Kürt kadınlarını aşağılayan bir söyleme karşı çıkmak, onları hedef alan önyargılarla mücadele etmek, bir Kürt kadın olarak sadece benim değil, kadın erkek ferketmeksin hepimizin sorumluluğudur. Ancaak... Bir yanlışa karşı başka bir yanlışla cevap vermek ne Kürt kadınlarının onurunu korur ne de toplumsal barışa hizmet eder. Silahın, tehdidin ve şiddetin olduğu yerde haklılık zeminini kaybetmek kaçınılmazdır. Gerçek yaptırım; eleştiri, toplumsal tepki, hukuki süreçler ve fikir mücadelesidir. Demokratik toplumlarda düşünceleri değiştiren kurşunlar değil, sözler ve hukuktur.
CHP’den eleştirileri nedeniyle uzaklaştırılan ve istifa eden Nurhan Çetinkaya, parti yönetimindeki değişimin ardından İstanbul İl Başkanlığı’na giderek yeniden üye oldu. Rozetini Gürsel Tekin taktı.
https://t.co/D5yk124xmX
2014-2019 yıllarında Meclis Üyeliği, Encümen Başkanlığı, İmar Komisyon Başkanlığı ve Bakırköy Belediye Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunan Yüksek İç Mimar İsmail Taş, kaleme aldığı yazısında Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel köklerinden bugünkü siyasi sorumluluğuna uzanan süreci değerlendirdi. Taş, CHP’nin yalnızca bir siyasi parti değil; Cumhuriyet’in kurucu iradesi, demokrasi, laiklik ve sosyal adalet mücadelesinin taşıyıcısı olduğunu vurgulayarak, partinin geleceğinin gençler, kadınlar, emekçiler ve çağdaş demokrasi anlayışıyla şekilleneceğini ifade etti.
@ismailtas_24 , kaleme aldığı yazısında şu ifadeleri kullandı
https://t.co/ObS4aPxPo4
Yüksek İç Mimar İsmail Taş, kaleme aldığı yazısında Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel köklerinden bugünkü siyasi sorumluluğuna uzanan süreci değerlendirdi.
https://t.co/OT8LeC7LbB
Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde, Bakırköy Belediyesi ve vatandaşların dayanışmasıyla yeniden ayağa kaldırılan Kemal Kılıçdaroğlu Kültür Merkezi'nin adının değiştirilmesi tartışma yarattı. Kararı eleştirenler, bunun ortak emeğe ve toplumsal hafızaya yönelik bir vefasızlık olduğunu savundu
@kilicdarogluk@bkrbld@herkesicinCHP
https://t.co/gGNYS5G6Mf
Dün güce yaranmak için isimleri caddelere verip, rüzgar dönünce tabelaları indirenler bu ülkenin yabancısı olduğu bir hastalık değil. Unutmayın; idama gönderilen Menderes’in adı bugün havalimanlarında, üniversitelerde yaşıyor. Güce tapanların hesabı tarih karşısında hep erir.
Slogan da tanıdık, ses de…
Mesele edebiyat ya da haber yapmak değil ya belki yazarken kendimize de bir çıkış yolu buluruz. Belki bir haberle bir öyküyle bir paylaşımla bir şeyler değişir birilerinin hayatında.
Biliyorum artık mahpus değilim, eskisi gibi etki etmiyordur yazdıklarım, anlattıklarım. Bir yerlerde insan acıdığı, haksızlığa uğradığını düşündüklerine kol kanat geriyor. Haksızlığa uğrayan o kadar insan var ki…
Tek tek kaldırım taşlarını sayıyorum. Biraz da başım dönüyor. Merak etme güzel gönüllü teyzem bir iki bir şeyler devirdim normaldir. Öksürüğüme lanet ederek bir sigara yaktım. Başka bir şey de beklemeyin benden. Ha unutmadan.
Kehribar tesbihimi yalnızken gönül rahatlığıyla çıkardım cebimden. Sallamadım tesbihimi. Her sallamaya elim gittiğinde aklıma gelir, mahpuslukta tesbih sallayana atılan dayağı. Çocuktur, gençtir elinde tesbihi sallarlar, bilmezler, bilmese de düşünmezler bir raconu olduğunu. Çocuğa vurulan tokat kulaklarımda çınladı.
