KURÂN “BEYİN” demiyor ama…
Biz tutturmuşuz, BEYİN DE BEYİN, diyoruz!
Eleştiriyorlar bu yüzden.
“HALA AKLINIZI KULLANMAYACAK MISINIZ” derken Kurân, akıl kelimesiyle “BEYİN”e işaret etmiyor da başka bir organdan mı sözediyor?
Yaşamınıza yön veren her düşünce ve davranışınız “BEYİNinizden başka bir organdan mı açığa çıkıyor?
Kesin olarak bilin ki, KENDİNİ TANI cümlesindeki KENDİN, BEYNİNDİR!
“BEN” sözüyle aklından geçen HER ŞEY BEYNİNİN YARATISIDIR! ÇÜNKÜ BEYNİN BARINDIRDIĞI ÖZELLİKLER İTİBARİYLE RABBİN OLARAK BİLDİĞİN ALLAH ESMASINDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR!
BEYİN YARATIYOR DEDİĞİMİZ ZAMAN, BU RABBİN YARATIYOR CÜMLESİYLE AYNI ŞEYİ ANLATIR.
Ne var ki, beyin kelimesini İLİM boyutundan değil, GÖZ sınırlarında değerlendirenler BEYİNİN HAKİKATİNİ KAVRAYAMAZLAR!
“BANA HER ŞEYİN HAKİKATİNİ GÖSTER” duasına devam eden Resûlullah, yaşamdakileri göz boyutundan değil, ilim boyutundan değerlendirmeyi taleb etmiştir.
KUANTUM BEYİN, dedik; gözün algılama sınırlarına GÖRE tanımlamalarının ötesine geçirebilmek için. Maddenin yalnızca göz sınırlamasından kaynaklanan ALGI olup, GERÇEKTE 2D DALGABOYU EVRENDE VAR OLAN BEYİNİN DE BİR DALGABOYU/BİLGİ KOMPOZİSYONU OLDUĞUNU ANLATMAK İÇİN KUANTUM BEYİN TANIMINI KULLANDIK!
Yaşam, her an yeni bir şan alan bilgi kompozisyonundan ibarettir beyin için!
Bilinen BEYİNİN ORİJİNİ OLAN KUANTUM BEYİN, HER AN KENDİNE ULAŞAN BİLGİLERE GÖRE (ister evrenden ister zerrenden) yeni şanını yaratır!
“O HER AN YENİ ŞANDADIR” âyeti ötendeki tanrıdan değil, her an yeni şanda/kompozisyonda olan KUANTUM BEYNİNİN POZİSYONUNDAN sözeder.
Kurân’ ın, geldiği günün sosyal şartlarına göre olan önerilerini bir yana koyarsak, ana işlevi İNSANA HAKİKATİNİ/ORİJİNİNİ HATIRLATMAKTIR!
Bu hatırlamanın sonucu ise “Kaldır kendini aradan, ortaya çıksın Yaradan” işaretine çıkar!
İşte İHLÂS SURESİ de bunu anlatır ki, o yüzden Kurân’ın üçte biri olarak tanımlanmıştır.
İHLÂS SÛRESİ SENİN HAKİKATİNİ SANA FARK ETTİRMEK, KENDİNİ TANIMAN İÇİN BİLDİRİLMİŞTİR!
İster, her an kendine ulaşana/duaya göre yeni bir şan alan, yanısıra “BEN”inin olmayışına bilimsellik açısından bak; ister de, “KUL (anla ve de ki) HU VALLAHU AHAD, ALLAH US SAMED, LEM YELİD VE LEM YULED” de; ulaşacağın son nokta, YALNIZCA VAR OLAN TEK’dir ki, ONDAN GAYRI HİÇ BİR ŞEY YOKTUR!
Gerisi, HER AN YENİ BİR ŞAN DA OLAN TEK’TİR!
HER AN HER NOKTADA ALGILAYAN, ALGILANAN, KENDİNİ SEYREDEN TEK’TİR Kİ; SEN DE O SEYR İÇİNDE SEYRETTİĞİSİN!
İSTEYEBİLİYORSAN, İSTE KENDİNİ TANIMAYI, DUAN OLSUN!
BU BÖYLECEDİR Kİ, SENDEN AÇIĞA ÇIKAN HER ŞEY DUAN OLARAK KUANTUM BEYNİNE/ RABBİNE ULAŞIR VE O DA İCABET EDİP GETİRİSİNİ YAŞATIR.
