@DiyarSaracoglu moderatörlüğünde, işçi iktidarında, sovyetlerde günlük yaşamı (kentleşme, mimari, konut hakkı, kültür, sanat, toplumsal hayat...) farklı yönleriyle @kavelalpaslan dan dinliyoruz. Bugün kapitalist sistemde konut krizi dahil kıyaslamalarla kitap da, anlatı da zengin
Laiklik, “sınıf” anlayışı, kadınların gerçek örgütçüler ve karar alıcılar haline getirilmesi, sendikalarda kadınların örgütlenmesinin yöntem ve araçları.. vb konuları tartışan kapsamlı dosya.
https://t.co/XnqHaXQ7wT
9 işçinin hayatını kaybettiği İliç Katliamı davasındayız.
Saray iktidarının ve güdümlü yargısı üç yıla varan bu yargılama sürecinde sermayenin hukukunu işletmiş, maden tekellerinin çıkarlarını korumuştur.
İliç en tepeden başlayarak en aşağıdaki kamu görevlilerine ve şirket yöneticilerine kadar ortak işlenmiş bir cinayettir. Bakanlardan valiliğe dönemin siyasi ve idari tüm yöneticileri İliç’teki iş cinayetlerinin ve çevre felaketinin sorumlularıdır.
Bu ülkede adalet arayan işçiler yargılanıyor, sendikal hakları savunan sendikacılar yargılanıyor, demokrasi ve özgürlük mücadelesi verenler yargılanıyor ancak fon hısızlarından hesap sorulmuyor, elinde işçi kanı olanlardan hesap sorulmuyor.
Saray yargısından adalet gelmeyeceğini biliyoruz. Bu sebeple işçilere, emekçilere sesleniyoruz; adaleti ancak birleşik bir mücadele ile elde edebiliriz. Olası katliamları önlemenin tek yolu yan yana gelerek yürüteceğimiz mücadeledir.
Sendikaların, mücadeleci temelde, sendikal demokrasiyi işletme, sendikaları yeniden işçisi sınıfı ve emekçilerin gerçek örgütleri haline getirme hedefli yeniden inşasında kıymetli bir tartışma ve değerlendirme.
📢Dosya: KESK 3. Kadın Kurultayının ardından...
KESK’te kadın mücadelesi tartışması:
"Kadın meclisi karar alacak, yönetim ve üyeler uygulayacak ve uygulamadığında kadın meclisine hesap verecekse, kadın meclisi kime hesap verecek?"
✒️Özlem Bayrak
https://t.co/G5HUGeIknR
@HNOzgen Utanmadan işçi olarak çalıştırılan çocuklarla poz vermiş. Onlar çocuk, çocuk, ait oldukları yer sanayi siteleri değil sabah uykusunda yatağı, okul, park, spor, sinema, tiyatro, kültür, sanat alanları olmalı. AKP iktidarının sömürüyü çocuklara kadar indirmesinin vücut bulmuş hali.
Ne var ki baskı, sansür ve hiçe sayma birikir ve beklenmeyen dinamizmi tetikler. O zaman hiçbir üst proje ve strateji sökmez. Halk kendi medyasını yaratmanın, söz söyleme imkanının, değişimin de yolunu bulur.
Halk TV’yi susturmak - Nuray Sancar https://t.co/woF7EL9afu
@bahadir_ozgr işini iyi yapan gazetecilerden. Fon rezaletindeki gerçekleri ortaya çıkardığı, anlattığı için belli ki rahatsız olanlar varmış ve şimdi gözaltında. Fon rezaletinin baş aktörleri AKlanırken gerçeği yazanlar, söyleyenler susturulmak isteniyor. Başaramayacaklar
Gazeteci, Halk TV yazarı ve programcısı Bahadır Özgür gözaltına alındı. Özgür’ün Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi
https://t.co/8TjDfD4f9D
"Bütçeden kaynak aktarılarak, yeni zamlarla kaynak oluşturularak, para basımı-döviz oyunlarıyla yük yeniden halk kitlelerine aktarılmamalıdır. Bun sağlayacak olan işçi sınıfı başta olmak üzere tüm emekçilerdir."
‘Organize soygun’! - A. Cihan Soylu https://t.co/otHC5WIYQb
Şu çok açık görünüyor ki mesele halkın güvenliğini sağlamak değil,halkın bi’ haber tutulmasından emin olmak.Halkın gerçekleri görmesine perde çekmek,ülke gündeminde yaşananları sadece kendi anlattığı hikaye ile görülmesini sağlamak
@ekmekgul08#elifturgut
https://t.co/DPRiCbY6pK
"Haber alma kanallarının engellendiği, medya kuruluşlarının kolluk eliyle basıldığı, kayyumlarla seslerin kısıldığı bir ülkede çevre ve sağlık bilgisinin kimlerden saklandığını da sormak zorundayız."
