Otomotiv | Elektrifikasyon | Kişisel Bilgi Yönetimi | Assos Bilim Kurgu Kitabevi | Motorsporları |
Fikir, düşünce, yorum, ipucu üreticisi. Amatör Kitapçı.
Son günlerde sivil toplum alanını etkileyen gelişmeler, toplumsal güven ve şeffaflık kavramlarını bir kez daha gündeme taşıdı.
Sivil toplumun gücü; öncelikle yurttaşların kolektif bir iradeyle yan yana gelerek değişim yaratma arzusuna dayanır.
Bu ara yazarak kayıt altına almaya odaklandığım iki yazı dizisinden biri olan şirketleri analiz etme serisinde 6. yazı "Verimlilik ve likidite" hakkında. Bu diziye başlarken aklımdaki amaç geleneksel finansal analiz disiplini ve kullandığı metrikleri kısaca toparlamaktı.
Yazdıkça ilginç bir farkındalık daha geldi: çok sayıda projede yer alıyor ama modern hayatın koşturmasında (gelir tablosu dışında) hemen hiç bir metrik ya da tabloya yeterince bakılmadığına şahit oluyorum. Aslında gelir tablosunu bile tam ve doğru yorumlamıyoruz; acele ile bakıp geçiyor, diğer metriklerle beraber değerlendirmeden bir sonuca varmaya çalışıyoruz.
Olmuyor öyle sevgili dostlar; iş hayatı her zamankinden daha kompleks, süreçler birbirini her zamankinden daha fazla etkiliyor. Meraklısı için ayda en az bir tane yazıp yayınlıyorum - aklımda 3 konu başlığı daha var, yani 9. yazıyla bitireceğim. Analitik dünyada hiç bir şey zor değil aslında, yeter ki hak ettiği zaman ve ilgiyi verelim...
Mayıs ayında dünyanın en çok satan elektrikli otomobilleri, bir tane bile geleneksel marka yok.
2017 yılında Volkswagen CEO'su, Tesla'yı kastederek zarar eden küçük bir şirket ile bizi kıyaslayamazsınız, biz Volkswagen'iz, en büyük biziz açıklamaları yapıyordu.
Uluslararası Enerji Ajansı @IEA nın küresel elektrikli araç öngörüsü 2026 raporuyla ilgili son değerlendirme: Aşağıda bu yayını takip etmeye başladığım ilk yıl olan 2018 raporu ile son yayınlanan 2026 raporunun karşılaştırmasını bulacaksınız.
Neden önemli: Global EV Outlook 2018 ile sektörün bugünkü durumunu yansıtan 2026 arasındaki 8 yıllık fark, otomotiv endüstrisi tarihindeki en keskin dönüşümlerden birini gösteriyor.
İki dönemin sektöre bakış açısı kıyaslandığında EV'lerin "desteklenmesi gereken niş (yaygın olmayan) bir teknolojiden", "küresel makroekonomiyi şekillendiren jeopolitik ve dijital bir güce" dönüşmüş olduğu net:
1. Pazar Büyüklüğü ve Projeksiyonlardaki Sıçrama: 2018 raporu, 2017 yılında dünya çapında satılan 1 milyon elektrikli otomobili tarihi bir "rekor hacim" olarak büyük bir coşkuyla kutladı. O dönem küresel stoğu (trafikteki toplam elektrikli araç) sadece 3.1 milyon adette bulunuyordu. Norveç %39 pazar payıyla o dönem için bile sıradışı bir aykırı örnekken, diğer pazarlar yolun çok başındaydı. Daha çarpıcısı, 2018 raporunun iyimser "Yeni Politikalar Senaryosu" (NPS), ta 2030 yılına kadar yollarda toplam 125 milyon elektrikli araç (pazarın %6'sı) olacağını öngörüyordu.