Rabbim niye vermiyor deme, duan olan düşünce ve davranışlarına bak! GÜNÜN NE KADARINDA BEYNİNDE NELER VAR, NE KADARINA RABBİN
TANIMAYLA MEŞGUL!
“RABBİNE FİRAR ET” uyarısını iyi düşün!
28.6.2026
Her noktada dilediği fiili yaratanın, SİZİN KULUNUZ OLUP İSTEDİĞİNİZ GİBİ AÇIĞA ÇIKMASINI İSTEMEKTEN DAHA BÜYÜK GAFLET YOKTUR!
Bunun Dindeki tanımı da “ŞİRK”tir!
Teslim olup selamet bulmak varken;
Daha kullandığını sandığın bedeninin, bir organının dahi nasıl çalıştığının farkında değilken; muhataplarında Allah’ın neyi niye yaptığını bilmeden, ALLAH’ı YARGILAMAK size yalnızca azap olarak döner!
“NE YANA BAKSAN BENİ GÖRÜRSÜN” uyarısında bulunan ile kavga hüsrandan başka bir şey yaşatmaz!
Senden hangi istek açığa çıkarsa çıksın, sonuçta ALLAH DİLEDİĞİNİ YAPAR!
Merhamet et kendine, yakma kendini!
YANIYORSAN DA;
ALLAH’IN
UMURUNDA MI !
Ders almayan ders olur!
AH
RESULULLAH BUYURUYOR:
“HİÇ KİMSE AMELİYLE (yaptığı işlerle, ibadetiyle) CENNETE GİREMEZ.”
Cennet yaşamına ulaşmanın yolu İMAN dır.
ALLAH ismiyle işaret edilen yanısıra TANRI kabul etmezse, her oluşumun failinin Allah’tan gayrısı olmadığına şahitlik ederse, o cennete girer.
YAŞAM, TEK KİŞİLİK OYUNDUR!
Siz, her an, VERİ TABANINIZA
KABULLERİNİZE, OLUŞMUŞ BİYOLOJİK DEDİĞİMİZ BİLGİ BİRİKİMİNE
(hormonlarınıza) GÖRE anınızı yaşarken; dünyanız oluşurken; hâla sanırsınız ki dış dünyada yaşamaktasınız!
Üzüntüleriniz ve sevinçleriniz, yangınlarınız ve mutluluklarınız hep veri tabanınıza GÖRE KUANTUM BEYNİNİZDEKİ POTANSİYELDEN (Rabbiniz) YARATILMAKTADIR.
AHMED HULÛSİ
DÜNYANDA MI YAŞIYORSUN,
DÜNYANDA MI YAŞATILIYORSUN ?
Yıllar önce kuantum beyin konusunu açıklamıştım.
Eskilerdekilerin “RUH” adıyla işaret ettikleri şeyin, ÖLÜMSÜZ KUANTUM BEYİN olduğunu belirtmiştim.
Sonrasında da gerçekte KUANTUM BEYNİNİN DÜNYASINDA YAŞAMAKTA OLDUĞUNU; ne var ki algıların yüzünden BEDEN BOYUTUNDA YAŞADIĞINI “KABULLENDİĞİNİ” açıklamıştım.
Sonrasında, beynin simülasyonunda yaşandığını izaha çalışanlar oluştu ve konu daha da yayıldı.
KUANTUM BEYİNİN “hardware” değil “software”den ibaret olduğunu; ayrıca MADDE BEYİN OLMADIĞINI; MADDE KABULÜNÜN KUANTUM BEYİNDEKİ PROGRAM SONUCU OLUŞAN ALGIDAN KAYNAKLANDIĞINI da yazmıştım.
Bu BİLİMSEL bilgilerin sonucunda ortaya çıkmıştır ki, “DİN” adı altında anlatılanların hepsi, açıkladığımız sisteme ait METAFORLARDIR, bildirildiği zamanki yaşam koşullarına GÖRE şekillenmiş olarak.
Şimdi gelelim bu anlattıklarımıza dayalı olarak “DÜNYALARIMIZI/âlemlerimizi” çözümlemeye…
Önceki mesajlarımızda açıklamıştık ki, HOLOGRAFİK SİSTEME GÖRE, KUANTUM POTENSİYELİN TÜM ÖZELLİKLERİNİ YAPISINDA BARINDIRAN KUANTUM BEYİN, HER AN, KENDİSİNE ULAŞAN DALGABOYU/DATA/BİLGİYE GÖRE, GEREĞİNİ YARATMAKTADIR!
