Muhammed b. Abdilvehhâb رحمه الله şöyle demiştir:
“Allah katında en büyük ve en yüce mertebelerden biri, Allah’a davet etmektir.
Nitekim Allah'u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
‘Allah’a davet eden kimseden daha güzel sözlü kim vardır?’”
ed-Dureru’s-Seniyye, 1/63.
İbn Kudâme el-Makdisî رحمه الله şöyle demişti:
“��eytanın askerlerini kalpten ancak Allah'u Teâlâ’yı zikretmek uzaklaştırır. Çünkü zikirle birlikte onların kalpte barınması mümkün değildir.”
Muḫtaṣaru Minhâci’l-Ḳâṣidîn, 1/148.
İbn Receb رحمه الله şöyle nakleder:
“Birine: ‘İnsanların en huzurlu olanı kimdir?’ diye soruldu.
O da şöyle cevap verdi:
‘Toprağın altında yatan, azaptan emin olmuş ve sevabı bekleyen kimselerdir.’”
Tefsîru İbn Receb, 2/493.
Abdurrahman es-Sa‘dî رحمه الله şöyle demişti:
“İnsanlara sevin�� veren her şey sadaka ve ihsandır. Onlardan hoşlanmadıkları şeyleri gidermek, az olsun çok olsun razı olmadıkları şeyleri onlardan uzaklaştırmak da sadaka ve ihsandır.”
Behcetu Kulûbi’l-Ebrâr, 1/142.
Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Şüphesiz sizin bana en sevgili olanlarınız ve âhirette bana en yakın olacak olanlarınız, ahlâkı en güzel olanlarınızdır. Bana en sevimsiz olanlarınız ve âhirette benden en uzak olacak olanlarınız ise ahlâkı en kötü olanlarınızdır; çok konuşanlar,👇
İbn Kayyim el-Cevziyye رحمه الله şöyle demişti:
“En büyük fıkıh ve anlayışlardan biri de, kişinin günahlarının ölüm anında kendisini yüzüstü bırakmasından ve kendisiyle husn-i hâtime arasına engel olmasından korkmasıdır.���
ed-Dâʾ ve’d-Devâʾ, s. 167.
İbn Teymiyye رحمه الله şöyle demişti:
“Günah ehlinin günahlardan elde ettiği geçici haz ve zevk, sonunda hüzne ve helâke dönüşür.”
et-Tefsîru’l-Kebîr, 5/74.
İmam Kurtubî رحمه الله şöyle demiştir:
Kulumun benim hakkımdaki zannı’ ifadesinin anlamı hakkında şöyle denilmiştir:
Dua ettiğinde kabul edileceğini umması,
Tövbe ettiğinde kabul olunacağını ümit etmesi,
İstiğfar ettiğinde bağışlanacağını beklemesidir.
Câmiʿ li-Ahkâmi’l-Kurʾân.
Ebû Hureyre رضي الله عنه rivayet ettiğine göre, Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Allah Teâlâ buyurdu ki:
‘Ben kulumun benim hakkımdaki zannı üzereyim. Eğer benim hakkımda hayır zannederse bu onun lehinedir; şer zannederse o da onun aleyhinedir.’”
Sahihu’l-Câmiʿ: 4315.
Ebû Hureyre رضي الله عنه rivayet ettiğine göre, Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Allah Teâlâ buyurdu ki:
‘Ben kulumun benim hakkımdaki zannı üzereyim. Eğer benim hakkımda hayır zannederse bu onun lehinedir; şer zannederse o da onun aleyhinedir.’”
Sahihu’l-Câmiʿ: 4315.
el-Mizzî رحمه الله şöyle demiştir:
“Bilmeyen kimse sussa, hem kendisi rahat eder hem de başkalarını rahat ettirir; hata azalır, isabet ise çoğalır.”
Tehzîbu’l-Kemâl, 2/326.
İbn Receb رحمه الله şöyle dedi:
Dilediğin kimseyle arkadaşlık et. Arş üzerine istivâ eden Allah’a yemin olsun ki, kabirde sana yalnızca bir tek arkadaş eşlik edecektir; o da salih amelindir. Öyleyse onunla olan arkadaşlığını güzel kıl ki, o da kabirde sana güzel arkadaşlık etsin.
“Allah, sizden iman edenleri ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltir.”
[Mucâdele: 11]
İmam Şâfiî رحمه الله şöyle dedi:
“Kim dünyayı isterse ilme sarılsın; kim âhireti isterse yine ilme sarılsın.”
Menâḳıbu’ş-Şâfiʿî, 2/139.
kendisine yeterlilik verilir.
Kim kalbindeki bir şehveti Allah için terk ederse, Allah o kalbi o şehvet sebebiyle azaplandırmaktan daha kerem sahibidir.”
Ravdatu’l-Muḥibbîn, 1/596.
Ebû Suleyman ed-Dârânî رحمه الله şöyle dedi:
“Kim içini arındırırsa, onun için de işler arındırılır. Kim de içini bulandırırsa, onun üzerine de işler bulandırılır.
Kim gecesini güzel geçirirse, gündüzünde kendisine yeterlilik verilir. Kim gündüzünü güzel geçirirse, gecesinde
كان الحسن البصري يقول :
القبر يأكل الشحم واللحم... ولا يأكل الإيمان
[ العزلة لابن أبي الدنيا ٢٠٤ ]📚
Hasan el-Basrî şöyle derdi:
“Kabir, yağı ve eti yer; fakat imanı yiyemez.”
el-ʿUzle, no: 204.
Muhammed b. Ka‘b el-Kurazî رحمه الله şöyle dedi:
Allah bir kulu hakkında hayır murat ettiğinde, onu dünyaya karşı zâhid kılar, dinde ona anlayış verir ve kendi kusurlarını görmesini nasip eder. Kime bu üç şey verilmişse, ona dünya ve âhiret hayrı verilmiş demektir.
Zühd, 1/218.