Emeğin Örgütlü Gücü 31 Yaşında..
31 yıldır emeğin onurunu, hakkını, hukukunu; milletin değerlerini ve insanlığın ortak vicdanını savunan büyük bir yürüyüşün adıdır #MemurSen.
Bir avuç inanmış yüreğin başlattığı bu kutlu mücadele; bugün milyonların umuduna, kamu görevlilerinin güvencesine, emek hareketinin en güçlü adresine dönüşmüştür.
Memur-Sen; sadece ücret ve özlük hakları için değil; adalet için, özgürlük için, insan onuru için, mazlumların sesi olmak için mücadele eden bir medeniyet hareketidir.
Kurucu Genel Başkanımız merhum Mehmet Akif İnan’ın emanet ettiği dava bilinciyle; 31 yıldır alın terini savunan, emeğin, insani değerlerin ve millet iradesinin yanında durmanın mücadelesini veriyoruz.
Bugün 1.130.000’i bulan üye sayımız, dinamik teşkilat gücümüzle; geçmişimizin birikiminden, kardeşliğimizin dayanışmasından ve ortak ideallerimizden aldığımız güçle, yerelden evrensele daha büyük hedeflere yürüyoruz.
Bu büyük yürüyüşe emek veren, alın teri döken, ömür adayan tüm teşkilatlarımıza, sendikalarımıza, üyelerimize ve dava arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.
31 yıldır aynı inançla, aynı kararlılıkla;
Hakkın yanında, emekçinin safında, milletimizin hizmetindeyiz.
Yaşasın emek mücadelemiz,
Yaşasın dayanışmamız,
Yaşasın Memur-Sen.
#MemurSen31Yaşında #EmeğinÖrgütlüGücü
31 yıldır emeğin yanında, hakkın savunucusu, özgürlük mücadelesinin öncüsü…
Kamu görevlilerinin gür sesi, Türkiye’nin en büyük emek hareketi olan Memur-Sen; kararlılığı, ilkeli duruşu ve sendikal mücadelesiyle yoluna güçlenerek devam ediyor.
Nice başarılı yıllara…
#MemurSen31Yaşında
İnancın ve Azmin Güçlü Mirası: Zirveleri Aşan, Geleceğe Uzanan Koca Bir Çınar...
Eğitim Bir-Sen ailesi olarak, zirveleri mekân tutan seviyeye dava arkadaşlarımızın gece gündüz, yağmur çamur demeden özverili çalışmalarıyla geldik.
Her birimizin katkı ve katılımıyla değer bulup güç kazanan teşkilat, ancak hepimizin birliği ile kazanımlar elde etmiş, mesafe almıştır. Şüphesiz bu kazanımlar ve alınan mesafe; felsefesinden ilkelerine, hedeflerinden ufkuna, yönteminden yönetimine bütünlüklü, tutarlı ve dinamik işleyişin ürünüdür.
İstikrar bulmuş bu başarı, teşkilatın her bir ferdinin aynı ufka odaklanması, istikametten bir milimetre bile şaşmaması, birlik ve bütünlük içinde ter akıtmasının ürünüdür. Bu nedenle, köklerini ait olduğu toprağın derinliklerine, dallarını yeni göklerin sonsuzluğuna uzatan Eğitim-Bir-Sen çınarı daha geniş kitleleri gölgesine almaya devam ediyor.
Bedeller ödese de her zorlu süreçten sonra eğitim camiamıza özlük ve özgürlük alanlarını genişleten kazanımlar üreten teşkilatımız, demokrasimizin teminatı, hak arama mücadelesinin adresi olarak zirveleri mekân tutmayı sürdürüyor.
İstikamet üzere olan kadrolarımız, eğitim camiamızın dalga dalga büyüyen teveccühüne mazhar olarak 444 bin 454 üye çoğunluğu ile zirvedeki yerini pekiştirmiştir. Bu sadece Eğitim-Bir-Sen’in değil eğitim sendikalarının şimdiye kadar ulaştıkları en yüksek rakamdır. Bu gösterge eğitim çalışanlarının Eğitim-Bir-Sen’in aklıselim, cesur, sorumlu çizgisine bir kez daha onay verdiğinin, ayrıca zirvelerin zırvalarla aşınmayacağının kanıtı ve ifadesidir.
