Tayyip Bey ve Bahçeli Bey!
Size bir çözüm sunuyorum! Teşekküre gerek yok!
1)Tapu Kadastro Gen. Md' ne KAYYIM atayın.
2)Avantadan mal-mülk alanların servetlerinin hepsini bana yazın. Ben, hepsini satıp, parayı Emeklilere dağıtayım! Nasıl fikir ama?
Eğer paralar iç olur diye aklınız karışırsa, bana da bir KAYYIM Heyeti atayın! Kayyım Heyeti için önerilerim;
MHP'nin ALTIN MV'i, Saatçi ZAFER, Boyunsuz Muammer, Ayet Salla Bakara'dan Egemen...
Böyle heyet gördünüz mü? Bunların hepsi hem Hacıdır, hem de en az 5'er defa Umre'ye gitmiştir. Sağlamdılar yani!
DÜNYA YENİDEN ŞEKİLLENİRKEN!
“Cumhur İttifakı” adlı Organize Suç Örgütünün “Haram Medyasındaki” maaşlı tetikçileri son günlerde şu palavrayı anlatıp, sözü Erdoğan’ın Başkanlığının devamına bağlıyorlar.
“Aman efendim, tam da dünya yeniden şekillenirken, Erdoğan’a çok daha fazla ihtiyacımız var. Erdoğan bu ülkenin başında ve bu geminin dümeninde olmalı. Bu ülkeyi kime teslim edeceğiz? CHP’yi bölen Özgür Özel’e mi, yoksa hırsızlık ve yolsuzluktan hapis yatan Ekrem İmamoğlu’na mı? (Hürriyet- Abdülkadir Mezarlıkağacı)
Hemen ardından Erivan Aşığı Bahçeli; “Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız” diye desteğini yapıştırdı! ( Sahi MHP niçin var? Cumhurbaşkanı Adayı, Büyükşehir Bel. Bşk. Adayı çıkarmaz?)
Erdoğan 28 Ağustos 2014’ten bu yana Cumhurbaşkanı. 11 YIL 10 Ay’dır.
Dönemin YSK’sı “İlk kez seçildikten sonra sistem değişti, onu saymıyoruz, 2023’te seçilmesi ikinci seçimdir” diye kanunun arkasından dolanarak suç işledi. O zaman Anayasa’nın 101’nci maddesine neden “Bu kural yeni sistemde geçerlidir. Önceki dönemler sayılmaz” diye geçici bir madde eklenmedi? Anayasa’da görev süresi 5 yıl, yazar. Bir kişi en fazla İKİ defaseçilebilir. 5+5=10 yıl etmez mi? Şimdiden Anayasa İhlal suçu işlenmiştir.
Erdoğan da ileride yargılanacak ve aldığı tüm maaşlar, yaptığı harcamalar (Örtülü dahil) kendisinden tahsil edilecektir…
“Devlete karşı işlenen suçlarda zamanaşımı” yoktur. Dönemin YSK’sı da ilk fırsatta Yüce Divan’da yargılanacak ve mahkum olacaklar.
“Cumhur İttifakı” denen örgüt işte böyle yalancı-aşağılık bir örgüttür.
Yahu arkadaş, siz bu FETÖ adlı CIA uşağı ile beraber 11 yıl çalışmadınız mı?
Bu örgüte, Yüksek Yargıyı teslim etmediniz mi? FETÖ’nun yargıdaki yavşak elemanlarının Kozmik Odaya girmelerine izin vermediniz mi?
Siz bu örgütün Türk Ordusunun tepesinde yuvalanması için yardım etmediniz mi?
Yanıtları da hazırdır!
“Efendim, biz onları bir Hizmet Hareketi olarak biliyorduk. Ne zaman ki gerçeği anladık, 2013 yılını milat ilan ettik ve onunla mücadeleye başladık.”
25 Ağustos 2004 Yılı MGK toplantısında, dönemin Genelkurmay Başkanı; “Gülen cemaatinin ulaştığı tehlikeli boyutları, yurtiçi ve yurtdışı faaliyetlerini içeren kapsamlı raporu (Belgeleriyle birlikte) önünüze koymadı mı? İnsan ortağının ne olduğunu bilmez mi?
Siz kimsiniz ki, Anayasa’mızın hangi maddesinden yetki aldınız da, MİLAT tayin ediyorsunuz? Anayasa don mu ki, hergelenin kıçına göre biçelim?
“Dünya yeniden şekillenirken” miş? Dünya filan yeniden şekillenmiyor. Emperyalist Devletler, daha fazla sömürmek, daha fazla zenginleşmek için, planlar yapıyor ve aptal siyasetçilere de bu planlarını uygulatıyor.
Aziz Türk Milleti;
CB Erdoğan’ın sağlığı çok bozuk. Tıpkı ortağı Bahçeli gibi! Ha gitti ha gider!
Yeni dönemde Cumhur İttifakının imza attığı tüm ulusal ve uluslararası konular yeniden tek-tek elden geçirilecek, Türk Milletinin çıkarlarına aykırı olanlar ayıklanacak.
