E gerizekalılık sizde.. "Acil kullanım onayı" lafını niye sorgulamazsınız. ⛔ "Daha henüz aşının yan etki testlerini bitirmedik ama durum çok acil" anlamına geldiğine bakmadan ne diye yaptırırsınız. Acil kullanım onayı cümlesi çok afilli duruyor değil mi..? 😄😂😂 #mRNA#COVID19
Haymanalı Doktor Dünya Zirvesinde!.. "Ömer Özkan Aslında Kim?" 👇👇Tıp Tarihi Antalya'da Yazıldı!
1980'ler... Haymana'da küçük, sıradan bir manifaturacı dükkânı. Kumaş tozları, ağır bir makasın tıkırtısı ve babasına sessizce yardım eden bir çocuk...
O gün o dükkânda babasını izleyen çocuğun, yıllar sonra dünya tıp tarihini baştan yazacağını kimse bilmiyordu.
Yani, kimsenin aklına gelmezdi herhalde.
Kopan kolları, bacakları mikroskop altında iğneyle kuyu kazar gibi saatlerce dikti yıllarca.
Antalya'dan yaktığı ışık ta Amerika'ya ulaştı. Ameliyatları Harvard amfilerinde ders niyetine izlendi. Ama Prof. Dr. Ömer Özkan'ın asıl büyük imtihanı başkaydı.
"Asla anne olamazsın" denilen bir hastası vardı. Dünyada bir ilki denedi, kadavradan rahim nakli yaptı.
Tam 9 uzun yıl beklendi...
O anne yıllar sonra bebeğini sağ salim kucağına aldığında dünya basını kameralarla hastaneye yığılmıştı.
Yabancı gazeteler koca puntolarla zafer manşetleri atıyordu. O ise sadece kenarda durdu. Kameralara çok bakmadı, edilen teşekkürleri mahcubiyetle, yere bakarak kabul etti.
Şimdi düşününce insanın içine oturuyor. O kadar ödül, unvan, uluslararası şöhret...
Hiçbiri o annenin o gün hastane odasında verdiği karar kadar sarsıcı değildi.
Annesi, bir ömür beklediği o mucize bebeğe doktorunun adını verdi: Ömer Özkan. ⏳
Bazı insanlar doğduğu toprağı unutmamanın, şımarmamanın ödülünü böyle sessiz dualarla alıyor. Haymana nere, dünya nere... 🥀🇹🇷
Tarihçi Aydın Ayhan, Yunan işgali sırasında Yunanistan adına gizli tanıklık yaparak 132 Kuvâ-yi Milliyeciyi yargılayan Yunan askeri mahkemesine ait belgelere ulaştı.
Tarihçi Ayhan çarpıcı bir detay da verdi:
Yunan askeri mahkemesi, Bandırma’da 132 Kuvâ-yi Milliyeciyi yargılıyor; yani işgal yıllarında.
Bunlar yargılama tutanakları. Önü arkalı, hepsi Yunanca. Çok ilginç. Bu da savcının kararı. Tabii bunlar orijinal belgeler; ben bunları satın aldım.
Burada Yunanlılar gizli tanık kullanmış. Öyle ki mesela Ahmet oğlu Mehmet hakkında, “23 numaralı ve 45 numaralı tanıklar bunları söyledi.” deniliyor.
70 tane gizli tanık var. Bunların beşi gayrimüslim, 65’i Müslüman. Hainler. Bunların listesini eksiksiz şekilde aldım. Kaçarken bunu unutmuşlar, kimse de bulamamış.
Atina Ziraat Mektebinden mezun bir ziraat mühendisi bulduk, para verip bunları çevirttirdik. Ben de bunlarla ilgili bir kitap yazdım.
Sonra bir çocuk geldi, baktı ve, “Ben bu köydenim. Bunların çocuklarını, bu aileleri tanıyorum. Bu ailelerin çocukları hâlâ haindir hocam.” dedi.
Görüntü kaynağı: Rueya Mostafavi
Sinem Dedetaş: "Cumhuriyete ve devlete borcumuz var"
Görevinden uzaklaştırılan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş şu anda Çorlu Karatepe Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor.
Ancak buna rağmen Sinem Dedetaş’ın ismi daha üst makam ve mevkilere yakıştırılıyor; İBB Başkanlığı’ndan çeşitli bakanlıklara ve hatta Cumhurbaşkanlığı makamına. Cumhuriyet’in yetiştirdiği önemli değerlerden ve Türk denizciliğinin her daim ışıldayan yıldızı olan Sinem Dedetaş’ın yapacağı daha çok iş olduğuna yurtsever hiç kimsenin kuşkusu yok.
