CAYDIRICILIK KULLANMAYA HAZIR GÜÇLE SAĞLANIR !
🔹 Bölgemizdeki gelişmeler, “barış için” güçlü caydırıcılığın önemini bir kez daha ortaya koymuştur.
🔹 Muharip “hava gücü”, hava savunması ve özellikle denizaltı kabiliyeti başta olmak üzere “deniz gücümüz” kritik önemdedir.
🔹 F-35 ve F-16 Blok 70 muharip uçak tedarik süreçlerinin orta vadede sonuçlanması çok zordur.
🔹 Türkiye’nin bekası, ABD Başkanı’nın veya Kongresi’nin tasarrufuna bırakılamaz !
🔹 Öncelikle, Ege ve Akdeniz harekat alanlarında caydırıcılığımızı mill�� imkânlarımızla güçlendirmeliyiz.
🔹 Bu kapsamda tüm imkânlar seferber edilerek;
🔺 KAAN MMU,
🔺 ANKA-3 ve KIZILELMA Muharip İnsansız Uçak Sistemleri,
🔺 F-16 ÖZGÜR modernizasyonu,
🔺 Yeni Tip Denizaltı ve Milli Denizaltı (MİLDEN) projeleri
süratle tamamlanmalı,
seri üretim ve harekât kabiliyetine ulaşma süreçleri hızlandırılmalıdır.
🔹 Ayrıca, Katar ve Umman’dan tedarik edilmesi planlanan EF-2000 Typhoon uçaklarına ilişkin süreç de süratlendirilmelidir.
🔹 Milli güvenliğimize yönelik olarak;
🔺siber savunma hazırlık durumu yükseltilmeli,
🔺 yurt dışı kaynaklı psikolojik harp faaliyetlerine karşı tedbir alınmalı,
🔺 stratejik altyapı ve tesislerde kuvvet koruma tedbirleri artırılmalıdır.
Bu tweeti okuyanlar, sizin evinizde gitmediğiniz-gidemediğiniz oda var mı ? Benim yok. Ancak Türkiye 2019’dan beri Libya ile yaptığı anlaşmadan doğan 26-28. Meridyenler arasında hala daha hiçbir sismik/sondaj faaliyeti yürütmedi. 28. Meridyenin sınırına kadar Oruç Reis’i gönderdik ancak bir türlü 28’i geçmedik. Kendi elimizle resmen orayı sınır belirledik, hata ettik, Yunana göz hakkı bıraktık. Yapılmamalıydı
İsrail hedef ve söylemleri ile kabiliyetleri arasındaki uçurumu görmeli.
Bölgenin güvenliğini, Netanyahu hükümetinin iç siyasi bekası ve iktidar hesapları uğruna riske atmamalıdır.
Ateşle oynamamalıdır.
Ticaret gemilerimizi vuran, denizcimizi şehit eden, ardından ailesine alaycı mesaj gönderecek kadar pervasızlaşan bir devlete “tarafsızl��k” ilkesi hilafına silah transferi yapmak uygun mudur?
Yeni Substack makalemde, Hürmüz’den Karadeniz’e, Tuna ve Ren’den Panama’ya uzanan hatta giderek büyüyen küresel gıda güvenliği riskini ele aldım.
Karadeniz’de savaş tahıl ticaretini vururken, Tuna ve Ren’de kuraklık taşımacılığı daraltıyor. Hürmüz’de enerji ve gübre akışı tehdit altında; Panama’da su seviyeleri düşüyor, El Niño ise küresel tarım için yeni riskler yaratıyor.
Dünya için asıl tehlike bu krizlerin herhangi biri değil, birkaçının aynı anda yaşanması. Çünkü 21. yüzyılda gıda güvenliği artık sadece tarlada ne kadar üretildiğiyle değil, denizlerin, boğazların, nehirlerin, limanların ve enerji-gübre zincirinin açık tutulabilmesiyle belirleniyor.
https://t.co/a5LhPnRo9Y
ABD DONANMASI İÇİN YABANCI TERSANELERDE GEMİ İNŞASI ‼️ ⚓️
1/ ABD Başkanı Trump, 13 Ağustos’ta yayımladığı Başkanlık Muhtırası ile Donanmanın gemi inşasında yaşadığı gecikme, maliyet artışı ve kapasite sorunlarına karşı yeni bir model geliştirilmesi talimatını verdi.