Cumhur İttifakı ve AKP, ne yaparsa yapsın, ne yalanlar söylese söylesin, ne hileler yaparsa yapsın, ilk seçimde “Eşekten düşmüş karpuza” dönecekler.
İnsanların ağzından alev fışkırıyor. Bırakın bu Atatürk ve Türk Milleti düşmanlarına oy vermeyi, yüzlerini bile kimse görmek istemiyor…
Sağlık ve başarı dileklerimle 03 Temmuz 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
DÜNYA YENİDEN ŞEKİLLENİRKEN!
“Cumhur İttifakı” adlı Organize Suç Örgütünün “Haram Medyasındaki” maaşlı tetikçileri son günlerde şu palavrayı anlatıp, sözü Erdoğan’ın Başkanlığının devamına bağlıyorlar.
“Aman efendim, tam da dünya yeniden şekillenirken, Erdoğan’a çok daha fazla ihtiyacımız var. Erdoğan bu ülkenin başında ve bu geminin dümeninde olmalı. Bu ülkeyi kime teslim edeceğiz? CHP’yi bölen Özgür Özel’e mi, yoksa hırsızlık ve yolsuzluktan hapis yatan Ekrem İmamoğlu’na mı? (Hürriyet- Abdülkadir Mezarlıkağacı)
Hemen ardından Erivan Aşığı Bahçeli; “Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız” diye desteğini yapıştırdı! ( Sahi MHP niçin var? Cumhurbaşkanı Adayı, Büyükşehir Bel. Bşk. Adayı çıkarmaz?)
Erdoğan 28 Ağustos 2014’ten bu yana Cumhurbaşkanı. 11 YIL 10 Ay’dır.
Dönemin YSK’sı “İlk kez seçildikten sonra sistem değişti, onu saymıyoruz, 2023’te seçilmesi ikinci seçimdir” diye kanunun arkasından dolanarak suç işledi. O zaman Anayasa’nın 101’nci maddesine neden “Bu kural yeni sistemde geçerlidir. Önceki dönemler sayılmaz” diye geçici bir madde eklenmedi? Anayasa’da görev süresi 5 yıl, yazar. Bir kişi en fazla İKİ defaseçilebilir. 5+5=10 yıl etmez mi? Şimdiden Anayasa İhlal suçu işlenmiştir.
Erdoğan da ileride yargılanacak ve aldığı tüm maaşlar, yaptığı harcamalar (Örtülü dahil) kendisinden tahsil edilecektir…
“Devlete karşı işlenen suçlarda zamanaşımı” yoktur. Dönemin YSK’sı da ilk fırsatta Yüce Divan’da yargılanacak ve mahkum olacaklar.
“Cumhur İttifakı” denen örgüt işte böyle yalancı-aşağılık bir örgüttür.
Yahu arkadaş, siz bu FETÖ adlı CIA uşağı ile beraber 11 yıl çalışmadınız mı?
Bu örgüte, Yüksek Yargıyı teslim etmediniz mi? FETÖ’nun yargıdaki yavşak elemanlarının Kozmik Odaya girmelerine izin vermediniz mi?
Siz bu örgütün Türk Ordusunun tepesinde yuvalanması için yardım etmediniz mi?
Yanıtları da hazırdır!
“Efendim, biz onları bir Hizmet Hareketi olarak biliyorduk. Ne zaman ki gerçeği anladık, 2013 yılını milat ilan ettik ve onunla mücadeleye başladık.”
25 Ağustos 2004 Yılı MGK toplantısında, dönemin Genelkurmay Başkanı; “Gülen cemaatinin ulaştığı tehlikeli boyutları, yurtiçi ve yurtdışı faaliyetlerini içeren kapsamlı raporu (Belgeleriyle birlikte) önünüze koymadı mı? İnsan ortağının ne olduğunu bilmez mi?
Siz kimsiniz ki, Anayasa’mızın hangi maddesinden yetki aldınız da, MİLAT tayin ediyorsunuz? Anayasa don mu ki, hergelenin kıçına göre biçelim?
“Dünya yeniden şekillenirken” miş? Dünya filan yeniden şekillenmiyor. Emperyalist Devletler, daha fazla sömürmek, daha fazla zenginleşmek için, planlar yapıyor ve aptal siyasetçilere de bu planlarını uygulatıyor.
Aziz Türk Milleti;
CB Erdoğan’ın sağlığı çok bozuk. Tıpkı ortağı Bahçeli gibi! Ha gitti ha gider!
Yeni dönemde Cumhur İttifakının imza attığı tüm ulusal ve uluslararası konular yeniden tek-tek elden geçirilecek, Türk Milletinin çıkarlarına aykırı olanlar ayıklanacak.
Cumhur İttifakı ve AKP, ne yaparsa yapsın, ne yalanlar söylese söylesin, ne hileler yaparsa yapsın, ilk seçimde “Eşekten düşmüş karpuza” dönecekler.
