Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’nda bir öğretmenimizi ve 9 öğrencimizi kaybettiğimiz katliamdaki ihmallerin hesabını vermek, gerekli önlemleri almak ve kamuoyunun vicdanını rahatlatmak yerine; Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreterimiz Yeliz Toy hakkında soruşturma açtırmış ve idari ceza verilmesini istemiştir. Aynı zamanda önceki dönem Genel Sekreterimiz Ebru Sungar ve Kars Şube Başkanımız Ersin Özbey’e sosyal medya paylaşımları nedeniyle soruşturma açılmıştır.
Bu soruşturmalar ve talep edilen cezalar; Ayla öğretmenimiz ile öğrencilerimizi kaybettiğimiz saldırının yarattığı infiali bastırma, sorumluluğu görünmez kılma ve eleştirileri hedef alma çabasından başka bir anlam taşımamaktadır.
Bir öğretmenimizi ve 9 öğrencimizi kaybettiğimiz katliamın ardından, Kahramanmaraş’ta Eğitim-İş adına eğitim emekçilerimizin ve öğrencilerimizin ailelerinin yanında olmak için katıldığı cenaze töreninde Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreterimiz Yeliz Toy, eğitim emekçilerinin ortak feryadını dile getirerek Yusuf Tekin’e “okulda ölmek istemiyoruz” demiştir. Bakan Tekin ise bu feryadı duymak ve yaşanan ihmallerle yüzleşmek yerine, eleştirileri hedef almayı tercih etmiştir. Bugün Yeliz Toy hakkında açtırılan idari soruşturma ve kademe ilerlemesinin durdurulması yönündeki ceza talebi de bu anlayışın sonucudur.
Daha vahim olan ise şudur: Bu acı olayın ardından kamuoyunda öncelikle sorgulanması gereken kişi, Milli Eğitim Bakanı olarak okul güvenliğinden ve eğitim kurumlarının yönetiminden birinci derecede sorumlu olan Yusuf Tekin’dir. Ancak Yusuf Tekin yaşananların sorumluluğunu üstlenmek yerine, kendisine yöneltilen eleştiriler nedeniyle bizzat şikâyetçi olmuş; emri altındaki müfettişleri devreye sokarak sendika yöneticilerimiz hakkında soruşturma açtırmış ve disiplin cezası verilmesini istemiştir.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/bwLMBoBBML
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay'dan Yusuf Tekin'e öğretmen Irmak Ayşe Koparan tepkisi:
"O Milli Eğitim Bakanı'na diyorum ki; gel, burada babanın, annenin, kardeşlerin yüzüne bakarak 'Soruşturma açacağız tabii' diyerek aynı gülümsemeyi yapabilecek misin?"
10. Yıl Nutku'nda Atatürk'ün okumaktan vazgeçip üstünü çizdiği cümleleri:
“Bu söylediklerim hakikat olduğu gün, senden ve bütün medeni beşeriyetten dileğim şudur:
Beni hatırlayınız!”
İstanbul’da bir okulda 17 yaşındaki bir öğrenci tarafından öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik’in katledilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci’nin tepkisi.!! :
“Söylenecek söz yok. Rahmet dilerim Fatma Nur öğretmenim.”
Hatırlıyor musunuz?
Önce sınıf içinde öğretmenleri zor duruma düşüren videolar geldi.
Sonra; okul basan, öğretmen ve okul idarecilerini darp eden öğrenci-veli haber ve videoları.
Biliyor musunuz?
En sonunda ise bir öğretmen öldürü
Göz göre göre geldi.
Artık öğretmenler okulda güvende değiller!
Öğretmeni Korumak, Geleceği Korumaktır.
“Öğretmenlerimizi koruyamazsak, çocuklarımızı ve gençlerimizi de koruyamayız.”
Bu cümle bir temenni değil; bir hakikatin ifadesidir. Çünkü öğretmen sadece ders anlatan kişi değildir. Öğretmen; bir çocuğun hayata bakışını şekillendiren, bir gencin içindeki umudu diri tutan, kimi zaman ailesinin bile fark edemediği yaraları sezebilen insandır.
Bir toplum öğretmenini yalnız bırakırsa, aslında kendi geleceğini sahipsiz bırakmış olur.
Bugün okullarda sadece müfredat işlenmiyor. Sabır öğretiliyor. Saygı öğretiliyor. Sorumluluk öğretiliyor. Hayata tutunma iradesi öğretiliyor. Ve bütün bunlar, çoğu zaman görünmeyen bir emekle yapılıyor. Fakat ne yazık ki öğretmenin itibarı zedelendiğinde, sözü değersizleştirildiğinde, otoritesi tartışma konusu yapıldığında en büyük kaybı çocuklar yaşıyor.
Çünkü çocuk, öğretmenine duyduğu güven kadar öğrenir. Genç, öğretmenine duyduğu saygı kadar kendini geliştirir.
Öğretmeni değersizleştiren her söz, sınıfta yankı bulur. Öğretmeni yalnızlaştıran her tavır, öğrencinin gözünde bir boşluk oluşturur. O boşluk zamanla disiplin sorunu, değer kaybı ve yönsüzlük olarak geri döner.
Elbette öğretmen de insandır. Hataları olabilir. Eksikleri olabilir. Fakat çözüm, itibarsızlaştırmak değil; güçlendirmektir. Çözüm, yıpratmak değil; destek olmaktır. Çünkü güçlü bir öğretmen, güçlü bir nesil demektir.
Bir çocuğun güvenli alanı sadece ailesi değildir. Okul da onun evidir. Ve o evin temel direği öğretmendir. Direk zayıflarsa çatı sarsılır. Çatı sarsılırsa içinde büyüyenler güvende hissedemez.
