Garip değil mi? Bir kaç gün içinde Türk Kurtuluş Savaşının en büyük üç muharebesinden biri olan Kütahya-Eskişehir Muharebelerinin 105.yılı.
Çok sert çarpışmaların olduğu muharebeler neticesinde binlerce şehit verdik. Türk ordusu kuşatmadan sıyrılıp Sakarya hattına çekilmeyi başardı.
Bu şehitlere sessiz olan siyasi düzen yurtdışındaki katliamlara hassasiyeti göz yaşartıcı seviyede. Bu ülkede Türk olmak zor. Ne size ne dedenize saygı ve muhabbet duyan kimse yok bu düzende.
Bir " vurun Abalıya " olayıdır. Gazilerimizin hakları nasıl görmezden geliniyor? bakın ve görün.
Godirikli Dombay Şafak Mert'e yapılanlar yazıda.
@enerjisa@enerjisadestek @bedaş
Terörle mücadele gazisi Şafak Mert elektrik indirimi hakkını alabilmek için 8 aydır uğraşıyor. Biz biliyoruz ki süreç denen safsatadan aldığınız gücü ilk olarak Şehit Yakınları ve Gaziler üzerinde deniyorsunuz. Ancak unutmayınız ki devran dönecek. Enerjisa siz özellikle Şehit yakınları ve Gazilere saygı göstermeyen tavırdasınız. Bundan önce de bir takım olaylar yaşadık.
Not alıyoruz.
Batı Bozkürk Yazdı
Terörle mücadele gazisi Şafak Mert elektrik indirimi hakkını alabilmek için 8 aydır uğraşıyor
Terörle mücadele gazisi Şafak Mert, geçtiğimiz yılın sonunda evini taşıdı, yasal hakkı olan elektrik indiriminden yeni evinde de yararlanabilmek için Enerjisa'ya başvurdu. Fakat Enerjisa’dan kendisine “Sen ölünce ailen bu indirimden faydalanabilir” yanıtı geldi. Mert’in tüketici hakem heyetine başvurusu da reddedildi. Cumhuriyet’e konuşan Mert, “Hakkım olan indirimi alamıyorum. 15 Temmuz gazisi olsam bu mesele çoktan çözülmüştü. Ben şimdi tüketici mahkemesine başvuracağım, peki benzer sorunları yaşayıp yürüyemeyen, evden çıkamayan gaziler ne yapacak?” sözlerini kullandı.
Uzun yıllar terörle mücadele operasyonlarında görev alan ve girdiği çatışmalar sonucunda malul olup 3713 sayılı terörle mücadele kanunu kapsamında gazi unvanı alan 54 yaşındaki emekli yarbay Şafak Mert, bir süredir, yasal hakkı olan elektrik indirimine ulaşabilmek için mücadele veriyor.
ÖLÜRSEN AİLEN FAYDALANIR’
Mert, geçtiğimiz yılın sonunda Ankara’daki evini başka bir mahalleye taşırken, halihazırda yararlandığı yüzde 40 elektrik indirimini yeni evinde de sürdürmek üzere Enerjisa’ya başvurmuştu. O süreci Cumhuriyet’e anlatan Mert, bir şirket çalışanından, “Bu indirimden sen faydalanamıyorsun ama ölürsen ailen ve çocukların faydalanabilir” yanıtı aldığını söylemişti. Şirket de kendisine 3713 sayılı kanun kapsamında olduğu için elektrik indiriminden yararlanamayacağını belirten yazılı bir bildirim sunmuştu. Oysa aynı bildirimde, malul olan gazilerin bu elektrik indiriminden faydalanabildiği yer alıyordu. Buna karşın Mert’e elektrik indirimi sağlanmadı. Mert, tüketici hakem heyetine başvurdu.
‘YÜRÜYEMEYEN GAZİLER NE YAPACAK?’
