Terörist dediler, hırsız dediler, FETÖ’cü dediler… Tutmadı!
İftira listesi uzun ya… Şimdi de “dış mihrak” diyorlar.
Ben iki öğretmenin evladı, bir bahçıvanın torunuyum. Beni bu devlet parasız yatılı okuttu.
Devlet üniversitesinde okudum, askerliğimi Mavi Vatan’da uzun dönem yaptım. Ailesi Balkanlardan göç etmiş bir Balkan Türküyüm.
Devletin varlığının ne demek olduğunu Erdoğan’dan çok daha iyi bilirim.
Bize dış mihrak tarif edecek adamın da alnını karışlarım!
SENSİN "ŞARLATAN"
Yandaş - Yalaka - Yalancı - Yılışık - Yavşak - Kiralık (5Y1K) medyanın bir yazarı, Deniz Göktaş'ın gösterisine "Şarlatanlık" diyor.
Tam bir "Ulaşamadığın üzüme koruk de" örneği...
Zekâ seviyenizin, yaratıcılığın, kültürel birikimin, dili akıllıca kullanmanın o seviyesine erişemeyince "Şarlatanlık, rezillik..." vs suçlamaları ile saldırıyorsunuz.
Saldırmanızı anlarım. Eleştiri herkesin hakkı. Kınarsınız, kendi aklınızca aşağılamaya da çalışırsınız. Onu da yapmaya hakkınız var.
Ama, orada durmuyorsunuz. Devletin adliyesini ve kolluğunu göreve çağırıp, elinizdeki fiziki kuvveti harekete geçiriyorsunuz. Orantısız bir mücadele bu.
Baş edemediğini yargı yoluyla etkisiz hale getirmek, şaklabanlığın ve faşistliğin dik âlâsıdır.
Ezik herifler sizi!
🗣️Lütfü Özel: Bu süreçte benim canımı sıkan tek şey Arda Güler oldu.
Bana düşmez bir TRT mensubunu savunmak da.
Arda Güler’in konuşması haddini aşan bir konuşma oldu, beni çok rahatsız etti.
Arda’ya bir abi tavsiyesi özel psikologdan destek alsın.
Her gün ülkenin herhangi bir yerinde @herkesicinCHP 'li belediyelere (@Akparti 'ye geçmeyen) operasyon yapılıyor, sözde partinin başkanıyım ya da yöneticisiyim diyen birisinden ufacık bir itiraz bile gelmiyor, farkında mısınız?
Kılıçdaroğlu destekçisi Mustafa Adıgüzel:
"Kılıçdaroğlu, Demirtaş ile bir görüşme talebinde ya da planlamasında bulunmadı.
Necdet Saraç Başkanımız, 'Daha önce gitti, gene gidebilir' diye bir genelleme yaptı. 'Gidecek' denmedi."
Kılıçdaroğlu:
“Sayın Selahattin Demirtaş gibi önemli bir siyasetçinin yıllardır siyasi nedenlerle cezaevinde tutulmasından dolayı çok üzgünüm. Bir televizyon programında kullandığım cümleden dolayı Sayın Demirtaş üzerinden hesaplaşmayı doğru bulmuyorum. Kimse buradan kendisine bir siyaset devşirmesin. Hiç kimsenin özgürlüğü siyasetin konusu olamaz, olmamalı. Eğer bu konuda bir samimiyet testi yapılacaksa Demirtaş'ı siyasete malzeme yapmak yerine bir dakika dahi cezaevinde tutulmasına hep beraber itiraz etmeliyiz.
AİHM ve AYM kararları dikkate alınarak Selahattin Demirtaş derhal tahliye edilerek, özgürlüğüne kavuşmalıdır. Bunun dışındaki her tartışma suni gündem yaratma çabasıdır ve Sayın Demirtaş'a zarar vermektir.”
Kılıçdaroğlu’nun yardımcısı Necdet Saraç:
“Önümüzdeki günlerde Kemal Bey, Edirne Cezaevi'nde Sayın Selahattin Demirtaş'ı ziyaret edecek.”
(Gülüşmeler)
“Siz gülmeye devam edersiniz. Kemal Bey'in karşısında gülenleri geçmişte gördük.”
Bende sevmem Ertuğrul Özkök'ü ama çok güzel analiz yapmış..
alıntı..
KENDİSİNDEN ZERRE KADAR HAZ ETMESEM DE;
Ertuğrul Özkök’ün Kemal Kılıçdaroğlu analizine hayran kaldım....
