Allah rahmet eylesin. Mü’minin mü’min için en güzel sadakası ardından Hüsn-i şehâdette bulunmasıdır. Bizim Kamil Şenocak hocamız ile ilgili hüsn-i şehadetimiz tamdır. Mekanı cennet, makâmı âlî olsun. Bıraktığı en büyük mîrâsı olan hayırlı evlatlarının hizmetleri dâim olsun.
Ölümle hayat bitmiyor yeniden başlıyor; insan imtihan için geldiği dünyadan asıl vatanına dönüyor. Bütün suların denizlere akması gibi ölüm de Rabbine taşıyor insanı. Yalnızca baharda açan çiçekler değil beş vakit namaz da her gün beş defa ölüp beş defa dirilişi hatırlatıyor mümine. Anne ya da baba vefat edince bir daha kapanmamak üzere bir kapı açılıyor içinizden Ahirete; gece ve gündüz ölümü seyrediyorsunuz sonsuzluk aynasında. Geçen yıl bugün Rabbine vasıl olan hocam ve babam Kamil Şenocak Hocaefendi'ye ve Ahirete irtihal eden bütün yakınlarınıza Rabbim rahmetiyle muamele eylesin. Ruhu için el-Fatiha.
Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bizi ne yapsın ölüm
Vefatının 18. yılında medeniyet şairlerimizden Erdem Bayazıt’a rahmet diliyorum. Kabri Kur’an’ın nuruyla pürnûr, mekanı cennet olsun.
San’a el yazmaları, Topkapı ve Kahire nüshaları üzerinde yapılan karbon-14 testleri ve paleografik incelemeler, metnin tarihsel süreçte hiçbir değişikliğe uğramadığını kanıtlamaktadır. Bu durum, metnin kendi içindeki şu vaadin tarihsel tezahürüdür:
"Şüphesiz Kur’an’ı biz indirdik biz, biz! Onun koruyucusu da elbette biziz." (Hicr Suresi, 9).
Entelektüel Sığlığın, Cehaletin, Edepsizliğin Mizah Maskesi
Bilimsel metot, nesnesini kendi tabiatına uygun araçlarla inceler. Kutsal metinler, pozitivist tarih felsefesi veya edebi eleştiri yöntemleriyle incelenirken bile belirli bir metodolojiye tabi tutulur. Bir sözde komedyenin sergilediği tutum ise ne bilimsel bir eleştiriye ne de sanatsal bir derinliğe dayanmaktadır. Düpedüz soytarılıktır.
Milyarlarca insanın hayatı anlama ve anlamlandırma biçimini şekillendiren, bilgi ve varlık zeminini oluşturan, metinsel orijinalliği bilimsel olarak tescilli ve edebî olarak taklit edilemez olan Kur'an-ı Kerim'i popüler kültürün tüketim diliyle karikatürize etmek, entelektüel bir sığlığın ve mantık hatasının ötesine geçemez.
Gerçek mizah toplumsal aksaklıkları zekayla beslemelidir; mukaddesata saldırarak cehaleti perdelemeye çalışmak ise yalnızca sanatsal bir tükenmişliğin ve edepsizliğin göstergesidir.
MİZAHIN SINIRLARI VE İLAHİ KELAMIN HAKİKATİ: POPÜLER KÜLTÜRÜN KUTSAL METİN ALGISINDAKİ YANILGILARI
Prof.Dr. Ali Erbaş
Günümüz popüler kültürünün ve sahne sanatlarının en büyük açmazlarından biri, derinlikli bilgi ile ilgili temellerden yoksun popülist söylemleri mizah adı altında topluma sunmasıdır. Bir stand-up gösterisinde kutsal kitapların kronolojik akışını bir "roman serisine", Kur’an-ı Kerim’in nüzulünü ve "son kitap" oluşunu ise adeta beşerî bir yazarın "aceleyle verilmiş edebî bir kararına" benzeten ifadeler, yalnızca inanç dünyasını incitmekle kalmamakta; ciddi bir mantıksal, edebî ve bilimsel cehaleti de ortaya koymaktadır. Söz konusu sığ ve edepsiz yaklaşımın, Kur’an-ı Kerim’in vahyî özelliği, metinsel korunmuşluğu ve "i'caz"ı (benzerinin getirilemez oluşu) gibi mucizevî özelliklerinden ne kadar uzak olunduğunu açıkça göstermektedir.