Makalenin tamamı👇
https://t.co/cJAHQayQfA
HAZİRAN AYI İL DİVAN TOPLANTIMIZI GERÇEKLEŞTİRDİK
Şube Yönetim Kurulumuzun, İlçe Temsilcilerimizin ve Kadın Komisyonu Başkanımızın katılımlarıyla Haziran Ayı İl Divan Toplantımızı gerçekleştirdik. Sendikal gündemin değerlendirildiği toplantıda eğitim ve eğitim çalışanlarının güncel sorunları ele alınırken, çözüm önerileri ve önümüzdeki döneme ilişkin çalışmalar da istişare edildi.
Toplantıda konuşan Şube Başkanımız Ali Kaya, Eğitim-Bir-Sen’in eğitim ve bilim çalışanlarının haklarını koruma ve geliştirme, yasaklarla mücadele etme ve özgürlük alanlarını genişletme konusundaki kararlı duruşunu sürdürdüğünü ifade etti. Bu mücadelenin eğitim çalışanlarının teveccühüyle karşılık bulduğunu belirten Başkanımız, mayıs ayında açıklanan üye tespit tutanaklarına göre Eğitim-Bir-Sen’in sendikacılıktaki liderliğini bir kez daha perçinlediğini söyledi.
Geçtiğimiz yıl 7 bin eğitim ve bilim çalışanının sendikaya katılmasıyla üye sayısının 428 bin 618’e ulaştığını hatırlatan Ali Kaya, 2026 yılında yaklaşık 16 bin yeni katılımla toplam üye sayısının 444 bin 454’e yükseldiğini belirtti. Başkanımız ayrıca, ülke genelindeki bu büyümenin İzmir’de de karşılık bulduğunu, teşkilat çalışmalarının sahada olumlu sonuçlar verdiğini ve şube olarak üye sayısında artış kaydettiklerini ifade etti. Eğitim-Bir-Sen’in, kuruluş ilkelerinden taviz vermeden üyeleri ve ülkemiz için mücadele etmeye devam edeceğini vurguladı.
Konuşmasında eğitim mücadelesinin milletimizin tarihi yürüyüşü doğrultusunda şekillenmesi gerektiğine inandıklarını ifade eden Ali Kaya, anlık tepkiler ve geçici çözümler yerine kalıcı ve köklü yaklaşımları benimsediklerini söyledi. Eğitim-Bir-Sen’in konjonktürel hesaplarla değil, uzun vadeli hedefler ve sağlam ilkeler doğrultusunda hareket ettiğini belirterek, mücadelelerini aynı kararlılıkla sürdürdüklerini ifade etti.
Eğitim çalışanlarının haklarını savunmaya, hukukunu korumaya ve eğitimin niteliğini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdüreceklerini dile getiren Şube Başkanımız, dünyanın neresinde olursa olsun mazlumdan ve adaletten yana tavır almaya devam edeceklerini söyledi.
Ali Kaya, sahada görev yapan eğitim çalışanlarının hâlen çözüm bekleyen önemli sorunları bulunduğuna dikkat çekerek, özellikle özlük haklarının geliştirilmesi, ekonomik şartların iyileştirilmesi ve mesleki itibarın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Eğitim-Bir-Sen olarak bu alanlarda uzun yıllardır kararlı bir mücadele yürüttüklerini belirten Kaya, Öğretmenlik Meslek Kanunu süreci, kariyer basamakları, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, yöneticilerin hakları ve mali kazanımlar konusunda sendikanın önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Ancak bu alanlarda yapılması gereken çalışmaların henüz tamamlanmadığını da sözlerine ekledi.
Ekonomik şartların eğitim çalışanlarının en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu belirten Ali Kaya, artan hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında maaşların yetersiz kaldığını ifade etti. Eğitim çalışanlarına refah payı verilmesi, ek ders ücretlerinin artırılması, vergi diliminden kaynaklanan mağduriyetlerin giderilmesi, yöneticilerin mali haklarının güçlendirilmesi ve sosyal hakların geliştirilmesi yönündeki taleplerini kararlılıkla dile getirmeye devam ettiklerini söyledi.
Sendikal anlayışlarının yalnızca sorunları dile getirmekten ibaret olmadığını vurgulayan Ali Kaya, çözüm üreten, öneri sunan ve sorumluluk alan bir yaklaşımı benimsediklerini ifade ederek, eğitim çalışanlarının hak ve kazanımlarını artırmaya yönelik çalışmaların devam edeceğini belirtti.
