosyayı alıp koğuşta okuyamadık, üzerinden notlar alamadık.
Bunun ne demek olduğunu sanırım farkındasınız.
🔺️Avukatlarımızla birlikte, oldukça zor koşullarda suçlamalara cevap verebildik.
🔴 Suçların işlendiği iddia edilen, yargılamanın yapıldığı, tüm yaşamımı geçirdiğim, ailemin ve arkadaşlarımın bulunduğu İstanbul'dan aylarca uzak tutulmam; zaten haksız olan tutukluluğun cezalandırmaya dönüşmesinin en ağır örneklerinden biridir.
Üstelik tutukluluk inceleme sonuçlarında da, olayı ve soruşturmayı bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan hâkimler taraf��ndan, kişisel durumlarımız dikkate alınmaksızın, birbirinden farklı tutuklular hakkında tek bir kâğıt üzerinde, aynı gerekçelerle kararlar verildiğini gördük.
🔺️Bu nedenle sizlere savunmamı yapmak ve hakkımdaki suçlamalara cevap vermek benim için büyük önem taşıyor.
Mahkemenizde bu adaletsizliğin tekrarlanmayacağına dair güvenerek konuşuyorum.
⚫️ Silivri Cezaevi'nden getirildiğimden bu yana üç ay geçti. Bu süreçte zamanımın büyük kısmı duruşmaları dinlemekle geçti. Kalan vakitlerde ise hakkımdaki suçlamalar konusunda daha fazla çalışma imkânım oldu.
🔺️Sayın Başkan, Sayın Üyeler;
İddianamede hakkımda ileri sürülen suçlamalar beş farklı eylemle ilgilidir.
Bunlardan 118. eylem, Medya A.Ş.'deki 02.08.2019 ile 11.04.2021 tarihleri arasında, yani 21 aylık genel müdürlük görevim dönemini kapsamaktadır.
Diğer dört eylem ise; 73, 85, 89 ve 106 numaralı eylemler olup, genel müdürlük görevimden ayrıldıktan sonra şirkette temsili bir görev olan yönetim kurulu üyeliği yaptığım 11.04.2021 ile 05.08.2024 tarihleri arasındaki döneme aittir."
Trabzonspor’un eski başkanı Sadri Şener:
“Rahmi Koç, fıkrayı ‘Kürt kadın’ diye değil de ‘Laz kadın’ diye anlatsaydı soruşturma açılır mıydı?
Her gün bir sürü Temel, Fadime, Dursun fıkrası anlatılıyor ama hiç soruşturma açılmıyor.
Neden?”
Bu sözlerin benzerini ABD Büyükelçisi Barrack da söylemişti. Barrack “Türkiye için en iyi sistem Osmanlı millet sistemidir” demişti.
Bir başka açıklamasında da demokrasinin işe yaramadığını söylemişti.
#SONDAKİKA | JANDARMA ERİ, İMAMOĞLU'NU MERDİVENDEN İTTİ!
👉 İBB davasında 47. gün...
Ekrem İmamoğlu "Tam yol ileri" diyerek aşağı inerken bir jandarma müdahalede bulundu. İmamoğlu, "Sen mi ittin, kim itti arkadan" diyerek bağırdı.
İmamoğlu, "Araba bozuktu derken de yalan konuştunuz şimdi de aynı şeyi yapıyorsunuz" diyerek tepki gösterdikten sonra jandarma erini, albaya şikayet etti.
İmamoğlu, "Beni arkadan kontrolsüz bir şekilde ittiler" dedi.
https://t.co/00kn4XwUo3
Bu çok kötü niyetli bir açıklama. Kemal Kılıçdaroğlu, "iç karışıklık yaratma çabaları, sadece dış müdahale heveslilerine zemin hazırlar" diyerek kendisine yönelik muhalefeti kriminalize etmeye ��alışıyor. Kılıçdaroğlu, ne tabanda ne de CHP kadrolarında desteği kalmadığı için kendisine itiraz edenleri kavgacı olarak gösterip, iktidar yargısı tarafından tasfiye edilmelerine zemin hazırlıyor.
“Kulaklarıma inanamadım!”
Eski CHP milletvekili ve hukukçu Atilla Kart, 2017 referandumunda YSK’nın saat 16.10’da mühürsüz zarfların geçerli sayılmasına ilişkin kararının ardından, CHP Genel Merkezi’nin sadece 10 dakika sonra tüm teşkilatlara “itiraz etmeyin” talimatı gönderdiğini açıkladı.
Deniz Zeyrek: “Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, YSK’nın o usulsüz kararını 10 dakika içinde kabul etmiş… Duyduğumda kulaklarıma inanamadım, akıl alır gibi değil!”
iBB davasında itirafçıların tel tel dökülmesine rağmen iddiaları gerçek kabul etmeyi de butlan yönetimi yegane gündem haline getirdi...
Bugün bile bir itirafçı itiraflarını geri çekti...
Şu sözleri söylemek; butlanın şartlı butlan olduğunun bir kanıtı aslında...
Bozuk araçtan başka araca geçmedilerse bozuk araçla nasıl geri döndüler?
Başka bir araca aktarma yapıldıysa o araçla mahkeme salonuna niye götürmediler?
:) Artık utanmıyorlar da yalan söylerken
BirGün muhabiri İsmail Arı 74 gündür tutuklu
5 Haziran’da ilk kez hâkim karşısına çıkacak
İsmail Arı gazetecilik yaptığı için yargılanıyor
Gazetecileri yalnız bırakma!
#İsmailArıyaÖzgürlük#GazetecilereÖzgürlük