Bugün (2025/2026 dönemi) gelinen noktada ise sektör bu muhafazakar hedefleri çoktan geçti. Sadece tek bir çeyrekte satılan araç sayısı, 2018'in o günkü toplam küresel stoğundan fazla. Güncel senaryolar (STEPS), 2030 yılı için pazar payı beklentisini en az %40'a çıkarmış ve küresel EV stoğunun (iki/üç tekerlekliler hariç) 2030'da 250 milyona, 2035'te ise 510 milyona ulaşacağını öngörecek seviyeye gelmiştir.
2. Sektörün Gündemi: Batarya ve Menzil Kaygısından Yazılım ve Otonomiye: 2018 raporunda sektörün odağı hala "aracın fiziksel sınırları ve batarya" üzerine. Pazar, tüketicinin menzil kaygısını kırmak için batarya fiyatlarını aşağı çekmeye çalışıyor ve elektrikli araçların içten yanmalı motorlarla rekabet edebilmesi için batarya paket fiyatlarının 260 USD/kWh seviyesinin altına inmesini tartışıyor. Ayrıca henüz oturmamış şarj soketi standartları (CHAdeMO, CCS) arasındaki rekabet ciddi bir engel olarak resmediliyor. Lityum ve kobalt darboğazlarına ilişkin endişelerden bahsediliyor. 2026'da ise lityum demir fosfat (LFP) gibi daha uygun maliyetli alternatiflerin ticarileşmesi, üretim ölçek ekonomisi ve sert rekabet sayesinde batarya fiyatları sadece 2024 yılında %20 gerilemiş, fiyat paritesi yakalanmış ve ortalama BEV menzili 340 km'de dengelenerek "menzil" bir gündem maddesi olmaktan büyük ölçüde çıkmış durumda. 2026'nın gündemi aracın bataryası değil, "beyni". Odak; internet üzerinden güncellenen işlemci mimarileri, bataryayı hava durumuna ve sürüşe göre optimize eden yapay zeka ve tamamen otonom sürüş & robotaksilerin ticarileşmesi.
3. Ağır Ticari Araçların Rüştünü İspatlaması: 2018'de elektrikli otobüsler (özellikle Çin'de) bir ivme yakalamış olsa da, elektrikli ağır ticari kamyonlar pazar için hala "uzak" bir hayaldi. Rapor, bunları sadece sınırlı sayıda prototip, konsept (örn. Tesla Semi) veya kısa mesafe çöp/dağıtım kamyonları olarak tanımlıyordu. Ağır yüklerin uzun menzile taşınmasının batarya ağırlığı yüzünden rasyonel olmayacağı düşünülüyordu. 2026 manzarasında bu tabu tamamen yıkıldı. Piyasada 400'den fazla elektrikli ağır/hafif ticari kamyon modeli mevcuttur. Megavat (MW) gücündeki ultra hızlı şarj cihazları ve kamyonlar için doğrudan "batarya değiştirme (swapping)" çözümleri tartışılıyor, lojistik sektörü elektrifikasyonda en büyük potansiyeli barındıran, hatta operasyonel kâr marjlarını eşitleyen bir konuma geldi.
4. Politika Dünyası: Masum Teşviklerden, Jeopolitik Korumacılığa: 2018 yılında devletlerin temel rolü vergi indirimleri, kamusal alımlar ve belediye hava kalitesi projeleriyle piyasaya "can suyu" vermek. Çin'in yeni enerji aracı (NEV) kotaları henüz yeni devreye giriyordu. 2026 yılında bu durum, yerini şiddetli bir "küresel ticaret savaşına" bıraktı. EV devrimi, ucuz hammadde ve entegre tedarik zinciriyle küresel üretimde %75 hakimiyet kuran Çin'in kontrolüne geçince, Batılı ülkeler kendi sanayilerini ve iş güçlerini korumak için (pek işe yaramasa da) korumacı politikalara sarıldılar. ABD Enflasyonu Düşürme Yasası (IRA), Avrupa'nın tedarik zinciri kotaları ve Çin menşeli araçlara ABD, AB ve Türkiye tarafından getirilen fahiş gümrük tarifeleri sektörü şekillendiriyor. Olay artık bir çevre politikası olmaktan çıktı, devletlerin milli güvenlik ve ülkeye mal olmuş markalarıyla sanayilerinin hayatta kalma meselesine dönüştü.