İnsanların ağzından alev fışkırıyor. Bırakın bu Atatürk ve Türk Milleti düşmanlarına oy vermeyi, yüzlerini bile kimse görmek istemiyor…
Sağlık ve başarı dileklerimle 03 Temmuz 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
Yangınlar, Uçaklar ve Kaybolan Devlet Aklı
Yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte Türkiye yine orman yangınlarıyla mücadele ediyor. Her yıl aynı acıları yaşıyor, aynı tartışmaları yapıyor, ardından her şeyi unutuyoruz. Oysa asıl sorun yangınlar değil, yıllardır kalıcı, bilimsel ve kurumsal bir yangınla mücadele sistemi kurulamamış olmasıdır.
Orman Genel Müdürlüğü'nün sahip olduğu hava gücü önemli olmakla birlikte, sistem hâlâ büyük ölçüde kiralama ve hizmet alımına dayanmaktadır. Türkiye, güçlü havacılık altyapısına ve yetişmiş insan kaynağına rağmen neden kendi millî yangın söndürme hava filosunu oluşturamamıştır?
Bu sorunun sembollerinden biri, TMSF'ye devredilen Koza İpek Grubu'na ait uçaklardır. Bu uçakların neden zamanında satılmadığı, hangi amaçlarla kullanıldığı ve kamuya maliyetinin ne olduğu konusunda kamuoyuna tatmin edici açıklamalar yapılmamıştır. Oysa zamanında şeffaf biçimde değerlendirilebilselerdi, elde edilecek kaynakla modern yangın söndürme uçakları alınabileceği yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır. Buradaki temel mesele, kamu kaynaklarının etkin, şeffaf ve kamu yararı doğrultusunda yönetilmesidir.
Yangınlardan sonra yanan orman alanlarının rant tartışmalarına konu edilmesi de toplumda güven duygusunu zedelemektedir. Ormanlar ekonomik kazanç alanı değil, korunması gereken millî servettir.
Diğer önemli eksiklik ise, yangınla mücadelede kurumlar arasında güçlü bir koordinasyonun kurulamamış olması ve onlarca yıllık bilgi birikimi ile yetişmiş personeli bulunan Türk Hava Kurumu'nun etkin biçimde sistemin dışında bırakılmasıdır. Böyle bir konuda rekabet değil, iş birliği esas olmalıdır.
Türkiye artık kiralık çözümler yerine kendi uçak filosuna, pilotlarına, teknisyenlerine ve bakım altyapısına sahip bağımsız bir Millî Yangınla Mücadele Hava Kurumu oluşturmalıdır. Geçmişteki uygulamalar şeffaf biçimde incelenmeli, kamu kaynaklarının hesabı verilmeli, yanan alanların ranta açılmasına izin verilmemeli ve Türk Hava Kurumu'nun kurumsal birikimi yeniden değerlendirilmelidir.
Çünkü orman sadece ağaç değildir; suyumuz, nefesimiz, geleceğimiz ve vatanımızdır. Vatan ise yangın başladıktan sonra değil, yangın başlamadan önce korunur.
TAMARA, TAMARA, PARALARI VERDİK NATO’YA
Şarkının ismi “Cihanda Tek Meleğim”. Nakarat kısmı başlıktaki gibi!
66 yıl öncesinin şarkılarında biriydi.
“Cihanda tek meleğim/Bir tanecik bebeğim/
Gelemezsen haber ver/ Ben sana geleceğim.” Haydi hep beraber,
“Tamara, Tamara/Açma kalbimde yara/ Tamara, Tamara/ Paraları verdik kumara.”
Nerden dilime takıldıysa, sürekli söyleyip duruyorum!
Önce Tamar isimli, CB Erdoğan’a hayran olduğunu söyleyen tetikçi gazeteci ortaya çıktı! Amma ne çıkış. Herkes, özellikle çubuklu yandaş gazeteciler, işi gücü bırakıp, Tamar’ın dedikleri üzerine çullandılar!
Tamar, kökü İbranice olan bir kelime idi, anlamı “Hurma Ağacı” idi.
O an, olayı çaktım. Tamar diyordu ki; “Akşamdan yediğiniz hurmalar, sabaha sizi tırmalar!” Peki kime diyordu? Kime olacak?
Saray’ın en zampik damadı Berat’a! Yazarım haa, diye tehdit ettiği kişi Berat, yazdırırım ha diyen ise “Babamın Tahtı Benimdir” diyen Bilal oğlan…
Hatırlar mısınız? Ben birkaç yıl önce yazmıştım bu olayı ve rica etmiştim. Lütfen beni mahkemeye verin, ben de sizlere görüntülü bir dayak ziyafeti çekeyim” diye. Tabii ki kimse mahkemeye veremedi!
Olayı anımsatayım; Az kalsın “Ana Kraliçe ve Küçük Kayınço katil olacaktı!”
Berat ve kendine Özge arkadaşı olan manken kızımız, 1000 Ali’nin Gebeş ve kokainman oğlu (Hani bir İl Jandarma Alay Komutanı, Vali ile beraberce esas duruşta onu dinlerken, fotoları yayınlanmıştı!)
