Hatırla Sevgili dizisinde bir sahne var. Celal Bayar, öl*m cezasına çarptırılıyor, daha sonra cezası müebbete çevriliyor ve hapishanede şu cümleyi kuruyor;
"Arkadaşlar metanetinizi kaybetmeyin. Bu, siyasettir. Bizim hapishanede kalmamız uzun sürmez."
Dediği gibi de oluyor.
Ve her siyasi olayda bu cümle kulaklarımda tekrar ve tekrar yankılanıyor; "Bu siyasettir"
Yani diyeceğim o ki; günlük siyaseti takip etmek iyidir, heyecanlıdır, öğreticidir ama işin sonunda, bu siyasettir. Bugün ak denilene yarın kara demek, bugün kavga edip yarın ittifak olmak filan bu işin doğasına göre normaldir.
Bunlar; milletin fertleri olarak bizim ana gündemimiz olamaz. Bizim önceliğimiz; kendi çıkarlarımızdır. Kendi taleplerimizi dile getirmekten vazgeçmemeli, kendimiz için faydalı olan neyse ona yönelmeliyiz. Faydacılığı öğrenmeli, kendi geleceğimiz için çalışmalıyız.
Kalıcı hiçbir gündem yoktur. Çaresiz hiçbir durum yoktur. Bugün padişah olan yarın mecburi kaçak olabilir. Aslolan bizim faydamızdır. Bizim hayatımızı güzelleştirecek atılımlardır.
Ve yine aynı sebeplerden; siyasete küsmemeliyiz. Onlar yanar dönerse biz daha yanar döner olabilmeli, hayatımıza etki edecek haklarımızı bir şekilde alabilmeliyiz. Olur da başımıza kral getirseler, gidip o kraldan hakkımızı istemeyi bilmeliyiz. Vazgeçmemeliyiz. Sesimizi duyurmak için uğraşmalıyız. "O kralsa biz milletiz" diyebilmeliyiz.
"Siyasilerin kendi ajandaları var umurlarında bile değiliz" söylemini çok duyuyor ve katılıyorum. İşte zaten sırf bu yüzden bile onları olabildiğince darlamalı, bıktırmalı, hepsini kendi faydamıza çalıştırmalıyız. Onların kavgalarını değil kendi kavgalarımızı gündem ettirmeliyiz.
Partilerin selameti değil, kendi selametimiz önceliğimizdir. Bu selamete bizi ulaştıracak olanları baştacı etmeli, etmeyecek olanları da kendi haline bırakmak yerine vekil olup hakkını vermediği için pişman etmeliyiz.
Velhasılı, enerjinizi önünüze sunulan magazinsel kavgalara değil, kendi kavgalarınıza ayırın. "Ben hangi taraf olayım" sorusundan önce "ben hakkımı nasıl alırım" diye sorun. Sizi oyalamalarına izin vermeyin.
Dayanışmayla Başlıyoruz!
YENİ Parti'yi milletimiz kurdu, büyütecek olan da iktidar yapacak olan da milletimizdir.
Yeni nesil parti-millet dayanışmasıyla bağış kampanyamızı başlatıyoruz.
https://t.co/j7JSlJAsAT
#YeniDayanışma
Kamuoyuna,
Bugün muhabirimiz Ebru Çelik’in imzasıyla yayımladığımız “Kılıçdaroğlu’nun rozet töreninde skandal: Yüzlerce figüran parayla törene taşındı” başlıklı haberimizin sonuna kadar arkasındayız. Muhabirimizin katılımcı gözlemle yaptığı haber, somut bilgilere dayanmaktadır ve bütünüyle gerçektir.
Haberimizin ardından istinaftan çıkan “mutlak butlan” kararıyla CHP’nin başına getirilen yönetimin gazetemize yönelik kullandığı ifadeler kabul edilemezdir. BirGün, basının yüz akı kurumlarından biridir ve halka hiçbir zaman yalan söylememiştir. Patronsuz bir gazete olarak 22 yıldır bağımsız şekilde ayakta kalabilmesinin yegâne nedeni de yarattığı sarsılmaz güvendir.
BirGün’ü hedef alan iftiralarla ilgili yargı yoluna başvuracağımızı kamuoyuna duyururuz. Hak etmedikleri koltuklarda oturanlar alın teriyle, emekle ve fedakârlıkla büyütülen değerlere dil uzatamazlar.