2/ Yeni yaklaşım, ABD savaş ve yardımcı gemilerinin yabancı tersanelerde inşa edilmesinin önünü açmayı hedefliyor.
3/ Model üç gemi kategorisini kapsıyor:
• Denizaltı savunma, suüstü harbi ve konvoy refakati yapabilecek muharip gemiler,
• Lojistik destek gemileri,
• Askerî araç ve yük taşımaya uygun Ro-Ro’lar.
4/ “Finlandiya Modeli”ne göre yabancı şirket, ilk aşamada kendi tersanesinde üretim yapabilecek. Ancak ABD’de yeni bir tersane kurması veya mevcut bir tersanenin çoğunluk hissesini alması; ilk iki gemiden sonraki gemileri ABD’de üretmesi ve teknoloji aktararak Amerikan iş gücünü eğitmesi gerekecek.
5/ Kongre ile yönetim arasında ise görüş ayrılığı var. Kongre, yabancı tersanelerde muharip gemi inşasını sınırlandırmak istiyor; Beyaz Saray buna karşı çıkıyor. Bu nedenle modelin hangi kapsamda uygulanabileceği henüz kesinleşmiş değil.
6/ TÜRKİYE AÇISINDAN⚠️
🔹Türkiye, askerî gemi tasarım ve inşasında ulaştığı seviyeyi ABD ile savunma iş birliğinde somut bir fırsata dönüştürmelidir.
🔹Ancak mevcut durumda ABD’nin Japonya ve Kore Cumhuriyeti ile bu konuda işbirliğini ciddi şekilde ilerlettiği ve bir takım fiili hazırlıkların yapıldığı göz önüne alınmalıdır.
🔹İlk ve gerçekçi hedef; Akdeniz’de görev yapan ABD savaş gemilerinin mevcut durumda İtalya ve Hırvatistan’da yapılan bakım, onarım ve idame faaliyetlerinden Türk tersanelerinin daha fazla pay almasını sağlamak olmalıdır.
🔹Müteakiben; Türk tersanelerinin muharip gemileri, lojistik destek gemileri ve Ro-Ro’ların ABD’nin yeni uluslararası tedarik modeline katılması hedeflenmelidir.
7/ Türkiye, sahip olduğu tersane altyapısı, yetişmiş insan gücü ve askerî gemi inşa tecrübesiyle bu sürecin dışında kalmamalıdır.
100 YILLIK EZBER VE 100 YILLIK ZİHNİYET!
🔺 “100 yıllık ezber ve 100 yıllık zihniyet” denilerek eleştirilenin; Atatürk ilke ve devrimleri, Lozan Antlaşması ve Anayasa’da temel nitelikleri belirtilen Türkiye Cumhuriyeti olduğu anlaşılıyor.
🔺 Son iki yıldır TBMM kürsüsü dahil yapılan açıklamalarda da şahit olduğumuz bu içerik ve rahatsız edici üslup, toplumsal hassasiyetlere zarar vermektedir.
🔺 Bugün en son ihtiyaç duyduğumuz şey, milli birlik ve beraberliğimizi zedeleyecek provokatif söylemlerdir.
🔺 Esas olan; şehit ailelerinin, gazilerimizin, PKK terör örgütüyle sarsılmaz bir kararlılıkla mücadele eden başta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere tüm güvenlik güçlerimizin ve Türk milletinin hassasiyetlerine özen göstermektir.
🔺 Kırmızı çizgilerimiz ise nettir: Atatürk, Lozan Antlaşması, devletin birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğü ile Anayasa’nın güvence altına aldığı Cumhuriyetin temel nitelikleri.