5. Şebeke ve Altyapı Algısının Değişimi: 2018'de şarj altyapısı ciddi bir darboğaz ve stratejiler karışık: Sistemin temel yükünü, her elektrikli araca karşılık 1.1 adet olan "evden/özel şarj" cihazları çekiyor. Hızlı kamu şarj istasyonları yollarda oldukça nadir. 2026 ekosisteminde şarj noktası sayısı devasa boyutlara ulaşırken asıl mücadele enerjiyi nereden bulacağımız değil, nasıl "akıllı" yöneteceğimiz haline geldi. Araçtan Şebekeye (V2G) sistemler, değişken tarifeler ve talep tarafı esnekliği artık zorunluluk. Yeni amaç sadece sokaklara şarj soketi koymak değil; şarj olan milyonlarca bataryayı güneş/rüzgar enerjisi pikleriyle aynı anda senkronize ederek şebeke eksiklerini gidermek.
Özetle; 2018 raporu, içten yanmalı motorun hegemonyasına karşı var olma savaşı veren, teşviklere muhtaç ve erken benimseyenlere (early adopters) hitap eden genç bir teknolojinin portresi.
2026 raporu ise dünyayı fethetmiş, fiyat bariyerini aşmış, donanımdan ziyade yazılıma dönüşmüş, ancak tam da bu gücü nedeniyle tarihin en büyük küresel ticaret, otonomi ve jeopolitik enerji savaşlarının tam merkezine yerleşmiş olgun ve devasa bir sanayinin resmi.
Her şey ne çabuk değişiyor...
Biraz gecikmeli de olsa otomotiv elektrifikasyonu konusunda en objektif kaynak olan Uluslararası Enerji Ajansı 'nın Mayıs ayında yayınladığı 2026 öngörü raporunun detaylı bir özetini aşağıya koyuyorum.
Dikkat: Türkiye için kısa da olsa özel bir bölüm var:
1. 2025 Rekorları ve 2026 İlk Çeyrek (Q1) Satış Trendleri
2025 yılında küresel elektrikli araç (EV) satışları %20 oranında büyüyerek 20 milyonu aşmış ve satılan tüm yeni araçların dörtte birini (%25) oluşturmuş. Çin pazarında elektrikli araçların payı %55'e dayanırken, Avrupa'da sıkılaşan CO2 standartları sayesinde satışlar %30 artarak ve pazar payı %28'e ulaşmış durumda.
2026 İlk Çeyrekte ise düşüş sonra toparlanma: 2026 yılının ilk çeyreğinde küresel EV satışları, Çin'deki teşviklerin kalkması ve ABD'deki pazar dinamikleri nedeniyle önceki yılın aynı dönemine göre %8 düşerek 3,9 milyon adette kaldı. Mart ayında toparlanma başlamış ve Çin'de Nisan ayı ön verilerine göre aylık satış payı %60'ın üzerine çıkarak rekor kırdı.
Gelişen Pazarların Yükselişi: ABD ve Çin'de yavaşlama görülürken; Tayland, Vietnam ve Endonezya'nın başı çektiği Güneydoğu Asya pazarı ile Brezilya ve Meksika'nın öncü olduğu Latin Amerika pazarı, 2026'nın ilk çeyreğinde sırasıyla %80 ve %75 gibi büyük büyüme oranları yakalamış.
2026 Yıl Sonu Beklentisi: Rapor daha yavaş bir büyüme ivmesiyle de olsa, 2026 yılında toplam EV satışlarının %10 artarak 23 milyon adete ulaşacağını öngörüyor.