Son gelişmeye göre Mert’in bu başvurusu reddedildi. Şimdi, tüketici mahkemesine gitmeye hazırlanıyor. Cumhuriyet’e konuşan Mert, “Olay trajikomik. Bir evde faydalandığım elektrik indiriminden başka bir eve taşınınca yararlanamıyorum. En çok kanıma dokunan ise, hadi ben yürüyebiliyorum, başvurumu yapabiliyorum, mahkemeye gidebiliyorum. Peki benzer sorunları yaşayıp evinden çıkamayan, yürüyemeyen gaziler var. Onlar ne yapacak?” ifadelerini kullandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Millî Savunma Bakanlığından yetkililerin konuyla ilgili kendisiyle temas kurduğunu belirten Mert, “Ancak bir çözüm olmadı. İnisiyatif alınmadı. İki kurum da benim hakkımın yendiği biliyor ancak havaya bakıp ıslık çalıyorlar” sözlerini sarf etti.
15 TEMMUZ GAZİSİ OLSAYDIM...’
Sözkonusu gaziler olunca farklı kurumların farklı uygulamalara gidebildiğini savunan Mert, “Yaptıkları çok net ayrımcılık. Ve çok açık söyleyeceğim, şimdi her tarafta görüyorsunuz 15 Temmuz reklamları dönüyor. Eğer ben 15 Temmuz gazisi olsaydım, bu haksızlıktan ötürü kapımın önüne gelip özür dilerlerdi. ‘Biz bu meseleyi hallettik’ diye bunun reklamını yaparlardı. Ben ise mahkeme koridorlarında dirsek çürüteceğim” dedi. Mert, mücadelesini sürdüreceğini belirterek, “Bu iş artık onur mücadelesine döndü. Gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gideceğim” diye konuştu.
— BU EKİBE İYİ BAKIN —
Bu ekibi Ermenistan Kabinesi sanmayın.
Bu ekip; 33 senelik Abdulhamid devrinin ekibi
Devlet batınca “Vay Efendim Türkçülük başlamış da devlet çökmüşmüş..”
Peki bu ekonomik iflas tablosunda Türkler nerede ?
Halife-i Müslümin 2.Abdülhamit’in Nazırlarına (Bakanlarına) ve bürokratlarına buyrun bakalım:
Hariciye Nazırları;
* Aleksandros Karateodori Paşa (1878-1879)
* Gabriel Pasha ve Sava Paşa (1879-1880)
Hazine-i Hassa Nazırları:
* Agop Ohanes Kazazyan (1876-1891),
* Mikail Portakalyan Efendi (1891-1897),
* Ohanes Sakız Efendi (1897-1908)
Maliye Nazırı:
• Agop Ohanes Kazasyan Paşa (28-30 Ağustos 1885), (Aralık 1886 - Mart 1887) (1888-1891)
Nafia Nazırları:
* Ohanes Çamiç Efendi (1877-1878),
* Aleksandr Karateodori Paşa (1878)
* Sava Paşa (1878-1879)
Orman ve Maadin Nazırları;
* Mavrokordato Efendi (1908-1909),
* Aristidi Paşa ( 1909)
Ticaret ve Ziraat Nazırları:
* Bedros Kuyumcuyan Efendi (1880)
* Gabriel Noradonkyan Efendi (1908-1909)
Ayan Üyeleri(1876);
* Antopolos Efendi Aristarki Bey,
* Daviçon Karmona Efendi,
* Musurus Paşa,
* Serviçen Efendi,
* Stoyanoviç Efendi,
* Dr. De Kastro Bey,
* Mavroyeni Paşa,
* Karatodri Paşa,
* Abraham Karakahya Paşa
Ayan Üyeleri(1908)
* Azaryan Efendi,
* Basarya Efendi,
* Bohor Efendi,
* Fethi Franko Bey,
* Gabriyel Noradonkyan Efendi,
* Mavrokordato Efendi,
* Mavroyeni Bey,
* Oksanti Efendi,
* Yorgiyadis Efendi,
* Aram Efendi,
* Popoviç Temko Efendi,
Babıali Hukuk Müşaviri Gabriel Efendi; Abdülhamit zamanında sürekli el üstünde tutulan bu Gabriel Efendi 2. Dünya savaşı sonrası düzenlenen Paris Konferansında Ermeniler için toprak talep etmiş, Lozan Konferansına da Ermeniler adına katılmıştır…
Elçilere göz attığımızda;
* Y. Fotiades Bey ve Gobdan Efendi’nin Atina,
* Azaryan Efendi’nin Belgrad,
* E. Karatodri Efendi’nin Brüksel,
* Blak Bey’in Bükreş,
* Yanko Karaca, Misak Efendi ve Aritraki Efendi’nin Lahey
* K. Musurus Paşa, Alfred Rüstem Paşa ve Antopulo Paşa’nın Londra,
* Naum Paşa’nın Paris,
* S. Musurus Bey ve Y. Fotiades Bey’in Roma,
* Nikola Gobdan Efendi’nin Sofya,
* A. Vogorides Paşa’nın Viyana,
* L. Aristarki Bey ve A. Mavroyeni Bey’in Washington’da Büyükelçi-Elçi olarak görev yaptıklarını görüyoruz.
