Türk sineması yeri doldurulamayacak, çok kıymetli bir çınarını yitirdi. Ömrünü sanatına adayan, duruşu ve eserleriyle milyonların hafızasında iz bırakan Kadir İnanır’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Kendisine Allah’tan rahmet; ailesine, sanat camiamıza ve tüm sevenlerine sabır diliyorum.
Karne heyecanı yaşayan tüm evlatlarımızı yürekten kutluyorum.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aklı, bilimi ve eğitimi merkeze alan Cumhuriyet idealini yaşatacak olanlar; bugün sıralarında emek veren, öğrenen, düşünen ve hayal kuran çocuklarımızdır.
Onları büyük bir özveriyle yetiştiren öğretmenlerimize, emek veren ailelerimize teşekkür ediyorum.
Her çocuğun eşit, nitelikli ve çağdaş eğitim hakkına kavuştuğu; hiçbir evladımızın yoksulluk nedeniyle geride kalmadığı bir Türkiye’yi hep birlikte kuracağız.
Tüm öğrencilerimize iyi tatiller diliyorum.
Hiçbir inancı, hayatımın hiçbir döneminde siyasetin ve propagandanın malzemesi yapmayı doğru görmedim. İslam inancının en müstesna zamanlarından olan Muharrem ayının ve Aşura gününün de siyasi polemiklere, gerilimlere, kavgalara, propaganda hesaplarına ve istismara konu edilmesine müsaade etmeyecek; en azından bu utancın ve bu vebalin bir parçası olmayacağız.
Bizim nazarımızda toplumsal ve manevi değerler; siyasi ikbal hesaplarından ve günlük siyasi kazanımlardan çok daha kıymetlidir. Bu değerlere karşı gösterilmesi gereken özen, her türlü siyasi hesap ve beklentinin üzerindedir.
Bu anlayışla, programımızda yer almasına rağmen, içinde oluşan atmosfer nedeniyle Aşura etkinliğine fiziken katılmamanın daha doğru, daha anlamlı ve daha isabetli olacağı kanaatine vardık. Çünkü bazı zamanlarda en doğru duruş, kalabalıkların içinde görünmek değil; inancın siyasete malzeme edilmesine ortak olmamaktır.
Aşura etkinliğine yönelik mesajımı, gönül birlikteliğimizin ve muhabbetimizin bir nişanesi olarak sizlerle paylaşıyor; bizi en doğru anlayacağına inandığım bütün canlarımızı en kalbi duygularımla selamlıyor, Muharrem ayının ve Aşura’nın birlik, kardeşlik ve hakikat ikliminin hepimize hayırlar getirmesini diliyorum.
Başta şehitlerimizin kıymetli babaları olmak üzere, ömrünü helal lokma peşinde geçiren, evine götürdüğü temiz alın teriyle bu ülkeye değerli evlatlar yetiştiren tüm babaların Babalar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum.
Dokunulmazlıkların kaldırılması süreci, verdiğimiz hukuk mücadelesi ve yalan bilgilerle çarpıtılmak istenen gerçekler;
Son dönemde geçmişteki milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci üzerinden yapılan haksız eleştiriler ve oluşturulmaya çalışılan algılar karşısında, gerçekleri ilk günkü netliğiyle halkımızla paylaşmak bir zorunluluk hâline gelmiştir.
Şu anda hiçbir dokunulmazlığı olmayan ve Erdoğan’ın açtığı birçok davada onlarca yıl hapis cezasıyla yargılanan, bir kısmından da ceza almış bir siyasetçi olarak tekrar söylüyorum; kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum.
22. Dönem milletvekillerimizin ve aday adaylarımızın noter huzurunda, kendilerine tanınan dokunulmazlık ayrıcalığından faydalanmayacaklarını beyan etmeleri de bizim konuya bakışımızın göstergesidir.
2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılma sürecinde AKP, anayasa değişikliklerini referanduma götürerek yapmak istedi. Bu, ülkenin üzerine bir karabasan çöktürme niyetiydi. Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik.
Sayısal çoğunluğumuz ancak buna imkân verdi. Dönemin milletvekili arkadaşlarımız her adımına şahittir.