Yani beyninde yaşadığın, hissettiğin, farkettiğin HER ŞEY, mekânsız olarak, BİLGİ ÇÖZÜMÜ OLARAK, BİLGİDEN İBARET ALANDA YENİ BİR HÂL (şe’n) olarak algılanmaktadır.
HER AN SİSTEM “OKU/İKRA” düzeni içinde gelişim göstermektedir!
Her şeyin HAKİKATI TEKLİK/VAHDET te nasıl “ilmiyle ilminde ilmini OKUDU” denerek tanımlanmışsa, kuantum beyinlerde de AYNI SİSTEM GEÇERLİDİR.
KUANTUM BEYİN VE KUANTUM BEYİNLER NİÇİN DEDİK…
Yapı orijini itibariyle TEK BİR (Vahid-Ehad) yapıdır, TEK BİR KUANTUM BEYİN VARDIR. Ne var ki, sonsuz özellikler ihtiva eden kuantum beyin (potansiyel) her an, her noktada kendisine yansıyan bilgilerin cevabını vermesi (yaratması) itibariyle, SONSUZ KUANTUM BEYİNLER (varlıklar) algısını oluşturmaktadır; beyinlere GÖRE! İşte bu yüzden de, sanki farklı kuantum beyinler varmış algısı oluşmaktadır kuantum beyinlerimizde! OYSA KUANTUM BEYİN TEK, KUANTUM BEYİNİN FARKLI BİLGİ TABANLARINA GÖRE YARATTIĞI KUANTUM BEYİNLER (bilinçler) “ÇOK”tur! “Çok” luk bilgiseldir; birimsel değil!
Şimdi gelelim kuantum beynimizin (RABBİMİZİN) YARATTIĞI dünyamıza…
Şunu kesinlikle farkedip hissetmeye çalışalım ki, HEPİMİZİN DÜNYASI/ÂLEMİ FARKLIDIR; HİÇ KİMSE BİR DİĞERİNİN DÜNYASINDAKİLERİ ANLAYAMAZ, ALGILAYAMAZ; çünkü herkesin değerlendirme yapan bilgi tabanı diğerinden farklı oluşmuştur.. Bilgi tabanındaki kabuller, değerler farklıdır!
Dışarıdan, kimden ne bilgi gelirse gelsin, siz o bilgiyi kendi veri tabanınıza göre çözümleyeceksiniz, yanınızdaki farlı şekilde çözümleyecektir.
YAŞAM, TEK KİŞİLİK OYUNDUR!
Siz, her an, VERİ TABANINIZA, KABULLERİNİZE, OLUŞMUŞ BİYOLOJİK DEDİĞİMİZ BİLGİ BİRİKİMİNE (hormonlarınıza) GÖRE anınızı yaşarken; dünyanız oluşurken; hâla sanırsınız ki dış dünyada yaşamaktasınız!
Üzüntüleriniz ve sevinçleriniz, yangınlarınız ve mutluluklarınız hep veri tabanınıza GÖRE, KUANTUM BEYNİNİZDEKİ POTANSİYELDEN (Rabbiniz) YARATILMAKTADIR!
BEYİNİNDEKİ SINIRSIZ POTANSİYELE, ŞARTLANMA VE KABULLERİNLE YÖNELİRSEN, SANA ONUN GETİRİSİNİ YAŞATIR; YORUMSUZ OLARAK, HAKKINDA HAYIRLISINI İSTERSEN, ONU YARATIR!
Sonuç, öyle veya böyle, her hâlukârda sonsuza dek, TEK KİŞİLİK OYUN İÇİNDESİN!
SANA BUNU YAŞATAN KUANTUM BEYİNİNİ FARKEDİP KAVRAYAMADAN, “BEN YAPTIM” algısıyla sürüyorsa hayatın, pişmanlık ve getirisi yangınlarla başın dertte demektir!
TEK KİŞİLİK DÜNYANDA, BUGÜN DE, YARIN DA, SONSUZA DEK TE YALNIZSIN; dünyandakileri VAR SANARAK! Oysa yangınlarını senden başkası söndüremez!
Bilgi vardır, ulaşır sana cenneti yaşattırır, bilgi vardır ulaşır sana cehennemî ateşi tutuşturur!
TESLİM OL RABBİNE, SELÂMET DİLE; ânın da da geleceğin de de sana selameti yaşatsın.