2. Üretim, Ticaret ve Gümrük Vergileri (Tarifeler)
Çin'in Üretim ve İhracat Hakimiyeti: Çin, 2025 yılında küresel üretimin %75'ini (yaklaşık 22 milyon araç) tek başına gerçekleştirmiştir. Üretimin iç talebi aşmasıyla ihracat iki katına çıkarak 2.5 milyonu üzerinde, Çin küresel EV satışlarının %60'ını tedarik etmiş durumda.
Artan Ticaret Bariyerleri ve Korumacılık: ABD ve AB'nin yanı sıra Brezilya ve Meksika gibi ülkeler de Çin'den ithal edilen araçlara yüksek gümrük vergileri getirmiştir. Bu durum, Çinli üreticileri Avrupa ve Güneydoğu Asya'da kendi yurt dışı fabrikalarını kurmaya itmektedir.
Avrupa'nın Durumu: Avrupa Birliği, politika destekleriyle elektrikli otomobil üretimini %30 artırarak 3.2 milyon adede ulaştı, tüm bariyerlere rağmen Çin markalarının ithalattaki payı da büyümeye devam ediyor.
3. Fiyatlar, Uygun Fiyatlılık ve Türkiye Pazarı (Özel Analiz)
Rapor, elektrikli araçların uygun fiyatlılığını detaylı incelerken Türkiye pazarına özel bir parantez açıyor.
Diyor ki: Türkiye'de Fiyat Farkı Kapanıyor: Rapora göre 2024 yılında Türkiye'de elektrikli araçlar (BEV), içten yanmalı araçlara kıyasla %30 civarında bir fiyat primine sahipti. 2025'te ise Çin'den gelen uygun fiyatlı ithalatlar ve özellikle yerli üretici Togg'un içten yanmalı araçlardan %20 daha ucuza konumlanması sayesinde bu fiyat farkı (prim) %10 seviyelerine kadar indi.
Yeni Vergilerin Etkisi: Togg'un BEV pazarından beşte bir (%20) pay almasına ve şarj edilebilir hibritlerde Çin ithalatlarının pazarın üçte birine hakim olmasına rağmen, Eylül 2025'te AB dışı ülkelerden gelen elektrikli araçlara %30 ek vergi getirildi. Rapor, daha önce Çin'e uygulanan %40'lık vergiye eklenen bu yeni tarifelerin, ithal araçların ucuzluğunu baskılayacağını vurguluyor. (IEA'nın bizi bu kadar yakın takip etmesi ilginç!)
4. Yeni Teknolojiler: Yazılım Tanımlı Araçlar (SDV) ve Yapay Zeka (AI)
2026 raporunun en yenilikçi bölümü otomotivin dijitalleşmesine odaklanıyor. Yazılım Tanımlı Araçlar (SDV): Araç mimarileri, dağınık kontrol birimlerinden merkezi "bölgesel (zonal)" bilgisayarlara geçiyor. Bu sayede araçların, akıllı telefonlar gibi "internet üzerinden güncelleme (OTA)" alması sağlanıyor.
Yapay Zeka ve Batarya Yönetimi: Yapay zeka (AI) artık sadece otonom sürüş için değil; laboratuvar verileriyle yoldaki araç verilerini harmanlayarak batarya ömrünü ve menzili optimize etmek, şarjı şebeke yoğunluğuna göre planlamak için de kullanılıyor.
Otonom Araçlar ve Robotaksiler: Yapay zeka ve işlemci çiplerindeki olağanüstü gelişmeler (sensör fiyatlarının düşmesiyle birlikte), Seviye 4 "Tam Otonom" sürüşü ticari hale getirmeye başladı. Rapor, şu an Çin ve ABD ağırlıklı olmak üzere 20'den fazla şehirde "tamamen elektrikli şoförsüz taksilerin (robotaksi)" ticari olarak kullanıldığını belirtiyor.