Yıllardır olduğu gibi bu pervasız saldırılar karşısında dik durmaya devam edecek ve taşıdığımız sorumluluk gereği Türkiye’nin aydınlık yarınları için gerçekleri yazmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Sevgi ve dayanışmayla…
BirGün
Not: Muhabirimiz Ebru Çelik, CHP etkinliğinde figüranlara dağıtılan 950 TL’yi almamıştır. BirGün çalışanları hakkı olmayana göz dikmez.
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.
Ekrem İmamoğlu:
"Savunma yaptırmayalım, Ekrem'i kimse duymasın... Bana savunma yap diyorlar, 4000 sayfaya 8 saat süre veriyorlar.
Öyle bir süre ki üstüme attıkları suç başına kendimi savunabilmem için neredeyse sadece 3 dakika veriliyor."
Sevgili Gençler,
Türkiye çok yönlü bir yargı çöküşü tehdidi ile karşı karşıyadır.
Bu tehdit; iş insanı, sanatçı, gazeteci, muhalif, öğrenci, siyasetçi, belediye başkanı, cumhurbaşkanı adayı dinlemez.
https://t.co/bKYKcznFL3
Komedyen Deniz Göktaş’ı da tutukladılar!
Gazeteciler, siyasetçiler ve hatta TEMA gönüllüleri cezaevinde! Bu kararları toplum vicdanı kabul etmiyor. Ülkenin çok büyük kısmı bu kararlar yüzünden adalete inanmıyor. Bu ülkeye, gençlerin umuduna çok yazık ediyorlar
📍İşte bugün Ekrem İmamoğlu ve Mahkeme Başkanı arasında yaşananların özeti!
— Normalde İmamoğlu’nun en son savunma yapacağı söylenmişti, İmamoğlu buna göre hazırlık yaptı.
— Ama ne olduysa, 9 Temmuz’a kadar savunmanın alınacağı ve duruşmanın kapanacağı söylendi.
— Bunun üzerine İmamoğlu, “bu tarihe kadar savunmasının yetişmeyeceğini” söyledi. “9 Temmuz ısrarı niye? Seferberlik mi var? Bu ülkede kıyamet mi kopacak? Bir olay mı var da haberimiz yok?” dedi.
— Bunun üzerine Mahkeme Başkanı ile aralarında tartışma çıktı ve İmamoğlu salondan çıkartıldı. Avukatlar da duruşmayı terk etti!
Bu savunma hakkının açıkça ihlalidir ve hukuka aykırıdır! Zindanda bulunan İmamoğlu’nun sesi olmalıyız.
Savunma susturulamaz!
Olay yerindeki kan ve fren izleri itfaiye araçları, konuyla ilgili haberler de internetten temizlendiği için; bilmeyen arkadaşlar için özetleyelim:
- Ses sanatçısı Sevim Tanürek, 1998 yılında dönemin İBB Başkanı Erdoğan'ın oğlu Burak Erdoğan'ın otomobiliyle kendisine çarpması sonucu hayatını kaybetti.
- Bilirkişi raporuna göre Burak Erdoğan kusursuzdu, tüm kusur (8/8 oranında) yaya geçidini kullanan Sevim Tanürek'teydi. Bu raporla Burak Erdoğan beraat etti.
- Peki bu bilirkişi raporunda imzası olan Eyüp Çakmak ne oldu? Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürü yapıldı. Adli Tıp’tan sıcak denizlere açıldı.
Bizleri zindana atıp, parti binalarına kayyım atayınca milleti çaresiz bırakacağını sananlar bu fotoğrafa iyi baksın!
Milletin adalet, demokrasi ve refah umudunu binalara, tabelalara zimmetli zannedenler büyük bir hüsrana uğrayacak. Umut her adımda daha da büyüyecek.
Deniz Göktaş’ın stand-up gösterisinden paylaşılan videolar, “kamu güvenliği” gerekçesiyle erişime engellendi.
NATO Zirvesi öncesi, Nallıhan’da doğayı koruma ve endemik türleri incelemek amacıyla düzenlenen geziden dönen TEMA Vakfı üyelerinin de aralarında bulunduğu 225 kişi gözaltına alındı; 178’i tutuklandı.
Gazeteci Ali Çağatay, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla cezaevine gönderildi.
Bir komedyenin sahnedeki sözü, doğa savunucularının gezisi, gazetecinin yaptığı haber…
Kamu güvenliği adına daha ne kadar özgürlükten vazgeçmemiz istenecek?