“BEN”lik iddiasını terkedip teslim olan SELÂMET BULDU.
31.3.2026
Yaratan dilediği gibi yaratıyor.
Senin varlığında, varoluşunda hiçbir katkın yok.
Senin gibi karşındakinin de öyle!
Her bir beşer kendine özgü unique (benzersiz) yapısıyla meydana gelmiş ve o meydana gelen yapısının gereğini ortaya koyacak.
https://t.co/v8xYkN5qW4
Sayısız üst program (veya ön planda algılanan) vardır, bir o kadar da alt program. Bunların her AN birbiriyle etkileşerek açığa çıkardığı algı yapıya ‘insan’ etiketini koymuştur BEYİN! Etinle kemiğinle, kanınla canınla, düşüncen ve duygunla, dünyan ve âhiretinle, kısaca “BEN” sandığın her şeyinle, BEYNİNİN (metaforu Rabbinin) YARATTIĞI, YOKTAN VAR OLUP, GERÇEKTE YOK OLANSIN! Kaybetmekten korkacağın da hiçbir şeyin yok! KORKMA, KORKUYLA OYALANMA, KORKUYLA YOLUNDAN KALMA! “BEN” sandığın varlığın ve herkes, her şey kendi oluşum programını sürdürmektedir ki, KORKUNUN, İŞLEVİNİN GERÇEKLEŞMEMESİNE YARARI YOKTUR! Ecel gelir, işlev değişir, (basübadelmevt) farklı bir algı boyutunda programlar çalışmaya devam eder; şöyle düşünüyoruM, hissediyoruM, şöyle yaşıyoruM algısıyla da ÖLÜMSÜZ hayatın devam eder sonsuza dek; türlü etiketler altındaki algı boyutlarında! Fark et ki, her AN sonsuz sınırsız algoritmalarla sonsuz sınırsız programlarda kendine özgü “BEN”ler yaratan yanı sıra, hiçbir VAR yoktur; olamaz da! Subhanallâh… ALLÂHUEKBER!
AH
"HAYRET” Hâli
−Yâ Gavs-ı Â’zâm… Kıyamet gününde, indîmde mahlûkatın en sevgilisi; sağır, dilsiz, kör, hayrette olan ve ağlayandır! Kabirde de bu böyledir!
Kıyamet”ten murat olarak “içyüzlerin, gerçeklerin ortaya çıktığı an” kavramını anlarsak, gerisini de şu şekilde yorumlamamız son derece kolay olacaktır…
“Halkolmuşların en sevgilisi”; Zât’ımda, Ahadiyet’imde yaşarken kendi sonsuz mânâlarımı seyretmeyi murat ettiğim için, Esmâ mertebesine tenezzülüm dolayısıyla var kıldığım birimlerin en sevgilisi yani beni izhar istidadına sahip olanı...
“Sağır”; varlıkların birimselliğinden, izafî benliklerinden, vehminden doğan benliklerinden yükselen sesleri duymayan...
“Dilsiz”; vehmî, izafî, gerçekte var olmayan benliğinden söz etmeyen, kesret hâlinde konuşmayan, “yok”un kavgasını yapmayan!
“Hayrette olan”; o güne kadar varsandığı varlıkların gerçekte bir varlıkları olmadığını görmek suretiyle hayrette kalan…
Ağlayandır”; öyle gerçekleri müşahede eder ki bu seyir sırasında elinde olmadan ağlama hâli zuhur eder kişiden…
Sağır, dilsiz, kör, hayrette olan” tanımlamasını tasavvuf terimiyle şöyle de anlatmak mümkündür;
“Allâh’ı bilenin dili tutulur” hükmünce; gözündeki perdesi kalkarak, Zât-ı ilâhîyi müşahede eden sağır olur, izafî varlıklardan yükselen sözleri ve hükümleri işitmez olur; hakikati açıklayamayacağı için, dili konuşmaz olur, bilir ki hakkında konuşacağı varlık O’dur! Her an O’nun yeni yeni şanlarını seyretmekten hayrette olur! Ki Dünya’da da âhirette de böyledir.
AHMED HULÛSİ
Başkalarını yorumlamak, değerlendirmek, suçlamak veya yüceltmek için var değil beyinin;
ama bunları yaptığında da, hepsinin sonuçlarını, sana geri döndürerek yaşatır!
“Kınadığınız başınıza gelmeden ölmezsiniz!” Hadis.