***
1986 yılından bu yana profesyonel gazeteci olarak siyaseti izliyorum.
Hayatım boyunca bu kadar sinsi bir siyasi konuşma görmedim.
***
Bir yıldan fazladır, tartışmalı iddianamelerle içerde yatan yüzlerce partili arkadaşını böyle üç cümlede müebbete mahkûm eden bir egoizme tanık olmadım.
Milyonlarca vatandaşa böyle geri zekâlı muamelesi yapan bir siyasetçi de görmedim.
***
Ona 13 seçimde oy veren vatandaşlarına, onu genel başkanlıkta bu kadar uzun süre tutan partili arkadaşlarına bu kadar geri zekâlı muamelesi yapmış bir genel başkan çıkmadı.
***
Ne CHP’de ne de başka bir partide, ihtirası yüzünden kendini, kendi iradesi ile bu kadar aşağılara indiren bir siyasi figüre rastladım.
***
İnsanlar iki türlü yaşlanırlarmış. Ya bilgeleşerek ya da habisleşerek...
***
Hayatım boyunca ikisini de gördüm de; bu kadar hezimetten sonra, hâlâ, bu kadar habisleşen bir siyaset emeklisini hiç görmedim...
***
Sinsi; ama, niyetini saklayamayan bir konuşma...
***
Konuşmayı kim hazırladıysa, dünya sinsilik ve habislik tarihine bir baş eser kazandırdığından emin olmalı.
***
•Sinsi!
diyorum ama; zannetmeyin ki, zeki bir belâgat…
Kötü niyetini saklayamayacak kadar da beceriksiz…
***
Arkadaki niyet ve ihtiras her tarafından sarkıyor, sır��tıyor, akıyor…
***
Güya; CHP’li seçmene sesleniyor.
Yuttuk mu o bakışları ve belâgati?
***
Taammüden hazırlanmış bir tuzak ve onun üzerinde sarkan elbise gibi duran demode bir belâgat…
***
Nasıl da kendinden emin!…Nasıl da dürüstmüş gibi bir eda, bir hâl, bir tavır…
***
Ama; hiçbiri sahici değil, hepsi miş gibi…
Lime lime sarkıyor…
***
Güya; CHP’ye oy veren insanlara sesleniyor…
Dürüstlük, temizlik, arınma…
Ne hoş kelimeler değil mi?
Ama; bir dakika!…
***
Sayın 13 seçim kaybetmiş eski genel başkan; siz bizi geri zekâlı zannedebilirsiniz, ama; biz sizin zannettiğiniz kadar saf ve aptal değiliz.
Üstelik 13 kere hüsrana uğratılmış insanlarız biz!…
***
2017 referandumunda, daha sandıklar kapanmadan, sizin suskunluğunuzla değiştirilmiş bir rejimde yaşayan vatandaşlarız…
***
Artık yutmuyoruz o şehvetli belâgati.
***
Siyasetin s harfinden nasibini almış biri; asıl adresin kimler olduğunu anlar.
Çünkü sırıtıyor...
***
O nedenle; siyasetin s harfinden nasibini almış herhangi bir vatandaş, bu sinsi ve beceriksiz konuşmanın asıl muhatabının kendileri olmadığını anında anlamıştır…
***
Üstelik; asıl adresin neresi, kimler olduğu öyle besbelli öyle sırıtıyor ki!…
***
Biri; CHP’nin seçilmiş belediye başkanlarına dava açmış Silivri savcı ve hakimleri, öteki de CHP’ye kurultay davası açan savcı ve hakimler.
***
Ne diyor o iki adrese?
***
Silivri savcı ve hakimlerine, •İmamoğlu ve arkadaşlarını içeri atmakta haklısınız.
Ortada adaletsiz bir durum yok!
Sonuna kadar gidin!
diyor…
***
Ya kurultay savcı ve hakimlerine?
•Siz çıkarın mutlak butlan kararını, ben partinin başına geçmeye hazırım…
***
Aynen böyle diyor, halkın yüzde 50’sine hayatının en büyük düş kırıklığını yaşatmış emekli siyasetçi...
***
Karşımızda inanılmaz bir karakter var...
***
13 kere seçim kaybetmiş…
14. kere de kaybetmeye azmetmiş...