Uyarı suç, suskunluk görev mi? - Şebnem Korur Fincancı https://t.co/qIdaiApNzL
Bu sabaha ülkeyi soluksuz bırakıp teslim almaya heveslenen Saray rejiminin yeni bir saldırısı ile uyandık.
Telaşla fon vurgununun üzerini örtmeye çalışan Saray rejimi İBB başkanı Ekrem İmamoğlu'nun savunma yapacağı günün sabahında bu kez Halk TV'ye kayyım operasyonu düzenledi.
Fon vurguncularının açığa çıkarılmasını isteyen gazetecileri tutuklayan, Tele 1'e kayyım atayan, T24'ü kapatan, Evrensel'in de aralarında bulunduğu pek çok basın kurumunun sosyal medya hesaplarına erişim engeli getiren Saray rejimi basın özgürlüğünü boğduğu gibi halkın haber alma hakkını da gasbetmektedir.
Bu saldırılarla iktidar parçası olduğu suçları halkın gözünden kaçırmaya çalışırken demokrasi, özgürlük ve adalet isteyen emekçileri de zapturapt altına almak istemektedir.
Vurguncuların yaratmak istediği karanlığa geçit vermeyeceğiz.
Yayın kurulu üyemiz ve EMEP Milletvekili Sevda Karaca Ailem Güvende operasyonları ve cezaevlerindeki hak ihlallerini Adalet Bakanı Akın Gürlek'e sordu.
https://t.co/rvACE9djq1
#10EkimAnkaraGarKatliamı yapanları, yaptıranları, yolverenleri, yargıyı engelleyenleri, hepsini biliyoruz. Sorumluluğu olanların tümü, tüm ilişkileri dava dosyasında mevcut . Halka karşı suç işleyenler hesap verene kadar adalet, barış ve demokrasi mücadelemiz sürecek.
🔴10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11. yılında hayatını kaybedenlerin aileleri Evrensel’e anlattı:
📢Cemal Avşar’ın eşi Gülşen Avşar: 11 yıldır mücadele ediyoruz. Onlar bizi yıldırmaya çalışıyorlar ama yılmıyoruz.
📢Şebnem Yurtman’ın annesi Şafak Yurtman: Sözüm var Şebnem’e. Ömrüm yettiği sürece mücadeleye devam edeceğim. Tüm ailelere sesleniyorum. Bu hepimizin mücadelesi.
📢Korkmaz Tedik’in annesi Zöhre Tedik: Dönemin başbakanının sözlerini ve sorumluluğunu, bakanlarının sözlerini ve sorumluluklarını da unutmadık, unutmayacağız. Dünya alem bilsin ki katillerden hesap soracağız.
📢Güney Doğan’ın annesi Derman Doğan: Katiller bir an önce cezalandırılsın. Benim çocuğum yaşayamadı, bundan sonraki çocuklar barış içinde yaşasın.
📢Dilan Sarıkaya’nın annesi Nesligül Sarıkaya: Davalar bizim ağzımıza bir parmak bal çalmaktan ibaret. Mahkemelere katılın, salonları dolduralım.
📢Uygar Çoşgun’un annesi Nuray Çoşgun: Bu katliamın arkasında bir sürü insan var. Hepsinin yakalanmasını istiyoruz. Biz barış istiyoruz, adalet istiyoruz
https://t.co/TDtDHBgKn5
Nüfusu ve ekonomisiyle Türkiye’nin en büyük üçüncü ili ve muhalefet kadar AKP için de simgesel önemde olan İzmir’in yerel yönetimi, Saray operasyonuyla AKP’ye geçti.
Geçen yıl belediye işçilerinin grevini kırmak için sokaklarda çöp toplayan Belediye Başkanı Cemil Tugay’a AKP rozetini, 22 grev yasağının altında imzası olan Erdoğan taktı.
‘Çöp dolu dağlar çiçek açıyor’ propagandası eşliğinde yapılan törenle 3.5 milyon İzmirli seçmenin oyu çöpe atıldı.
Cemil Tugay'ın seçildiği 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Emek Partisi'nin Büyükşehir Belediye Başkan adayı yıllarca Belediyede işçilik yapmış ve işçilerin hakları için mücadele etmiş olan Kemal Köroğlu idi. Yalan yanlış karalama yapanlar okuyup öğrensin👇
Halkın çocukları emperyalist devletlerin ve tekellerin çıkarları için savaşa sürülemez. Çocuklarımızın kanıyla, canıyla tekellerin kasalarının doldurulmasına itirazımız var.
