Ekrem İmamoğlu Erzurum'da Kılıçdaroğlu'na oy isterken taşlandı. O sırada Berhan Şimşek'in yanında oturan Eski Kayyum Gürsel Tekin oy toplamak için Kars'a gitmeyi reddetmişti.
1-Yeni parti kurmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz.
2- Kılıçdaroğlu CHP'si parmak uçları iktidara değil baraja değen bir parti.
3- Yeni yapının ANAP benzeri bir parti olacağı tezi dikkate alınmayacak derecede anlamsız bir çıkarım.
4- Türkiye'nin 80 senelik demokrasi tarihinde tek başına iktidar olan 4 parti var:
- Demokrat Parti ( 1950-1960 )
- Adalet Partisi ( 1965-1971 )
- ANAP ( 1983-1991 )
- AKP (2002-2015)
Bu partilerin TAMAMI kurulduktan sonraki girdikleri İLK seçimde iktidar oldular.
"ASLOLAN YÜRÜMEKTİR IŞIK VARSA SONUNDA; YOLLAR ÖLMEYE DEĞER ZAFER VARSA SONUNDA!"
2013 senesinde kapısından girdiğim, İl Gençlik Kolları Başkanlığı görevini üstlendiğim, sandık/il/ilçe kurullarında sorumluluk üstlendiğim partim CHP'den "mutlak butlan" sonucu göreve gelen, aldığı her kararla nereye hizmet ettiği konusunda kafalarda şüphe bırakmayan atanmış yönetime tepkimi göstermek adına istifa ediyorum.
Bu kararımın görüşlerime değer veren yurttaşlarda da bir uyanışa/silkinmeye vesile olmasını diliyor; Genel Başkanım Özgür Özel'in "Vatandaş bize yeni parti istediğini net şekilde gösterirse parti kurarız." söylemine bu istifanın katkı vermesini ve artık "yeni bir yolun açılmasını" umut ediyorum.
HAKİKİ MÜCADELE İLE TAM YOL İLERİ.
İlk kez söyleyeyim.
Kılıçdaroğlu ekibi 2 aracıyla tarafıma Gençlik Kolları Genel Başkanlığı teklifi de getirdi. Bu teklifin getirilmesinin bile bana hakaret sayılacağını, Özel&İmamoğlu'nun daimi yol arkadaşı olmaktan gurur duyduğumu, Cem Aydın'ın ve yetkili kurullarının seçilmiş kadrolarımız olduğunu söyleyerek teklifi reddettim.
Telefon konuşmaları ve ekran görüntüleri kayıtlı.
Anladığım kadarıyla hedef İmamoğlu-Özel kadrolarını bu tekliflerle bölmek ve dağıldıkları izlenimi yaratmak.
Bizim yönümüz de yolumuz da belli. Gittiği yere kadar.
Ekrem İmamoğlu:
Bugün benim diplomamı alan yarın sizlerin bankadaki parasına, tapusuna, malına mülküne çöker demiştim. Aynı dediğim gibi oluyor.
Şimdi de diyorum ki: Bugün sahadaki piyonlarıyla CHP’ye zorla çökenler, yarın bu ülkenin bütün partilerine, seçim kurullarına çöker ve çökecektir
Cumhuriyet ateşini yakanların, teslim olmayanların, boyun eğmeyenlerin memleketi güzel İzmir…
Yine omuz omuza, yine meydan meydanayız.
Partimizi, irademizi, milletin meydanında savunuyor; yarın Cumhuriyet Meydanı’nda buluşuyoruz.
İzmir Cumhuriyet Meydanı | 26 Mayıs Salı |12.00
Partimizin 38. Olağan Kurultayına yönelik mutlak butlan kararı bir saray darbesidir.
Talimatı verenler de uygulayanlar da bellidir.
“Yok hükmünde” dedikleri CHP yönetimi değil, Türk milletinin kutsal iradesidir.
Milli egemenliğe mahkemeler yoluyla baş kaldırılmıştır.
“Türk milleti adına” karar alan mahkeme, milli iradeyi yok hükmünde sayarak Cumhuriyeti ve demokrasiyi imha etmektedir.
Hepiniz yaptığınız hukuksuzlukların hesabını vereceksiniz!
Bu millete kader tayin etmeye kalkanlar, bu ulusun iradesini teslim almaya çalışanlar sizden önce ne yaşadıysa aynısını yaşayacaksınız.
Bugün aynılar aynı yerdedir! Darbeci, yargı kolları başkanı, kukla ve dahili bedhah kayyım! Hepiniz aynı yerdesiniz!
Bizim yerimiz, milli iradeye düşmalık edenlerin yanı olmadı, olmayacak.
Darbecilerin hukuksuz manevralarının, baskın seçim hazırlıklarının, ana muhalefeti işgal çalışmalarının, hepsinin farkındayız.
Koltuğunu terk etmemek için millete her türlü acıyı yaşatanlar, bu operasyonlarla korku iktidarlarının son aşamasına geçiş yapmıştır.