Beşerî Eser ile İlahi Kelam Arasındaki Ontolojik Fark
Sahnede dile getirilen "Aklına yeni bir fikir gelse 'son kitap' dedik" cümlesi, Allah’ı zamana bağlı, unutmaya veya fikir değiştirmeye açık beşerî bir figür gibi tasavvur eden, O’nun zamandan ve mekandan münezzeh olduğundan habersiz ilkel bir antropomorfizm (insan biçimcilik) yanılgısıdır.
Halbuki İslam kelamında ve Dinler Tarihinde Kur’an, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) şahsi düşüncelerinin veya tarihsel birikiminin bir ürünü değil; zamandan ve mekandan münezzeh olan mutlak ilim sahibi Allah’ın peygamber efendimize vahyidir. Kur’an bu gerçeği net bir biçimde ortaya koyar:
"Eğer o (Peygamber), bize karşı bazı sözler uydurmuş olsaydı, elbette onu kıskıvrak yakalardık. Sonra onun şah damarını koparırdık" (Hâkka Suresi, 44-46).
Kur’an’ın metninin zamansal akışı içinde yeni fikirlere ihtiyaç duymaması, dinin kemale erdiğinin, evrensel ilkelerin eksiksiz bir şekilde tamamlandığının göstergesidir:
"...Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım, sizin için din olarak İslâmiyet’i beğendim-seçtim..." (Mâide Suresi, 3).
Edebi ve İlmi Bir Mucize: Tahaddî (Meydan Okuma) Ayetleri:
Bir edebi eserin kalitesi, başka yazarlar tarafından taklit edilebilmesi ya da aşılabilmesiyle ölçülebilir. Ancak Kur’an, nazil olduğu 7. yüzyılın en zirve noktası olan Arap belagati ve edebiyatı karşısına çıktığında, bir benzerinin getirilemeyeceği konusunda tüm insanlığa meydan okumuştur. Literatürde “tahaddî” olarak bilinen bu süreç, Kur’an’ın benzerinin bir insan tarafından asla yazılamayacağını ilan eder:
"De ki: Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler ve birbirlerine destek olsalar bile, yine de onun bir benzerini getiremezler" (İsrâ Suresi, 88).
Kur’an bu meydan okumayı önce tüm metin, sonra "on sure" (Hûd Suresi, 13) ve nihayetinde "bir tek sure" seviyesine kadar indirgemiştir:
"Kulumuza indirdiğimiz kitaptan dolayı bir şüphe içinde iseniz onun benzeri bir sûre de siz getirin, Allah’tan başka taptıklarınızı da yardıma çağırın; eğer iddianızda samimi iseniz! Bunu yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız- yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten sakının; o, inkârcılar için hazırlanmıştır" (Bakara Suresi, 23-24).Tarihsel süreçte hiçbir edebî dehâ, şair veya dilbilimci bu çağrıya nazire yapamamış, Kur'an'ın eşsiz üslup, ses estetiği ve anlamsal bütünlük kombinasyonunu yakalayamamıştır. Dolayısıyla, benzeri yapılamayan bir mucizeyi "serinin son kitabı" gibi sıradanlaştırmaya çalışmak büyük bir cehalettir, ahlaksızlıktır. Bunu Mekke’nin müşrikleri bile yapmamışlardır. İnanmasalar da en azından “bu insan sözü olamaz” demişlerdir.
Tarihsel ve Metinsel Korunmuşluk:
Sahne programındaki "çeviri zayıf, ilk kitaplar iyiydi" gibi ifadeler, kutsal metinlerin aktarım tarihindeki bilimsel gerçeklerle taban tabana zıttır. Batılı pekçok oryantalistin (şarkiyatçının) en radikal eleştirilerinde bile kabul etmek zorunda kaldıkları bilimsel gerçek şudur: Kur’an-ı Kerim, ilk yazıldığı andaki harf, hareke ve telaffuz yapısını(tecvid,kıraat) kelimesi kelimesine koruyarak günümüze ulaşan yeryüzünde tek metindir. Devamı sıradaki mesaj
Türkiye’de aile başına düşen çocuk sayısı 1,4’lere inmiştir. Bu artık bir milli güvenlik sorunu olmaya doğru gitmektedir. Devletimiz bunun farkındadır ve yoğun bir şekilde çözüm üretmeye çalışmaktadır. Bunun için 2025-2035 arasını “Aile 10 yılı” ilan etmiştir. Kanaatimce en etkili çözüm:
Bu yıldan itibaren üçüncü çocuğunu doğuran ev hanımına maaş bağlanmalıdır.