5. Şarj Altyapısı: Ultra Hızlı ve Megavat Şarj
10 Dakikanın Altında Şarj: 800V ve üzeri yüksek voltajlı batarya mimarilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, yolcu arabaları için bile megavat (MW) ölçekli ultra-hızlı şarj sistemleri kullanılmaya başlanmıştır. Bu da şarj süresini 10 dakikanın altına indirerek benzin doldurma süresiyle rekabet eder hale getirmiştir.
6. Karlılık ve Gelecek Görünümü
Fiyat Savaşları Karlılığı Vuruyor: Çin iç pazarındaki kıyasıya rekabet ve indirimler, pazar paylarını büyütse de OEM'lerin kar marjlarını düşürüyor. 2025 yılında Çinli elektrikli araç üreticilerinin de gelirleri düşmüş ve toplam karlılıkları bir önceki yıla göre yaklaşık %20 oranında azalmış. Yani fiyat savaşı önemli bir dinamik...
2035 Projeksiyonları (STEPS Senaryosu): Raporda mevcut politikalara göre (STEPS); ağır gümrük vergileri ve korumacı ticaret bariyerlerine rağmen, 2035 yılına gelindiğinde gelişmiş ekonomilerde satılan elektrikli araçların halen dörtte birinin (%25) Çin üretimi olacağı öngörülüyor.
İlgili rapor, elektrikli araç sektörünün artık yalnızca bir "üretim ve menzil" yarışı olmaktan çıkıp yazılım, yapay zeka, uluslararası ticaret savaşları ve şebeke entegrasyonu gibi çok daha kompleks bir yapıya büründüğünü gösteriyor.
Yarın bu son raporu, iki eski raporla karşılaştıracağım: geçen yılın (2025 öngörü) raporu ve raporun ilk yayınlandığı 2018 yılı raporu.
Bakalım 8 yıl önce nasıl tahminler yapılmış ve bu tahminler seneler içinde nasıl evrilmiş? Görüşmek üzere :)
Biraz gecikmeli de olsa otomotiv elektrifikasyonu konusunda en objektif kaynak olan Uluslararası Enerji Ajansı 'nın Mayıs ayında yayınladığı 2026 öngörü raporunun detaylı bir özetini aşağıya koyuyorum.
Dikkat: Türkiye için kısa da olsa özel bir bölüm var:
1. 2025 Rekorları ve 2026 İlk Çeyrek (Q1) Satış Trendleri
2025 yılında küresel elektrikli araç (EV) satışları %20 oranında büyüyerek 20 milyonu aşmış ve satılan tüm yeni araçların dörtte birini (%25) oluşturmuş. Çin pazarında elektrikli araçların payı %55'e dayanırken, Avrupa'da sıkılaşan CO2 standartları sayesinde satışlar %30 artarak ve pazar payı %28'e ulaşmış durumda.
2026 İlk Çeyrekte ise düşüş sonra toparlanma: 2026 yılının ilk çeyreğinde küresel EV satışları, Çin'deki teşviklerin kalkması ve ABD'deki pazar dinamikleri nedeniyle önceki yılın aynı dönemine göre %8 düşerek 3,9 milyon adette kaldı. Mart ayında toparlanma başlamış ve Çin'de Nisan ayı ön verilerine göre aylık satış payı %60'ın üzerine çıkarak rekor kırdı.
Gelişen Pazarların Yükselişi: ABD ve Çin'de yavaşlama görülürken; Tayland, Vietnam ve Endonezya'nın başı çektiği Güneydoğu Asya pazarı ile Brezilya ve Meksika'nın öncü olduğu Latin Amerika pazarı, 2026'nın ilk çeyreğinde sırasıyla %80 ve %75 gibi büyük büyüme oranları yakalamış.