Biz hiç seçim kaybetmedik ve milletin iradesiyle Türkiye’nin birinci partisi olduk.
Yoldaşım, Genel Başkanım Özgür Özel’in yanındayım, birlikte azim ve kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz.
Büyük milletim!
“Umutsuz zamanlar yoktur, umutsuz insanlar vardır” diyen Ulu Önder Atatürk’ün takipçileri:
İstikbali, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve geleceğimizi korumak için yaşadığımız zorlukları dert etmeyin.
AYAĞA KALKIN!
Birlikte omuz omuza, sesimizi ve öfkemizi yükseltin!
Milletinden korkan siyaset mühendislerine, koltuk ve güç düşkünlerine, piyonlara, kifayetsiz muhterislere hadlerini bildirelim.
Aziz milletim!
Korkmayacağız!
Her gün huzursuz olmaktan, acı çekmekten bıkmadınız mı?
Eğer susarsak, siyasilerden, spor ve sanat dünyasından, üniversitelerden sonra sıra size, milletimize gelecektir.
Siyasi parti liderleri,
Mesele CHP meselesi değildir!
Hattı müdafa değil, sathı müdafa yapmak zorundayız!
Gerçekten milleti temsil ettiğinize inanıyorsanız, derhal en güçlü şekilde Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve adaleti savunmak zorundasınız.
Millet hepimizi çağırıyor ve “artık yapın” diyor!
Bu topraklarda halay da zeybek de horon da dik oynanır. Biz dimdik olacağız ki millet boyun eğmeyecek!
Aklımızla yüreğimizle, vicdanımızla milletçe kazanmak zorundayız.
Hiçbir çılgın, Türk milletine zincir vuramaz!
Gün, milli iradeyi, milli egemenliği, birlik ve beraberliğimizi muhafaza ve müdafa etme günüdür.
Damarlarımızdaki asil kan 86 milyona bunu emretmektedir!
Darbecilere ve işbirlikçilerine inat, mücadeleyi topyekün başlatmak zorundayız.
Milletimizin iradesi, kararlılığı ve yol göstericiliği yegâne rehberimiz olacaktır!
*BÜYÜK TÜRK MİLLETİ DARBEYE TESLİM OLMAYACAKTIR!*
*YA BUGÜN, YA HİÇ!*
AN İTİBARIYLA GÖZALTINA ALINIYORUM.
Dostlarıma geçmiş olsun, sevmeyenlerimin gözü aydın. :)
Bir süredir bunu bekliyordum, bu sebeple tweetim de hazırdı. Bir tuşa basmak kaldı geriye.
Ha geldi ha gelecek hissini de tecrübe ettik bu süreçte. Sayısını artık benim de unuttuğum ilaçlarımın sebebi de elbette şu 6 aylık periyottu fakat ilgi budalası durumuna düşmemek için son aylarda dile getirmemeyi, kendimce bir mücadele örgütlemeyi ya da en azından bunun için uğraşmayı tercih ettim.
Bir emniyet müdürü çocuğu, savaş gazisi torunu ve soyadını Kurtuluş Savaşı'ndan alan bir Türk genci olarak itham edildiğim/edileceğim/edilmemin mümkün olduğu konuları düşününce tatlı bir tebessüm beliriyor yüzümde. :))
Unutmadan; sonsuz bir inancım, mücadele azmim, umudum var.
Bana dışarıda ihtiyaç olduğunu ve daha faydalı olacağımı biliyordum fakat kaderden kaçılmıyor. 1 gün dahi olsa Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel'in yol arkadaşı olmuş olmanın haklı gururuyla gireceğim içeriye.
Beni unutmayın demeyeceğim, unutulacağım elbette. Çünkü hayatın kuralı bu. Bununla birlikte geçmiş günlerde yazdıklarımı arada sırada okuyun, bundan sonraki tweetlerimi ve yorumlarımı da eleştirmeyi unutmayın.
Hem bu sefer size dan dun cevap veren bir kardeşiniz de olmayacak. :))))
Hakkınızı helal edin. Ben bu ülkede demokrasi mücadelesi adına elini taşın altına koyan herkese varsa hakkımı helal ediyorum. Allah'a emanet olun.
Son olarak:
ÇÖZÜLECEKLERİNİ UNUTMAYIN. DİRENMEYE DEVAM!
EKREM İMAMOĞLU ve ÖZGÜR ÖZEL'E SAHİP ÇIKIN, KURTULUŞUMUZ ORADA.
HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK.
Sn. İçişleri Bakanı,
Ne ben ne partimden bir başka yönetici, insanları sokağa, şiddete davet etmiyor.
Partimizin üyelerini kendi binasına almayan, insanları sokakta bırakan, böyle yaparak bir güvenlik sorunu yaratan, kanunsuz emirle devletin polisini vatandaşla karşı karşıya getirmeye çalışan sizlersiniz!
İl Başkanlığımız, Cumhuriyet Halk Partililerin baba evidir, evimizi ablukaya almak haneye tecavüzdür.
Millet sizden, algı operasyonu değil, devlet adamlığı bekliyor.