Şube Başkanımızın konuşmasının ardından İlçe Başkanlarımız kendi bölgelerine ilişkin değerlendirmelerini ve saha gözlemlerini paylaştı. Toplantıda ayrıca uzun yıllar sendikal çalışmalara katkı sunan ve emekliliğe ayrılan Balçova İlçe Temsilcimiz Nurdoğan Aksoy’a teşekkür edilerek plaket takdim edildi.
#Ebsİzmir1
#EğitimBirSen
#GücümüzÖrgütlülüğümüz
Haberimizi okumak için: https://t.co/JY0ytLowtf
Haziran Ayı İl Divan Toplantımızı, şube yönetimimiz, ilçe temsilcilerimiz ve kadınlar komisyonu başkanımızın katılımıyla gerçekleştirdik.
Eğitim çalışanlarımızın gündemindeki konuları değerlendirdiğimiz, sahadan gelen görüş ve önerileri dinlediğimiz verimli bir toplantı oldu. Eğitim emekçilerimizin hakları ve daha güçlü bir teşkilat yapısı için çalışmaya, üretmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz.
#Ebsİzmir1 #EğitimBirSen #GücümüzÖrgütlülüğümüz
KAYIPLARIMIZ ARTMIŞ, SOSYAL MALİYET BÜYÜMÜŞ, SEYYANEN ZAM KAÇINILMAZ OLMUŞTUR
Mayıs ayı enflasyon oranı %1,71 yıllık enflasyon %32,61 olarak açıklandı. 5 aylık toplam enflasyon %16,61 olurken kamu görevlileri ve emeklilerimizin enflasyon farkı %5,05 olarak gerçekleşti. Memur ve emeklisine ilk 6 ay için %11’lik zam reva görülürken enflasyon şimdiden %16,61 seviyesine ulaştı.
Toplu sözleşme görüşmeleri sırasında esas alınan ve 2026 yılının tamamı için hedeflenen %16’lık enflasyon oranı ilk 5 aylık süreçte gerçekleşmiş oldu. Biz masada bu hedeflerin tutmayacağını, memur ve emeklisinin yüksek enflasyon altında ezileceğini, maaş ve ücretlerin enflasyon farkıyla gecikmeli olarak belirleneceğini ısrarla söyledik.
“Memur ve emekliler Temmuzda şu kadar zam alacak.” yanlışı yerine “Kamu görevlisi ve emeklisinin maaş/ücretleri Nisan ayından itibaren enflasyona yenildi.”Gerçeğini merkeze alarak konuşmak ve gereğini yapmak gerekiyor.
Kişi başına düşen milli gelir rekora koşuyor ise,büyüme rakamları istikrarlı şekilde devam ediyor ise,kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz büyümeden payını, milli gelirden hakkını alamıyor. 2021 Aralık ayından itibaren yıllık enflasyon %30’un üzerinde seyrediyor. Sıkılaşma politikaları sabit gelirlinin ücretlerini eritiyor, alım gücünü azaltıyor fakat enflasyonu düşürmüyor.
Kamu İşvereni; memuru enflasyona ezdirmek yerine Memur-Sen’i dinleyerek enflasyonu ezecek zam oranlarına imza atsaydı; bugün ne kamuda maaş ücret çarpıklığı ne de enflasyonun oluşturduğu kayıplar konuşulurdu. 7. Dönemdeki hatayı 8. Dönemde tekrar etmek; artık hata değildir. Tasarruf, kemer sıkmak ya da tutumlu olmak; olmayanı paylaşmada anlaşılır, olanı adaletsiz ve eşitsiz dağıtırken ne anlatılır ne de anlaşılır.
Bugün enflasyon konusu kadar önemli diğer başlık; çalışanlar arasında oluşturulan çarpıklık ve adaletsizliktir. Emeğin, alın terinin, hayat mücadelesinin kıyası olmaz!
Ömür boyunca verdiğimiz emeğin karşılığı, asli ve sürekli işin icracısı, kamu hizmetinin asli unsuru olarak cümle kuruyor, aynı işi yapanlar arasında oluşturulan çarpıklığı ısrarla gündeme getiriyoruz.