İşte o Gebeş ve erkek arkadaşı (Anadolu’daki adı “tokmakçıdır” ) toplam dört aşk böceği, TÜRK ORDUSUNUN NAMUSUNA emanet edilmiş olan Savarona’ya zorla girmişler (!) ve hep beraber duman-dumana mutluluğun Nirvanasına çıkmışlardı!
“Su uyur ama Kaynana uyumaz” atasözümüzde olduğu gibi, kaynana ve küçük oğlu, korumalarıyla (Devletin Polisleri idi bunlar. Ahlak Polisi falan değil) baskın vermişler ve “Yer misin yemez misin” diye Allah ne verdiyse girişmişler, çene kırılmış, gözler mosmor olmuş, fakat olay gizlenmişti…
İşte TAMARA’nın anlatmakla tehdit ettiği olay bu idi. Geçen gün Selvi Boylu Al donlu Bakan Kuşadası’nda devreye girdi, Tamara, polise teslim edilmeden doğrudan Savcı’nın (Cumhuriyetin olan değil) huzuruna çıkarıldı ve tarafsız-bağımsız Savcı TAMARA’yı evde oturup uslansın diye, serbest bıraktı…
Bu olayı anladık ama, bir baktık cepler boşalmış! PARALARIMIZA ne olmuştu? Ah TAMARA ah, seninle uğraşırken, bizim paralar Ankara’da sokaklara serpilmemiş mi? Sokaklar boyanmış, çiçekler dikilmiş, özel havaalanı, özel yollar yapılmış, bizim MİLYARLARCA paramız, NATO ve deli TRUMP uğruna heder olmuştu!
Olsun be canlar! Takmayın kafaya, cana geleceğine mala gelsin. Bizler kazandık, patron harcıyor. Sıra cana gelince, ben sizi uyarırım. Uyanırsanız belki mabadınızı kurtarırsınız. Kurtaramazsanız da üzülmeyin.
“Uçkur düğüm tutmuyorsa, içindeki nasipten çıkmış demektir.”
Hadi uyumaya devam… TAMARA, TAMARA verdik paraları NATO’YA…
Sağlık ve başarı dileklerimle 02 Temmuz 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
Danayı bütün satın alan ve evde et sıkıntısı çekmeyen Bibipçi Başkan, sakatatçılığa başladı.
"Dil koparmaktan" bahsetmiş! Demiş ki;
"Sen benim kutsalıma dil uzatırsan, biz o dili kopartırız!"
Breh breh breh, Audi A8 L (Çifter, çifter) binen sakatatçı bu sözü ODTÜ'lü genç komedyen için söylemiş!
Soralım bakalım bu delikanlıya, nedir senin Kutsal'ın?
-Ülkede gençlerin çoğu işsiz gezerken, çocuğunu TBMM'ye yerleştirmek mi?
-Türk Milliyetçisiyim deyip, DEM ile iş tutmak mı?
-Hizbullah'ın siyasi kanadı ile ortak olmak mı?
-Hırsızlığa, soyguna, rüşvete göz yummak mı?
-ABD-İSRAİL Projelerine boyun eğmek mi?
Ah be sakatatçı! Siz kutsallarınızı çoktan kaybettiniz!
Rahmetli sağ olsaydı, bunları yapabilir miydiniz?
Sevgilim eşim, çocuklarım Rodin ve Deva'nın annesi, hayatıma güzellikler, anlam ve sevgi katan Sevgili eşim, meslektaşım Gülşah'ın bugün doğum günü ... İyi ki doğmuş, iyi ki karşılaşmışız, iyi ki bana yeni evlatlar vermiş, mutluluğum...
Allahıma şükrediyorum...
Sevgili iyi ki doğdun, nice yıllarımız olsun...
Kızılcagün Platformu olarak altıncı durağımız Antalya!
11 Temmuz Cumartesi günü düzenlenecek olan "Açılım Tehlikesi ve Milli Birlik" panelimize Türk milletini davet ediyoruz.
Yer: ASSİM Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi
1219. Sokak, Doğuyaka Mahallesi, No:9, Muratpaşa/Antalya
Danayı bütün satın alan ve evde et sıkıntısı çekmeyen Bibipçi Başkan, sakatatçılığa başladı.
"Dil koparmaktan" bahsetmiş! Demiş ki;
"Sen benim kutsalıma dil uzatırsan, biz o dili kopartırız!"
Breh breh breh, Audi A8 L (Çifter, çifter) binen sakatatçı bu sözü ODTÜ'lü genç komedyen için söylemiş!
Soralım bakalım bu delikanlıya, nedir senin Kutsal'ın?
-Ülkede gençlerin çoğu işsiz gezerken, çocuğunu TBMM'ye yerleştirmek mi?
-Türk Milliyetçisiyim deyip, DEM ile iş tutmak mı?
-Hizbullah'ın siyasi kanadı ile ortak olmak mı?