Mike Tyson:
“İsrail'e karşı verdiğimiz direnişin işe yaramadığına bizi inandırmaya çalışanlara aldırmayın.
İsrail'in yıkılması imkansız, güçlü bir rakip olduğunu göstermek isteyen şeytana inanmayın;
Attığımız her yumruk onu yere yıkacağımız son yumruğa hizmet ediyor.”
Mike Tyson:
“İsrail'e karşı verdiğimiz direnişin işe yaramadığına bizi inandırmaya çalışanlara aldırmayın.
İsrail'in yıkılması imkansız, güçlü bir rakip olduğunu göstermek isteyen şeytana inanmayın;
Attığımız her yumruk onu yere yıkacağımız son yumruğa hizmet ediyor.”
Namaz dualarını, surelerini, Yasin, Mülk (Tebârake), Nebe (Amme) surelerini güzel hattıyla yazıp açıklamalarını yaparak milyonlarca insanın kolayca okumasını, öğrenmesini sağlayan, ibadetlerine yardımcı olma yolunda bir ömür tüketen Hattat Yusuf Tavaslı hocamıza Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet, derecesi âlî olsun.
Lanetli LGBT sapkınlarının 8 Temmuzda İstanbul’a gelmek istediği gemiye DUR! demek için Büyük Aile Platformu organizasyonunda basın açıklaması yapılacaktır. Katılım çok olur inşallah. Hayırlara vesile olsun.
Tarih: 28 Haziran 2026 Pazar
Yer: Beyazıt Meydanı/İstanbul
Saat: 13:30
Ünlü İngiliz komedyen Bay Bean:
“İsrail'in Gazze'de iki milyon insanı kuşatmasına, elektriklerini, sularını ve ilaçlarını kesmesine izin verdiği ve ardından insan haklarını savunduğunu iddia ettiği için Birleşik Krallık adına utanıyorum.”
Helal Olsun
Allah razı olsun değerli rektörümüzden. Haydi bismillah, her hayırlı işin bir başlangıcı olur. Sadece kardinal kepini terk ile kalmayalım. Rektörlerimize, öğretim üyelerimize ve öğrencilerimize kilise menşe’li cübbeleri değil medeniyet değerlerimize uygun bir cübbe tasarlayalım.
İşte mezuniyet töreni böyle olmalı!
Kayseri Üniversitesi rektörü Kurtuluş Karamustafa Hoca, küçük ölçekli bir devrime imza atıyor.
Mezuniyet törenini, kültürümüzdeki “kuşak bağlama” geleneğiyle yapıyor…
Kurtuluş Hoca’yı kutluyorum.
KEPLERİ ATIN, KUŞAKLARI KUŞANIN!
@ProfKaramustafa@kayseriedu
Dayanışma, bir toplumun sadece iyi günlerde değil, en fırtınalı anlarda bile ayakta kalmasını sağlayan görünmez bir bağdır. Tek bir tuğla duvar olamaz ama o tuğlalar yan yana geldiğinde yıkılmaz kaleler inşa eder. Yüce Kitabımızda, "İyilik ve takva üzere yardımlaşın. Günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın” (Mâide, 2) buyrularak bu birlikteliğin ilahi temeli bizlere hatırlatılır. Sevgili Peygamberimiz de bu bağı, "Müminler, birbirlerini destekleyen bir bina (tuğlaları) gibidir” hadis-i şerifiyle ne güzel özetler. Hayatın yükünü tek başına sırtlanmak zor gelse de, bir elin diğerine uzanmasıyla en ağır yükler bile hafifler. Çünkü biz, paylaştıkça azalan acıların, bölüştükçe çoğalan umutların insanlarıyız.
Bir olunca, birlik olunca üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluk yok.