***
Üstelik; toplumun yüzde 50’sine, belki de hayatlarının en büyük siyasi hayal kırıklığını yaşatmış bir siyasetçi…
***
Sokağa bile çıkamıyor ama; bir YouTuber olarak, ofisinin bir köşesinden düğmeye basıyor.
Belli ki; kendi kendine sefer görev emri çıkarmış.
CHP’yi bölecek ve bir seçim daha kaybettirecek.
***
Henüz savunmasını bile yapmamış partili arkadaşlarına suç etiketi yapıştırıyor.
***
Gözünü öyle ihtirası bürümüş ki; hukukun en basit ilkesi olan masumiyet karinesini bile unutmuş!...
İhtirası o kadar büyük ki; partisinin seçilmiş başkanlarına yapılanları meşrulaştırmak için, neredeyse, bir siyasi itirafçıdan bile ağır ruh haline girmiş.
***
Partili arkadaşları hakkında, henüz Silivri hakimleri bile kararını vermeden, o kararını vermiş, cezasını kesmiş, infaza gidiyor.
***
Kemal Bey; destekçilerinizle birlikte, o koltuğu gasp edebilirsiniz.
Hatta partiyi de bölebilirsiniz.
Ama; bilin ki, CHP’ye oy veren insanları bölemeyeceksiniz…
***
Özgür Özel; önce kurultayda sizi yendi, sonra sandıkta iktidarı yendi
O koltukta artık, sizin 13 hezimetinizden sonra, partiye ilk seçim zaferini kazandıran genç bir siyasetçi oturuyor.
Yılmak, durmak, dinlenmek bilmiyor…
Önce kurultay sandığında sizi yendi.
Sonra seçim sandığından birinci çıktı.
***
Şimdi; halkın da desteği ile, siyasi dalavere meydanında, sizi bir kere daha yenecektir ve siz de muhteris bir ihtiyar olarak evinize döneceksiniz...
***
2023’te, Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sandığında, sizi yenmişti.
Bu defa; hüsrana uğrattığınız size oy vermiş insanlar sizi yenecekler ve hayatınızın sonuna kadar sizi bir yapayalnızlık evine gönderecekler.
***
Bu son barutunuzdu.
Attınız ve 14. defa kaybettiniz.
ERTUĞRUL ÖZKÖK
Bakın bu Eren, EREN ÖĞRETMEN!
Sözde Eğitim Bakanının mülakat müsameresiyle gasp ettiği kadroları için,
özel okul patronları daha çok kar etsin diye gasp edilen taban ücret hakları için Ankara’da 7 gündür açlık grevinde olan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının başkanı!
Valiliğinden polisine bakanından sarayına var gücüyle patronlara çalışan bir devlette hakkını arayan bir öğretmen!
@eren_edebali
#ÖğretmenlerGözaltında
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Tanıştırayım;
Öğretmenlerin yerlerde sürüklendiği gün pişkin pişkin babalar günü kutlayan, profiline utanmadan Atatürk koyan bu kurum Türkiye’deki özel okul patronlarının derneği.
Bir de ÖZDER var.
Özel okullardan, kurslardan her yıl milyonlarca lira para kazanan ama üç beş istisna dışında öğretmenlerin emeğini üç kuruşa sömürerek semiren sonra da tenezzül edip öğretmenlerin sendikasıyla masaya bile oturmayan, Çalışma Bakanının da Milli Eğitim Bakanının da ağzının içine baktığı patronların dernekleri.
Bu iki kurumun ortak özelliği ne biliyor musunuz?
İkisinin de başkanı Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları Kurulu Üyesi!
Buradan ilan ediyoruz;
Haklarını gasp ettiği öğretmenlerin 7 gündür açlık grevinde olmasının, dün işkenceye maruz kalmalarının başlıca müsebbipleri duysun.
Ya siz derhal Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının yerden göğe haklı taleplerini duyacaksınız
Ya da bilin ki biz öğretmenleri sömüren özel okulları, kursları yani pek kıymetli(!) üyelerinizi ifşa ve boykot çağrısıyla geçireceğiz önümüzdeki “altın” aylarınızı.
Temmuzda ağustosta iyice alevlenen o yeni müşteri telaşenizi kursağınıza tıkacağız.
Patronlar bu sesi ya duyacak ya duyacak.
