Baro yönetimlerinin gerçeklikten uzaklığını biz anlatamazken yardıma koşan İstanbul Barosu'na teşekkürler.
Yüzlerce tevkil duruşmasına katılmış bir genç avukat olarak hiç 4000 TL alamadığımı, tevkil uygulamalarında alt sınırın 1100 TL olarak belirlendiğini ve genellikle alt sınırdan ilanlar verildiğini, avukatların meslek onuruna aykırı biçimde bir öğün yemek parasına adliyelerde sorgu yaptığını herhalde İstanbul Barosu bilmiyor.
Biliyorlarsa ve yine de tavsiye niteliğindeki bu tarifeyi yayınlardılarsa, "Biz belirledik, siz uygulayın" diyorlarsa durum ne yazık ki çok daha vahim.
İlan verenlerin de kimi zaman serbest çalışan genç avukatlar olabileceği bir yana, uygulanması mümkün olmayan tarifenin yayımlanma amacı sorumluluktan kaçmaktır. Sorumluluktan kaçmak isteyenlerin makamlara talip olması ülkemizin en temel problemlerindendir.
Yaz aylarına girerken GSG'den şahane bir eğitim sizleri bekliyor. Her meslektaşın elinde en az bir tane de olsa bir kira davası vardır.
Peki kira davalarında nelere dikkat etmeliyiz, uygulamada en çok hangi sorunlarla karşılaşıyoruz? Av. Yankı Büyüksezer'in anlatımıyla bunlara benzer pek çok soruyu cevaplıyoruz. @yankibuyuksezer
Uygulamada Kira Hukuku Eğitimi, 2 Haziran Salı günü Şira Kitap ve Kahve'de sizleri bekliyor. Eğitime katılmak için aşağıdaki bağlantıdan WhatsApp grubumuza dahil olabilirsiniz. Kontenjanlarımız sınırlıdır.
https://t.co/tn4drKdCF9
SAVUNMAYA YÖNELEN ŞİDDET KABUL EDİLEMEZ!
İstanbul Barosu üyesi meslektaşımız Av. Zeynep YILDIRIM, 22.05.2026 tarihinde Antalya ilinde yürüttüğü haciz işlemi sırasında bir polis memurunun fiziki müdahalesine ve darp eylemine maruz kalmıştır. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği müşteki ifadesine göre; meslektaşımızın telefonu zorla alınmış, kolu sıkılmış, fiziki arbede yaşanmış, hakaret ve tehdit içerikli sözlere maruz bırakılmış, ayrıca bir süre hürriyetinden yoksun bırakılmıştır. Olay sırasında yanında bulunan icra memuru da yaşanan arbededen etkilenmiş ve darbe almıştır. Olaya Antalya Barosu tarafından derhâl müdahale edilmiştir.
Meslektaşımızın beyanlarına ve icra tutanağına göre olay, haciz mahallinde kolluk görevlendirilmesi amacıyla gidilen Kepez Hal Karakolunda başlamış; karakol amiri tarafından, icra müdürlüğü müzekkeresine rağmen polis temininden kaçınılmıştır. Yaşanan tartışmanın ardından süreç fiziki müdahaleye dönüşmüştür. Meslektaşımız, görevli polis memurunun telefonunu elinden çekerek aldığını, kolunu sıktığını, kendisine fiziki müdahalede bulunduğunu ve tehdit içerikli davranışlar sergilediğini ifade etmiştir. Ayrıca olayın devamında, “Kadınlığını kullanarak iş yaptırmaya çalışıyorsun.” şeklindeki ifadelerle cinsiyet temelli aşağılayıcı söylemlere maruz bırakıldığını beyan etmiştir. Meslektaşımız, yaşanan olaydan sonra darp raporu da almıştır.
Avukatlık Kanunu uyarınca avukat; yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı temsil etmektedir. Bu nedenle avukata yönelik her saldırı, yalnızca bir meslektaşımıza değil; doğrudan savunma makamına, hukuk devletine ve vatandaşın hak arama özgürlüğüne yönelmiş bir saldırıdır. Görevini yerine getiren bir avukatın kolluk tarafından fiziki müdahaleye ve çeşitli saldırılara maruz bırakılması ise hukuk devleti açısından son derece ağır ve kabul edilemez bir durumdur.
Son dönemde avukatlara yönelik tehdit, baskı ve şiddet olaylarının giderek artması ciddi kaygı yaratmaktadır. Savunma makamını hedef alan söylemler ve avukatlık mesleğini itibarsızlaştırmaya yönelik tutumlar, bu tür hukuka aykırı fiilleri cesaretlendirmektedir. Avukatın görevini yaptığı sırada can güvenliğinin sağlanamadığı bir yerde hukuk güvenliğinden söz etmek mümkün değildir. Kaldı ki son dönemlerde haciz işlemleri sırasında avukatlara yönelik şiddet olaylarının arttığı herkesçe bilinmekteyken, haciz mahalline kolluk teminine karşı karakolda gösterilen direnç de kabul edilemez niteliktedir.