🔺 Geri kalan her şey teferruattır.
83 yıl arayla Karadeniz’de savaşın araçları değişti, hedef değişmedi. deniz ticareti, enerji ve lojistik hatları dün olduğu gibi bugün de hedef.
II. Dünya Savaşı’nda denizaltılar, torpidolar ve mayınlar ticaret gemilerini ve ikmal hatlarını hedef alıyordu. 83 yıl sonra aynı mücadelede SİHA’lar, insansız deniz araçları, uzun menzilli hassas füzeler, elektronik harp ve uzay tabanlı keşif sistemleri başat rol oynuyor.
Artık hedef yalnızca gemiyi batırmak değil, limanları, rafinerileri, enerji terminallerini, sigorta ve navlun sistemini, kısacası deniz ticaretini mümkün kılan bütün ekosistemi baskı altına almak hedeftir.
83 yılda Karadeniz’de deniz ticaret savaşı nasıl değişti? Başta Türk gemileri olmak üzere tarafsız ticaret gemileri neden yeniden savaşın hedefi hâline geldi? Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Türkiye’nin jeopolitik konumu neden hâlâ belirleyici?
Hem Montrö Sözleşmesinin 19.maddesini uygulamak ve hem de Ukrayna Gönüllüleri Cephesinde yer almak Türk ticaret gemilerini nasıl etkiliyor? Ukrayna neden Türkiye'ye baskı yaratıyor ve ticaret gemilerimize saldırıyor?
Bu konuları yeni Substack yazımda irdeledim.
“Karadeniz’de 83 Yıl Sonra Deniz Ticaret Savaşları”
https://t.co/brurExGfUo
🔵🇹🇷Türkiye'den envanterindeki eski ürünleri 🇺🇦Ukrayna'ya göndermek için talep
🔸🇺🇸ABD Kongresi'nin resmi günl��k tutanaklarının ve işlemlerinin yayınlandığı "Congressional Record" (Kongre Kaydı) belgesine göre Türkiye, envanterindeki eski savunma ürünlerini azaltmak amacıyla bazı sistemlerinin Ukrayna'ya kalıcı transferi (re-export) için bildirim yaptı. Ürünler şu şekilde:
🔹12 adet M270 Çok Namlulu Roketatar Sistemi,
🔹70 adet M39 ATACMS Füzesi,
🔹47.000 adet M509A1 203mm DPICM Obüs Mühimmatı,
🔹2.524 adet M26 güdümsüz DPICM roketi.
📋darendeli_
Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP yıllar sonra TBMM’deki ilk grup toplantısını yapıyor.
Kılıçdaroğlu kürsüye çıkarken üzerine gül yaprakları ve “Gençliğin umudu Kemal Kılıçdaroğlu” sloganı attı.
Kılıçdaroğlu:
• Hiç merak etmeyin. Bu Kemal hiçbir gücün karşısında eğilmez.
• Sadece ve sadece haklının, hakkın, halkın, milletimizin önünde eğiliriz.
KARADENİZ’DE SALDIRILAR DEVAM EDİYOR ‼️
Türkiye bağlantılı Nadezhda isimli ticaret gemisi Karadeniz’de saldırıya uğradı.
Türk sahipli ve Türk mürettebatı olduğuna dair bilgileri “Otomatik Tanımlama Sistemi” üzerinden yaymasına rağmen, bu saldırının gerçekleştirilmesi ciddi bir tehdidi ortaya koymaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti, Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticaret gemilerini koruyabilecek imkân ve kabiliyete sahiptir.
Bu irade ve kararlılık gerektiğinde sahada da açık şekilde gösterilmelidir.
Bu kapsamda;
🔻 Saldırıdan sorumlu devlet veya devletler nezdinde gerekli diplomatik girişimler en üst düzeyde ve gecikmeksizin başlatılmalı, kamuoyu düzenli ve şeffaf şekilde bilgilendirilmelidir.