Atatürk ve Cumhuriyet'e kimler düşman?
✅Atatürk'ün İzmir'de denize döktüklerinin torunları ,
✅Rum devleti kurmak isteyen fakat asılanların torunları,
✅David Rockefeller'in adamları,
✅Misyoner okullarının sahipleri ,ABD ve batılı devletler
✅Lozan'ı tanımayanlar ,Sevr hayali kuranlar ve PKK'lılar...
✅ Kripto Ermeniler...
Aktivist: “Yün zulümdür. Koyunlar rahat bırakılmalı.”
Çiftçi: “Nerede rahat bırakılmalı?”
Aktivist: “Bir yaşam alanında.”
Çiftçi: “Ne yaparak?”
Aktivist: “Sadece koyun olarak yaşayarak.”
Çiftçi: “Koyunlar on bin yıldır sürekli uzayan yün üretmeleri için yetiştiriliyor. Eğer onları kırkmazsam aşırı ısınırlar, sinek larvaları derilerine yerleşir ve kendi yünlerinin içinde acı çekerek ölürler.”
Aktivist: “O zaman yün üretmeyen koyunlar yetiştirin.”
Çiftçi: “Yetiştirdik. Onlara muflon deniyor. Sardinya’daki kayalıklarda yaşıyorlar. Galler’deki bir tepede kırk dakika bile hayatta kalamazlardı.”
Aktivist: “Yine de hayvanları kıyafet için kullanmamamız gerektiğini düşünüyorum.”
Çiftçi: “Üzerindeki kazak neyden yapılmış?”
Aktivist: “…geri dönüştürülmüş polyester.”
Çiftçi: “Yani plastik. Her yıkamada mikro lif bırakıyor. O lifler filtrelerden geçip nehirlere, balıklara ve sonunda sana ulaşıyor. Kullanım ömrü bitince de yüzlerce yıl çöplükte kalıyor. Benim koyunumun yünü ise 18 ayda toprağa karışıyor ve bu bahar yeniden uzadı.”
Aktivist: “Ama koyun buna onay vermedi.”
Çiftçi: “Kırkım bittiğinde gözleri kapalı şekilde uzanıyordu. Sonra kalkıp tekrar otlamaya devam etti. Nasıl hissettiğini ona sormanı önerirdim ama şu an meşgul. Ve bence cevabını çoktan verdi.”
Bu sabah sahilde koşarken en fazla 60 yaşındadır diye tahmin ettiğim birisi yüzündeki mutluluk ifadesiyle ve heyecanla önümü keserek beni durdurdu ve “nihayet seni görebildim” diyerek tokalaşmak için elini uzattı. Ben de telefonumdan dinlemekte olduğum programı kapatarak elimi uzattım.
Elimi önce sertçe kavradı ve beni kendisine çekerek şöyle bir salladı. Kendi kendime dedim ne oluyoruz 😀
Biz başladık sohbete sağolsun hakkımda güzel şeyler söyledi onur duydum. Fakat bir yandan beni övüyor bir yandan kolumu sıkıyor omzuma vuruyor karnıma bastırıyor, hatta kucaklayıp kaldırıyordu. Sonra da maşallah iyisin diyordu
Kendisine Kaç yaşındasınız diye sordum 71 dedi. Maşallah çelik gibiydi, üstelik bu yaşta.
Sonra şöyle dedi;
Sende kendimdeki ruhu görüyorum. Ben de hep spor yaparım, askerliğimde Eğirdir’de komando oldum. Kıbrıs’a gittim üçüncü harekat için bekledik, çok istedim olsun diye ama olmadı. Bir gün beraber koşalım olur mu? Diyerek sözlerini tamamladı.
Çelik gibi fiziği var demiştim ama sahip olduğu ruhun çok daha güçlü olduğunu gördüm.
Bana soruyorlar sen kime güveniyorsun gücünü nerden alıyorsun diye
Yemin ederim… böyle, hiç beklemediğim bir anda karşıma çıkan insanlarda bulduğum o ruhtan alıyorum.
Rabbim eksikliklerini göstermesin
Kalın sağlıcakla
Prof. Dr. Erhan Afyoncu’dan Lozan’ı eleştirenlere:
🔷 Öğrenciliğimden beri bunu izledim.
🔷 Lozan şöyledir, Lozan böyledir filan…
🔹Ya sen Lozan'ı imzalamasaydın ne imzalayacaktın yani?
🔷 Kayseri, Sivas, Tokat üçgeninden oluşan bir devlet olacaktı elinde!