Meslektaşımız Av. Zeynep YILDIRIM’a geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor; olayın tüm yönleriyle aydınlatılması, kamera kayıtlarının incelenmesi, olay yerinde bulunan tüm görevlilerin beyanlarının alınması ve sorumlular hakkında gerekli adli ve idari soruşturmaların etkin şekilde yürütülmesi için sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.
Antalya Barosu
İstanbul Barosu
28 Nisan 2026 günü, Bursa’da, 26 yaşındaki meslektaşımız Avukat Hatice Kocaefe, ablasının alacağını tahsil etmek için başlattığı icra takibi nedeniyle borçlu tarafından canice bir pusu kurularak ve vurularak öldürüldü. Genç bir kadın avukat, sadece mesleğini yaptığı için, bir borçlunun “takibi geri çek yoksa öldürürüm” tehdidini hayata geçirmesiyle can verdi. Meslektaşımızın kardeşi de yaralandı.
Bu vahşi ve kahpe cinayeti lanetliyoruz. Kronikleşen bu sorunun kaynağına inerek çözüm üretilene kadar göstermelik başsağlığı dileklerini kabul etmiyoruz. Çürümüş bürokrasinin, saygısız toplum bireylerinin, sorumluluğu hep başkalarında arayan Bakanların, Baro ve Birlik Başkanlarının manasız ve duygusuz taziyelerine de itibar etmiyoruz. Bu olay münferit değildir yozlaşmış bir sistem bütününün kitlesel eylemidir.
Yüreğimize oturan, boğazımızda düğüm olan bu menfur olayın nasıl bürokrasi, toplum, siyasetçilerin el ele vererek avukatların hedef gösterilmesiyle vuku bulduğunu anlamak için şu sorulara cevap vermek yeterli olacaktır;
•Son 50 yılda, haciz kararı verdiği için kaç icra müdürü, tahliye veya itirazın kaldırılması kararı verdiği için kaç icra hakimi bir vatandaş tarafından katledildi?
•Ülkede son yıllarda verilen binlerce tartışmalı, “aptalca” veya adalete olan inancı ve güveni yerle yeksan eden kararlar nedeniyle kaç hakim, kaç savcı bir vatandaşın şiddetine uğradı?
•22 yıldır süren ekonomik ve sosyal politikalarla vatandaşını açlık-yoksulluk sınırına itip “birbirinin kurdu” haline getiren hükümet yetkililerinden hangisi, bu yüzden bir vatandaş tarafından hedef alındı?
Cevap: HİÇBİRİ.
Peki neden avukat öldürmek bu kadar kolay, cazip ve cüretkâr hale geldi? Neden bir borçlu, icra takibi yüzünden avukatını tehdit edebiliyor, silah çekebiliyor? Vatandaş hakime, savcıya veya adliyenin diğer bileşenlerine ses yükseltme hakkı ve cüretini kendinde göremezken avukata rahatlıkla en kötü yaklaşımı sergileyebiliyor?
Cezasızlık algısı ve avukatların (şayet numaralı barolarda değilse) devlet kademeleri tarafından adeta hedef gösterilmesi; adalet sistemindeki sorunların gerçek sorumlularını görünmez kılmaktadır. Kamuoyu önünde yozlaşma, rüşvet ve siyasi talimat iddialarıyla anılan bazı yargı mensupları değil de savunma hakkını yerine getiren avukatların sistemin bu hale gelmesinden sorumlu tutulması, vatandaş nezdinde de hukuksuzluğun meşrulaştırılmasına zemin hazırlamaktadır.
Sosyal mecralarda bir siyasetçiye eleştiri getirilse, tweet atılsa derhal devreye giren; polise “sol bek” dedi diye 5 yıl hapis cezası isteyen yarı otomatik savcılık sistemi neden sosyal medyada Avukat Hatice Kocaefe için yapılan paylaşımlara yapılan zibille küfür, hakaret ve aşağılayıcı yorumlara, kamu görevlisi olan avukatlara yönelik kin ve düşmanlık tahriklerine derhal işlem başlatmıyor, sırtını çeviriyor?
Çünkü sistem avukatı yalnız ve korumasız bırakma üzerine kurulu ve öyle de oluyor. Avukatlar kaderine terk edilmiş bir vaziyette, asıl barolar ana muhalefet partilerine, numaracı barolar iktidar partisine kapak atmak isteyen yöneticiler tarafından işgal edilmiş, demeç baroculuğu görevi ifa eden etkisiz kurumlara dönüştürülmüş durumda. Sistemin istediği gibi barolar etkisiz ve hatta avukatı yutan eleman olarak görev ifa ediyor.
