Afgan kadınlar artık doktora gidemiyor. Çürümüş dişlerini bile çektiremiyorlarmış. Onlara yardım edemesek de, kendi haklarımıza sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor. Artık hiçbir şey çok uzak gelmiyor bana.
Suicide cause of death for 30% #Autistic people with an #LeDeR report. High levels of depression/anxiety & lack of understanding of autism & how to meet needs. We’ve been shouting about this for *years*. When will @NHSuk@educationgovuk listen?
Ankara’da, sahiplenme bahanesiyle aldığı yavru köpeklere yönelik cinsel istismar ve öldürme iddialarıyla yargılanan doktor Muhammet Mustafa Duman hakkında verilen 9 yıl 9 ay hapis cezası bozuldu. Dosya yeniden yargılamaya gidiyor.
Bu kadar ağır bir dosyada, en üst sınırdan verilen bir ceza neden bozuldu?
Cezanın düşürülmesi mi gündemde, serbestlik ihtimali mi var?
Kamuoyunun bu soruyu sorma hakkı var.
Yarın,
Ankara Bölge Adliyesi
📌Tarih: 30 Ocak 2026 Cuma
📌Saat: 10.00
#HükümNedenBozuldu
Hangi tarafa çalıştığını anlamayan varsa şu aşağıdaki şantajvari imaya bakabilir, deşilip çıkarılan tivitler filan. Alıntıladığı tivite sbam sbam diye laykı bastım bu arada. İboculuk insaniyettir.
“High functioning” is a shit term created by abled people. It simply means how much we affect everyone around us and how much we can do on the outside. You’re still immensely suffering on the inside.
People are experiencing 'very deep poverty’ across the UK according to @jrf_uk
Groups with unacceptably high rates of poverty, include Disabled people, those on benefits and carers.
Read the shocking full story here : https://t.co/WfZXuld3y6
Şunu okuyunca aklıma bir batılı gazetecilerin Ezidi kadınlarla röportajlar sonrasına dair raporları geliyor.Bir de özbek,suriye'li faillere bakıp feminizm bilgi üretimi üzerinden döndürülen palavralar.
:(
Bir feminist olarak, feminist arkadaşlarıma ve kadın mücadelesi yürüten arkadaşlarıma bir hatırlatma yapmak istiyorum.
Afganistanlı kadınların ve kız çocuklarının yaşadıklarını gördükçe, aklıma hep Sharon Smith’in Kadınlar ve Sosyalizm kitabı gelir.
Smith, bize bu acının yalnızca yerel bir "gericilik" sorunu olmadığını; kadınları içeride baskılayan yerel dinamikler ile dışarıda onları "kurtarma" vaadiyle pazarlayan emperyalist mekanizmaların birbirini nasıl beslediğini hatırlatır.
17 Kasım 2001’de Laura Bush’un radyodan tüm dünyaya, “Terörle mücadele, aynı zamanda kadınların hakları ve onuru için verilen bir mücadeledir” diye seslenmesi, basit bir temenni değildi elbette . Bu, bir işgalin üzerine yapıştırılan “ahlaki (!) meşruiyet” etiketiydi.
Ne yazık ki dönemin liberal feminist çevreleri, Smith’in “emperyal feminizm” olarak adlandırdığı bu tuzağı göremedi yada görmek istemedi.
Washington’ın jeopolitik ajandasını “kadın dayanışması” sanarak, bombaların kadınları özgürleştirebileceği yanılgısına ortak oldular.
Böylece Afgan kadınları, kendi kurtuluş mücadelelerinin öznesi olmaktan çıkarılıp, Batılı devletlerin “kurtarıcı” rolünü parlatan birer nesneye dönüştürüldü.
Toplumsal cinsiyet rejimini sınıf ve devlet şiddetiyle birlikte okuyan bir yerden bakınca mesele daha çıplak bence :
Altyapısı, okulları ve hastaneleri bombalanmış; toplumsal dokusu militarizmle parçalanmış bir coğrafyada özgürleşme “yukarıdan” ve “silahla” ihraç edilemez.