Bugün gerçekten çocuklarımızı düşünüyorsak, önce öğretmenin yanında durmalıyız. Onu korumalı, değerini teslim etmeli, sözünü itibarlı kılmalıyız.
Unutmayalım: Öğretmenini koruyan toplum, yarınını korur.
Öğretmenini yalnız bırakan toplum ise geleceğini riske atar.
Yakup Güneş
“Söylenecek söz yok” yok mu? Milli Eğitim Bakan yardımcısı olarak söyleyecek bir şeyiniz yoksa o zaman istifa etmeniz gerekmez mi? Söyleyecek sözü, yapacak işi olan otursun o makama.
#ÖğretmenSahipsizDeğildir
dediklerine bakmayın!
Öğretmen yıllardır
çapsız velilerin önüne atılan yem, şımarık öğrencinin oyuncağı, saçma ve vahşi sistemin uşağı haline getirilmeye çalışılan ;
eğitimle alakası olmayan yobaz tarikat ve cemaatçilerin açık hedefi haline getirilen bir avuç yıldız tozudur. Gitse bile üstünüze yapışmış birkaç parça sim parlamaya devam eder ama gerçek ışıltısının farkını ancak onun kıymetini bilen yansıtabilir.
#Öğretmenesiddet ne demek?
#ÖğretmenSahipsizDeğildir Ülkenin en kıymetli cevherini işlesin diye eline verdiğin öğretmeni sahipsiz bırakmayacaksın elbet. Dur da bir düşün nasıl geldi işler bu hâle? Cehaletle savaşıyorduk biz birileri itibarsızlaştırmadan önce bizi. O cahiller, cani olup karşımızdalar şimdi
@bahriyeucok1 Kocası, hanımları karıştırmasın diye işaret koyuyor. Biri fiyonklu, biri papatyalı… öyle gider. Zor ama Fatma’yı Ayşe’den ayırmak bu durumda hakikaten. Anlayış gösterin biraz.
Halil Konakçı denilen zatın son dönemde yaptığı açıklamalar, Cumhuriyetin temel değerlerine ve toplumsal barışa yönelmiş sistematik bir saldırı niteliği taşımaktadır.
Cumhuriyete ve Atatürk’e hakaret eden, laiklik karşıtı söylemlerle toplumu ayrıştırmaya çalışan; kadınların giyimine, karma eğitime ve gençlerin yaşam biçimine müdahale etmeyi kendinde hak gören; sanatçı Volkan Konak için kullanılan “sahnede geberdi” gibi insanlık dışı ve saygısız ifadeleri meşrulaştıran; doğal afetleri “toplumsal günahlar” ile ilişkilendirerek büyük acılar üzerinden toplumu suçlayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu ülkenin ortak değerlerine yönelik böylesi pervasız ifadeler kullanan hadsiz, küstah ve utanmaz bir zihniyetin kabul edilmesi mümkün değildir.
Bu şahsın öğretmenleri “atın, sürün, şut” sözleriyle hedef göstermesi; sendikal haklarını kullanan kamu emekçilerini görevden alma çağrısında bulunması açık bir hukuk ihlaline davettir. Hiç kimse anayasal haklarını kullanan öğretmenleri tehdit edemez, sürgünle ya da görevden alma çağrılarıyla baskı altına almaya kalkışamaz.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız;
https://t.co/zkQsIDK5fV
📍Adana Dinozor Parkı’nda yaşanan olayda, 4 gencin içerisinde kuşların bulunduğu yuvayı sallayarak kuşların kaçmasına neden olduğu, ardından yuvayı parçalayarak tamamen kullanılamaz hale getirdiği belirlendi.
Eğitim-İş olarak, öğretmene yönelik şiddeti protesto etmek, öğretmenlik mesleğinin onuruna sahip çıkmak için hazırladığımız bildiri, Türkiye’nin dört bir yanındaki okullarda, öğretmen odalarında, ikinci ders teneffüsünde okundu.
Bildirimizde, öğretmene uzanan her elin aslında ülkemizin geleceğine uzandığı ifade edilerek, öğretmene yönelik şiddetin tesadüf değil; öğretmeni hedef gösteren, mesleğin saygınlığını aşındıran ve çalışma koşullarını güvencesizleştiren politikaların doğrudan sonucu olduğu vurgulanmıştır.
Eğitim-İş olarak bu düzeni kabul etmediğimizi açıkça ilan ettik.
Bildiri metnimizi ve fotoğrafları görmek için tıklayınız:
https://t.co/trpXgb3WQk
Bunlardan sadece kula kulluk eden, köle ruhlu zavallılar çıkar, Atatürk, Cumhuriyet ve Laiklik düşmanları bilinçsiz robotlar çıkar.
Ve bu durum Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti adına en üst seviyede tehlikelidir. Bu nedenle de Anayasa’ya ve yasalara göre yasa dışıdır ama iktidar Anayasa, yasa, hukuk, adalet tanımadığı için artık Türk çocuklarını, gençlerini rahatlıkla ağlarına düşürebilmekte, beyinlerini iğfal ederek yıkayabilmekte ve mankurtlaştırabilmektedirler.
İşte aktivist böyle olur…
Kahkahalar atarak çaydan, börekten bahsetmez
- Ay sen ne iyiydin be abla!
- Sen de az değildin (kahkahalar) dur şu şeyi anlatsana…
gibi kendini önceleyen tuhaf diyaloglara girmez…
Aktivist kendini, çayı, böreği değil durumu, gerçeği dünyaya haykırır…
Duruşuna, ağzına sağlık Muhammed Fatih Sinan👏👏👏