Kamuda en düşük memur maaşının konuşulduğu her masada ve mecrada diğer statülerdekilerinin en düşük ve ortalama ücretini görmezden gelen anlayış; aslında kamuda huzursuzluğa, kamu çalışanları arasındaki çatışmaya sessiz kalıyor demektir.
Beklentimizi, talebimizi, kamu görevlisinin sesini bir kez daha altını çizerek belirtiyoruz.
•Yasanın eksikliklerinin, Hakemin yetersizliklerinin faturasını memur ve emeklisi ödemesin.
•Üç ayda bir enflasyon hedefi güncellediği gibi kamu görevlisi ve emeklisinin maaşları güncellensin.
•Seyyanen zam verilsin, çalışanlar arasındaki adaletsizlik bitirilsin.
•4688 sayılı Kanun değişsin, aynı kanunla artık farklı sonuç üretilmesi beklenmesin.
CENEVRE KIRIK SANDALYE MEYDANI’NDA SİYONİST İSRAİL’İ PROTESTO ETTİK✊
Filistin’de yaşanan katliama dikkat çekmek, soykırıma tepki vermek için Uluslararası Çalışma Örgütü [ ILO ] önünde, kırık sandalye meydanında uluslararası eyleme katıldık.
HAK-İŞ öncülüğünde düzenlenen ve Genel Başkan Mahmut Aslan’ın bildiriyi okuduğu eyleme; Türk-İş, Memur-Sen, Türkiye Kamu-Sen, ITUC, ETUC, OATUU, ATUC, ILC başta olmak üzere, uluslararası işçi, memur ve işveren konfederasyonları temsilcileri ile ILO delegeleri katılıp “Filistin’e destek, İsrail’e lanet” çağrısı yaptı.
Memur-Sen ve ILC bileşenleri olarak eyleme tam destek verdik.
Yaşasın!
Nehirden Denize Özgür Filistin✊
#İLC2026 #FREEPALESTİNE
İsrail’in, Filistin’in ILO’daki gözlemci statüsünü kaldırmaya yönelik girişimi ağır bir yenilgiye uğradı.
❌ 394 Ret
✅ 17 Kabul
Oldu-bittiyle sonuç almaya çalışan İsrail, bu kez uluslararası vicdan duvarına çarptı. İsrail’in dayatmasına karşı ilk tepkiyi veren Memur-Sen ve Türkiye delegasyonu oldu. Masalara vurularak başlatılan protesto kısa sürede salona yayıldı ve İsrail’in girişimi büyük bir tepkiyle karşılandı.
Filistin’in sesini kısmaya çalışanlar, ILO’da aradıklarını bulamadı. Sonuç net: İsrail kaybetti, Filistin’in haklılığı bir kez daha tescillendi.
#FreePalestine ✊ #ILC2026 #MemurSen
Toplu Sözleşme Hükmü Bürokratik Yorumlarla Daraltılamaz…
YÖNETMELİK MEB’İN, KEYFİ YORUM MALİYE’NİN!
Bünyesinde ikili eğitim yapılan sınıfların bulunduğu, ancak genel itibarıyla tekli eğitim yapan eğitim kurumlarında görev yapan yöneticilere toplu sözleşme gereği ilave ek ders ücreti ödenmemesi noktasında, MEB’in talebi üzerine Hazine ve Maliye Bakanlığınca verilen görüş; hem usul yönünden hukuka aykırı hem de mevcut toplu sözleşme hükmünün kapsamını daraltıcı niteliktedir. Bu haliyle kabul edilmesi mümkün değildir.
MEB’in; tümüyle ikili eğitim yapmayan, ancak bünyesinde anasınıfı, özel eğitim ana sınıfı ve uygulama sınıfı gibi birimlerde ikili eğitim yapılan okulların “ikili eğitim yapan okul” sayılıp sayılamayacağı konusunda, kendi yönetmeliğini dahi yorumlamayıp neden Hazine ve Maliye Bakanlığından görüş alma ihtiyacı duyduğunu anlamak mümkün değildir. Bir Bakanlık, bizzat kendisinin hazırladığı mevzuatı —üstelik mali hüküm içermeyen bir konuda— neden Hazine ve Maliye Bakanlığına yorumlatır? İnisiyatif almaktan neden kaçınır?
Diğer taraftan toplu sözleşmede; “Toplu sözleşmenin uygulanmasına ilişkin olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve uygulamayı yönlendirmeye Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı görevli ve yetkilidir.” hükmü yer almaktadır.