Emperyalizm gittiği yere hak veya demokrasi değil; güvenlik rejimleri, şiddet sarmalı ve istikrarsızlık götürür. “Kurtarma” adı altında yürütülen 20 yıllık işgal, kadınların gündelik hayatını daha güvencesiz kılmış, toplumu militarize ederek köktendinciliğin besleneceği damarları açık tutmuştur.
Bugün Taliban’ın kız çocuklarını eğitimden, kadınları kamusal hayattan sildiği o koyu karanlık, işte bu enkazın üzerinde yükseliyor. Gördüğümüz tablo, sadece bugünün gericiliği değil, yıllarca “kurtarıcılık” diliyle meşrulaştırılan işgalin yarattığı boşluktan doğan bir karşı-tepkidir. Bu yüzden denklem benim için nettir: Ne işgali “kadın hakları” ambalajıyla pazarlayan devlet feminizmine(!), ne de “düzen” diyerek kadınları eve hapseden rejime razıyız.
Feminizm, birbirini besleyen bu iki düşmana aynı anda “hayır” diyebildiği yerde gerçek bir politik güç olur.
@drdaisymayhem :( Hastabakıcıların biz de burada doktor olduk tabi demesi, hemşirelerin kendini terapi yapıyor zannetmesi trsm'lerde. Terapiyi vs. Kahve, sohbetle bir tutana zaten diyecek laf yok.Sekreterlerin hastanelerde içeride olmasına alışmak hiç iyi birşey değil bence. :(
Marx Kapital'i hiç yazmamış gibi, aynı şeyleri sorup, Allah Allah deyip duruyoruz 1.5 asırdır. Adama da ayıp oluyor açıkçası. Ya anlattım ya işte diye ters dönüyordur mezarında. Artan verim işçiye maaş ve tatil olarak dönemez. Kapitalist paylaşmaz. Paylaşsa kapitalist olmaz.
Penguen videosunu paylaşan belediye ve valiliklere hayret ediyorum sanki hiç sokak hayvanlarına eziyet edilmemiş barınaklarda sokaklarda bu hayvanlar acımasızca katledilmemiş gibi . Empatiniz bu kadar yüksekti de onca hayvan acımasızca katlediğinde neden hüzünlenmediniz hayret
“Why is their suffering acknowledged enough for euthanasia but not enough to fund clinical research?”
Lauren’s parents, after her death by euthanasia in 2024.
"İnsanın sağlığı bireysel değil, ekosistemiktir. Bağışıklık sistemi yalnızca bedenin iç dengesiyle değil, dış dünyanın biyoçeşitliliğiyle kurduğu barışçıl ilişkiyle ayakta kalır. Doğayı bir hammadde deposu (meta) olarak gören, onu sınırsız bir iştahla sömüren bu tahakkümcü zihniyet; sadece iklimi, toprağı, havayı ve suları değil, bizzat hücrelerimizin dengesini de bozmuştur. Bugün dünya genelinde alerji sorununda gördüğümüz devasa artış; iklim kriziyle, toksik madde ya da mikroplastik kirliliğiyle ve gıdaların besin değerindeki düşüşle aynı kök nedenlere sahiptir. Bedenin içindeki bu ‘yanlış alarm’, aslında dış dünyadaki tahrip edilmiş ekolojik sistemlerin, çevresel kirliliğin biyolojik bir göstergesidir. Dolayısıyla iyileşmenin yolu sadece semptomları baskılayan ilaçlardan değil; bizzat çevrenin ekolojik onarımından, yaşam alanlarımızın ve gıda sistemlerimizin yeniden düzenlenmesinden geçiyor; daha kapsamlı bir bakış açısıyla söylersek, eşitlik ve adalet mücadelesinden geçiyor." 🖋️@bulentilgaz
📌Alerjinin politik ekolojisi ve çocuklardan çalınan biyolojik miras https://t.co/NbzUW07T5B via @kitapkritik24