BİR ÖMÜR ÇALIŞMANIN BEDELİ: PENCERESİZ ODALAR ❗️
Ucuz oteller ve pansiyonlar kiminin evi oldu. Buralar öğrenciler, düşük gelirli çalışanlar ve emekliler için aylarca, hatta yıllarca yaşanan adreslerden biri. Hikâyelerini yazdım.
📌Dolapdere’de bir pansiyonda kalanlar 8, 12, bazen 16 kişilik odaları paylaşıyor.
📌Pansiyonlarda “camlı ve camsız” olarak ayrılan odalarda kalan emekliler, gökyüzünü görmek için ekstra bin lira ücret ödüyor.
📌Bir emekli şöyle diyor: “Aylık 14 bin lira verip camlı odada kalıyorum. En azından güvercini, gökyüzünü, kumruyu görüyorum.”
https://t.co/KY03gDZcGj
Söyleyecek bir şey bulamıyorum. İnanmıyorum, inanamıyorum.
Güzel Dürdane, yüzünden tebessümü eksik olmayan arkadaşım.
Çok üzgünüm.
Allah rahmet eylesin.
Başımız sağ olsun.
78 yıllık ömürmüş... Ulan insanlar şerefli yaşamayı seçtikleri için 15'inde, 19'unda, 23'ünde, 25'inde öldürüldü bu ülkede. Sen 78 yıllık ömrünü, en sonunda hiç ettin. Bize ne?
Bitmeyen bir başarısızlık döngüsü.
Yıllarca milyonların öfkesinin, inancının sömürüsü.
Geride kırılmış, yorgun bir seçmen.
Yetmemiş gibi şimdi de
siyasi tükenmişlik seviyesi, kişişel hırsları ve sinsiliği ile utanç sebebi.
Bu nasıl bir düşüklük Kılıçdaroğlu?
@kilicdarogluk
"Haram lokma yemedim" diyerek siyaset yapan Kılıçdaroğlu günün sonunda AKP'nin desteğiyle ve polis gücüyle kongrede kazanmadığı koltuğa oturmaya çalışıyor, yıllarca kendisini desteklemiş insanların iradesini çiğniyor.
Yeryüzünde bundan daha "haram" lokma var mı?
"Hiçbir medya patronu buradan bir kahramanlık hikâyesi devşirmesin. O küçücük canıyla, aldığı 30-35 bin TL ile 'ben inanmadığım bir yerde kalemimi oynatmayacağım' diyen editördür, rejideki çalışandır kahraman"
Halk TV'den istifa eden Remziye Demirkol (@r_demirkol), Göksel Göksu'ya (@goksugoksel) anlattı: "O kadar büyük bir güç tutuyor ki bu mecranın sahibi.. Bir kişiye verdiğiniz maaşla o 40 kişiyi kovmayabilirdiniz, bu bir tercih meselesi. Siz olası bir tsunami geliyor olabilir mi diyerek bu gemiden inmiş, yandaş medyada çalışmakta beis görmemiş bir insanla değer terazinizi tartıyorsunuz"
Bu paylaşımla amacım kimseyle polemiğe girmek değil ama madem su bulandırıldı o zaman bu açıklama da şart oldu. İşte iddialara yanıtım👇
1. “Para için” diyorsunuz, sizden bırakın zammı düzeltme bile istemedim. Daha önce söylediğim gibi; bordromu yayınlayın! Ayrıca burada sorun EŞİTSİZLİK VE ADALET. Siz maaşları belirlerken kendi takdirinizin ‘sözde adaletini’ dikkate aldınız hep.
2. “Ayrılmasına neden olan şey iç mesele” diyorsunuz. Nedir bu, açıklayın, ben de bileyim!!! “Onu yöneticilere sorun” diyorsunuz. Defalarca sordum, onlar da bilmiyorlar.
3. Muhasebe müdürünüz beni arayarak “Ekrandan alındın, artık çıkmayacaksın. Patron, Seda ile ilgili paylaşımına çooook sinirlendi” dedi. Bunu söyleyen yayın yönetmeni değil, haber koordinatörü değil… Muhasebe müdürü.
4. “Başka kanalla anlaştı” diye iddiada bulundunuz. Hiçbir kanalla görüşmedim, anlaşmadım. Boşluğa çıktım. Diğer arkadaşlarım gibi. Biz elbette başka yerlerde bundan sonra görüşür, olursa da çalışırız. Yaratmaya çalıştığınız algı belli zaten. “Anlaşıp gittiler, buraya zarar veriyorlar. Hainler.” Kişiler, o koltuklar gelip geçici. Kurumlar kalıcıdır. Bundan dolayı Halk TV’ye zarar vermek aklımdan geçmez.
5. “Bana telefonla ulaşabilirlerdi, bir şeyden haberim yoktu” diyorsunuz. Kanaldaki yöneticinize, ‘cezalı olduğumu ve ekrana bir daha çıkmayacağımı’ bildiren sizsiniz!!! Muhasebe müdürünüz benimle görüşürken sizi aradı. Odadan çıkıp yan odaya geçti. Sonra gelip şöyle söyledi: “Cafer bey sana kıdem ya da ihbar vermek istemiyor.” Hani herkesle ‘ağabey kardeş’ ilişkiniz varmış ya. Madem öyle telefonu alıp kendiniz söyleseydiniz. Bu sözleriniz de hepsi gibi doğru değil!!!
6. Tekrar ediyorum: Ayrılışımda para asla bir neden değildi. Neden; sadece sizin yaklaşımınızdı. Yoksa maaştan önce hakkım olan 212’yi sorun haline getirirdim. Kendimi bir mücadelenin parçası olarak gördüğüm için hep sustum. Savaş bölgesine bile 212 kadrosu olmadan gittim.
7-Ben Suriye’ye muhabir olarak gittiğimde, beni ve kameraman arkadaşım Gencer Keten’i konaklama için Hatay’da depremde yarısı yıkılmış, zar zor ayakta duran otele yolladınız. Sırf ucuz diye. Yöneticilerimizin bundan haberi bile yoktu. Bunu bile kendi içimizde hallettik. Yeter ki kurum zarar görmesin diye. İstediğimiz sadece biraz değer görmekti. Olmadı.
8-Özetle; hiçbirimizin gidişi planlı değildi. Ortada ne bir düğme var basılan ne de operasyon. Bu iktidar dilini reddediyorum. Helal edeceğim bir hakkım da yok. Rejisinden kamera servisine, muhabirlerden editörlere, ulaştırmadan kurguya kadar tüm arkadaşlarım haklarını aldığında benim de hakkım helal olur. O zaman kadar olmayacak.
Cafer Mahiroğlu, sizi dinlerken dondum, adınıza utandım.
Yıllar içinde Halk TV'den gelip geçen, kendini değil önce mesleğimizin namusunu koruyan sayısız emekçi gazeteci arkadaşımın ahı ile yaşayacaksınız.
Mecbur...
Ne acı.
Helallik istediniz.
Size hakkımı helal etmiyorum.