Dolayısıyla toplu sözleşme hükmünün uygulanmasına ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın tek başına görüş vererek uygulamayı yönlendirmesi mümkün değildir. Bu nedenle söz konusu görüş, yalnızca hukuki dayanaktan yoksun değil; aynı zamanda yetki aşımı ve yetki gasbı niteliği taşımaktadır.
Bünyesinde ikili eğitim yapılan sınıflar bulunduğu için sabah 06.30’da görevine başlayıp akşam 18.30’a kadar çalışan bir eğitim kurumu yöneticisinin, zaten son derece cüzi olan hakkını dahi bürokratik yorumlarla gasp etmek; emeği yok saymak, hakkaniyet duygusunu zedelemek ve alın terini değersizleştirmekten başka bir şey değildir.
@tcmeb
***Pazartesi'den Pazartesi'ye***
▪︎▪︎▪︎ÜYE SAYILARI BİZE NE DİYOR?▪︎▪︎▪︎
Ülkemizde siyaset ve sendikacılık, yeni şeyler üretme üzerine değil de var olanı yıkma üzerine yapılmaya başladığından beri hep beraber kaybediyoruz. Zaman kaybediyoruz, enerjimizi kaybediyoruz. Sendikacılığın geleceğini çıkmaza sokuyoruz.
Eğitim Bir Sen olarak çok zor bir yılı daha başarı ile geride bıraktık. Zirvede rüzgâr sert eser misali birçok fırtınaya tutulduk ancak üstesinden gelmesini bildik ve on altı bin üye artışı ile rekorumuzu geliştirdik. Şimdi yeniden muhasebe yapma ve olup biteni doğru anlama vaktidir.
Muhasebeye, sendikaların üye sayısının yıllar içindeki değişiminden ziyadede, ülkemizdeki sendika sayısından başlamak gerekiyor. Üye tespit tutanaklarına bakan bir yabancı bile burada bir problemin olduğunu anlayabilir.
Sadece eğitim alanında elli yedi sendika var. Hizmet kolunun tamamını muhatap almayan, branşlara, unvanlara, milli ve manevi değerlerin istismarına, dönemsel problemlere vs. dayanan sendikaların üye sayısındaki değişimi konuşmak, bu gecekondu ve merdiven altı yapılara hizmet edecektir, bu kısmı geçiyorum.
Yeri gelmişken sendikal mevzuatımızı uluslararası standartlara kavuşturmak için çok geç kaldığımızı ve bu arızalı yapıyı besleyen düzenin bir an önce değişmesi gerektiğini vurgulayarak, bir fikre dayanan sendikal mücadelenin nereye gittiğine ışık tutmaya çalışalım.
Şu gerçeği kabul etmeliyiz ki, ülkemizde sendikal mücadele inançlar, siyasi görüşler ve ideolojiler üzerinden örgütlenmiştir. Bir siyasi görüşe ait olmadığını ve salt sendikacılık yapacağını söyleyen bazı sendikalar kurulduysa bile varlık gösterememiş ve kimse de öyle olduklarına inanmamıştır.
Türkiye’de sol ve milliyetçi motivasyonla kurulan, bölünen, birleşen sendikaların tamamı, statükoyu koruma yarışına girmişlerdir. Ödüllerini de statükoculardan almışlar, emek vermeden semirmişlerdir. Bu yüzden eğitimi, dünyayı, insanı, çevreyi, teknolojiyi, geleceği okumak, ortaya yeni şeyler koymak diye bir dertleri ve becerileri olmamıştır.
Eğitim Bir Sen’in söylemi, devrim niteliğindeki adımları, yetkide istikrarı bile bu sendikaları, olması gereken hak, emek, adalet ve özgürlükler alanına çekememiştir. Hal böyle olunca ortada sendikacılık değil tam bir kör döğüşü yaşanmaktadır ve adeta Eğitim Bir Sen kendiyle yarışmaktadır.
Ülkemizde sendikal mücadele, statükoya sahip çıkma yarışı olmak yerine; tarih boyunca felsefe, bilim, sanat, estetik vb. diğer alanlarda olduğu gibi, karşılıklı fikirlerin çarpıştığı er meydanına dönüşebilseydi, üretecekti, ülke kazanacaktı ve üye kazanacaktı.
