Türk siyasetinde yeni bir başarıya daha imza attık.
Kuruluşumuzdan bu yana yalnızca bir yılda,
100.000 üye barajını aştık.
𝟭𝟬𝟱.𝟯𝟰𝟮 mensubu ile;
parti taassubuna düşmeden,
particilik şehvetine kapılmadan,
korku iklimine aldırış etmeden
emeğini, alın terini ve yüreğini
memleket mücadelesine adamış
büyük bir ailemiz var.
Kalbinin bizimle attığını bildiğimiz,
gözü gönlü bizimle olan;
iyi niyetini, duasını ve desteğini
esirgemeyen milyonlar var.
Memleketimizin yarınları için
verdiğimiz bu mücadelede
yalnız olmadığımızı bilmek
en büyük kuvvetimiz.
Biz Sizinle Bir Olduk.
Biz Sizinle Yüz Bin Olduk.
ABD’nin hukuk tanımaz ve pervasız tavrının gölgesinde yaşanan süreci dikkatle takip ediyoruz.
Devletin, toprakları üzerindeki meşru gücünün temel dayanaklarından biri de güçlünün zayıfa tahakkümünün önüne geçmesidir.
Hukuk bu noktada devreye girer ve devlet, ülkesini hukukla yönetir. Uluslararası hukuk da devletlerarası güç dengesizliğinde zayıfın ezilmesini engellediği müddetçe çalışıyordur.
Hukuku tanımayan, zulmü kendine payanda eden emperyal vizyonların Türkiye’ye hiçbir vaazı olamaz.
Uluslararası hukuku her bulduğu fırsatta baypas eden, Suriye’nin kuzeyinde mecbur edilmeye çalışıldığımız denklemin kurgulayıcısı ABD; dünyanın her bölgesinde egemenlik haklarına haleldar yaklaşımlarıyla bugün muhataplarının ve her an potansiyel olarak bütün insanlığın başına beladır.
Masaya oturduklarınıza dikkat etmek ve size dayatılanlara boyun eğmenize sebep olan zaafiyetlerinizden kurtulmak zorundasınız.
Kendisini hiçe sayarak; “Ben değil vatan, ben değil millet yaşasın.” diyerek canını siper etmiş, şehadet şerbetini öyle içmiş bir yiğit.
5 Ocak 2017 tarihinde terör örgütü pkk ile yaşanan çatışmada şehit olan kahraman polisimiz Fethi Sekin’i özlem ve minnetle anıyoruz.
Tüm sistemler, siyasette istikrar ile temsilde adalet dengesini korumaya gayret eder.
Türk tipi olarak tarif ettiğiniz bu sistem, partili Cumhurbaşkanımızın seçilme istikrarını korumasının ötesine geçememiştir.
Bugün TÜİK’in açıkladığı rakamlar, milletin mutfağındaki yangının; sarayın pembe tablolarıyla ne kadar ilgisiz olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
Yıllık enflasyon %30’u aşmış, kira artış oranı %35’e dayanmışken;
SSK ve Bağ-Kur emeklisine reva görülen %12,19, memur ve emeklisine verilen %18,60 artış zam değildir.
Bu, açıkça ve alenen bir fakirleştirme politikasıdır.
En düşük emekli maaşı, açlık sınırının %37 altında. Ama birileri hâlâ çıkıp, “49 aydır enflasyon düşüyor” masalları anlatıyor. Masalla karın doymuyor. Tabelayla tencere kaynamıyor.
Bugün bu ülkede her dört vatandaştan biri, yoksulluk ve sosyal dışlanma riskiyle yaşıyor. Ama kamu kaynakları; itibara, şatafata, gösterişe harcanmaya devam ediyor. Biz buna seyirci kalmayacağız.
Anahtar Parti iktidarında önceliğimiz nettir:
- Devletin israfını keseceğiz.
- Gereksiz ve verimsiz tüm harcamaları durduracağız.
- Bu kaynakları, yıllardır açlığa mahkûm edilen emeklilerimize seyyanen zam olarak aktaracağız.
Bizim yönetimimizde borç stoku çığ gibi büyümeyecek.
Bizim yönetimimizde büyüyen şey;
milletin sofrası, milletin umudu, milletin refahı olacak.
Gelir dağılımındaki bu ahlaksız adaletsizliği bitireceğiz. Toplumsal çürümeye “dur” diyeceğiz. Bu adaletsiz düzeni; susarak değil, seyrederek değil, birlikte değiştirerek bitireceğiz.
Bu millet yoksulluğa mahkûm değildir.
Bu düzen değişecektir.
Ve o anahtar, milletin elindedir.