🔻 Rusya Federasyonu ve Ukrayna ile ayrı ayrı olmak üzere, denizcilik makamları ile Deniz Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlıkları arasında deniz emniyeti ve güvenliğine yönelik doğrudan iletişim, koordinasyon ve bilgi paylaşım mekanizmaları oluşturulmalıdır.
🔻 Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, bölgedeki Türk bayraklı veya Türkiye bağlantılı gemileri yakından takip etmeli; özellikle mürettebatın karşılaşabileceği sorunlara süratle müdahale etmeli ve ailelerine gerekli desteği sağlamalıdır.
🔻 Son günlerde artış gösteren bu saldırı ve provokasyonlar karşısında, hava sahamıza yönelik (İHA sızmaları) ve ticaret gemilerimizin güvenliğine ilişkin tedbirler itidalli ancak kararlı bir anlayışla en üst seviyede sürdürülmelidir.
21. Yüzyılda Kemalizm, Türkiye İçin Jeopolitik Bir Zorunluluktur.
Yeni Substack yazımda ABD merkezli düzen çözülürken Türkiye'nin hangi rotada yoluna devam etmesi gerektiğini değerlendirdim.
Pax Americana sona ermiştir, dünya artık Bellum Americana çağındadır. Amerikan askerî, ekonomik ve mali üstünlüğüne dayanan tek kutuplu düzen çözülmekte, yerini büyük güç rekabetinin belirlediği çok kutuplu jeopolitik sisteme bırakmaktadır.
ABD'nin göreceli güç aşınması yalnızca Washington'un küresel hareket serbestisini daraltmamakta, aynı zamanda Türkiye gibi jeopolitiği güçlü devletler için tarihî fırsat pencereleri açmaktadır.
Karadeniz'den Doğu Akdeniz'e, Kafkasya'dan Batı Asya ve Afrika'ya uzanan geniş coğrafya, 21. yüzyılın ana mücadele sahasına dönüşmüştür. Bu mücadelenin merkezinde ise Türkiye bulunmaktadır.
Doğu Akdeniz artık yalnızca enerji veya deniz yetki alanları meselesi değildir; İsrail merkezli yeni jeopolitik mimari ile Türkiye'nin Mavi Vatan doktrini arasında yaşanan yapısal güç rekabetinin merkezidir. Soğuk Savaş boyunca Türkiye'yi şekillendiren Atlantik paradigması ise stratejik ömrünü tamamlamıştır.
Bu yeni çağda Türkiye'nin güvenliği, refahı ve bağımsızlığı dış güvenlik mimarilerine eklemlenerek değil, kendi jeopolitiğine ve konsolide edilmiş güçlü iç cepheye dayanarak sağlanabilir. Bunun anahtarı ise 21.yüzyıl koşullarında uyarlanmışKemalizm'dir.
Kemalizm, geçmişe ait bir ideoloji değil, bağımsızlığı, laikliği, bilim ve aklı, üretim ekonomisini, deniz gücünü, stratejik özerkliği ve millî egemenliği tek potada birleştiren ölümsüz kurucu devlet felsefesidir.
Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu şey, geçmişi nostaljiyle anmak değil, Kemalizm'i 21. yüzyılın jeopolitiğine uyarlayarak yeniden devletin stratejik aklı hâline getirmektir.
Yeni Substack yazım, değişen dünya düzeninde Türkiye'nin önündeki jeopolitik tabloyu ve bu tablonun tek stratejik çıkış yolunu ortaya koymaktadır.
https://t.co/77y4d7SVgp
KARADENIZ DENİZ GÜVENLİĞİ ⚓️
1/ Ukrayna; Karadeniz, Azak Denizi ve Don Nehri’ne uzanan bölgede insansız araçlar ile yoğun şekilde ticari gemileri hedef almaktadır.
2/ Çatışma sahasında veya yakın bölgelerde faaliyet gösteren Türk bayraklı, Türk sahipli ya da Türk personel istihdam eden ticaret gemilerinin güvenliği yakından takip edilmelidir.