İnsan, yalnızca, orijinindeki İSMİ Allah OLANI KAVRAMAK, hissetmek ve o boyutun projeksiyonundan, varlığı, kendini seyretmek için, böylesine bir beyin (kuantum beyin) kapasitesiyle varolmuştur. (Eşrefi mahlûk)
“İNSANCA DÜŞÜNÜYORSUN, ALLAH GİBİ DEĞİL!” İsa a.s.
Bunu yaşamayan insan ise HÜSRANDADIR! (Kesinlikle insan hüsrandadır; Asr suresi).
Hüsran, hakikatindeki muhteşem kuvveleri farkedip değerlendirmeyenlerin, bu gerçeği farkettikleri boyutta içine düşecekleri ruh hâlini tanımlayan isimdir!
KURÂN BİLGİSİNİN BİLDİRİLMESİNİN ANA NEDENİ,
İNSANIN, HAKİKATİNDEKİNE İMAN EDİP BU GERÇEĞİN GETİRİSİYLE YAŞAMASIDIR.
“RUHUNDAN NEFHETMESİ” tanımı da KUANTUM BEYİNİN özelliklerinin, kabullendiğimiz beyinde açığa çıkması durumuna işaret için kullanılmış metafordur.
Her insan varoluş formunun getirisini sistem otomasyonu içinde yerine getirmektedir ki, sonucu ya hüsrandır ya da saadet!
Herkes kendi dünyasında yaşar, başkalarının dünyasında değil! Herkes kendi düşüncelerinin sonucunu yaşar; başkalarının düşüncelerinin sonucunu değil!
Kısacası, dilediğin gibi düşün, dilediğini yap, getirisini yaşayacaksın!
18.10.25
YEMİN EDERİM Kİ…
Anınızı cehenneme çeviren,
Ağzınızın tadını kaçıran,
Sağlığınızı bozan,
Hiç kimse veya olay değildir!
Bunları size yaşatan yalnızca sizdekilerdir!
“BEN DİLEDİĞİMİ YAPARIM” âyetiyle sizi uyaran Allah’ın, “ALLAH”lığını kabul etmeyip, O’na savaş açmanız sonuçta mağlup olup cehenneminizde yanmanıza neden olur
Her noktada dilediği fiili yaratanın, SİZİN KULUNUZ OLUP İSTEDİĞİNİZ GİBİ AÇIĞA ÇIKMASINI İSTEMEKTEN DAHA BÜYÜK GAFLET YOKTUR!
Bunun Dindeki tanımı da “ŞİRK”tir!
Teslim olup selamet bulmak varken;
Daha kullandığını sandığın bedeninin, bir organının dahi nasıl çalıştığının farkında değilken; muhataplarında Allah’ın neyi niye yaptığını bilmeden, ALLAH’ı YARGILAMAK size yalnızca azap olarak döner!
“NE YANA BAKSAN BENİ GÖRÜRSÜN” uyarısında bulunan ile kavga hüsrandan başka bir şey yaşatmaz!
Senden hangi istek açığa çıkarsa çıksın, sonuçta ALLAH DİLEDİĞİNİ YAPAR!
Merhamet et kendine, yakma kendini!
YANIYORSAN DA;
ALLAH’IN
UMURUNDA MI !
Ders almayan ders olur!
“OKU”
Diye başlayan sure (96)
“SECDE ET Kİ KURBA ERESİN”
Diye bitiyor!
“OKU”manın neye dönük olmasını böylece açıklıyor!
Eğer Rabbinin kulu olmanın ne olduğunu fark edersen, herkesin dahi aynı durumda olduğunu keşfedersin!
“ALLAH SİZİ DE YAPTIKLARINIZI DA YARATTI”
Âyetini düşünebilirsen, farkedersin ki;
BEN HİSSİYATINI DA, TÜM YAPTIKLARINI DA RABBİN (kuantum beynin/esma özelliklerin) yaratmaktadır!
Bunu da fark edersen, ezelinden ebedine, Allah esmasına kulluk eden bir varlık var ve SEN YALNIZCA, VARIM, sanan bir varlıksın!
YOKSUN!
HİÇSİN!
İşte bunu hissedip yaşadığında
SECDE ETMİŞSİNDİR!
SECDENİN ANLAMI BUDUR!
Bu SECDEnin sonucu da KURBİYETTİR! Yani Rabbinin varlığında yok olmak; HİÇ olmak; zerrende dahi Rabbinin özellikleri dışında bir şey kalmamasıdır.