Bu tablo tesadüf değil. Cumhurbaşkanı’ndan Adalet Bakanı’na, İçişleri Bakanı’ndan emniyet müdürlerine, hakiminden savcısına kadar birçok yetkili kişi ve kurum, yıllardır avukatları hedef göstererek, “savunmayı” itibarsızlaştırarak, “hukuk devleti”ni sadece kendi lehlerine yorumlayarak toplumu avukatlara karşı kışkırttı. Borcunu ödemeyene, piyasayı dolandıranlara ödül mahiyetinde kanuni düzenlemeler yapılırken, alacağını isteyene “vicdansız” , “düşman” muamelesi yapan bir iklim yaratıldı.
Sonuç: Avukat, icra takibi başlattı diye haciz mahallinde; boşanma davası açtı diye duruşma salonunda; ifadeye katıldı diye karakolda, adliyede, vekalet ücreti istedi diye ofisinde şiddete maruz kalır ve öldürülür hale gelindi.
yargıtay karar arama sitesindeki mantıksal operatörlerin birçok meslektaşımız tarafından kullanılmadığını/bilinmediğini fark ettim. içtihat taramasına harcadığımız mesaiyi düşünürsek, aramaları rasyonel bir şekilde daraltan bu yöntemler ciddi bir zaman tasarrufu sağlıyor. ayrıca mantıksal operatörleri kullandığınızda ücretli içtihat arama motorlarına para harcamanıza da gerek kalmıyor. yargıtay'ın sistemini tam kapasiteyle kullanabilmeniz için ilgili metotlar şu şekilde:
1. genişletilmiş arama (veya mantığı)
kelimeler arasına sadece boşluk bırakılarak yazıldığında, sistem kelimelerden herhangi birinin tek başına geçtiği evrakları listeler.
- örnek: arsa payı aratıldığında içeriğinde sadece "arsa" veya sadece "payı" kelimelerinden biri geçen evrakları getirir. (bu yöntem, hedefi çok genişlettiği için spesifik aramalarda önerilmez.)
Polis Devleti Uygulamalarını Kabul Etmiyoruz!
11 Nisan 2026 akşamı Esenyurt'ta meslektaşımız Av. Yunus Özayar'a (@ynsozayar) yönelik polis saldırısı, hukukun bizzat kolluk eliyle ayaklar altına alındığı açık bir eşkıyalık örneğidir. Görevini yapan avukata el kaldırma cüretini gösteren şahıs veya şahıslar derhal açığa alınmalı ve delillerin karartılmasına izin verilmemelidir.
İstanbul Barosu'nun, failler görevden el çektirilene dek, karakola yönelik olarak başlattığı "zorunlu müdafi atamama" kararını destekliyoruz. Avukata kalkan eli cezasız bırakan her yetkili, bu vahşetin doğrudan suç ortağıdır. Savunma makamı şiddete asla boyun eğmeyecek, hesabı yargı önünde sonuna kadar sorulacaktır! Meslektaşımıza geçmiş olsun dileklerimizle birlikte süreç boyunca yanında olacağımızı ilan ediyoruz.
cevher'i tanıyorum, altı yüzden fazla fiili haciz tecrübesi var. bu eğitimde kitaplarda yazmayan, doğrudan sahada tecrübe ederek öğrendiği pratik bilgileri aktaracaktır. tüm meslektaşlara faydası dokunur ama özellikle genç meslektaşlara çok şey katar. öğretici ve keyifli bir eğitim olacağından şüphem yok. kaçırmayın derim
Meslektaşlarımızın sesine kulak verdik ve kolları sıvadık. Önceki aylarda Av. Cevher Bilbil (@BilbilCevher) tarafından verilen fiili hacze yönelik eğitimimiz, meslektaşlarımız tarafından çok beğenilmiş ve katılım sağlayamayan meslektaşlarımız tarafından ısrarla tekrarı istenmişti. Meslektaşlarımızın isteği doğrultusunda öncekinden daha geniş kapsamlı bir fiili haciz eğitimiyle sizlerle birlikteyiz.
Fiili haczin uygulamadaki sorunları ve çözüm önerileri, haciz adresi tespiti, istihkak prosedürü gibi tüm sorularınıza cevap olacak Fiili Haciz Uygulamaları Temel Eğitimi, 14 Nisan Salı Saat 19.30'da Şira Kitap & Kahve'de sizleri bekliyor. Eğitime katılmak için profilimizdeki linklerden bize ulaşabilirsiniz.