Bak bazı insanlar ve bazı olaylar vardır, insanın hayatına dokunur ve öğretir. Bunu romantizmle bağdaştırmak ahmaklıktır. İnsan, insansa eğer "şeylerden" etkilenme eğilimine sahiptir. Ve görmekle farketmek arasında sınırları aşan mesafeler vardır, büyümen gereken meseleler vardır
Rüyamda hiç bilmediğim bir yerde korkunç şehvetli gizli bir sahil koyundayım. İçimde bir korku. Sonra Erol Evgin'le uyandım: "kayboldum kuytusunda yalnızlıkların." Bu gizli ve kuytu, beni içine çekmek istercesine ayağıma vuran deli dalgalar yalnızlığın kuytusu muymuş?
Buradaki ana tema, selamlaşmak ya da konuşmak zorunda değiliz. Zaten boş konuşuyoruz onu da 10 kelimeyle yapıyoruz toplasan. Geçip gidersen bozulmam, aksine mutlu olurum. Hatta bence cool hareket olur, saygıyla önünde eğilirim.
Kilmasından istifade etmek için Gratis'e girdim, bi reyonda boş boş bakıyodum bi noktaya. Biri seslendi "Birim"?. Tanıyamadım seni". "Cüneyt Arkın dönüşü yaptım: "Valla bazen ben de kendimi tanıyamıyorum" dedim. Tekrar boş boş aynı noktaya bakmaya devam ettim.
Yıllardır her gün güne bir şarkı bırakırım, içimden geçeni. Sözlerini bilmedğim parçalara dönüp baktığımda nasıl da anlamlı gelir, sanki ben yazmışım gibi. Kendimle ilişkimi çok seviyorum. Bu güne "have you ever really loved a woman" bıraktım 🤍 sanki ben yazmışım gibi.