2026 Yıl Sonu Beklentisi: Rapor daha yavaş bir büyüme ivmesiyle de olsa, 2026 yılında toplam EV satışlarının %10 artarak 23 milyon adete ulaşacağını öngörüyor.
2. Üretim, Ticaret ve Gümrük Vergileri (Tarifeler)
Çin'in Üretim ve İhracat Hakimiyeti: Çin, 2025 yılında küresel üretimin %75'ini (yaklaşık 22 milyon araç) tek başına gerçekleştirmiştir. Üretimin iç talebi aşmasıyla ihracat iki katına çıkarak 2.5 milyonu üzerinde, Çin küresel EV satışlarının %60'ını tedarik etmiş durumda.
Artan Ticaret Bariyerleri ve Korumacılık: ABD ve AB'nin yanı sıra Brezilya ve Meksika gibi ülkeler de Çin'den ithal edilen araçlara yüksek gümrük vergileri getirmiştir. Bu durum, Çinli üreticileri Avrupa ve Güneydoğu Asya'da kendi yurt dışı fabrikalarını kurmaya itmektedir.
Avrupa'nın Durumu: Avrupa Birliği, politika destekleriyle elektrikli otomobil üretimini %30 artırarak 3.2 milyon adede ulaştı, tüm bariyerlere rağmen Çin markalarının ithalattaki payı da büyümeye devam ediyor.
3. Fiyatlar, Uygun Fiyatlılık ve Türkiye Pazarı (Özel Analiz)
Rapor, elektrikli araçların uygun fiyatlılığını detaylı incelerken Türkiye pazarına özel bir parantez açıyor.
Diyor ki: Türkiye'de Fiyat Farkı Kapanıyor: Rapora göre 2024 yılında Türkiye'de elektrikli araçlar (BEV), içten yanmalı araçlara kıyasla %30 civarında bir fiyat primine sahipti. 2025'te ise Çin'den gelen uygun fiyatlı ithalatlar ve özellikle yerli üretici Togg'un içten yanmalı araçlardan %20 daha ucuza konumlanması sayesinde bu fiyat farkı (prim) %10 seviyelerine kadar indi.
Yeni Vergilerin Etkisi: Togg'un BEV pazarından beşte bir (%20) pay almasına ve şarj edilebilir hibritlerde Çin ithalatlarının pazarın üçte birine hakim olmasına rağmen, Eylül 2025'te AB dışı ülkelerden gelen elektrikli araçlara %30 ek vergi getirildi. Rapor, daha önce Çin'e uygulanan %40'lık vergiye eklenen bu yeni tarifelerin, ithal araçların ucuzluğunu baskılayacağını vurguluyor. (IEA'nın bizi bu kadar yakın takip etmesi ilginç!)
4. Yeni Teknolojiler: Yazılım Tanımlı Araçlar (SDV) ve Yapay Zeka (AI)
2026 raporunun en yenilikçi bölümü otomotivin dijitalleşmesine odaklanıyor. Yazılım Tanımlı Araçlar (SDV): Araç mimarileri, dağınık kontrol birimlerinden merkezi "bölgesel (zonal)" bilgisayarlara geçiyor. Bu sayede araçların, akıllı telefonlar gibi "internet üzerinden güncelleme (OTA)" alması sağlanıyor.
Yapay Zeka ve Batarya Yönetimi: Yapay zeka (AI) artık sadece otonom sürüş için değil; laboratuvar verileriyle yoldaki araç verilerini harmanlayarak batarya ömrünü ve menzili optimize etmek, şarjı şebeke yoğunluğuna göre planlamak için de kullanılıyor.
Otonom Araçlar ve Robotaksiler: Yapay zeka ve işlemci çiplerindeki olağanüstü gelişmeler (sensör fiyatlarının düşmesiyle birlikte), Seviye 4 "Tam Otonom" sürüşü ticari hale getirmeye başladı. Rapor, şu an Çin ve ABD ağırlıklı olmak üzere 20'den fazla şehirde "tamamen elektrikli şoförsüz taksilerin (robotaksi)" ticari olarak kullanıldığını belirtiyor.