Bir öksürükte kafamı kaldırdım. Deri ceketim omuzlarıma ağır gelmeye başladı. Hayat garip değil mi yokluğunda aradığın varlığında ağır geliyor. “Bir şey yapmalıyım” dedim. Ne yapabilir ki bir insan? Neyi ne kadar değiştirebilir ki? Ya da değiştirmesi gereken kendinden başkası değil midir?
“Eeeh” deyip yoluma devam ettim. Tutuklu bir belediye başkanının pankartı gözüme ilişti. Beşiktaş’ta katıldığım bir nikahtaki çelenk aklıma geldi. Yeni evlenen çiftlere sunulan çelenkte ismi yazıyordu Rıza Akpolat’ın. Silivri hapishanesinden mutluluğa tebrik…
İndan bir şekilde yaşıyor değil mi? Ne yaşadığını bilmeli insan ama… “Bir şey yapmalım” derken tesbihimi parmaklarıma doladım. Bazı alışkanlıklar değişmiyor hiç. “Bir gazeteci haber yapmaktan başka ne yapabilir” diye düşünüyorum aylardır.
Bir TOMA gördüm yolun sonunda. Heybeti bir o kadar büyük, varlığı bir o kadar küçük. Direncin sembolü devletin aygıtı değil mi? Ne garip…
Tesbihime daldım. Omuzlarımdaki ağrı bitmiyor. Ağlamak, bağırmak istiyorum. Halkımıza bir faydası yoksa neden ağlıyoruz bağırıyoruz ulan diyorum kendime.
Bağırarak eğlenmesi gereken gençlerin yanından usulca göz ucuyla süzerek geçtim bir ses duydum, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” diye. Slogan da tanıdık, ses de…
“Bir şey yapmalıyız, en iyi yaptığımız şeyden de farklı, bir şey yapmalıyız kendimizden farklı.”
🔴 #SONDAKİKA | Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Genel Merkezi’nde başlayan ve devam eden olaylarla ilgili soruşturma başlattı.
Belirlenen kişiler hakkında 2911 sayılı kanuna muhalefetten işlem başlatıldı.
Kolluk kuvvetlerine yönelik şiddet içerikli eylemlerde bulunduğu tespit edilenler hakkında ise TCK 265 kapsamında “görevli memura direnme” suçundan soruşturma açıldı.
#SONDAKİKA 🚨| Parti binası yakınında vatandaşların üzerine araç sürerek bir kişinin yaralanmasına neden olduğu belirtilen şüpheli hakkında “kasten yaralama” suçundan işlem başlatıldı.
CHP’nin, uzun yıllardır muhalefetin doğal merkezi olmanın verdiği alışkanlıkla, kendisini diğer tüm yapılardan daha yukarıda konumlandırdığını, adım adım eleştirdiği yapılara benzediğini savunan biri olarak; bugün gelinen noktada görüyoruz ki, bırakın toplumun farklı kesimlerini aynı masa etrafında toplamayı, aynı rozeti taşıyan farklı fikirlerdekilerle bile aynı masada oturmayı beceremiyor.
Bugün Kemal Kılıçdaroğlu’cular, Özgür Özel’ciler, Ekrem İmamoğlu’cular diye ayrışan görüntüler ortaya çıkıyorsa, bunun en büyük sebebi yıllardır ilke siyaseti yerine kişi siyasetine teslim olunmasıdır. İnsanlar CHP'de birbirini dinleyen değil, birbirinin üzerine basarak yükselmeye çalışan grupları görüyor.
Bu görüntülerden sonra halkın karşısına hangi birlik söylemiyle çıkılacaklar çok merak ediyorum?
Birlik beraberlik naraları atan CHP, kendi içindeki samimiyetini ve tutarlılığını bu gün halka açıkça gösterdi. Tek derdi insanca yaşamak olan yurdum insanı, “Kendi içinde uzlaşamayan bir yapı ülkeyi nasıl uzlaştıracak?” diye soruyor. Ayrımsız gayrımsız utanın bu görüntüden!
Butlan meselesi bir yıldır sokaktaki çocuğun bile dilindeyken, bu günleri ön göremeyen CHP'nin kendisine lider diyen tüm lidercikleri, süreci yönetemediği için bence sınıfta kalmıştır. Tek liderle yüzde 35'i bulamayan partinin kendini lider görenleri, hafızalardan silinmeyecel bu görüntülerden sonra ne bekliyor merak ediyorum.