2/ Bu kapsamda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve ilgili denizcilik otoritelerinin; gemi acenteleri ve armatörlerle koordinasyon içinde bölgedeki Türk bağlantılı gemilerin konumu ve güvenlik durumunu sürekli izlemesi, gerekli görülen hallerde güvenlik uyarısı ve tahliye tedbirlerini gecikmeksizin uygulaması önem taşımaktadır.
@UABsosyal
NEW: Turkish naval ships are conducting a port visit to Syria’s Latakia for the first time since the conclusion of the civil war
Turkish commander of the Naval Forces is also on board of TCG Istanbul frigate
🚨 Türkiye’nin acil muharip uçak ihtiyacı; siyasi beklentilere, belirsiz vaatlere veya kişisel ilişkilere
bırakılamaz.
Acil olarak yapılması gereken:
🔻 Stratejik hedef olan KAAN’ın en kısa sürede tam harekât kabiliyeti kazanması.
🔻F-16 ÖZGÜR modernizasyonunun
hızlandırılması.
🔻 Muharip İnsansız Uçak Sistemlerinin envantere alınmasının süratlendirilmesi.
🔻 Katar ve Umman’dan EF-2000 Typhoon tedarikinin tamamlanması.
🔻 F-35’e kıyasla sonuç alma ihtimali daha yüksek olan KAAN motoru ve F-16
Blok 70 tedarik süreçlerinin bitirilmesi.
GÜN SONU DEĞERLENDIRMESI ‼️
🔻 F-35’e ilişkin açıklamalar Kaan MMU’ya yönelik yüksek konsantrasyon ve odaklanmayı etkilememeli. 🔻 MİUS (ANKA3, Kızılelma) üretimine yönelik faaliyetler aynı tempoda devam etmeli.
🔻 Olumlu ortamdan istifade ile Kaan motorları ve F-16 Blok 70 tedariki emniyete alınmalı.
🔻 İran Savaşı sonrası, Katar ve Umman’dan EF-2000 Typhoon tedariki bitirilmeli.
🔻 Gelirse, 5 X F-35 silah ve taktik maksatlı kullanılmalı.
🔻 Diğer uçakların tedarik / modernizasyon durumuna bağlı olarak F-35 tedarik durumu ve sayısı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından ayrıca değerlendirilmeli.
🔻 Olumlu iklimden de yararlanarak acil harekat ihtiyacı olan CH-47 helikopter, MH-60 deniz helikopteri ve stratejik nakliye uçağı konusunda girişimde bulunulmalı.
Kaybolan yıllar…
Milyarlarca dolarlık maliyet…
F-35 programından çıkarılan Türkiye…
Kaçırılan savunma sanayii fırsatları…
Hava Kuvvetlerimizin muharip gücünde oluşan zafiyet…
Şimdi S-400’den kurtulmanın yolları aranıyor.
Peki, bu ülkeye ödetilen stratejik, askerî ve ekonomik bedelin hesabını kim verecek?
Siyasi sorumluluğu alın, Türk milletinden özür dileyin.
⚓️ Denizcilik tarihimizin ölümsüz kahramanı Kaptanıderya Barbaros Hayrettin Paşa, vefatının 480'inci yıl dönümünde düzenlenen etkinliklerle yâd edildi.
🗓️ 3 - 4 Temmuz 2026
🔹 "480'inci Ölüm Yıl Dönümünde Barbaros Hayrettin Paşa" konulu Deniz Tarihi Çalıştayı gerçekleştirildi.
🔹 Barbaros Hayrettin Paşa Sergisi açıldı.
🔹 Beşiktaş'taki Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi'nde icra edilen törenle büyük denizci anıldı.
🌊 Mirasınız Mavi Vatan'da yaşamaya, kahramanlığınız nesillere ilham vermeye devam edecektir. Aziz ruhunuz şad, mekânınız cennet olsun. 🇹🇷
#MillîSavunmaBakanlığı