-Hırsızlığa, soyguna, rüşvete göz yummak mı?
-ABD-İSRAİL Projelerine boyun eğmek mi?
Ah be sakatatçı! Siz kutsallarınızı çoktan kaybettiniz!
Rahmetli sağ olsaydı, bunları yapabilir miydiniz?
TAMARA, TAMARA, PARALARI VERDİK NATO’YA
Şarkının ismi “Cihanda Tek Meleğim”. Nakarat kısmı başlıktaki gibi!
66 yıl öncesinin şarkılarında biriydi.
“Cihanda tek meleğim/Bir tanecik bebeğim/
Gelemezsen haber ver/ Ben sana geleceğim.” Haydi hep beraber,
“Tamara, Tamara/Açma kalbimde yara/ Tamara, Tamara/ Paraları verdik kumara.”
Nerden dilime takıldıysa, sürekli söyleyip duruyorum!
Önce Tamar isimli, CB Erdoğan’a hayran olduğunu söyleyen tetikçi gazeteci ortaya çıktı! Amma ne çıkış. Herkes, özellikle çubuklu yandaş gazeteciler, işi gücü bırakıp, Tamar’ın dedikleri üzerine çullandılar!
Tamar, kökü İbranice olan bir kelime idi, anlamı “Hurma Ağacı” idi.
O an, olayı çaktım. Tamar diyordu ki; “Akşamdan yediğiniz hurmalar, sabaha sizi tırmalar!” Peki kime diyordu? Kime olacak?
Saray’ın en zampik damadı Berat’a! Yazarım haa, diye tehdit ettiği kişi Berat, yazdırırım ha diyen ise “Babamın Tahtı Benimdir” diyen Bilal oğlan…
Hatırlar mısınız? Ben birkaç yıl önce yazmıştım bu olayı ve rica etmiştim. Lütfen beni mahkemeye verin, ben de sizlere görüntülü bir dayak ziyafeti çekeyim” diye. Tabii ki kimse mahkemeye veremedi!
Olayı anımsatayım; Az kalsın “Ana Kraliçe ve Küçük Kayınço katil olacaktı!”
Berat ve kendine Özge arkadaşı olan manken kızımız, 1000 Ali’nin Gebeş ve kokainman oğlu (Hani bir İl Jandarma Alay Komutanı, Vali ile beraberce esas duruşta onu dinlerken, fotoları yayınlanmıştı!)
İşte o Gebeş ve erkek arkadaşı (Anadolu’daki adı “tokmakçıdır” ) toplam dört aşk böceği, TÜRK ORDUSUNUN NAMUSUNA emanet edilmiş olan Savarona’ya zorla girmişler (!) ve hep beraber duman-dumana mutluluğun Nirvanasına çıkmışlardı!
“Su uyur ama Kaynana uyumaz” atasözümüzde olduğu gibi, kaynana ve küçük oğlu, korumalarıyla (Devletin Polisleri idi bunlar. Ahlak Polisi falan değil) baskın vermişler ve “Yer misin yemez misin” diye Allah ne verdiyse girişmişler, çene kırılmış, gözler mosmor olmuş, fakat olay gizlenmişti…
İşte TAMARA’nın anlatmakla tehdit ettiği olay bu idi. Geçen gün Selvi Boylu Al donlu Bakan Kuşadası’nda devreye girdi, Tamara, polise teslim edilmeden doğrudan Savcı’nın (Cumhuriyetin olan değil) huzuruna çıkarıldı ve tarafsız-bağımsız Savcı TAMARA’yı evde oturup uslansın diye, serbest bıraktı…
Bu olayı anladık ama, bir baktık cepler boşalmış! PARALARIMIZA ne olmuştu? Ah TAMARA ah, seninle uğraşırken, bizim paralar Ankara’da sokaklara serpilmemiş mi? Sokaklar boyanmış, çiçekler dikilmiş, özel havaalanı, özel yollar yapılmış, bizim MİLYARLARCA paramız, NATO ve deli TRUMP uğruna heder olmuştu!
Olsun be canlar! Takmayın kafaya, cana geleceğine mala gelsin. Bizler kazandık, patron harcıyor. Sıra cana gelince, ben sizi uyarırım. Uyanırsanız belki mabadınızı kurtarırsınız. Kurtaramazsanız da üzülmeyin.
“Uçkur düğüm tutmuyorsa, içindeki nasipten çıkmış demektir.”
Hadi uyumaya devam… TAMARA, TAMARA verdik paraları NATO’YA…
Sağlık ve başarı dileklerimle 02 Temmuz 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
Çok değerli okurlarım, kıymetli arkadaşlarım;
Büyük bir mutlulukla paylaşmak isterim ki daha önce HAVADA AHKAM adlı kitabım, Amazon tarafından Aviation Confessions adıyla İngilizceye çevrilmiş ve başta ABD ile Japonya olmak üzere 18 ülkede satışa sunulmuştu.