👇🏽
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
@Toder2002@ahmetakca55
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV yayınını oturup yeniden izliyorum. Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının tutuklanmasını resmen iktidardan daha çok savunuyor, operasyonların siyasi olmadığını ifade ediyor. Hatta Akın Gürlek’ten daha çok savunuyor. Sanki bu operasyonlar bağımsız yargı’nın operasyonuymuş gibi algı yaratıyor. Kendisine savcı rolü biçmiş. İtirafçı ifadelerini bile doğru kabul ediyor. Bir kişi çıkıp “ben buna para verdim” diyorsa Kılıçdaroğlu için bu yeterli. Arınacağız deyip, belediye başkanlarını peşinen mahkum ediyor. Ama baktığınızda dosyaları hiç okumamış bile. Hukukçu olmadığını söylüyor ama insanları peşinden mahkum etmesi biliyor. Açıkça belediye başkanlarının rüşvet almadığını ispat etmesini bekliyor. Masumiyet karinesini hiçe sayıyor. İnsanlar cezaevinde çürütülürken Kılıçdaroğlu’nun yaptığı koltuk hırsından öte saf kötülük.
İşte gecenin ibretlik diyaloğu! Kılıçdaroğlu,
milyonların iradesini butlan eden karar için ‘kanıt sunarken’ insan aklıyla alay ediyor.
-(KK) Bu var zaten ya… gerçek ya… ya söyleniyor zaten bu.
-(Senem Ilgaz) Söyleniyor mu, gerçek mi?
-Gerçek.
-Nerden biliyorsunuz?
-Parayı veren söylüyor ya…
-Parayı verdiğini söylediği kişi de ‘almadım’ diyor.
- Hayır efendim ‘parayı verdim’ diyor. Günü veriyor, saatini veriyor, bankadan çektiğini veriyor. Her şeyi söylüyor. Siz de ne diyeceksiniz ‘Almadım’ diyeceksiniz. O da kanıtlıyor.
-Nasıl kanıtlıyor?
-….(sessizlik)
KILIÇDAROĞLU'NUN YANILGISI...
"Hangi birinden sözediyorsun?" diyeceksiniz.
Pek çok var da, beni özellikle bu akşamki şu sözleri rahatsız etti.
"Neden CHP Genel Başkanı yazmıyorsunuz ekrana?" diye soruyor.
"Mahkeme kararıyla geldim" diyor..
Tam da bunun için Kemal Bey... Tam da bunun için "CHP Genel Başkanı" değilsiniz.
CHP'nin genel başkanını kurultayda delegeler seçer. Mahkeme heyetleri değil. Kendiniz itiraf ediyorsunuz işte "Mahkeme kararıyla geldim" diyerek.
Çok yazık. Çok.
Kılıçdaroğlu soruların çoğuna mantık sınırlarında yanıt veremedi. Saray yargısının kararlarına dayanarak CHP’li başkanları suçlamasındaki çelişkiyi açıklayamadı. Etkin pişman ifadelerini peşinen doğru kabul etmesindeki tutarsızlık gözler önüne serildi. Sürekli ‘Bilmiyorum’ diyerek yanıt vermekten kaçındı. Partiye polis sokulması, mutlak butlan kararında bile ‘Benimle ilgisi yok’ söylemi hiç inandırıcı olamadı. Kılıçdaroğlu, toplumun aklı ile alay eder gibi sorumlulukları üzerinden atıp ‘Arınma’ söyleminin arkasına saklanmaya çalıştı.
🇹🇷TBMM adına utanç gecesi!
➖Suudi Arabistan’la yapılan enerji anlaşmasının oylaması esnasında;
💡Genel Kurul salonunda yeterince milletvekili bulunmayan iktidar cenahı tarafından,
➖Tam 76 sahte pusula verilmiş.
➖Yani salonda olmayan 76 milletvekilinin imzalarını taklit edip,
➖Onlar adına sahte oy kullanmak istemişler.
➖Tek tek tespit ettik.
➖Ve oylama yapılamadan bu gece Meclis kapandı.
➖Demokrasiye ve millet iradesine ihanet bu.
➖Yazık bu güzel ülkeye.
Sadece gazetecilik yaptığım için 75 gün cezaevinde tutuldum. Ben cezaevindeyken İletişim Başkanlığı basın kartımı iptal etmiş. Gerekçe ise “adli sicilimin” uygun olmamasıymış❗️
Benim hüküm giydiğim tek bir davam dahi yok. Sadece mesleki faaliyeti nedeniyle cezaevine atılan bir gazetecinin basın kartını iptal edenleri tebrik ediyorum
Soruyorum, cevap verin!