Gören, duyan, söyleyen, Rabbindir!
Yoksa, BENLİĞİN, BEN YAPIYORUM hissiyatın, bataklığa saplı demir kazık gibi dimdik dururken; alnını yere koyarak, SECDE EDİYORUM sanısıyla da avunarak, geçip gidenlerden biri daha olursun!
HİSSETTİĞİN VE YAŞADIĞINSIN; BİLDİKLERİN HİÇ DEĞİL!
Selamet ola.
16.4.25
DUAM NİYE KABUL OLMUYOR, DİYORSUN YA; ANLATAYIM !
DOĞRU ADRESE YOLLAMIYORSUN DUANI ! O yüzden de duana icabet olmuyor! Ediyorum ediyorum cevap gelmiyor, demeye devam ediyorsun.
Mesajını evrene yolluyorsun!
Evrenin dibi bucağı yok! Başı sonu yok!
Yanlış adrese yöneliyorsun!
Doğru adrese işaret ediyor Kurân. Ne diyor?
“BİZ ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKINIZ !”
“BİZ” diyor.. kim bu biz? Esma hüsna..
Konu Allah isimleriyle işaret edilen özellikler ise, buralarda çoğul olan BİZ SIFATI KULLANILIR.. YANİ, BEYİNE TALİM EDİLMİŞ OLAN TÜM İSİMLERİN ÖZELLİKLERİYLE ANLAMINA GELİR “BİZ” işareti.
ŞAHDAMARI nereye ulaşır beyine!
BİZ BEYNİNİN BOYUTSAL DERİNLİĞİNDE TÜM ESMA ÖZELLİKLERİMİZLE VARIZ, DEMEKTİR BU ÂYETİN ANLAMI!
Daha önce de açıkladığımız üzere kuantum beyninin hakikati, tüm isimlerle işaret edilen özelliklerin tamamıdır! Yani, RABBİNDİR !
Demek ki adresi neresi olmalıymış DUANIN; elbette ki GERÇEK BEYNİN/RABBİN !
Oysa sen duanı ÖTENDEKİ BİR VARLIĞI HAYAL EDEREK ONA YOLLUYORSUN! Yanlış adrese!
ÖNCE “B” sırrınca, ben sandığın varlığının sadece bir zan, vehim olduğunu; gerçek varlığının RABBİNE AİT OLDUĞUNU FARK ET; sonra da DUANI, İÇSELLİĞİNDEKİ, KUANTUM BEYNİNDEKİ RABBİNE YAPMAYI DENE !
Rükûnda, secdende hep beyninin hakikati olan RABBİNE yönelerek tesbihini, duanı yapmaya başla.
“ARZ” diye isimlendirilmiş bedeninin tüm hücreleri, organları dualarını “SEM” olarak isimlendirilmiş beynine iletiyor ve ondan cevap alıyor…
DUANI UZAYA YAPARSAN, HAYALİNDE TASAVVUR EDİP YARATTIĞIN TANRINA YOLLARSAN, DUYGUSUZ UZAYDA KAYBOLUP GİDER!
UZAY NEDİR BİLİR MİSİN? Aşağıdaki linkten okuyabilirsin UZAYIN NE OLDUĞUNU, bugüne kadar hiç duymadığın bir tarzda.
Dolayısıyla önce İNAN VE GÜVEN BEYNİNİN HAKİKATİ OLAN RABBİNE VE SANA CEVAP VERECEĞİNE… Sonra da DUANI YAP!
Ezberlediğin kelimelerle değil; içinden geldiği gibi! Tüm samimiyetinle! Yana yakıla!
Bak gör bakalım, duana cevap geliyor muymuş, gelmiyor muymuş.
Unutma ki, âdet olmuş diye yapılan ne dua kabul olur, ne de diğer ibadetler!
Bakın dua olayını çok yıllar önce DUA VE ZİKİR isimli kitabımızda nasıl anlattık… Aşağıda okuyun…
“KEVSER HAVUZU” metaforuyla anlatılan ve beyninizin HAKİKATİ olan tüm Allah özelliklerini fark edip, gereğini yaşayamazsanız, geleceğinizin cennet olması bir hayli düşük ihtimal olacaktır.