🔷 Başka bir şey kalmayacaktı ki!
🔹Yani 3 tane, 4 tane vilayet!
🔷 Ve şu olabilir, önce siz Lozan'ın yarısı kadar bir başarı elde edin mesela!
“Merkezi hükümet muhatabımız değil” diyerek ucuz hırt petrolü çektiler. Parasını Irak resmi petrol şirketine değil, hırtlara ödediler. Hırtlar bölgesel yönetim bayraklarıyla Ankara’da kırmızı halılar serilerek karşılandı. Bizler de dedik ki “kesin win-win yapıyoruzdur”.. Biz devam edelim: Hırtlar bu parayla bayındırlık alanlarında özellikle Erbil, Duhok vs. muntazam ilerleme sağladı. Araya paravan aracı bir şirket konuldu. Kimlerin ortaklığı var bence incelenmesi iyi olur 🙂 Aradaki fark indiragandi edildi. Ucuz yakıt pompaya hiç yansımadı haliyle.. Sonra Irak paramı istiyorum dedi, hakemlik istedi, mahkemeye başvurdu. Bize de haşırt cezayı kestiler. Kuzey Irak kazandı, aracı paravan şirket Powertrans kazandı. Ucuz petrolden nasiplenemeyen ve cezayı misliyle ödeyecek olan Türk halkı yine kandırıldı, yine kaybetti..
📍İşin aslı şu;
➖İktidar, Irak Merkezi Hükümeti’ni baypas ederek Barzani ile anlaştı ve Irak petrollerini Kerkük üzerinden boru hattı ile Ceyhan’a taşıdı.
➖Ceyhan’a gelen petrol tankerlerle dünya piyasalarına dağıtıldı ama ağırlıklı olarak İsrail’e gönderildi.
➖Irak Merkezi Hükümeti, bu ticaretin hukuksuz olduğu gerekçesi ile Türkiye’yi Paris Merkezli ICC Tahkim Mahkemesi’ne şikâyet etti ve davayı kazandı.
➖Bu ticaretten yerli ve yabancı şirketler milyarlarca dolar kazandı.
➖Ancak 1 milyar 470 milyon dolar cezayı Aziz Türk Milleti ödeyecek.
➖Bu para, böyle bir ticaretin nelere mâl olacağını öngörüp sorumluları ikaz etmeyen, bu ticaretin 1973 tarihli boru hattı anlaşmasının ihlali olduğunu hatırlatmayan, Dışişleri Bakanlığımızın 2026 bütçesinin tam 1.5 katı.
📍Hikâye burada da bitmiyor.
➖Aldığım bilgiye göre aynı petrol ticareti ile ilgili 2 yeni dava daha yolda ve toplam ceza miktarı muhtemelen 5 milyar doları bulacak.
➖Birileri inanılmaz bir servete sahip olurken, bedelini yoksulluk ve sefalet içindeki halk ödeyecek.
➖Yazık bu güzel ülkeye, yazık bu çilekeş millete!
“Ereğli’de kömür Fransız, Haydarpaşa’da demir Alman, yalnız Yemen’de dökülen kan Türk.”
Yalnız şehitler, yalnız gözü yaşı analar, yalnız yüreğine taş basan babalar Türk.
Ümit Özdağ:
- Ne dediler? Abdullah Öcalan'a taviz yok. Kendisini fesh edecek ve silahları bırakacak. Sonra ortadan kaybolacak.
- Ne büyük bir yalan olduğu meydana çıktı mı? Adamlar silahlı mücadeleyi bırakmıyoruz diyorlar.
- Fatih Eryılmaz ise kendisi 15 Temmuz gecesi yaralı almış bir gazi emniyet müdürü.
- Ve şimdi o gaziler olan bitene isyan ediyorlar. Şimdi yarın gazilikler, şehitlikler ziyaret edildiğinde o mezarların başında siz boşuna ölmediniz dersek doğru olur mu? Hayır olmaz.
- Ama DEM milletvekilleri PKK'lı mezarlığının başında boşuna ölmediniz derse doğru olacak.
- 15 Temmuz Nedir?
- 15 Temmuz iktidarın Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı yıllarca FETÖ terör ve casus görüntüyle yapmış olduğu iş birliği sonucunda
- FETÖ'nün iktidarın arkasından dolanarak iktidarı da devirmek için bir örgütlenme yapması neticesinde oluşturduğu paralel
devletin bir askeri diktatörlük kurmak amacıyla yapmış olduğu girişim
- Ve bu girişime de Atatürk'e sadık askerlerin karşı çıkarak bu darbeye girişimin bastırmalarıdır.