Bankalara 10 yıl köle gibi faiz ödeyerek 3.5 katına satın almaya mahkum olduğunuz konut nerede Amishlerin birlikte sadece 1 günde inşa edebildikleri şu ev nerede?
İnsanları gerçekten anlayabilmek için şu kavramları anlaman gerekir:
• Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi
• Seyirci Etkisi (Bystander Effect)
• Dunning–Kruger Etkisi
• Bağlanma Teorisi
• Stockholm Sendromu
• Bilişsel Davranışçı Terapi (CBT)
• Pygmalion Etkisi
• Ayna Nöronlar
• Duygusal Bulaşma
• Halo Etkisi
• Öğrenilmiş Çaresizlik
• Carl Jung’un “Gölge Benlik” kavramı
• Joseph Campbell’ın “Kahramanın Yolculuğu”
• Toksik Pozitiflik
• Temel Yükleme Hatası
• Doğrulama Yanlılığı ve bunun gerçekliği nasıl şekillendirdiği
• Backfire Etkisi
• Terror Management Theory (Ölüm Kaygısı Yönetimi Teorisi)
• Sosyal Karşılaştırma Teorisi
• Kıtlık zihniyeti ile bolluk zihniyeti arasındaki fark
• İnsanların neden hikâyelere ihtiyaç duyduğu
• Kabilecilik psikolojisi
• Yalnızlığın insan psikolojisini nasıl etkilediği
Dümdüz sevip sevilmeyi unuttuk. Herkes bir taktik peşinde. Kim daha az belli ederse güçlü sanılıyor, kim duygusunu açık ederse zayıfmış gibi görülüyor. Oysa sevgi böyle bir şey değildi. İnsan sevdi mi, içinden geldiği gibi severdi. Şimdi herkes kendini koruma halinde. Fazla gülmeyeyim, fazla aramayım, fazla sahiplenmeyeyim… Hep bir ölçü, hep bir fren. Kalbimizi sakladıkça güvende olacağımızı sandık. Ama unuttuğumuz bir şey var: Sevgi saklanınca bir anlamı kalmıyor.
Dümdüz sevmeyi özledik ya. Aklına gelince söylemek. Özleyince aramak. Kırılınca susup içine atmak yerine konuşmak. Rol yapmadan, hesap yapmadan ben seni önemsiyorum diyebilmek. Bunun zayıflıkla ne ilgisi var?
Belki de çok kırıldık. O yüzden böyleyiz. Ama her kırılma bizi daha mesafeli yapmak zorunda değil. Biraz cesaret, biraz samimiyet… İnsan en çok sade olana güveniyor zaten. Abartısız bir ilgiye, gösterişsiz bir şefkate. Sevgi oyun kaldırmaz. İçtenlik ister. Ve hâlâ mümkün, inan. Birinin karşısında maskesiz durabilmek, olduğu gibi sevmek ve olduğu gibi sevilmek… En zor görünen ama en insani olan şey bu.
Kariyerinin başında olan herkesin bilmesi gereken bazı acı gerçekler var. Buraya önemli olanlarını sıralayacağım.
Birincisi, birçok insan sizin olduğundan daha iyiye gitmenizi istemiyor, sizi bulunduğunuz seviyede kalmanız şartıyla seviyor.
Bir davranıştan rahatsız olduğunu söylediğinde, kötü niyetli olmayan kişi endişelenir. Çünkü sizi incitmek istemez. Hemen savunma moduna geçen veya çok abarttığınızı belirten kişi istismarcıdır.
Hiçbir şeyi kişisel almamak müthiş bir güç. Biri saygısız mı davrandı, demek seviyesiz biriymiş. Biri zayıf noktanızı mı hedef aldı, demek kalitesi bu düzeydeymiş. Mantık bu. Kötülükleri üzerinize aspiratör gibi çekmemek; mesafelenmek, dışlamak ve özgürleşmek harika bir his.
Denginiz olmayanlara denginizmiş gibi davranırsanız, aranızdaki gerçek farkı kavrayamayıp size kendi seviyelerindeymiş gibi muamele ederler. Buradaki denklik statü, gelir ve diploma değil; davranışsal klaslık, dünya görüşü ve vizyonerlik gibi kişisel standartları ifade eder.
Öyle insanlar vardır ki;
Karşılıksız bir şey vermeye alışık olmadığı için senin bir şey bağışlamanı enayilik olarak görür.
Hayâ nedir bilmediği için senin edepli davranmanı cesaretsizlik olarak görür.
Kendisi kaba olduğundan senin nezaketli davranışını zayıflık olarak görür.
Yaşam kalitenizi büyük oranda çevreniz belirliyor. iyi konuşan insanlarla iyi konuşuyor, hoş giyinenlerle hoş giyiniyor, vizyon sahipleriyle gelecek planları yapıyorsunuz. Hayat kısa; kontrolcü, kompleksli, kibirli kimselerle kaybedecek vakit yok. çevre sürekli geliştirilmeli.