Biz, iktidarın bu algı operasyonunu ve kurduğu siyasi tuzağı bozmak, bütün milletvekillerinin hiçbir suçtan korkusu olmadığını göstermek adına o dönem “Evet” dedik.
Bu karar, iddia edilenin aksine, siyasi bir günah veya teslimiyet değil; iktidarın elindeki en büyük propaganda silahını elinden alma hamlesiydi.
Üstelik o günkü anayasal ve yasal sürece göre, dokunulmazlığı kalkan bir siyasetçinin tutuksuz yargılanması, yargılama bittikten sonra eğer bir ceza kesinleşirse gereğinin yapılması gerekiyordu. Ancak iktidar, yargıyı sopa gibi kullanarak yasal süreci ve evrensel hukuk ilkelerini çiğnedi; milletvekillerini apar topar gözaltına alıp tutukladı.
Burada suçlanması gereken muhalefet değil, hukuku katleden Saray rejimidir.
Bu sürecin perde arkasını, hukuki boyutunu ve o günkü siyasi iklimi en iyi bilen kişilerden biri de Sayın Selahattin Demirtaş’tır. Biz, Sayın Demirtaş’ın ve tüm siyasi tutsakların haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulmasına karşı ilk günden beri en gür sesi çıkardık; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve Demirtaş’ın özgürlüğü için meydanlarda, Meclis kürsülerinde ve Adalet Yürüyüşü’nde her zaman en ön safta mücadele ettik.
Hal böyleyken, bugün gelinen noktada hem bu büyük hukuk mücadelesini görmezden gelen hem de el altından Erdoğan yönetimiyle pazarlık masasına oturan ve sözüm ona Sayın Demirtaş’ın yol arkadaşı olduğunu iddia eden bazı kişilerin tavırları tam bir tutarsızlıktır.
Biz geçmişte kurulan tuzakları bozarak hukuk zemininde kalırken, bugün Erdoğan’ın muhalefeti bölme oyunlarından biri olan dokunulmazlık meselesini yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunda işleyen siyasetçi ve gazeteciler, bilerek ya da farkında olmadan iktidara hizmet etmektedir.
Bizim ne halkımıza karşı bir günahımız ne de Adalet Yürüyüşü’müzden bir milim sapmamız vardır! Dün olduğu gibi bugün de ilkeli duruşumuzdan taviz vermeden; hem Saray rejimiyle hem de onunla iş birliği yaparak demokratik muhalefeti zayıflatmaya çalışanlarla mücadele etmeye kararlıyız.
Buradan bir kez daha ilan ediyorum:
Sayın Demirtaş’ın, Selçuk Kozağaçlı’nın, Can Atalay’ın, Gezi tutuklularının, haksız yere tutuklu bulunan bütün belediye başkanlarımızın ve bu milletin her bir üyesinin hakkını sonuna kadar arayacağımı bilmenizi isterim.
Bu ülkede tek bir adaletsizlik, tek bir mazlum kalmayana dek; herkes için adalet, herkes için hukuk demeye inatla ve kararlılıkla devam edeceğiz!
Kıymetli evlatlarım,
YKS’ye girecek tüm gençlerimize başarılar diliyorum. Emeklerinizin karşılığını alacağınız, umutla hatırlayacağınız bir sınav olmasını temenni ediyorum.
Yolunuz açık olsun.
Dış politika, iç siyasette oy devşirmek için tribünlere oynanacak bir şov alanı değil; bu kadim devletin varlık, gelecek ve saygınlık makamıdır.
Biz, koltuk sevdasıyla sermayeye ve sömürüye dayalı küresel odakların projelerine eş başkanlık yapanlardan değiliz; biz, bu toprakların ve bu milletin özüyüz.
Cumhuriyet Halk Partisi, ne senin ne de masalarda delege satın almaya çalışanların oyun alanı değildir; Türk Milleti ve Türk Devleti’nin bağımsızlık iradesidir.
Türkiye’nin köklü devlet geleneğini ve dış politika hafızasını yok sayıp ülkeyi bölgesel krizlerin mezesi hâline getirenlerin, bu millete ödetecek bir tek kuruşluk faturası kalmamıştır.