Şimdi ise HAVADA ORAJ adlı kitabım, Thunderstorm in the Air ismiyle İngilizceye çevrilerek yine 18 ülkede okurlarla buluştu.
Havacılık alanındaki birikimimi, gözlemlerimi ve tecrübelerimi uluslararası okuyucularla paylaşabilmek benim için büyük bir onur ve mutluluk.
İlgi, destek ve değerli katkılarınız için hepinize gönülden teşekkür ederim.
ONURLU MÜSLÜMANLAR!
Kişi yalan söyleyerek insanları kandırmaktan utanmıyorsa, onda Onur’un Haysiyetin zerresi yok demektir. (Halkın Filozofu Bergamus)
“Artık Başkonsolosluk kapılarında, Büyükelçilik kapılarında beklemek yok. Artık acaba anamı-babamı emmioğlumu, teyze kızımı ne zaman görürüm, acaba vize alabilir miyim diye kaygı duyup korkuyla vize kapısına gitmek yok. Onurlu T.C vatandaşları ellerine alacaklar pasaportu, o onurlu ay-yıldızın üstünde mühür olarak sahip olduğu pasaportu alacaklar, havaalanlarına indiklerinde işte bu, kudretli T.C Devletinin pasaportu ve vizem de yok içinde, çünkü ben artık Avrupa’ya vizesiz giriyorum diye pasaportu şöyle hafif başı kaldırarak, eli aşağı indirerek memurun önüne koyacaklar. Hani korkarak, ürkerek acaba ne denecek diye baş eğerek bir teslim değil. Bu Türkiye’nin Avrupalı olduğu gerçeğinin doğal bir yansımasıdır. (10 Şubat 2016 Hollanda-Başbakan Davutoğlu)”
Başbakan Davutoğlu “Vizesiz Avrupa” için hangi tarihi vermişti; Temmuz 2016!
Türk Milletine verilen “Başbakan sözü” üzerinden tam 10 YIL geçti!
Vizeler kalktı mı?
Peki, Başbakan Davutoğlu Türk Milletinden özür diledi mi?
Ben görmedim, duymadım! Duyan, gören var mı?
“Benim Cemaat (FETÖ) ile ilgili sevgimi 78 milyon bilir. ABD’ye giden, olimpiyatlara koşan benim. Ama 17/25 çıktığından beri hükümetimin ve Cumhurbaşkanımın yanında yer aldım.
Melih Gökçek Belediye Başkanlığı adaylığında ve seçimlerde oy isterken bu yapının (FETÖ) kucağında oturmuştur. Bu yapıya Ankara’yı PARSEL-PARSEL satmıştır. Gökçek ile ilgili 100 konuyu 8 Haziran 2015’ten itibaren açıklamak isterim. (23 Mart 2015 TBMM Başkanı-Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç)”
Bülent Arınç, Gökçek ile ilgili suçları ne zaman açıklayacaktı? 8 Haziran 2015!
Türk Milletine verilen “TBMM Başkanı” sözü üzerinden 11YIL geçti!
Türk Milletinden özür diledi mi?
Ben görmedim, duymadım! Duyan, gören var mı?
“Camide içki içtiler! Sonra müezzini tehdit edip farklı konuşturdular! Elimizde görüntüler var! Önümüzdeki CUMA günü bu görüntüleri yayınlayacağız!” (Cumhurbaşkanı Erdoğan. 10 Haziran 2013)
Türk Milletine Erdoğan tarafından verilen “Cumhurbaşkanı Sözü” üzerinden
13 YIL geçti! Erdoğan, bu sürede herhangi bir görüntü yayınlattı mı?
Türk Milletinden özür diledi mi?
Ben görmedim, duymadım! Duyan, gören var mı?
Değerli Okurlar;
Kasım 2002’den bu yana ülkemizi yöneten, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin
1-2-3 numaralı koltuklarında oturan Cumhurbaşkanı-TBMM Başkanı-Başbakan görevlerinde bulunan üç kişinin, kendi yazılı ve görüntülü YALAN beyanlarını tekrar yazdım. Sizler de bunları zaten biliyorsunuz.
-Bu karakterdeki kişilerden Türk Milletine, şer mi yoksa hayır mı gelir?
-İslam inanışına göre, en büyük günahlardan sayılan “Yalanı” insanlardan utanmadan, Allah’tan korkmadan kullananlar “Onurlu Müslüman” sayılır mı?
Sağlık ve başarı dileklerimle 01 Temmuz 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
Konuşan şahıs, Silopi'den Şehit korucu Osman İnal'ın oğlu Hasan İnal!
APO seviciler, ona özgürlük isteyenler, ona statü peşinde koşanlar, söylenenleri dinleyin önce!
Öyle yukarılarda karar veririz olur diye düşününler, nasıl bir ateşi harlandırıyorsunuz bilseniz!
ONURLU MÜSLÜMANLAR!
