"Ben de metroya bineceğim, beraber gideriz" dedi, yıkıldım.
Bunu siz normallere nasıl anlatabilirim.
Yol boyunca birbirimize eşlik etmek durumunda olmamız, sohbet etmemizin gerekmesi.
İstemiyorum ben. Boş boş oturmak ya da kitap okumak istiyorum.
Deli değilim, tuhaflıklarım var.
sürekli bir seylerle ugrasiyorum, olumsuz seyleri düsünmemeye calisiyorum, yüzümde hep bir gülümseme var ve hep olumluyum. ama icim o kadar paramparca ki. kelimelere dökemeyecegim kadar hayal ve kalp kirikligiyla doluyum.
insan bir yerden sonra enerjisini düşüren, hevesini kıran ve yoluna taş koyan kimseyi hayatında bırakmıyor. tek derdim mutlu ve huzurlu olmak. düzenli bir hayat. o yüzden huzurumu kaçıracak her şeyi çıkarıyorum hayatımdan.
insanlara sıffırrr bilgi vericeksin valla bak. seni merak ettikleri icin degil eksigini bulmaya calistiklari icin surekli soru soruyolar, nerden vursam diye firsat kolluyolar. ne bu fesatlik cekememezlik ya inanilmaz
valla arkadaşlar yaşamak umrumda ya. bir kaç kişi bize kötülük yaptı diye hayata küsecek değiliz . ne yapalım yani kötülüğü onun çirkinliğinden kaynaklı. biz iyilikten sevgiden yana olacağız. düşersek kalkacağız ağlarsak sonra güleceğiz.
‘Güzelliğin sesi kısıktır,' diyor Nietzsche. Sessizce çabalayanlara, bir çiçeği sabırla büyütenlere, bir çileyi sabırla çekenlere, karınca misali adım adım ilerleyip asla yürümekten vazgeçmeyenlere, sessiz savaşlarda sessiz zaferler elde edenlere selam olsun.