Çeşm-i ibretle nazar kıl, dünyâ bir
misâfir-hânedir
Bir mukim âdem bulunmaz ne aceb
kâşânedir
Bir kefendir âkıbet sermâyesi şâh u gedâ
Pes buna mağrur olan mecnûn değil de ya nedir
1.
Kur'an okumak dindendir.
Sohbet etmek dindendir.
Zikir etmek dindendir.
Allah Resulünün hayatını anlatmak dindendir.
Mevlid kandilinin parçaları dinden olduğuna göre bütünü de dindendir!
2. Aynı mantıkla şunu soralım:
- Resulullah (s.a.s) Kur'an'ı cem' etmeyi (ve onlarca şeyi) bilmiyordu da Hz. Ömer onlar mı biliyordu?
Biliyor ama terk etmişse o zaman her terk ettiği dinin dışından değildir. Yok eğer bilmiyor ise bu ona cehli nispet etmektir ki tehlikelidir...
- "Sahabenin yaptığı dindendir" denilebilir.
O zaman Resulullah (s.a.s) dini eksik mi uyguladı?!
İlaahirihi...
hayırlı olduğun söylüyor bu ayetileri göz önünde bulundurarak Allah Resulüne özel olarak doğdu günde sevinme ve sevincin gerektirdiği şeyleri yapmaktan hiç bir sakınca olmadığı gibi tam aksine bunu Allah'ın emrini yerine getirmek olduğu söylenebilir.
Allah Resulü (sav) nübüvvetten sonra 23 yıl yaşadı, Mevlid Kandili programı yapmadı. Allah Resulü’nden sonra 30 yıl raşid hilafet sürdü; Ebubekir, Ömer, Osman, Ali (ra) Mevlid Kandili’ni ihya etmedi. Tabiin imamları, dört mezhep imamı, hadis imamları Mevlid Kandili’nde bir araya gelip bir şeyler yapmadılar.
Sorum şu; peygamberin, sahabenin, tabiinin, dört mezhep imamının, hadis imamlarının bilmediği ve yapmadığı şey nasıl din oluyor?
Acaba din diye, size sonradan uydurulan şeyler öğretiyor olabilirler mi? Biz peygamberi sahabe ve tabiinden daha çok seviyor olabilir miyiz?
Neden bunca Sünni alim ve mezhep değil de Rafizi, Batini ve Haçlı işbirlikçisi Fatimilerin ihdas ettiği bir geceyi ihya ediyoruz?
Rasûlüm! Onlara söyle, Allah’ın lutfu ve rahmetiyle, evet sadece bununla sevinip ferahlasınlar! Çünkü bu, onların toplayıp biriktirdikleri her şeyden daha hayırlıdır.
Allah u teâlâ peygamberin Rahmet olduğunu ve Allah'ın rahmeti ile sevinmenin topladığımız her şeyden daha +
قال الحافظ أبو نعيم: ومنهم الإمام الكامل العالم العامل، ذو الشرف المنيف، والخلق الظريف، له السخاء والكرم، وهو الضياء في الظلم، أوضح المشكلات، وأفصح عن المعضلات، المنتشر علمه شرقاً وغرباً، المستفيض مذهبه براً وبحراً، المتبع للسنن
الحجازي المطلبي أبو عبد الله محمد بن إدريس الشافعي
Önceki dönemlerde fedakarlık sayılan kimi hususiyetler kendi dönemi içerisinde ilerleme için engel sayılabilir.
Her alanda fedakarlık gösterenlerin kendi alanında iyi olanlardan iyi olduğu söylenemez.
Yeter harbiden ya, ''sünniler müşriktir, sahtekardır'' diyen Edip Yükseller boşuna çıkmıyor bu ülkeden. SİZİN YÜZÜNÜZDEN ÇIKIYOR!
Benim gibi, sünnilere ılımlı yaklaşan bir avuç ''reformist'' (?) var zaten, benim gibileri de siz bitiriyorsunuz yetti artık ya.
İllaki çıkıp ''bunlar şöyle yalancı, böyle yalan söylüyor, böyle TRİBÜNLERE OYNUYORLAR'' tarzı sidik yarışına mı çevirelim olayı? harbiden bir salın ya yeter.
İtikadı yavaş yavaş inşaa ediyorum çok şükür :)
Mevcut görüşlerin Tanrı tasavvuru bana halen sıkıntılı geldiği için salt akıl ve kutsal kitaplardaki tasavvuru birleştirip bir itikat oluşturdum.
%100 her şeyi sorguladım diyemem ama büyük oranda taşlar yerine oturdu.
Ey Âdem ise topraktandır. Arap'ın Arap olmayana Arap olmayanında Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi kırmızı tenlinin siyah üzerine siyahında kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allahtan korkmaktadır.
ايها الناس إن ربكم واحد وإن أباكم واحد كلكم لآدم وآدم من تراب أكرمكم عند الله اتقاكم، وليس لعربي على عجمي فضل إلا بالتقوى
insanlar! "Rabbiniz birdir. Babanızda birdir. Hepiniz Ademin çocuklarısınız.
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ellerini kaldırarak şöyle buyurdu: Allahu ekber harap oldu Hayber. Biz bir kavmin düzlüğüne indik mi uyarılanların sabahı pek kötü olur."
سمعت أنس بن مالك رضي الله عنه يقول:
صبح رسول الله صلى الله عليه وسلم ��يبر بكرة وقد خرجوا بالمساحي، فلما رأوه قالوا: محمد والخميس، وأحالوا إلى الحصن يسعون، فرفع النبي صلى الله عليه وسلم يديه وقال: (الله أكبر، خربت خيبر، إنا إذا نزلنا بساحة قوم فساء صباح المنذرين).
Enes b. Malik r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sabahleyin erkenden Hayber'in önüne vardı. Oradakiler ellerinde çapalarıyla dışarı çıkmışlardı. Onu görünce: Muhammed ve ordu, dediler. Koşarak kaleye doğru gittiler.
Onları boş ümitler ve yalan sevdâlarla oyalayacağım. Ve emredeceğim, hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığı şekli değiştirecekler.” O halde kim Allah’ı bırakıp şeytanı dost edinirse, elbette o, açıktan açığa büyük bir zarara uğramış olur