“DÜNYA MÜMİNİN CEHENNEMİDİR” işareti, beden boyutunda beşeriyet şartları içinde ömür sürenin, içinde bulunduğu şartları anlatır…
İçe, hakikatine yönel ki, cehenneminin ateşi sönsün, gerçekliğini, “ALLAH’A FİRAR EDİN” âyeti vurgular! Allah’a kurbu, olanı, hakkel yakîni yaşayanı dünya ateşi yakmaz!
Allahım, RABBİNİN SONSUZ GENİŞLİĞİNDE YAŞAYANLARDAN OLMAYI BAHŞET BİZE!
17.3.2025
https://t.co/u3mBEZZ1Qj
https://t.co/pAHOhkG7nZ
SANMAYIN Kİ BİLDİĞİNİZ İBADETLER TANRI İÇİNDİR;
ONLARIN TAMAMI, BEYİN ADIYLA BİLDİĞİNİZ, RABBİNİZİ TANIMAK İÇİNDİR!
Tüm evren içindekileri yaşatan ilim ve kudret, bölünür parçalardan oluşmamış TEKİLLİK olduğu içindir ki, KUANTUM BEYNİNİZİN DE HAKİKATİDİR VE HER AN TÜM ÖZELLİKLERİYLE SEMANIZDA (şuurunuzda) ve ARZINIZDA (bedeninizde) AÇIĞA ÇIKMAKTADIR
Bazı yanlış anlamalar oluyor.. sende şu isim açığa çıkıyor, bende bu isim açığa çıkıyor gibilerden! Herkeste, her an, varlığının tüm boyutları itibariyle tüm isimler vardır ve açığa çıkmaktadır. Ne var ki, algılama, farkındalık alanımızda değillerdir.
HALİFE (ruhu sultanî), insan beyni, tüm esma özelliklerini açığa çıkaracak evrime ulaştığında (isimler talim edildiğinde) “nefholmuş” yani kuantum beyinin alt boyutundan gelerek(!) açığa çıkmıştır.
Böylece, insanın RABBİ olan tüm esmâ potansiyeli, her an varlığının ve HER ŞEYİN hakikati olan Ruhu Azam’ın İLİM VE KUDRETİYLE, KUANTUM BEYİN OLARAK ölümsüz yaşamı devam ettirmektedir.
Kurân’daki sürekli tekrarlanan RABBİNE YÖNEL, RABBİNE FİRAR ET benzeri uyarılar, hep, kendini dışsallığa dönük beden olarak kabullenmeyi bırak, boyutsal derinliğindeki MUHTEŞEM İLİM VE KUDRETİ FARK ET anlamındadır.
Çünkü insana KEVSER (esmai külleha/tüm isimler havuzu) bahşedilmiştir!
“SANA KEVSERİ BAHŞETTİK.. RABBİNE SALÂT ET(YÖNEL) ve NAHR (KURBAN ET BENLİĞİNİ Kİ RABBİNİ FARK EDESİN…)
Uyarısı dahi bu anlattığımız olaya işaret eder.
Esmânın tamamının açığa çıkmakta olduğunun farkındalığına ulaşmak için yapılması gereken ilk iş de, zihninizdeki bu isimin manası şudur gibi üç beş kelimelik anlam kısıtlamalarından kendinizi kurtarmaktır.
Unutmayın ki, dünyanızda olup biten HER ŞEY, TÜM ALGILADIKLARINIZ BU İSİMLERİN İŞARET ETTİĞİ ÖZELLİKLER KOMPOZİSYONUDUR ! TÜM DÜŞÜNDÜKLERİNİZ VE VARLIĞINIZ BU KOMPOZİSYONLARDIR !
RABBİM, diyerek kuantum beyninizi oluşturan bu isimler kompozisyonuna hitab etmektesiniz; dışınızdaki allah ismini etiketlediğiniz tanrınıza değil!
Namazda rükuda ve secdede hep kuantum beyininiz diye anlatmaya çalıştığımız RABBİNİZE HİTAB ETMEKTESİNİZ.
HER AN, KUANTUM BEYNİNİZDEKİ, “KEVSER” METAFORUYLA ANLATILAN RABBİNİZİN H U Z U R U N D A SI N I Z !
Salatta olsanız da olmasanızda!
“HASİYB” özelliği de sonraki anınızı forme ediyor!
Bir düşünün bunları isterseniz…
Esasen bu yazdıklarım pek çok kişiyi ilgilendirmiyor ki, eskiden çok fazla kişi bu bilgileri paylaşmak için rt yaparken, işin özü, hakikati olan konuları yazmaya başladığımda bu durum hayli azaldı.. ne var ki, kulluğumuzun zorunlu sonucu yazmaya devam ediyoruz..