@adalet_bakanlik
İsmailağa Camii İlim ve Hizmet Vakfı tarafından yapılan açıklamada yer alan "bu kararda emeği geçen yetkililere teşekkür ediyoruz" ifadesiyle kimler kastedilmektedir?
Ahmet Mahmut Ünlü'nün açıklamasında yer alan "Tahliyesinde emeği geçen yetkili, yetkisiz herkese" ifadesiyle kimler kastedilmektedir?
Son üç yıl içerisinde Adli Tıp Kurumu tarafından "cezaevinde kalabilir" raporu verilmesine rağmen kısa süre sonra hayatını kaybeden hasta mahpus sayısı kaçtır?
Gezi Davası hükümlülerinden MS hastası Tayfun Kahraman hakkında yapılan tahliye ve infaz erteleme başvuruları kaç kez değerlendirilmiş, bu başvuruların reddedilme gerekçeleri nelerdir? Gümüşel için uygulanan sağlık kriterleri Kahraman için neden uygulanmamaktadır?
İBB soruşturması kapsamında tutuklu bulunan ve akut lösemi ile lenfoma öyküsü nedeniyle sağlık durumu kamuoyuna yansıyan Mehmet Murat Çalık hakkında yapılan tahliye ve sağlık gerekçeli başvuruların durumu nedir? Gümüşel için uygulanan sağlık kriterleri Çalık için neden uygulanmamaktadır?
6 yaşındaki H.K.G’yi, 29 yaşındaki mürit Kadir İstekli ile evlendirdiler. Tarikat dışına çıkarılmayan çocuk 7 yaşından itibaren cinsel istimara maruz bırakıldı. Çocuğa yıllarca bunun oyun olduğunu söylediler. H.K.G. bunu bütün kız çocuklarının yaşadığını zannediyordu. 14 yaşında annesinin götürdüğü doktor istismarı fark etti, polise haber verdi. Tarikat kemik yaşı testine 22 yaşındaki kadını soktu. Sapıklar kurtarıldı. 17 yaşında götürüldüğü
psikiyatrist ‘Sana 7 yaşından beri tecavüz etmiş’ dedi. H.K.G. Kadir İstekli’yi konuşturup istismarı itiraf ettirdi ve konuşmayı kaydetti. Bu kayıtla savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki yıl dava açılmadı. Sapıklar medreselerde çocukların yanındaydı. H.K.G.’yi çok tehdit ettiler, şikayetini geri almaya zorladılar. Ama bir adım geri atmadı. Davasında direndi. Bizim haberimizden sonra kadın örgütlerinin, baroların mücadelesiyle davada baba Yusuf Ziya Gümüşel 19 yıl, Kadir İstekli 30 yıl hapis cezası aldı. Yeni Şafak, Akit, Cübbeli Ahmet bu sapıkları savunup H.K.G.’ye iftiralar attı. Suçlu bulunan Yusuf Ziya Gümüşel serbest bırakıldı.
Şimdi sapıklar ve onları savunanlar kutlama yapıyor. Yazıklar olsun.
Utanç verici, bir o kadar da tüm İstanbullular için korkunç ve tehlikeli bir açıklama bu.
İstanbul emniyeti bu açıklamayla diyor ki ben canımın istediğine canımın istediğini yaparım, biri bir iddiada bulursa da yalan deyip geçerim.
Siz yaptığınız hukuksuzluklar duyulmasın diye milletvekillerini emniyet binasına almaktan bile korkan, onca insanın yanı sıra yakın zamanda Sevgili Mücella Yapıcı’ya karşı aynı suçu işlemekten mensupları mahkum olmuş bir kurumsunuz, çıkmış anlamadan, dinlemeden ve de utanmadan ne anlatıyorsunuz?
Ne zaman iddiaları araştırdınız da “mevzuata aykırı bir durum olmadığını” tespit ettiniz?
Şöyle bir durumda ortalama bir “devlet” kurumunun yapabileceği tek açıklama “duyduklarımız karşısında utanç içindeyiz, derhal araştırıp tüm sorumlular hakkında gereğini yapacağız” olabilirdi!
Ama kolluk kuvvetleri Anayasa’ya ya da hukuka ya da halka değil Saray’a bağlı çalıştığı için belli ki işkence yapmaktan da bir kadının işkence iddialarıyla ilgili şu dille açıklama yapmaktan da ne korkuyor ne de utanıyorlar.
Lakin kimse aklından çıkarmasın,
işkence zaman aşımı olmayan bir suçtur.