Konsolos ve kâtipliklerde de Türk unsurundan ziyade Ermeni ve bilhassa Rum memurlar kullanılmakta idi.
Valilik koltuklarının çoğunda da gayrimüslimler oturuyordu.
Mesela Şarkî Rumeli Valileri;
* Sava Paşa,
* Aleko Vogorides Paşa,
* Gavril Paşa Hristoiç,
* Alexandre de Battenberg,
* Ferdinand de Saxe-Cobourg et Gotha,
Sisam Beyleri;
* Mişel Gregoriyadis Bey,
* Aleksander Mavroyeni Bey,
* Yanko Vitinos Bey,
* Kostaki Karateodori Paşa,
* Yorgi Yorgiadis Efendi,
* Andrea Kopasis Efendi,
Cebelilübnan Sancağı Mutasarrıfları;
* Vasa Paşa,
* Naum Paşa,
* Yusuf Franko Paşa
Maliyesini, Hariciyesini, Tarımını, Madenlerini ve de Mülkiyesini gayrimüslimlere bırakmış devletin başında bir İslam Halifesi (!) vardır…
ŞİMDİ ANLADINIMIZ MI ATATÜRK’ÜN KİMİN TEKERİNE ÇOMAK SOKTUĞUNU ?
Türk Dil Kurumuna bir Ermeni dil bilgisi uzmanını, o da sadece Genel Sekreter olarak atadı diye-ki adam Osmanlı memuru zaten, 100 senedir Atatürk'e demediğini bırakmayanlara soralım, insafınız var mı ?
Kaynak Kitap: Sinan Kuneralp, Son Dönem Osmanlı Erkan ve Ricali (1839-1922) Prosopografik Rehber, İstanbul: ISIS PRESS, 1999.
(alıntıdır)
Türkiye’de kutuplaşma az olduğu için daha da arttırmak görevi herhalde bu arkadaşlara verildi. Milli Mücadele deyince ne oluyor? Kurtuluş Savaşı ortadan mı kalkıyor? Savaş olmamış mı oluyor? Şehitlerimize saygısızlık yapan bu kişinin Milli Cehalet Bakanı olması tesadüf değil.
Dünkü ABD karşıtlarının yaldızı döküldü, herkesten çok Amerikancı ve NATO’cu oldular. Namuslu fikir sahiplerine yıllarca hakaret ettiler. Ayfon kırdılar, Cola döktüler vb. Demek ki esen rüzgara göre değil, lider tapıcılığına göre değil, gerçeğe ve ulusal çıkara dayanmak lazımmış!
Kızılcagün Platformu olarak altıncı durağımız Antalya!