Sürçi lisan ettiysek affola!
15.3.2025
Bedenlerin Biyomanyetik Etkileşimi (Ahmed Hulusi)
https://t.co/O8R74eH1XY
Bundan birkaç yıl önce bedenlerin yaydığı biyomanyetik enerji sonucu çekim ve itim şartlarından sözetmiştim..
Burada da belki hiç duymadığınız bir beyin faaliyetinden sözedeceğim.
SEVDİKLERİNİZİ HASTA ETMEYİN !
“HASTA” sözcüğünü gerçek anlamıyla kullanıyorum burada, ironi olarak değil.
Beyniniz artık biliyorsunuz ki, her an çeşitli konulara dönük, düşünce ve duygulara göre dalga boyları yayar.
“DUA VE ZİKİR” https://t.co/I7S57dZD2q kitabında yazdığım üzere, beynin bir kısım yaydığı dalgalar vardır ki, bunlar o beynin frekansının yüksekliğine göre dalga dalga çevresine yayılır.
Bunlar genel dalgalardır. Herkeste vardır.
Bir de beynin yaydığı “YÖNLENDİRİLMİŞ DALGALAR” vardır ki, başkaları için yaptığımız dualarda bu sistem devreye girer… Hedefe dönük dalgalardır bunlar.
İşte anlatmak istediğim olay buradan başlar..
Sevdiğiniz birine ÖFKELENDİĞİNİZDE, BEYNİNİZDEN ÇIKAN ÖFKE DALGALARI ONU ETKİLER VE BEYİN GÜCÜNÜZE GÖRE ONU HASTA EDEBİLİR VEYA KAFA KARIŞIKLIĞI MEYDANA GETİREREK İŞLERİNİN TERS GİTMESİNE YOL AÇABİLİR.
BEDDUA, MAZLUMUN DUASI, MAĞDURUN SESSİZ HAYKIRIŞI HEP BU DEDİĞİM YOLLA GERÇEKLEŞİR.
“ALMA MAZLUMUN AHINI, ÇIKAR AHESTE AHESTE” sözü bu mekanizmaya dayalı olarak çalışır.
Bazen de, o kişi hakketmiyorsa, veya onun beyni daha yüksek frekansta dalga üretiyorsa, ürettikleriniz size yansır sizi incitir. Keskin sirke kabına zarar, sözü de bu duruma işarettir.. Beddua bu yüzden çok riskli bir davranıştır.
Başta EŞİNİZ olmak üzere tüm yakınlarınıza zarar vermek istemiyorsanız öfkenize hâkim olun ki sonra pişman olmayasınız..
Bir çok sert tartışmaların arkasından gelen bedensel hastalıklar veya işlerin ters gitmesinin altında, siz farkında olmasanız da beyninizin kızgınlık, öfke anında yaydığı bu yönlendirilmiş dalgalar yatar.
Tıpkı NAZAR denilen pek çoğu istemsiz yönlendirilen dalgalar gibi..
Beyin orijini itibariyle potansiyel olarak tüm Allah isimleriyle işaret edilen özelliklere sahiptir demiştik… Beyindeki bu muhteşem kapasitenin ne olduğunu asla hayal edemezsiniz!
Kendinizi veya çevrenizdekileri HASTA DA edebilirsiniz, iyi de edebilirsiniz. “Healer” denilenlerde de bu kudret açığa çıkmaktadır.
Eskilerin “velilere eğri bakma kevni mekân elindedir” deyişi de bu mekanizmaya işaret eder…
Beyindeki bu kudret pek çok zaman istem dışı harekete geçer… Güçlü çıkışlar dinsel kişilerden çıkarsa buna kerâmet de derler.. Ama bu çıkış gücü gerçekte herkeste vardır beyinin yaydığı dalgaboyunun gücüne göre.
Bu nedenledir ki, kimseyle, hele sevdiklerinizle şiddetle tartışmayın, hele hele öfkelenmeyin. Onları hasta etmeyin, işlerinin ters gitmesine yol açmayın!
Boş vaktinizde, geçmişte hangi olaylar sonrasında nelerin ters gittiğini düşünürseniz, bana hak verirsiniz.
Sevgi ve hoşgörü dolu sağlıklı günleriniz olsun.
7.3.2025