Biz, bu ülkenin tek bir neferinin burnu kanamasın, Türkiye’nin itibarı yere düşmesin diye “Önce Türkiye” diyen millici ve kamucu duruşun ta kendisiyiz.
Bizi suni gündemlerle, salon siyasetiyle tartmaya kalkanlar, önce kendi sırtlarındaki tarihsel veballerin hesabını vermelidir.
Cumhuriyet Halk Partisi, bu devletin kurucu iradesidir.
Bizim Orta Doğu’dan Kafkaslar’a, Asya’dan Avrupa’ya ve Altaylar’dan Tuna’ya uzanan sözümüz; başkalarının icazetiyle değil, bu milletin kendi öz gücüyle söylenir. Şehitlerimizin kanıyla sulanmış, gönül bağımız olan hiçbir coğrafyada Türkiye Cumhuriyeti’ni sıkıştırmaya gücünüz yetmez.
O enkazı kaldıracak, devlete liyakati ve yerli duruşu yeniden getireceğiz!
Kerbela’da zulme karşı hakikatin yanında duran Hz. Hüseyin’i ve yol arkadaşlarını rahmet ve saygıyla anıyor; bu yas günlerinde tutulan oruçların, dağıtılan lokmaların, edilen duaların ve paylaşılan acıların kardeşliğimizi, dayanışmamızı ve toplumsal barışımızı güçlendirmesini diliyorum.
Tutulan matem oruçlarının Hak katında kabul olmasını diliyor, canlarımızın Muharrem ayını saygı ve hüzünle selamlıyorum.
Alın teri kutsaldır; haksızlığa karşı direnmek ise milletimize olan borcumuzdur.
Özşen Madencilik’te ekmeği ve onuru için direnen maden işçilerimize yönelik silahlı saldırı girişimi, sadece o işçilere değil, bu ülkenin tüm emekçilerine yapılmış kirli bir provokasyondur.
Bu çirkin saldırıyı lanetliyorum.
Ayrıca, evlatlarımızın geleceği için özveriyle emek veren Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyelerine yönelik gözaltı işlemi de kabul edilemez.
Emeğe sadakatimizi, haksızlığa karşı sarsılmaz kararlılığımızla her meydanda, her kürsüde haykırmaya devam edeceğiz. Öğretmenlerimiz de madencilerimiz de yalnız değildir.
İktidarımızda, alın terinin hakkı gasp edilemeyecek; herkes emeğinin karşılığını tam olarak alacaktır.
Bugün; görüşlerimizin, düşüncelerimizin, farklılıklarımızın ötesinde, milletimizin aynı heyecanla, aynı umutla ve aynı gururla tek yürek olduğu bir gündür.
Dünya Kupası yolunda sahaya çıkacak olan A Millî Futbol Takımımıza gönülden başarılar diliyorum.
Ay-yıldızlı formayı taşıyan evlatlarımızın; mücadeleleriyle, inançlarıyla ve yürekleriyle ülkemizi en güzel şekilde temsil edeceklerine olan inancımız tamdır.
Yolunuz açık, şansınız bol olsun!
Bugün 86 milyon yürek sizinle,
Türkiye sizinle!
Haydi Bizim Çocuklar…🇹🇷
Geleceğimizin Güvencesi, Sevgili Evlatlar;
Yarın, büyük bir emek, sabır ve fedakârlıkla uzun bir süre içerisinde hazırlandığınız liselere giriş sınavına gireceksiniz.
Aylardır verdiğiniz mücadele, döktüğünüz alın teri ve gösterdiğiniz gayret için hepinize şimdiden teşekkür ediyorum.
Şimdi, bu emeğin karşılığını alma ve kendinize inanma zamanı.
Sınav salonuna girerken bilmenizi isteriz ki; anne, babalarınız ve bizler için sizler; alacağınız puanlardan çok daha değerlisiniz.
Unutmayın ki hayat, tek bir sınavdan ibaret koca bir düzlük değildir.
Önünüzde binbir farklı yolun açılacağı uzun ve güzel bir hayat var.
Hepinize yarın gireceğiniz sınavda başarılar dilerim.
Türkiye'nin sorunlarına, bölgenin sorunlarına akılc�� çözüm üreten tek parti Cumhuriyet Halk Partisi'dir!