Karşımızda, kendini yenileyemeyen, üretmeyen, semirtildiği eski günlerin özlemiyle saldırganlaşan, yetmezmiş gibi yakasını uluslararası sapkın akım ve yapıların kontrolüne kaptırmış, çelişkiler içinde hilkat garibesi yapılar var.
Bu yüzden bütün yük bizdedir. Hakkını verdiğimiz için de yetki on altı yıldır bizdedir. Keşke karşımızda gerçek sendikalar olsa, yeni fikirler ve söylemler üretse ve hep beraber, el ele, dijital çağın teknolojik risklerini göğüsleyecek yeni ahlaki normlar üretebilseydik. İnsanlar bize baksaydı, bize sığınsaydı.
2026 yılı sendikal tablosu bize ülkemizin yanında dünyanın sorumluluklarını da yüklüyor, hem de tek başımıza.
Talat YAVUZ
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri
[email protected]
GENEL İDARİ İZİN GÜNLERİ OLAN 25-26 MAYIS’TA ÖĞRETMENLERİN VE YÖNETİCİLERİNİN EK DERS ÜCRETİ ALMASI, EĞİTİM-BİR-SEN’İN TOPLU SÖZLEŞME KAZANIMIDIR.
Toplu Sözleşme Hükmü;
“Ders görevinin yapılmış sayılacağı haller
MADDE 2- (1) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders yılı içerisindeki iş günlerinde genel idari izinli olmaları sebebiyle eğitim ve öğretim faaliyetlerini fiilen yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler ile öğrencilerin çeşitli nedenlerle sınıf veya okul bütünlüğünde izinli sayılmaları sebebiyle eğitim ve öğretim faaliyetlerini fiilen yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler, bu sürelerde üzerlerinde bulunan aylık karşılığı ders, varsa ek ders, ders niteliğinde yönetim, hazırlık ve planlama görevlerini yapmış sayılırlar.”
29 Mayıs 1453…
1058 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu tarihe karışırken; azmin, inancın ve büyük bir idealin eseri olarak İstanbul fethedildi, Osmanlı bir cihan imparatorluğuna dönüştü.
İstanbul’un Fethi; milletimizin tarih sahnesindeki en büyük zaferlerinden ve medeniyet yürüyüşünün en güçlü nişanelerinden biridir.
#İstanbulunFethi #Fetih1453
Millet iradesini ezen, temsilcilerini idam sehpalarında katleden 27 Mayıs 1960 darbecilerini ve destekçilerini, üzerinden geçen 66 yılın artırdığı bir öfke ile lanetliyoruz.
Merhum Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan başta olmak üzere darbeciler tarafından şehit edilen ve işkencelerden geçirilen milletimizin tüm temsilcilerini rahmet, minnet ve hürmetle yad ediyoruz.
#27Mayıs #MilletinAdamları
Mübarek #KurbanBayramı’nın; gönüllerimize umut, sofralarımıza bereket, ülkemize huzur, tüm İslam âlemine birlik ve beraberlik getirmesini diliyor; mazlumların gözyaşının dindiği, insanlığın vicdan ve merhamette buluştuğu bir dünya temenni ediyorum.
Kurban Bayramı’mız mübarek olsun.
GREV, SENDİKAL ÖRGÜTLENME HAKKININ AYRILMAZ PARÇASIDIR!
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) yıllardır tartışma konusu olan Grev hakkının ILO’nun 87 sayılı Sendika Özgürlüğü ve Sendikalaşma Hakkının Korunması Sözleşmesi kapsamında olup olmadığına ilişkin tartışmalara yönelik önemli bir görüş verdi.
Divan; 87 sayılı ILO sözleşmesinin sadece sendika özgürlüğü ve örgütlenme hakkını korumadığını, aynı zamanda açıkça yazmasa bile grev hakkının da doğrudan örgütlenme/sendikal hakkının bir parçası olduğunu belirtmiştir.
4688 sayılı Kanunun değiştirilmesine yönelik 2010 yılında yapılan çalışmalarda Memur-Sen olarak; grev hakkının kamu görevlilerine tanınması, örgütlenme ve toplu pazarlık hakkının ayrılmaz bir parçası olduğunu savunmuştuk.