Kişi yalan söyleyerek insanları kandırmaktan utanmıyorsa, onda Onur’un Haysiyetin zerresi yok demektir. (Halkın Filozofu Bergamus)
“Artık Başkonsolosluk kapılarında, Büyükelçilik kapılarında beklemek yok. Artık acaba anamı-babamı emmioğlumu, teyze kızımı ne zaman görürüm, acaba vize alabilir miyim diye kaygı duyup korkuyla vize kapısına gitmek yok. Onurlu T.C vatandaşları ellerine alacaklar pasaportu, o onurlu ay-yıldızın üstünde mühür olarak sahip olduğu pasaportu alacaklar, havaalanlarına indiklerinde işte bu, kudretli T.C Devletinin pasaportu ve vizem de yok içinde, çünkü ben artık Avrupa’ya vizesiz giriyorum diye pasaportu şöyle hafif başı kaldırarak, eli aşağı indirerek memurun önüne koyacaklar. Hani korkarak, ürkerek acaba ne denecek diye baş eğerek bir teslim değil. Bu Türkiye’nin Avrupalı olduğu gerçeğinin doğal bir yansımasıdır. (10 Şubat 2016 Hollanda-Başbakan Davutoğlu)”
Başbakan Davutoğlu “Vizesiz Avrupa” için hangi tarihi vermişti; Temmuz 2016!
Türk Milletine verilen “Başbakan sözü” üzerinden tam 10 YIL geçti!
Vizeler kalktı mı?
Peki, Başbakan Davutoğlu Türk Milletinden özür diledi mi?
Ben görmedim, duymadım! Duyan, gören var mı?
“Benim Cemaat (FETÖ) ile ilgili sevgimi 78 milyon bilir. ABD’ye giden, olimpiyatlara koşan benim. Ama 17/25 çıktığından beri hükümetimin ve Cumhurbaşkanımın yanında yer aldım.
Melih Gökçek Belediye Başkanlığı adaylığında ve seçimlerde oy isterken bu yapının (FETÖ) kucağında oturmuştur. Bu yapıya Ankara’yı PARSEL-PARSEL satmıştır. Gökçek ile ilgili 100 konuyu 8 Haziran 2015’ten itibaren açıklamak isterim. (23 Mart 2015 TBMM Başkanı-Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç)”
Bülent Arınç, Gökçek ile ilgili suçları ne zaman açıklayacaktı? 8 Haziran 2015!
Türk Milletine verilen “TBMM Başkanı” sözü üzerinden 11YIL geçti!
Türk Milletinden özür diledi mi?
Ben görmedim, duymadım! Duyan, gören var mı?
“Camide içki içtiler! Sonra müezzini tehdit edip farklı konuşturdular! Elimizde görüntüler var! Önümüzdeki CUMA günü bu görüntüleri yayınlayacağız!” (Cumhurbaşkanı Erdoğan. 10 Haziran 2013)
Türk Milletine Erdoğan tarafından verilen “Cumhurbaşkanı Sözü” üzerinden
13 YIL geçti! Erdoğan, bu sürede herhangi bir görüntü yayınlattı mı?
Türk Milletinden özür diledi mi?
Ben görmedim, duymadım! Duyan, gören var mı?
Değerli Okurlar;
Kasım 2002’den bu yana ülkemizi yöneten, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin
1-2-3 numaralı koltuklarında oturan Cumhurbaşkanı-TBMM Başkanı-Başbakan görevlerinde bulunan üç kişinin, kendi yazılı ve görüntülü YALAN beyanlarını tekrar yazdım. Sizler de bunları zaten biliyorsunuz.
-Bu karakterdeki kişilerden Türk Milletine, şer mi yoksa hayır mı gelir?
-İslam inanışına göre, en büyük günahlardan sayılan “Yalanı” insanlardan utanmadan, Allah’tan korkmadan kullananlar “Onurlu Müslüman” sayılır mı?
Sağlık ve başarı dileklerimle 01 Temmuz 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
Cengiz Bey, siz iyi misiniz? Acil şifalar dilerim.
Siz nasıl demokratsınız? Başbakan, askerin emrine göre mi hareket etmeli? Genelkurmay'ın, bir Başbakan gibi sorumluluğu mu var?
Cengiz Bey, bu ülkede Başbakan asıldı!
Dışişleri Bakanı, Maliye Bakanı asıldı!
Elbette ki siyasi sorumluluk Başbakan'dadır. Düşünecek, tartacak, danışacak ve öyle karar verecek.
Nitekim de öyle olmuş!
ABD Üslerini, 1 ay geç kapatmış diye utanmadan Demirel'i eleştiriyorsunuz!
Sizin desteklediğiniz AKP, Ege Adalarını Yunan'a peşkeş çekti. MSB Eski Genel Sekreteri Ümit Yalım Bey, gecesini gündüzüne katıp çalıştı. Siz bu konuda ne yaptınız? CB Erdoğan'ı uyardınız mı?
Demirel, sizin rakibiniz değildir. O Türkiye'ye hizmet etmiş bir devlet adamıdır. Onun eserlerini, Türkiye sathından kaldırabilirseniz, ülke çöle döner.