İradesini parayla satanlar bu partide yer alamazlar. Hiçbir Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı yurtdışına gidip "Bize niye yardım yapmıyorsunuz?" diyemez.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurultaylarında para olmaz, pul olmaz, çıkar olmaz!
Mahkeme salonlarında da söyledim bugün buradan bir kez daha ilan ediyorum:
Topyekün halk ayaklanması çığırtkanlığı yaparak bu partinin öz evlatlarını birbirine düşman etmek isteyenler bilsin ki; o kirli emellere asla geçit vermeyeceğiz! İç karışıklık yaratma çabaları, sadece dış müdahale heveslilerine zemin hazırlar. Biz bu oyunu bozarız!
Şimdi kavga değil, omuz omuza durma vaktidir. Bütün yol arkadaşlarımı, bu köklü çınarın evlatlarını sükunete ve akla davet ediyorum.
Gün, baba ocağına sahip çıkma günüdür! Tüm partililerimizi, ve yüreği bu ülke için çarpan her bir yurttaşımızı, saat 14.00’te omuz omuza bir grup toplantısı gerçekleştirmek üzere Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezimize, yani Baba Ocağımıza çağırıyorum.
Biz biriz ve birlikteyiz.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,
Siz, Cumhuriyet Halk Partimizin uzun yıllar Genel Başkanlığını yapmış, partimizin en zorlu dönemlerinde sorumluluk üstlenmiş önemli bir değerimizsiniz.
Bugün yaşanan süreçte de milyonlarca CHP’li, sahip olduğunuz tecrübe ve devlet adamlığı birikimiyle sağduyulu bir yaklaşım göstermenizi beklemektedir.
Partimizin kurumsal kimliğinin korunması, örgütlerimizin ve seçmenlerimizin daha fazla üzülmemesi, Meclis çatısı altında ve kamuoyu önünde istenmeyen görüntülerin oluşmaması hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bu nedenle, CHP’nin birliği, kardeşlik hukuku ve geleceği adına atacağınız her yapıcı adımın toplumda karşılık bulacağına ve partimize güç katacağına inanıyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi hepimizin ortak evidir. Bu evin zarar görmemesi için göstereceğiniz hassasiyet, yalnızca partililerimiz tarafından değil, demokrasiye inanan tüm yurttaşlar tarafından da takdirle karşılanacaktır.
Biz, farklı fikirlerimizle zenginleşerek büyüyen ve aynı amaç etrafında kenetlenen dev bir aileyiz.
Birbirimize rakip değiliz; bizler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin omuz omuza yürüyen evlatlarıyız.
Hedefimiz net: Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında adaleti, demokrasiyi tesis etmek ve milletimizin çağdaş uygarlık hedefini gerçekleştirmektir.
11 Haziran Perşembe günü yapacağımız ilk Parti Meclisi toplantısıyla kurultay sürecimizi başlatıyoruz. Tüm örgütümüzü yarınki grup toplantımızda tek yürek olmaya, sağduyu ve yoldaşlık bağıyla kenetlenmeye davet ediyorum.
Fenerbahçe Spor Kulübü Genel Kurulu'nda başkanlığa seçilen Sayın Aziz Yıldırım'ı ve yönetim kurulu üyelerini kutluyorum.
Köklü tarihiyle Türk sporunun lokomotiflerinden biri olan Fenerbahçe'nin, yeni yönetim dönemiyle birlikte ülkemizin sportif başarılarına büyük katkılar sunmaya devam edeceğine yürekten inanıyorum.
Sayın Başkan'a ve ekibine bu onurlu görevlerinde üstün başarılar diliyorum.
Hem bürokratik hem de siyasi yaşamımda, sadece ve sadece bu millete hizmet etmiş bir kardeşinizim. Boğazımdan tek bir kuruş haram lokma inmedi. Kul hakkı yemedim, yedirmedim ve açıkça söylüyorum: Kimseye de yedirmeyeceğim!
Cumhuriyet Halk Partisi’nde demokrasi esastır. Merak etmeyin; Atamızın emaneti olan partimizi, arınmış şekilde tertemiz bir kurultayla, temiz bir vicdanla, temiz bir iradeyle geleceğe taşıyacağız. O sandıktan kim çıkarsa başımızın tacı olacak.