Yıllardır dile getirdiğimiz kamu görevlilerine grev hakkı verilmesi hususu 8 defa gerçekleştirilen toplu pazarlık süreçlerinde de gerekliliğini ve ihtiyacını açıkça göstermiş, bütün sosyal taraflar bu hususu tecrübe etmiştir.
Memur-Sen olarak 4688 sayılı Kanunu derinlemesine incelediğimiz 10 Başlıklı Raporda “Kamu Görevlileri Sendikacılığında Grev Hakkı” başlıklı https://t.co/bVeZZ9MOF5 Raporumuz’da bu hususları detaylıca inceleyerek grev hakkının, sendikal hakkın omurgası olduğunu belirtmiştik.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı öncülüğünde yürütülen 4688 sayılı Kanunun uluslararası sendikal haklara uyumlu hale getirilmesi çalışmasında bu görüş dikkate alınmalı, kamu görevlilerine grev hakkı verilmelidir.
T E Ş E K K Ü R L E R
Eğitim-Bir-Sen olarak 444.454 üye sayısına ulaşarak tarihi bir rekora imza attık.
Geçtiğimiz yıl 428 bin 618 olan üye sayımız, bu yıl yaklaşık 16 bin eğitim ve bilim çalışanının ailemize katılmasıyla;
📌 Milli Eğitim Bakanlığında 394 bin 705’e
📌 Yükseköğretim kurumlarında 49 bin 749’a
📌 Toplamda ise 444.454’e yükselterek tüm zamanların zirvesine taşıdık.
.
Eğitim-Bir-Sen’i tarihi zirveye taşıyan 444 bin 454 üyemizin her birine ayrı ayrı şükranlarımızı sunuyorum.
Teşkilatımıza, emek , ömür ve gönül verenlere yürekten teşekkürler.
“Bugünün,Yarınların Kalıcı İş ve Eylemlerin Adresiyiz”
https://t.co/0HBXCHhlHU
#RekorÜyeYerimizZirve #EğitimBirSen
AİLE DOSTU ÇALIŞMA HAYATI İÇİN “AİLE VE NÜFUS 10 YILI PROJEKSİYONU” TARİHİ BİR FIRSATTIR
Kadın Komisyonu Başkanımız Sıdıka Aydın, “Aile ve Nüfus On Yılı” kapsamında ilan edilen “Milli Aile Haftası” dolayısıyla açıklama yaptı:
📉 Aileyi güçlendiren politikalar aynı zamanda milli güvenlik meselesidir. Nüfusumuzun hızla düşmesi, ülkemiz için kritik bir alarmdır. Çalışma hayatının aile yapısını destekleyen bir anlayışla yeniden yapılandırılması büyük önem taşımaktadır.
Bu süreçte;
* Esnek mesai
* Hibrit ve uzaktan çalışma seçenekleri
* Çocuklu ailelere kademeli çalışma saati
* Haftalık çalışma süresinin 4 güne düşürülmesi
Kreş ve bakım destek seferberliği:
*Tüm kamu kurumlarında kreş zorunluluğu
*Gündüz bakım merkezleri
*Bakım desteği
Gençlerin evliliğini kolaylaştıracak sosyal politikalar:
*İlk ev desteği
*Kira desteği
*Çocuk destek ödemelerinin artırılması
*Yeni evleneceklere hibe
*Aile dostu vergi politikaları
Doğum oranları ile anne-babalara yönelik politikaların güçlendirilmesi:
*Annelik izin süresinin 60 haftaya çıkarılması
*Babalık izin süresinin 30 güne çıkarılması
*Süt izni uygulamasının 2 yıla çıkarılması
*Yarım zamanlı çalışma kapsamının genişletilmesi
Aileyi güçlendiren eğitim hizmetleri:
*Okullarda aile eğitim programları
*Evlilik öncesi aile eğitim seminerleri
*Dijital anne-baba eğitimleri
*Değerler eğitiminin güçlendirilmesi
*Aile-okul iş birliği mekanizmaları
Dijital dünyaya karşı ailenin korunması konularında etkili önlemler bütüncül bakış açısıyla hayata geçirilmelidir.
Haberimizi okumak için: https://t.co/CR8wvPDM2w
#MilliAileHaftası
🔴 Katil İsrail Durdurulmalı ve SUMUD Aktivistleri Derhal Serbest Bırakılmalıdır !
