“Karar anı” döndü dolaştı, seçilmiş CHP yönetiminin kapısına dayandı. Bugün elbet gelecekti. Öyle ceberrut, böyle gözü dönmüş dediğimiz rejim de yalnızca sosyal medya editleriyle, coşkulu Meclis konuşmalarıyla, iyi sokulmuş laflarla yola gelmeyecekti elbet.
Özgür Özel ve arkadaşları bir karar verecek.
Dışarıdan konuşmanın ne kadar kolay olduğunun gayet farkındayım. Zaten yıllardır bizzat bu argümanı öne sürerek sizi “koruyan” biriyim. Sadece ben değil, milyonlarca insan da her türlü hatanıza rağmen size siper oldu, çok şeye göz yumdu, sizi kimseye yedirmedi. Oysa oy gerekiyorsa oy, boykot gerekiyorsa boykot, sokak gerekiyorsa sokak.
Ve fakat ortada net bir gerçek var: Sizi tam da bugün harekete geçebilmeniz için korumuştuk. İnsanlar, bugünler geldiğinde ayakta kalmış, “razıyız” diyebileceğimiz birileri olsun istediler.
Özgür Özel ve çevresi gerekli cesareti gösteremezse, korkarım ki otoriter rejimle mücadelenin (çok çok kritik ve belki de nihai) bir safhası kapanacak. Her şeyi baştan konuşmak, zamanın hızlı geçmesine daha da muhtaç kalmak zorunda kalacağız.
Artık karar anı. Artık aylardır atılan sloganların, el yükseltmelerin altını doldurma zamanı. Bu dönemde belki belediye kaynakları, sayısız danışman, son model ses sistemleri, profesyonel iletişim ajansları olmayacak. Dokunulmazlık zırhının arkasından değil, gerçek anlamıyla sokakta, gün be gün büyüyerek bir çığa dönüşecek bir mücadele inşa etmek zorundasınız.
Erdoğan’ın kayyumu Kemal Kılıçdaroğlu ve çevresinin rezil siyasi kariyerlerine yeni bir hesap hatası eklemek sizin elinizde. Zira onlar planlarını sizin acziyetiniz üzerine kurmuşlar. Siz korkacaksınız, onlar da ne damlarsa alacak. Çökmüş bir cumhuriyetin yalan bir muhalefeti olmak için size muhtaçlar. “Kadıköy bize, Şişli size, keyfimize bakalım” diyerek size el uzatıyorlar. Bu oyunu bozun.
Zaman bu ülkenin sessiz çoğunluğunun lehinedir; fakat tarihi, karar anlarına örgütlü ve kenetlenmiş halde giren kitleler yazar. Bu dönemde yapacağınız bir hata, muhalif potansiyeli “eline fırsat geçtiğinde bile kullanamayacak” ölçüde kırabilir.
İlkan Dalkuç:
"CHP, seçimleri kaybetti. Kurultay oldu, kurultayda CHP seçim kaybeden genel başkanını değiştirdi. Sonra yine seçime girdi, bu sefer seçimi kazandı.
Türkiye'de ilk defa bir şey normal oldu, oraya da kayyum atandı."
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Bu ülkeye de bu partiye de kötülük yapmayın. Açıkça söylüyorum ki ben, bu partinin iktidar yürüyüşünü durduracak hiçbir uzlaşmanın içine girmem.
Kimseyle pazarlık etmem. Bir arkadaşımı satmam. Ben bu yoldan dönmem.”
Ben Kemal geldim!
Özgür Özel’i susturmak için geldim!
İmamoğlu’nu hapiste çürütmek için geldim!
CHP örgütünü felç etmek için geldim!
Bana kurultayda oy vermeyen delegeden intikamımı almak için geldim!
Toplumsal muhalefeti dağıtmak için geldim!
Saray’a hizmet etmek için geldim!
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
https://t.co/oZHHnAwlZS
İçinden geçmekte olduğumuz süreç bizim” Fransız Devrimi “mimizdir
Bedelini ödemediğimiz, yukarıdan sunulan ihsanlarlar, sunan tarafından istendiğinde geri alınabilmektedir
İhtiyacımız hakkımızın ihsanı değil, bedel ödeyerek temel Hakk’a ulaşmak için demokratik mücadeledir.
@alibabacan@wisdomofmurtiz Ali Bey, bu açıklamanın kabul edilebileceği, makul olduğu Türkiye en az 10 senenin öncenin Türkiyesi. Hala olan bitenin farkında değilsiniz yada bu olan biten üzerinden siyasi hesap içindesiniz
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Fırsat bekliyordunuz, gönülden demokrasiyi savunmak yerine kendi istikbaliniz için bekle gör yaptınız. Bunun da aklınızı başınıza getireceğini düşünmüyoruz, bu saatten sonraki her cümleniz “mış” gibi olacak @iyiparti@devapartisi@GelecekPartiTR@rprefahpartisi
hala hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına keyifli keyifli devam eden insanlardan tiksiniyorum. akrabalarım ve yüz yüze baktığım arkadaşlarım da dahil tiksiniyorum. kendilerini küçük beyinlerinde yarattıkları pembe panjurlu evlerinde izole edip, geleceklerini bir avuç politik insanın sırtına yüklemiş karaktersizler, sizden tiksiniyorum.
Çok şaşkınım.
EP Adem Soytekin'in babası duruşmadan ayrılırken, "Düşme oğlum dedim, düşme düşme bunlara bu savcılara düşme dedim" dedi defalarca kez. "İmamoğlu inşallah Cumhurbaşkanı olacak" diye de ekledi.
Herkese selamlar,
Arkadaşlar dijital teknolojiyi kullanarak böyle bir video hazırlayabileceklerini söylediler. Biraz da ısrar ettiler, ben de kabul ettim.
İzlediğiniz bu görüntü Silivri Cezaevi’ne ait değil. Zaten ben de aradan geçen dört yılın ardından artık buradaki gibi görünmüyorum.
Her ne olursa olsun, dört yıl sonra yeniden aranızdaymış gibi konuşma fikri bana da iyi geldi.
Hakkımın, hukukumun ve adil bir yaşam umudumla sözlerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Özgür günlerde buluşmak üzere…
Süleyman Soylu’nun bakanlığı döneminde görevim gereği hakim olduğum işkence ve kötü muamele vakalarına dair soruşturma açılması ve sorumluların adalete teslim edilmesi talebiyle kendisine mektup yazdım. Her seferinde hiçbir sorun olmadığı ve iddiaların altının boş olduğu cevabı geldi.
Hatta bu başvurulara rağmen televizyonda, o zaman çalıştığım kuruma referans vererek işkence olmadığını doğruladığımızı iddia etti.
Süleyman Soylu bir şeyi araştırdığını ve suç tespit edemediğini iddia ediyorsa muhtemelen yalandır. #GülistanDoku
We are receiving increasing reports of large-scale document destruction from various ministries, affiliated institutions, and companies close to Fidesz.