11 Temmuz Cumartesi günü düzenlenecek olan “Açılım Tehlikesi ve Milli Birlik” panelimize Türk milletini davet ediyoruz.
Yer: ASSİM Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi
1219. Sokak, Doğuyaka Mahallesi, No:9, Muratpaşa/Antalya
Selim Erdoğan (@HarpCografyasi)
#kızılcagünplatformu #kızılcagün
"Kurtuluş Savaşı mı, Milli Mücadele mi?" tartışması kadar saçma bir tartışma olamaz.
Bunu ortaya atan kişiyse Milli Eğitim Bakanı olamaz, olmamalı.
Her şeyden önce, Milli Mücadele başı ve sonu bakış açısına göre değişen bir süreç.
Kimi benim gibi Mondros Mütarekesi'nden başlatır, kimi İzmir'in işgalinden, kimi Atatürk'ün Samsun'a ayak basışından.
Kimi Mudanya Mütarekesi'yle bitirir, kimi Lozan'la. Bazılarıysa işgallere yol açan cehalet ve ihanet ortadan kalkmadıkça Milli Mücadele'nin bitmeyeceğini savunur ve der ki "devrimler de Milli Mücadele'ye dahildir".
Hangisinin doğru olduğu bakış açınızın ve dayanaklarınızın sağlamlığına göre de değişir.
İşin aslı, bu kerameti kendinden menkul zat ortaya çıkıp da bu akıllara zarar tartışmayı başlatana kadar, 104 senedir dileyen dilediğini kullandı. Kimse bu ifadelere siyasi bir anlam yüklemedi.
Kısacası, her şey niyetle başlar, niyetle biter.
Adına ne derseniz deyin, Türk o süreçte sadece Yunanla, Fransızla, İngilizle, Ermeniyle değil, İstanbul Hükümeti ve Vahdettin'le de savaştı.
Kuvayı Milliye'yi yok etmek için Mayıs 1920'de Türk'e silah doğrultan Kuvayı İnzibatiye Patagonya Ordusu muydu?
Köprülülü Hamdi Bey'i katleden, Türk'e kurşun sıkan Anzavur'u paşa yapan Kral George muydu?
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının idam fermanını, katli vaciptir fetvasını Kraliçe Elizabeth mi verdi?
Geçin bu boş işleri. Dilediğinizi kullanın. İnadına kutsal bir isyan, ana sütü gibi temiz bir Türk devrimidir dedelerimizin yaptığı.
Burada elim ve umut kırıcı olan, Türk Milli eğitiminin cumhuriyet tarihinin en zayıf, en karanlık, en kifayetsizliğe yenik düşmüş dönemini yaşıyor olması.
GÖRSEL TARİH | yeni bölüm 🚨
Ege'de Yörük Ali Efe Yunan'a ceza kesmeye başlarken, Amasya'da Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır" diyor.
"Milli Mücadele'de Bu Hafta" 16 - 22 Haziran 1919 haftasıyla devam ediyor. İzlemek için aşağıdaki bağlantıyı tıklayınız ⬇️
https://t.co/3sNRwKfaCk
11 Temmuz Cumartesi ANTALYA'dayız.
Kızılcagün Platformu olarak altıncı durağımız Antalya!
11 Temmuz Cumartesi günü düzenlenecek olan "Açılım Tehlikesi ve Milli Birlik" panelimize Türk milletini davet ediyoruz.
🎯 ASSİM Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi
1219. Sokak, Doğuyaka Mahallesi, No:9, Muratpaşa/Antalya
@kizilcagunp
#hainsiztürkiye
"GENÇLER İŞ BEĞENMİYOR" teorisi çöktü!
Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara, 2 CV hazırlayarak yüzlerce ilana başvurdu:
🔴 1. Aday:
• Marmara Makine Mühendisliği mezunu
• 2 kere yaz stajı
• B1 İngilizce
• Bilgisayar programları sertifikaları
🔴 2. Aday:
• Ankara İşletme mezunu
• 2 kere yaz stajı
• B1 İngilizce
• bilgisayar programları sertifikaları
3 ayda 1. Aday için 162, 2. aday için 147 ayrı işe başvuruldu ve hiçbirine geri dönüş olmadı!