5. Şarj Altyapısı: Ultra Hızlı ve Megavat Şarj
10 Dakikanın Altında Şarj: 800V ve üzeri yüksek voltajlı batarya mimarilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, yolcu arabaları için bile megavat (MW) ölçekli ultra-hızlı şarj sistemleri kullanılmaya başlanmıştır. Bu da şarj süresini 10 dakikanın altına indirerek benzin doldurma süresiyle rekabet eder hale getirmiştir.
6. Karlılık ve Gelecek Görünümü
Fiyat Savaşları Karlılığı Vuruyor: Çin iç pazarındaki kıyasıya rekabet ve indirimler, pazar paylarını büyütse de OEM'lerin kar marjlarını düşürüyor. 2025 yılında Çinli elektrikli araç üreticilerinin de gelirleri düşmüş ve toplam karlılıkları bir önceki yıla göre yaklaşık %20 oranında azalmış. Yani fiyat savaşı önemli bir dinamik...
2035 Projeksiyonları (STEPS Senaryosu): Raporda mevcut politikalara göre (STEPS); ağır gümrük vergileri ve korumacı ticaret bariyerlerine rağmen, 2035 yılına gelindiğinde gelişmiş ekonomilerde satılan elektrikli araçların halen dörtte birinin (%25) Çin üretimi olacağı öngörülüyor.
İlgili rapor, elektrikli araç sektörünün artık yalnızca bir "üretim ve menzil" yarışı olmaktan çıkıp yazılım, yapay zeka, uluslararası ticaret savaşları ve şebeke entegrasyonu gibi çok daha kompleks bir yapıya büründüğünü gösteriyor.
Yarın bu son raporu, iki eski raporla karşılaştıracağım: geçen yılın (2025 öngörü) raporu ve raporun ilk yayınlandığı 2018 yılı raporu.
Bakalım 8 yıl önce nasıl tahminler yapılmış ve bu tahminler seneler içinde nasıl evrilmiş? Görüşmek üzere :)
Uluslararası Enerji Ajansı @IEA 2026 global EA (elektrikli araç) öngörüsü raporunu yayınladı. Detaylı incelemeyi ayrıca yapacağım ama özet bilgiler şöyle:
- 2025'de global EA satışları %20 büyüyerek yıllık 20 milyon adedi geçti: Satılan her 4 araçtan biri elektrikli (elektrikli araç pazar payı %25).
- En fazla büyüyen pazar Avrupa (%30 büyüme - toplam pazarın %28'i)
- Çin'deki büyüme hızı biraz yavaşladı (ama hala pazarın %55'i)
- ABD stabil: %10 civarı
- Güney Asya ülkelerindeki (Tayland, Vietnam, Endonezya vs) EA satışı neredeyse iki katına çıktı. Latin Amerika %75 büyüdü (Meksika ve Brezilya belirleyici).
- Çin üretimi araçların toplam global pazar payı %60'a yakın
- ABD ve AB üretimi araçların küresel pazar payı %15 civarı
Rapor çok kapsamlı, yakında detaya gireceğim; her bir detayın ayrı anlaı ve yorumu var (böyle bir veriye sahip olduğumuz için çok şanslıyız).
Bu seneki raporda yapmak istediğim bir analiz daha var: geleceğe dönük adet ve pazar payı tahminleri. 2019 yılından beri izlediğim bu raporda istikrarlı olarak uzun vadeli hedeflerde artış gözlemliyorum: Yani 2035 - 2050 arası uzun vadeli tahminler sürekli değişiyor. İlk incelediğim raporla bu son raporu 2035 ve 2050 yıllarını nasıl gördükleri anlamında da karşılaştıracağım.
Raporun linkini aşağıya bırakıyorum: