Tarık Akan, kariyerinin zirvesindeyken komedi filmlerini bırakıp toplumsal meseleleri konu alan filmlere yönelme kararı aldı. Bu kararın bedelini hayatı boyunca ödedi; bu uğurda ‘bitlendi’ fakat yolundan dönmedi.
meftunu olduğum yazar şule gürbüz’den bir alıntıyla açıklamak isterim: “sonra üzerime bir tat geldi. hâlimi kabul geldi. hafriyatla fazla ilgilenmez oldum, çok da umursamaz oldum. bu hayatı beğenir oldum. bu hayatın bizzat kendisi bana olabilecek hayatların en manalısı geldi.”
@haskologlu Devlet e-posta üzerinden çok temel bilgi mi talep eder? Artı bir regülasyona tabi olması gerekir, ilk önce bulunduğun bölgedeki yetkili otoriteden izin almış olmaları gerekirdi. Ben bir de bunlarla iş görüşmesine girmiştim, zaten sordukları sorulardan amatör oldukları belliydi.
@haskologlu Devlet e-mail üzerinden bir temel bilgi mi talep eder? ben bir de bunlarla iş görüşmesine girmiştim, zaten sordukları sorulardan ne denli amatör oldukları belliydi.
@Fenerbahce rakip beşli defans yaparak kapanmışken iki tane 6 numara ile oynamaya gerek yok. İsmail Kartal o kadar zeki ki, iki tane 6 numara yetmezmiş gibi bir de üç tane birden oynatıyor. Utanmasa dört tane 6 numara oynatacak ama kadro buna elverişli değil.
paris, texas: temelinde suçluluk ve pişmanlık, terk edilme ve terk etme, aile bağları,insanın geçmişinden kaçmasının mümkün olmadığı,sevdiğin birini geri kazanmakla onun özgürlüğüne saygı göstermek arasındaki çatışma,yalnızlık ve yabancılaşma temalarının işlendiği güzel bir film.
gösteriş düşkünü insanlar temmuz, ağustos aylarında tatile çıkar. kültürlü, duygusal insanlar ise tatil için eylül'ü seçer. bir de hiç tatile çıkmayanlar vardır, işte onlar hayatın mücevherleridir, onlar varoluşlarının farkında, yaşamı her anlamda çözmüş şahane insanlardır
Bir sosyal medya kullanıcısı paylaştı:
''Bugün babamı muayene için hastaneye götürdüm. Ona, “Sen şu sütunun yanında bekle, ben sonuçları alıp geleceğim” dedim.
Döndüğümde, bir zamanlar dayanağım olarak gördüğüm ve gözümde her şeyi yapabilecek kadar güçlü olan babamın, küçük bir çocuk gibi hiç kıpırdamadan beni beklediğini gördüm. O an içimi tarifsiz bir hüzün kapladı.
Fark ettim ki artık anne ve babamın gözünde yetişkin olan bendim; babamsa benim gözümde bir çocuğa dönüşmüştü. Roller değiştiğinde insanın içine anlatılması güç bir sızı yerleşiyor…''
"Çoğunluk dünyayı kötü fikir ve eylemleriyle, hem plastik, hem nükleer, hem siyasal kirletirken; bir küçük azınlık, yalnız romanlarda görülebilecek muhteşem bir umutla ortalığı temizlemeye çalışmaktalar."
Ferhan Şensoy
Dostoyevski’nin Beyaz Geceler romanında, isimsiz anlatıcı günlerce Nastenka’nın dertlerini dinler ve onu teselli eder. Nastenka, söz verdiği tarihte dönmeyen nişanlısının acısını çekmektedir. Adam bu süreçte kadına derinden âşık olur. Nastenka nihayet nişanlısından ümidini kesip ona olan sevgisinin bir yanılgı olabileceğini söylediği ve adamın sevgisine karşılık vermeyi kabul ettiği gece, beklenen nişanlı çıkagelir. Nastenka anında adamın yanından ayrılıp sevgilisine koşar; yalnızca bir an için geri dönüp anlatıcıyı öper ve vedalaşır, ardından günlerce kendisine destek olan bu kişiyi arkasında bırakarak eski sevgilisiyle birlikte uzaklaşır.
İnsan, zor bir dönemden geçerken kendisine destek olanları genellikle kalıcı bir yol arkadaşı değil, geçici bir sığınak olarak görür. Yaşadığı kriz bitene kadar bu insanların varlığına ihtiyaç duyar. Fakat işleri yoluna girdiğinde ya da asıl beklediği fırsat karşısına çıktığında, o güne kadar kendisine omuz veren kişileri kolayca geride bırakır. Birinin en kötü gününde yanında olmak, onun hayatında sağlam bir yer edinmek anlamına gelmez. Çoğu zaman iyileşen insan, ayağa kalktığında ilk iş olarak kendisine koltuk değneği olan kişiyi bir kenara bırakır.
@aliaktas7 Teknolojinin mutfağından bildiriyorum: anca duyarsın, çünkü konuya hakim ve vakıf değilsin, işin gücün yalakalık halkı baskı altına alanların değirmenine su taşımaktan başka bir şeye kafan çalışmaz.
(cemaatlerin hepsinin içinden geçsinler, destekliyoruz, ama şakşakçılığı değil).