⭕️ Demonstrators gathered outside the Red Cross offices in Gaza Monday demanding urgent intervention to protect sick Palestinian prisoners in Israeli jails, as rights groups warn of catastrophic conditions.
More than 1,500 of the 9,600 prisoners are known to suffer from various illnesses, including around 30 with cancer, according to the Wa’ed Prisoners Association.
Over 9,600 Palestinians are currently imprisoned, including 350 children, with more than 100 prisoners dying in custody since October 2023, according to prisoner rights organizations.
More from Israeli rights org @btselem below ⬇️
Looks like the deputy used A.I. to land on Richardson's photo, resulting in his photo being placed into a photographic lineup and then "identified" by eyewitnesses as the suspect. https://t.co/jxktXmY9tY
FL police use A.I. to identify a vehicle theft suspect from surveillance video. Based on an "85% match" they arrest and charge Jalil Richardson. He spends 3 months in jail. He loses his job, his home, and custody of his kids.
Richardson lives in N.C.
He's never been to Florida. And his timesheet shows him at work at the time of the crime. No one checked before charging him. https://t.co/2AcQYwq30f
Dr. Markk Brauner, who has volunteered in the Gaza Strip, spoke about the state of Gaza’s healthcare system under the ongoing Israeli genocide, highlighting the immense pressure facing medical teams on the ground. #GazaHolocaust
https://t.co/Bi1ewy72zc
Settlers tie a dead dog to their vehicle and drag it to dump it near Palestinian homes in the village of Al-Mufaqara in Masafer Yatta, in practices devoid of any values or mercy.
https://t.co/54rHj8MzAt
59 years ago today, Israel attacked the USS Liberty in international waters. 34 crew members were killed and 174 were wounded by the IDF.
Today, I spoke on the House floor to honor the fallen and to recognize the survivors who were present in the gallery.
BREAKING:
ISRAEL imposes measures of COLLECTIVE PUNISHMENT on Palestinian in GAZA.
ISRAEL has CLOSED all crossings into Gaza and HALTED humanitarian aid after Iran’s retaliatory strikes on Israel.
Nearly 2 MILLION Palestinians are now being cut off from food, medicine, fuel, and basic supplies.
Israel says the closure includes BOTH Kerem Shalom and Rafah crossings “until further notice.”
COGAT claims Gaza has enough food because aid delivered during the ceasefire “significantly exceeds” the population’s nutritional needs, which is false.
Israel has repeatedly imposed blanket closures on Gaza during regional escalations, collectively punishing the civilian population.
“I fucked your sister. Nice pussy.” Wholesome family fun always at the annual @UJAFederation Walk With Israel in #Toronto. We are supposed to believe these people feel threatened, as they go around yelling such depravities in front of their own children.
Karen Newton, 65, from Hertfordshire in England, left home in late July 2025 for the road trip of a lifetime through the United States with her husband Bill. Valid passports. Valid visas. Weeks on the road through California, Nevada, Wyoming and Montana. Then they tried to cross into Canada and things fell apart. Canadian officials said Bill didn’t have the right paperwork to bring the car across the border. When the couple turned back to the American side, U.S. border agents found that Bill’s visa had expired. 
Karen’s tourist visa was valid. Her British passport was valid. She has no criminal record. None of it mattered. She was handcuffed, shackled, and spent the night sleeping on the floor of a locked cell before being driven 12 hours through the night to an ICE detention centre. She and her husband spent the next six weeks there. 
She is now warning anyone planning to visit the United States that the situation is “totally out of control” and advises people not to go while Donald Trump is in office. 
A British grandmother. A valid visa. Six weeks in chains.
Crazy that this is getting barely any coverage. This year’s European Press Prize was just awarded to an investigative report by the Dutch newspaper De Volkskrant. It is entitled “What the Wounds Tell” and in it the journalists Maud Effting and Willem Feenstra document the cases of 114 children in Gaza under the age of 15 who were struck by a single bullet to the head or chest. Almost all of them died or were left severely disabled. They chose to document only the cases of boys and girls under the age of 15 (though often much younger: aged 3, 4 or 7) because these are children who can be immediately identified as such. “A single bullet in these parts of the body is a clear indication that these children were deliberately targeted“, the two journalists write.
This is the article: https://t.co/YkZrpqBWBQ
Heartbreaking farewell moments.. Fahd Abu Heikal carries the body of his infant son, Sam, who was killed yesterday evening in the city of Hebron, as relatives and family members bid him a sorrowful farewell.
Ben sadece bir barınaktan köpek sahipleneceğimi sanıyordum.
Evrakları imzalayacaktım.
Tavsiyeleri dinleyecektim.
Onu arabaya bindirip eve götürecektim.
Evde yatağı hazırdı.
Mama ve su kapları, tasması, birkaç oyuncağı…
Her şeye hazır olduğumu sanıyordum.
Ama onun, kafes kapısının sıradan bir yürüyüş için açılmadığını anladığı anda bana nasıl baktığına hazır değildim.
