Bir milletin umudunu yeniden ayağa kaldıran adamın izinde… Ne kadar zaman geçerse geçsin, bıraktığı fikirler ve mücadele hâlâ yol göstermeye devam ediyor.
#MustafaKemal
Düşmanı yenmek güçtür ama onun saygısını kazanmak sadece büyük liderlerin işidir! 🇹🇷
Dünyada Türkiye’den binlerce kilometre uzakta, Avustralya’da "Atatürk Boğazı" (Atatürk Channel) adında bir coğrafi konum olduğunu biliyor muydunuz?
1915'te Çanakkale’de karşı karşıya çarpıştığımız Anzak askerlerinin anısına, Atatürk’ün 1934 yılında o askerlerin annelerine yazdığı o muhteşem, barış dolu mektup Avustralya halkını derinden etkilemişti. Bu büyük jesti unutmayan Avustralyalılar, askerlerinin savaşa uğurlandığı kanala Atatürk'ün adını verdiler ve kıyısına "Yurtta sulh, cihanda sulh" sözünün yazılı olduğu bir anıtını diktiler.
Savaş meydanında devleşen, barışta ise düşmanının bile saygısını kazanan eşsiz bir lider...
Saygı, minnet ve özlemle! 🌹
#MustafaKemalAtatürk #ÇanakkaleGeçilmez #AtatürkChannel #YurttaSulhCihandaSulh #Tarih
Mustafa Kemal Atatürk bir gün trende yolculuk yaparken kompartımana yaşlı bir köylü girer. Köylü, karşısındaki kişinin Atatürk olduğunu bilmez.
Bir süre sonra köylü söylenmeye başlar:
“Bu Mustafa Kemal iyi adam diyorlar ama bakalım gerçekten halkı düşünüyor mu?”
Atatürk gülümseyerek sorar:
“Sen olsan ne yapardın amca?”
Köylü cevap verir:
“Millet açsa önce onu doyururdum. Devlet dediğin halk için çalışmalı.”
Atatürk dikkatle dinler ve not alır. Tren duracağı zaman görevli gelip:
“Paşam, ineceğimiz istasyona geldik.” der.
Köylü şaşkınlıkla ayağa kalkar:
“Yoksa siz Atatürk müsünüz?”
Atatürk gülümseyip elini sıkar:
“Evet amca. Bugün senden güzel bir ders aldım.”
Kod Adı Gibi Telgraflar Kullanıyordu
Turkish War of Independence sırasında haberleşme çok tehlikeliydi.
Bu yüzden bazen mesajları dolaylı ve şifreli şekilde gönderirdi.
Çünkü telgraf hatları dinlenebiliyordu.
Bir anlamda dönemin “gizli iletişim” sistemini kullanıyordu.
Yorulan, umudunu yitirdiğini düşünen ya da hayatın yükü altında ezilen herkes bir an durup bu bayrağa baksın… Çünkü o sadece bir sembol değil; bir milletin küllerinden yeniden doğuşunun, bağımsızlık mücadelesinin ve çağdaş bir Cumhuriyet kurma iradesinin ifadesidir. Bu bayrak, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen onurlu bir mücadelenin, esareti reddeden bir halkın ve ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyerek yola çıkan bir iradenin simgesidir. Yorulmak insana aittir, ama bu topraklarda umudu diri tutan şey, o bayrağın taşıdığı bağımsızlık ve aydınlanma fikridir. Her dalgalanışı, geçmişten bugüne uzanan bir kararlılığı hatırlatır: vazgeçmemeyi, geri adım atmamayı ve her zaman daha ileriye bakmayı…