İşçi ve emekçi çocukları emperyalistlerin çıkarları için cepheye sürülemez!
Yemen'de ülkenin büyük bölümünü kontrolü altında tutan Ensarullah Hareketine (Husiler) karşı geniş çaplı askeri operasyonun başlatıldığı gün Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'da olağanüstü toplantı yapan Mekke Savunma İttifakı Komitesi, “ortak savunma taahhüdü” kapsamında Türkiye ve Pakistan askerlerinin Suudi Arabistan'a intikalinin sağlanacağını açıkladı.
Anlaşmanın imzalanmasının üzerinden aylar geçmiş olmasına rağmen Saray rejiminin Mekke Ortak Savunma Anlaşmasını TBMM gündemine getirmemesi ve paktın yasama organı tarafından onaylanmamasına rağmen Suudi Arabistan’a asker gönderilmesi kararı hukuk dışıdır. Hukuki tartışmanın ötesinde ABD’nin bölgesel çıkarlarına uyumlu olarak kurulan ittifak ve alınan karar İran ve ABD arasındaki bölgesel gerilimde Türkiye’yi doğrudan taraf ve hedef haline getirmektedir.
Saray rejiminin, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi bölgesel gerici güçlerle kurulan ittifaka “stratejik özerklik”, “bölgesel güç olma” iddialarıyla meşruiyet kazandırma çabasına karşın alınan karar ABD’nin bölgesel planları ile tam uyum içerisindedir.
Temmuz ayında Ankara’da gerçekleştirilen NATO zirvesinde ABD’nin; Avrupa ve Ortadoğu’daki askeri güçlerini Çin’i çevrelemek üzere Asya-Pasifik’e kaydırma planının ardından kurulan Mekke İttifakı ile NATO’nun güney kanadı Türkiye, İran ve onun vekil güçlerine karşı koçbaşı olarak kullanılmaktadır.
Mekke İttifakı için “Ortadoğu'nun NATO'su” nitelemesinde bulunan ABD'li Temsilciler Meclisi üyesi Joe Wilson’ın “Husilerin İran destekli saldırganlığı karşısında ittifakı harekete geçirdikleri için müttefiklerimiz Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'a minnettarım” açıklaması da bunun göstergesi niteliğindedir.
Öte yandan Saray rejiminin, ülkeyi savaşın tarafı yapan politikaları “milli mesele”, “Türkiye’nin çıkarı” gibi argümanlarla aklama çabalarına karşın; ABD atına binilerek Osmanlı kılıcı sallanması, Türk burjuvazisinin pastadan pay kapma çabaları ile doğrudan ilişkilidir. Bu politikalardan Türkiyeli işçi ve emekçilerin payına düşecek olansa asker ölümleri ve daha fazla yoksulluktan başka bir şey olmayacaktır.
Zira Suudi Arabistan’a asker gönderilmesi Türkiye’yi İran’ın açık hedefi haline getirecektir. İran’ın geçtiğimiz aylarda ABD’ye üslerini kullandıran Körfez ülkelerini füzelerle hedef alması; hedef haline getirilen Türkiye’nin karşılaşacağı olası sonuçların boyutuna dair de ciddi işaretler taşımaktadır.
NATO Zirvesi sırasında ABD Başkanı Trump’la yaptığı görüşmede İran’da koçbaşı olmaya gönüllü olduğunu gösteren “Trump’ın dostu” Erdoğan’ın, işçi ve emekçi çocuklarını ABD emperyalizmi ve işbirlikçisi sermaye sınıfının çıkarları uğruna paralı asker olarak cepheye sürmesini kabul etmiyoruz. Tüm işçi ve emekçileri, emek ve demokrasi güçlerini bu karara karşı mücadeleye çağırıyoruz.
📌 Başta Mekke Savunma Anlaşması olmak üzere ülke adına yapılmış uluslararası anlaşmalar eksiksiz açıklanmalıdır!
📌 Ülke dışındaki tüm askeri birlikler geri çekilmeli ve sınır ötesi asker sevkiyatı yasaklanmalıdır!
📌 Ülkedeki tüm yabancı askeri üsler kapatılmalı, NATO’dan çıkılmalıdır!
📌 Başta komşu ülkeler olmak üzere, diğer ülkelerle ilişkiler ulusal bağımsızlık ve egemenliğe saygı, karşılıklı yarar, içişlerine karışmama, eşitlik, barış, dostluk temelinde geliştirilmelidir!
Seyit Aslan
Emek Partisi Genel Başkanı
#Soma#İmbat#İşçiCinayeti
Halit Ersay, Kerim Ören, Ramazan İnce, Ömer Karakaya ve İsa Olcay yaşamını yitirdi. İki işçi yaralı kurtarıldı.