O kapı onun için açılıyordu.
Barınak çalışanının yanında duruyordu.
Hareketsizdi.
Neredeyse donmuş gibiydi.
Siyah tüyleri, küçük beyaz patileri, yorgun gözleri vardı.
Ve içimi sıkan kadar temkinli bir bekleyişi…
Zıplamıyordu.
Tasmayı çekmiyordu.
Havlamıyordu.
Sanki o gün sonunda seçildiğine inanmaktan korkuyordu.
O.
Tasma bana uzatıldığında önce barınak çalışanının eline baktı.
Sonra bana baktı.
Ardından bana doğru küçük bir adım attı ve bedenini bacağıma yasladı.
Çok yavaşça.
Sanki izin ister gibi.
Eğildim ve ona fısıldadım:
“Eve gidiyoruz.”
Kelimeleri anladı mı bilmiyorum.
Ama sesimi anladı.
Arabada ilk başta arka koltuğa çıktı ve hareketsiz kaldı.
Pencereye baktı.
Kapılara baktı.
Direksiyondaki ellerime baktı.
Dikiz aynasından onu görebiliyordum.
Rahatsız etmemeye çalışıyordu.
Fazla yer kaplamamaya çalışıyordu.
Yanlış bir şey yapmamaya çalışıyordu.
Beni en çok kıran da buydu.
Bir köpek, eve götürüldüğü gün rahatsızlık vermekten korkmamalıydı.
Arabayı sürmeye başlar başlamaz usulca ayağa kalktı.
Dikkatlice yanıma yaklaştı.
Bir patisini omzuma koydu.
Sonra diğerini.
Başını yanağıma yakın bir yere yasladı.
Ağırdı.
Sıcaktı.
Güveniyordu.
Nefesini kulağımın yanında hissediyordum.
Ve ağlamaya başladım.
Sevinçten titremiyordu.
Arabada zıplamıyordu.
Yüzümü yalamaya çalışmıyordu.
Sadece bütün bedeniyle bana tutunuyordu.
Sanki beni bırakırsa araba tekrar barınağa dönecekmiş gibi.
Yavaş sürdüm.
Neredeyse nefes almadan.
Bir elim direksiyondaydı, diğer elimle omzumdaki patisini usulca okşuyordum.
O da orada kalıyordu.
Gözlerini kapatıyor, sonra tekrar açıyordu.
Sanki bütün bunların gerçek olup olmadığını kontrol eder gibi.
Camdan sokaklar, trafik ışıkları, yabancı arabalar akıp gidiyordu.
Diğer herkes için sıradan bir gündü.
Onun içinse kapalı bir kapının ardında geçen bütün bir hayat sona eriyordu.
Barınakta insanları kaç kez izlediğini düşündüm.
Birinin kafesinin önünde durmasını kaç kez umduğunu…
Birinin başka bir köpekle çıkıp gidişini kaç kez gördüğünü…
İnce bir battaniyenin üzerinde, havlamaların arasında, bir gün kendisine ait bir insanı olup olmayacağını bilmeden geçirdiği geceleri düşündüm.
Ve şimdi, sanki beni çoktan sonsuza kadar seçmiş gibi bana yaslanıyordu.
Oysa birbirimizi daha sadece birkaç saattir tanıyorduk.
Eve vardığımızda hemen arabadan inmedim.
Orada kaldım ve ağladım.
O hâlâ patilerini omzumda tutuyordu.
Sonra burnunu yanağıma sürttü.
Sanki bu kez o beni teselli etmeye çalışıyordu.
O anda anladım:
Ben sadece bir köpeği kurtarmamıştım.
O da benim içimde bir şeyi kurtarmıştı.
Güçlü olmaktan yorulmuş tarafımı.
Koşulsuz seçilmenin nasıl bir şey olduğunu unutmuş tarafımı.
Çekincesiz sevilmenin nasıl hissettirdiğini unutan yanımı.
Bugün evde, yumuşak bir yatakta uyuyor.
Gerçi çoğu zaman yanıma yakın olmayı tercih ediyor.
Yürürken beni gözleriyle takip ediyor.
Oturduğumda başını dizlerime koyuyor.
Bazen uykusunda irkiliyor.
Ben de sakinleşene kadar onu okşuyorum.
Benden önce neler yaşadığını bilmiyorum.
Ama bir şeyi kesin olarak biliyorum:
Arabada patilerini omzuma koyduğu gün, onun barınak hayatı sona erdi.
Ve benim hayatım biraz daha yumuşadı.
Bazen bir hayvan teşekkürünü kelimelerle söylemez.
Sadece size öyle sıkı tutunur ki, konuşmaya gerek kalmadan her şey anlaşılır olur.
Bu hikâye kalbinize dokunduysa bir ❤️ bırakın ve kurtarılmış bir köpek için gerçek eve dönüş yolunun, birinin artık fikrini değiştirmediği gün başladığına inananlarla paylaşın.
#ALINTIVEŞİİRSEL ..