Sizin ömrünüz ve aklınız, Demirel'in eserlerini saymaya anlamaya yetmez.
Bence susun ve daha fazla rezil olmayın...
Cengiz Bey, siz iyi misiniz? Acil şifalar dilerim.
Siz nasıl demokratsınız? Başbakan, askerin emrine göre mi hareket etmeli? Genelkurmay'ın, bir Başbakan gibi sorumluluğu mu var?
Cengiz Bey, bu ülkede Başbakan asıldı!
Dışişleri Bakanı, Maliye Bakanı asıldı!
Elbette ki siyasi sorumluluk Başbakan'dadır. Düşünecek, tartacak, danışacak ve öyle karar verecek.
Nitekim de öyle olmuş!
ABD Üslerini, 1 ay geç kapatmış diye utanmadan Demirel'i eleştiriyorsunuz!
Sizin desteklediğiniz AKP, Ege Adalarını Yunan'a peşkeş çekti. MSB Eski Genel Sekreteri Ümit Yalım Bey, gecesini gündüzüne katıp çalıştı. Siz bu konuda ne yaptınız? CB Erdoğan'ı uyardınız mı?
Demirel, sizin rakibiniz değildir. O Türkiye'ye hizmet etmiş bir devlet adamıdır. Onun eserlerini, Türkiye sathından kaldırabilirseniz, ülke çöle döner.
Sizin ömrünüz ve aklınız, Demirel'in eserlerini saymaya anlamaya yetmez.
Bence susun ve daha fazla rezil olmayın...
PROPAGANDA: DEMİREL bir gecede 22 ABD üssünü kapatıp 5500 ABD askerini sınırdışı etti.
GERÇEK: Genelkurmay Bşk'lığı ve uzmanlar ABD üslerini 24 saat içinde derhal kapatmayı önerdiği halde DEMİREL bu öneriyi bir ay oyaladıktan sonra kamuoyu baskısıyla uygulamıştır. Arşivimden ⤵️
Savunma Sanayii Yükselirken Sivil Havacılık Neden Geride Kalıyor?
Türkiye son yıllarda savunma sanayiinde önemli başarılara imza attı. İHA, SİHA, HÜRJET, KAAN ve GÖKBEY gibi projeler, ülkenin teknolojik kapasitesini ve uluslararası rekabet gücünü artırdı. Ancak aynı başarıyı sivil havacılıkta görmek mümkün değil.
Türk havayolları filolarını hızla büyütüyor, yeni havalimanları açılıyor ve milyonlarca yolcu taşınıyor. Buna rağmen bu büyüme büyük ölçüde yabancı üreticilerin uçaklarıyla gerçekleşiyor. Pilotu, teknisyeni ve yöneticisi Türk olsa da kullanılan uçakların gövdesi, motoru ve kritik sistemleri büyük ölçüde dışa bağımlı kalıyor.
Sorun savunma sanayiine yapılan yatırımlar değil, bu alanda oluşan vizyonun sivil havacılığa aktarılamamasıdır. Oysa sivil havacılık; uçak üretiminin yanında motor, aviyonik, kompozit malzemeler, yazılım, sertifikasyon, bakım ve yüksek katma değerli ihracat anlamına gelir.
Bir dönem büyük umutlarla açıklanan TRJ328 ve TRJ628 bölgesel uçak projelerinin sessizce gündemden düşmesi bunun en somut örneklerinden biridir. Bölgesel uçaklar, Anadolu'daki birçok havalimanı ve düşük yoğunluklu hatlar için önemli bir ihtiyaç olmasına rağmen bu alanda sürdürülebilir bir politika geliştirilememiştir.
Elbette sivil yolcu uçağı geliştirmek kolay değildir. Sertifikasyon, finansman, küresel satış ve bakım ağı uzun yıllar gerektirir. Ancak savunma sanayiinde kazanılan mühendislik birikiminin sivil havacılığa aktarılması mümkündür. Dünyadaki başarılı havacılık ülkeleri askerî ve sivil projeleri birbirini besleyen alanlar olarak değerlendirmektedir.
Ayrıca Türk havayollarının milyarlarca dolarlık uçak siparişleri yalnızca filo büyüklüğü açısından değil, teknoloji transferi, yerli üretim, mühendislik iş birlikleri ve küresel tedarik zincirine katılım fırsatı olarak da değerlendirilmelidir.
Türkiye artık kapsamlı bir Sivil Havacılık Sanayii Stratejisi oluşturmalıdır. Hedef yalnızca büyük yolcu uçakları değil; bölgesel uçaklar, eğitim uçakları, yangın söndürme uçakları, motor ve aviyonik sistemleri de kapsayan sürdürülebilir bir ekosistem kurmak olmalıdır.
Türkiye savunma sanayiinde önemli bir başarı yakaladı. Şimdi aynı vizyonun sivil havacılığa taşınma zamanı geldi. Gerçek havacılık gücü, sadece savaş uçakları üretmekle değil, sivil gökyüzünde de teknoloji üreten ülkeler arasında yer almakla mümkündür.