Gazze’ye canları pahasına umut taşıyan sivil insanları hedef almak; korkaklığın ve acizliğin ötesinde, insanlığın son vicdan damarını koparmaya çalışan karanlık ve vahşi bir zihniyetin dışavurumudur. Çünkü içinde merhamet, vicdan ve dayanışma taşıyan ellere saldırmak; aslında hakikatten, adaletten ve insanlığın ortak vicdanından duyulan korkunun ilanıdır.
Katil İsrail’in, uluslararası sularda Global SUMUD Filosuna yönelik gerçekleştirdiği hukuksuz baskınlar, saldırılar, gözaltılar; sadece bir yardım konvoyuna değil, insan haklarına, uluslararası hukuka ve insanlık vicdanına karşı işlenmiş alçak saldırılardır.
İçinde çocukların duasını, annelerin feryadını, mazlumların umudunu taşıyan bir vicdan hareketine silahla müdahale eden siyonist zihniyet; bir kez daha bütün dünyanın gözleri önünde terör devleti olduğunu ilan etmiştir.
Aralarında HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan ve Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin’in de bulunduğu tüm aktivistlere yönelik yapılan saldırıyı en güçlü şekilde lanetliyoruz.
Gazze’ye ulaşmaya çalışan her yardım eli; bombaların susturamadığı insanlık çağrısıdır. İsrail, yardım gemilerine saldırarak işlediği savaş suçlarını örtemez, abluka altındaki bir halkın çığlığını bastıramaz, hakikati karartamaz.
Bugün susturulmak istenen şey yalnızca aktivistler değil; merhamet, dayanışma ve insanlık onurudur.
Alıkonulan tüm aktivistler derhal serbest bırakılmalıdır.
Bilinmelidir ki;
Gazze yalnız değildir.
Mazlumların yanında duran vicdan sahipleri yalnız değildir.
#WatchSumudSeeTruth #GlobalSumudFlotilla
DENİZDEN OLMAZSA KARADAN✊
Gazze'deki ablukayı kırmak ve insani yardım ulaştırmak için karadan yola çıkan Küresel Sumud Filosu konvoyunun Sirte kenti yakınlarındaki bekleyişi sürüyor. Trablus'un batısındaki Zaviye kentinden 15 Mayıs'ta yola çıkan konvoyda Cezayir, Tunus, Fas, Moritanya, Türkiye, Endonezya, Çin, ABD, Almanya, İspanya, İtalya ve İngiltere'nin de aralarında bulunduğu 30 ülkeden yaklaşık 350 aktivist yer alıyor.
Gazze’nin etrafına örülen abluka; sadece bir halkı değil, insanlığın vicdanını da kuşatıyor.
Ama bugün Libya çöllerinde bekleyen o onurlu insanlar, bu sessiz kuşatmayı vicdanın sesiyle yarmaya çalışıyor.
İçlerinde Memur-Sen teşkilatımızdan kardeşlerimiz de var…
Ertuğrul Yıldız, İbrahim Bahşi ve Resul Can; başkanlarımız Gazze’ye umut taşımak için zorlu bir yolculuğa çıktılar.
8 Mayıs’ta Trablus’a ulaşan vicdan konvoyu; günler süren eğitimlerin ardından çölleri aşarak Sirte yakınlarına kadar ilerledi. Ancak şu an, Doğu Libya yönetiminin engeli nedeniyle 4 gündür çölde bekletiliyorlar.
Onlar vicdanı temsil ediyorlar. Onlar; ekmek, ilaç, umut ve insanlık taşıyor.
Gazze’ye ulaşmaya çalışan vicdan sahiplerini durdurmak; aslında insanlığın son merhamet damarına barikat kurmaktır.
Rahatsızlığı sebebiyle konvoydan ayrılmak zorunda kalan Fatih Taşpınar kardeşimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor; yolda olan tüm gönül insanlarının selametle menzillerine; Gazze’ye ulaşmasını temenni ediyoruz.
Bu yol sadece bir yardım yolu değil; insanlığın onur yürüyüşüdür. Çağrımız Libya Doğu Yönetimine; yolları açın, barikatlarınızı kaldırın ve bu onurlu, kutlu yürüyüşün önünde daha fazla durmayın…
@resulcan17@ertgrlyldz63@BahsiIbrahim@fatihefe09
#Gazze #Filistin #GlobalSumudFilotilla