ÇOK ÖNEMLİ GELİŞME!
✅BM Özel Raportörlerinin yazdığı bu mektup sıradan bir olay değildir. Mektupta yer verilen hususlar, işlenen insanlığa karşı suçların çok güçlü bir delili olarak ileride ki iddianamelerde yerini alacaktır. Özel Raportörler, mektuba konu operasyonların, Türkiye'de 15 Temmuz sonrası yüz binlerce kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasıyla sonuçlanan toplu tutuklama ve gözaltı kampanyasının daha geniş bağlamı içinde anlaşılması gerektiğini söylemişlerdir.
✅Özel Raportörler, Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu'nun, Türkiye'deki yargı uygulamasının, belirli koşullar altında uluslararası hukuk kapsamında insanlığa karşı suç teşkil edebileceğini söylediğini belirttikleri gibi, Çalışma Grubu'nun son görüşlerinde, "hareketle bağlantılı olduğu iddia edilenlerin siyasi veya diğer görüşlerine dayanarak hedeflendiği, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 2. ve 7. maddeleri ile Sözleşme'nin 2(1) ve 26. maddelerini ihlal eden bir modelin ortaya çıktığını" kaydettiğini söylemişlerdir. İşte bu ifade tam da, TCK'nın 77. maddesinde ifadesini bulan özellikle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eyleminin siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak işlendiğinin ispatıdır.
✅Özel Raportörler, AİHM'in Yalçınkaya kararında 7. maddeden ihlal vermesine rağmen, Türk Hükümetinin uygulamasını uluslararası standartla uyumlu hale getirmek için henüz yasal veya yargısal reformlar uygulamadığını da belirtmişlerdir.
✅Özel Raportörler, önceki mektuplarında, Gülen Hareketi'nin terör örgütü olarak tanımlanmasının ne hukuki süreç standartlarını ne de terörle mücadele ederken insan haklarının geliştirilmesi ve korunması Özel Raportörü tarafından geliştirilen terörizm model tanımını karşılamadığını vurguladıklarını söylemiştir. Ayrıca, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Kanunu hükümlerinin aşırı geniş ifadelerle hazırlanmış olup, muhaliflere, gazetecilere ve Gülen Hareketi ile bağlantılı kişilere karşı sistematik olarak kötüye kullanılmalarına olanak tanıdığı ve bu yasaların, keyfi tutuklamalara, gizlilik ihlallerine ve kişisel güvenliğe yönelik tehditlere neden olmaya devam ettiği belirtilmiştir.
✅8 Ekim 2025'te gönderilen mektuba Türkiye, kendisine tanınan 60 günlük süre içinde cevap veremediği için, mektupta yer alan tüm iddia ve endişeler, daha sonra İnsan Hakları Konseyi'ne sunulacak olağan raporun yanı sıra, dün kamuoyuyla paylaşılmıştır.
📎https://t.co/NZDQNceIc0
📌The Yusuf Kerim Law provides for the postponement of the sentence of a mother with a seriously ill child.
📍Since İhsan is physically and mentally disabled, he falls under this category, so why is this law not being applied??
İhsanİçin YasayıUygula
KHK’lı öğretmen Kaan Can, 7,5 yıl hapis yattığını ve denetimli serbestliğinin iki kez uzatılarak gasp edildiğini anlatıyor. Tutuklandığında eşi 8 aylık hamileydi. Çocuklarının gelişimi bu süreçte etkilendi. Eşi çıkmaya karar verdiği gün tutuklandı.
İhsanİçin YasayıUygula
Fiziksel, zihinsel ve görme engelli İhsan’ın annesi Fen Bilgisi Öğretmeni Venhar Can tutuklandı.
Adalet, bu çocuğun annesindan koparılmasıyla mı sağlanacak? @adalet_bakanlik
YaşamaHakkını Koru
Cezaevinde yatalak hale gelene kadar tahliye edilmeyen 76 yaşındaki Esnaf Bekir Bayram 7 Aralık'ta vefat etti.
Tutukluluk ve ceza infaz süreçleri hastalar için sonu ölüm olabilecek bir işkenceye dönüştü.
İhsanİçin YasayıUygula
Amacımız, Türkiye'de sistematik bir hal almış, ancak ilgili otoritelerce soruşturulmayan işkence ve kötü muamele iddialarını araştırarak kamuoyuyla paylaşmaktır. İşkencecilerin yargı önünde hesap vereceği güne kadar çalışmalarımıza sizlerin de desteği ile devam edeceğiz.