İşinizi yapın, hukuka uyun, derhal evimizin önünden çekilin.
Ben kimsenin burnu kanamasın diye üstüme düşeni yapıyorum, siz de yapın.
İmamoğlu ve onlarca CHP’li belediye başkanının hapiste tutulduğu, iktidarın ana muhalefet partisini sindirmeye çalıştığı bir ortamda, CHP’nin Meclis komisyonuna katılmasını çok ciddi bir hata olarak görüyorum. Bu, 19 Mart’tan beri yapılan en büyük stratejik yanlış olur. Eğer hâlâ durdurulma ihtimali varsa, @herkesicinCHP tabanının bu noktada güçlü bir tepki göstermesi gerektiğini düşünüyorum.
Komisyon önerisi ilk olarak CHP’den geldiği ve “Kürt seçmeni küstürmemek” için girilmesi gerektiği savunuluyor. Ancak o öneri yapıldığında Türkiye’de parlamenter sistem vardı. Bugünse, etkisiz bir Cumhurbaşkanlığı rejimi altında, yasayla kurulmamış, hukuki bağlayıcılığı olmayan bir komisyon söz konusu. CHP bir yandan komisyon tartışmalarına dahil olurken, öte yandan belediye başkanlarına yönelik ağır yargı saldırılarını göğüslüyor. Asıl çelişki budur.
Kürt sorununun varlığını inkâr etmeyen, kent uzlaşısı modeliyle Kürtlere yerel düzeyde alan açan, tutuklu Kürt siyasetçilerin haklarını savunan bir CHP, bu komisyona neden katılmadığını Kürt seçmenlere de açık bir şekilde anlatabilir.
Komisyona katılmanın birkaç açıdan ciddi riskleri var:
CHP sürece katılarak Cumhur İttifakı’na meşruiyet kazandıracak ve 19 Mart’tan bu yana yürüttüğü mücadelenin toplumsal enerjisini törpüleme riskiyle karşı karşıya kalacak.
1. Öcalan üzerinden gündeme getirilecek ve toplumda tepki çekecek her önerinin siyasi faturası CHP’ye çıkarılacak.
2. Komisyon süreci tıkandığında, AKP-MHP ittifakı sorumluluğu yine CHP’nin üzerine atacak.
3. Sürece katılım, DEM’in ikircikli tutumunun muhalif kamuoyunca eleştirilmesini zorlaştırırken; İYİP ve ZP gibi partilerin eleştirilerini de CHP’nin üstüne çekecek.
4. Öcalan figürü üzerinden Kürt seçmenler iktidara yanaştırılırken, Türk milliyetçisi seçmenlerle CHP arasındaki mesafe açılacak. Oysa CHP’nin seçim kazanması için her iki tabana da hitap etmesi gerekiyor.
Ancak CHP bu dar ve etkisiz komisyondan ibaret bir sürece mahkûm değil. Kendi alternatif yöntemleriyle, daha şeffaf ve toplumsal meşruiyeti olan bir çizgi izleyebilir.
Aziz Milletim,
Bizi kurtarmak ve masumiyetimizi ispatlamak için çırpındığınızın farkındayız. Bu çabalarınız için minnettarız. Ancak Rubicon çoktan geçildi.
Bu aşamadan sonra biz tutuklu değil hükümlüyüz. Erkek deve getirseniz dişi deve diyerek bizi zindanlarda tutacaklar. Bu hukuki darbe bizimle sınırlı kalmayacak. İftiralar bütün belediyelerimize ve Partimize uzayacak. CHP enterne edildikten sonra diğer muhalefete ve en son AKP’ye uzanacak. Bu ırmağın yatağı belli ve suyun akışı değişmeyecek.
Sakın bize bunları yapanlardan vicdan veya merhamet beklemeyin. Hiçbir pazarlığa girilmesine izin vermeyin. “Alın esirleri, verin ülkeyi” pozisyonuna kendi adıma rıza göstermiyorum. Gerekirse müebbet yatar bu iftiracılara bir gün fazla zulüm hakkı tanımam. Bunlar sadece siyasi haklarımızı değil, yaşam biçimimizi, inançlarımızı ve değerlerimizi de elimizden almak istiyorlar. Ne çekeceksem ben çekeceğim. Oğlum öz vatanında parya olmayacak.
Bizi bu zindanlardan ahlakını ve vicdanını yitirmiş bu kişiler kurtarmayacak. Büyük Türk Milleti’nin azmi, kararlılığı ve CESARETİ kurtaracak. Sakın umutsuzluğa veya korkuya kapılmayın. Gücünüzün farkında olun. Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir. Milletimiz demokrasi ve hukuk dahilinde gücünü gösterecektir.
Bizleri hiç merak etmeyin. En ağır tecrit koşullarında aslanlar gibi direniyor ve VATAN SAĞOLSUN diyoruz. Er ya da geç bu zindanlardan çıkacağız.
Sizleri çok seviyor, selam ve saygılarımızı arz ediyoruz.
Aykut ERDOĞDU
Silivri 9 No’lu Ceza İnfaz Kurumu