Her biri yalnızca bir sayı değil, bir insandı.
Dört yüz yıldır aynı ölüm - Enver Şat https://t.co/7kGjI7uDOs
İşçi ve emekçi çocukları emperyalistlerin çıkarları için cepheye sürülemez!
Yemen'de ülkenin büyük bölümünü kontrolü altında tutan Ensarullah Hareketine (Husiler) karşı geniş çaplı askeri operasyonun başlatıldığı gün Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'da olağanüstü toplantı yapan Mekke Savunma İttifakı Komitesi, “ortak savunma taahhüdü” kapsamında Türkiye ve Pakistan askerlerinin Suudi Arabistan'a intikalinin sağlanacağını açıkladı.
Anlaşmanın imzalanmasının üzerinden aylar geçmiş olmasına rağmen Saray rejiminin Mekke Ortak Savunma Anlaşmasını TBMM gündemine getirmemesi ve paktın yasama organı tarafından onaylanmamasına rağmen Suudi Arabistan’a asker gönderilmesi kararı hukuk dışıdır. Hukuki tartışmanın ötesinde ABD’nin bölgesel çıkarlarına uyumlu olarak kurulan ittifak ve alınan karar İran ve ABD arasındaki bölgesel gerilimde Türkiye’yi doğrudan taraf ve hedef haline getirmektedir.
Saray rejiminin, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi bölgesel gerici güçlerle kurulan ittifaka “stratejik özerklik”, “bölgesel güç olma” iddialarıyla meşruiyet kazandırma çabasına karşın alınan karar ABD’nin bölgesel planları ile tam uyum içerisindedir.
Temmuz ayında Ankara’da gerçekleştirilen NATO zirvesinde ABD’nin; Avrupa ve Ortadoğu’daki askeri güçlerini Çin’i çevrelemek üzere Asya-Pasifik’e kaydırma planının ardından kurulan Mekke İttifakı ile NATO’nun güney kanadı Türkiye, İran ve onun vekil güçlerine karşı koçbaşı olarak kullanılmaktadır.
Mekke İttifakı için “Ortadoğu'nun NATO'su” nitelemesinde bulunan ABD'li Temsilciler Meclisi üyesi Joe Wilson’ın “Husilerin İran destekli saldırganlığı karşısında ittifakı harekete geçirdikleri için müttefiklerimiz Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'a minnettarım” açıklaması da bunun göstergesi niteliğindedir.
Öte yandan Saray rejiminin, ülkeyi savaşın tarafı yapan politikaları “milli mesele”, “Türkiye’nin çıkarı” gibi argümanlarla aklama çabalarına karşın; ABD atına binilerek Osmanlı kılıcı sallanması, Türk burjuvazisinin pastadan pay kapma çabaları ile doğrudan ilişkilidir. Bu politikalardan Türkiyeli işçi ve emekçilerin payına düşecek olansa asker ölümleri ve daha fazla yoksulluktan başka bir şey olmayacaktır.
Zira Suudi Arabistan’a asker gönderilmesi Türkiye’yi İran’ın açık hedefi haline getirecektir. İran’ın geçtiğimiz aylarda ABD’ye üslerini kullandıran Körfez ülkelerini füzelerle hedef alması; hedef haline getirilen Türkiye’nin karşılaşacağı olası sonuçların boyutuna dair de ciddi işaretler taşımaktadır.
NATO Zirvesi sırasında ABD Başkanı Trump’la yaptığı görüşmede İran’da koçbaşı olmaya gönüllü olduğunu gösteren “Trump’ın dostu” Erdoğan’ın, işçi ve emekçi çocuklarını ABD emperyalizmi ve işbirlikçisi sermaye sınıfının çıkarları uğruna paralı asker olarak cepheye sürmesini kabul etmiyoruz. Tüm işçi ve emekçileri, emek ve demokrasi güçlerini bu karara karşı mücadeleye çağırıyoruz.
📌 Başta Mekke Savunma Anlaşması olmak üzere ülke adına yapılmış uluslararası anlaşmalar eksiksiz açıklanmalıdır!
📌 Ülke dışındaki tüm askeri birlikler geri çekilmeli ve sınır ötesi asker sevkiyatı yasaklanmalıdır!
📌 Ülkedeki tüm yabancı askeri üsler kapatılmalı, NATO’dan çıkılmalıdır!
📌 Başta komşu ülkeler olmak üzere, diğer ülkelerle ilişkiler ulusal bağımsızlık ve egemenliğe saygı, karşılıklı yarar, içişlerine karışmama, eşitlik, barış, dostluk temelinde geliştirilmelidir!
Seyit Aslan
Emek Partisi Genel Başkanı