Bugün Samsun’un sokaklarında, hayatını çöpten kağıt ve geri dönüşüm malzemeleri toplayarak kazanmaya çalışan bir ablamızla birlikteydim. Sabahın erken saatlerinde başladık. Sokak sokak gezdik. Çöp konteynerlerinin başında durduk. Kağıt ayıkladık, karton taşıdık, yük çektik.
Bir günlüğüne onun hayatına misafir oldum.Ben yoruldum...Ama o yorulmaya hakkı yokmuş gibi devam etti.Bir kez daha anladım ki hayat bazen sahnelerde değil, sokak aralarında öğretiyor insana en büyük dersleri.Hepimizin yanından geçip gittiği insanlar var. Belki fark etmiyoruz ama bu ülkenin yükünü sessizce omuzlayan milyonlarca emekçi var.
Bugün topladığımız şey sadece kağıt değildi. Sabır topladık.Mücadele topladık.Hayata tutunma gücü topladık. Serpil Hanım bu ülkede her şeye rağmen emek veren, sabreden, şükreden, alın teri ile hayat mücadelesi veren insanlarımızdan yalnızca biri....
▪️ "Türkiye'nin eşi benzeri yok. Bu ülkeyi gezmek, 40 farklı ülkeyi aynı anda gezmek gibi"
▪️ 42 farklı ülke gezen ve çevresindekilerin sürekli farklı ülkelere de gitmesi yönündeki tavsiyelerine karşı çıkan bir turist, Türkiye tutkusunu anlattı.
Berlin'de bir İtalyan kafe sahibi,
İsrail bayrağı yüzünden İsrailli turistleri kovdu!
*
Alman olsaydı yapamazdı bunu!
Almanlar, Sizonistlerin kölesi çünkü!
İtalyan, adammış!
*
Büyük Başkan #AzizYıldırım
İstatistiklere göre İslam karşıtı içeriklerin %85'i 3 ülkede üretiliyor.
Hindistan başı çekiyor. Ardından tahminimce Yahudi ve Hindu nüfus nedeniyle ABD geliyor ve yine Hindular nedeniyle İngiltere geliyor.
İneğe tapan ve inek dışkısında yüzme festivali düzenleyen bu millet bizi beğenmiyor. Sokakları puttan geçilmiyor.
Akademisyen Ömer Demirbağ, sabretmenin inceliğinden bahsetti:
"Halının üzerinde ilerleyen küçücük karınca, halıdaki bütün nakışı göremez.
Göremediği için de fark ettiği çizgileri, renkleri anlamsız zannedebilir.
O karıncanın tutup havaya kaldırıp bakmasını sağlayacaksınız ki nakışı görsün.
Aynı şekilde bu dünya hayatında kısacık ömrümüzde istediğimiz şeylerin neticelerini, sebeplerini, sonuçlarını bilmeden istiyoruz.
Her şeyi bilen O'dur ve verecek olan da O'dur.
Verdiği zaman da Allah-u Teâlâ seni oyuna getirmez. Hâşâ, O noksan sıfatlardan münezzehtir.
Verdiği zaman sana zararlı olmayacak, seni pişman etmeyecek şekilde verir.
Bu nedenle istediğin şey hemen olmuyor diye hemen mızmızlanma. Sabret.
Ne diyor? 'Sabır ve namazla benden isteyin.'
Sabretmenin şeyi bu. Çünkü Allah-u Teâlâ'nın hesabını biz bilemeyiz."
@TanyeriMustafa@ZamHaberAjans Bizim lokantaya köpek getirmek yasaktı, kadın arabası kapının önünde olduğu halde bize belli etmeden sepetin içine saklayıp girdirmiş.
Fark edince kadın inat etti bütün aileyi göndermek zorunda kaldık.
Genelde bu konuda genç kadınlar tartışma çıkarıyor
@murat51515151@DemirrrrL Bu üç kelimenin türkçe yazılışı ile manasını nasıl anlayacaksınız?
حلق
خلق
هلك
Türkçede bir "h" harfi varken arapçada 3 tane var.
Hesabıma özellikle birkaç gün güçlü bir destek verirseniz çok sevinirim. Dört koldan saldırıyorlar. Birlikte yürüyecek daha çok uzun bir yolumuz var. Hepinize şimdiden çok teşekkür ederim 🌹❤️
Yalnızlığım artık size emanet.
Bana onu yaşatacak bir şair olma imkânı tanıyan cumhuriyete şükranla.
Sipariş için:
https://t.co/xYguCp6rSe
https://t.co/XmbTswu82A
Çok etkileyici bir ayrılış hikâyesi:
Almanya’dan da Suriye'ye dönen mülteciler artıyor.
Alman komşusu, ülkesine dönen Suriyeli aileyi ağlayarak ve sarılarak yolcu etti.
Müslüman girdiği yere ruh üfleyebiliyorsa güzel Müslümandır.
Ruhu yok edemezsiniz!
🚨🚨Rusya'nın Tyumen şehrinde gerçekleşen dehşet verici bir çocuk kaçırma ve istismar girişimi
💢44 yaşında üzerinde Yahudi Alexei isimli bir şahıs, küçük bir kız çocuğunu zorla bir apartman binasının içine çekerek kaçırmaya çalışıyor.
Küçük kızın yanındaki "Kahraman Çocuk" Durumu fark edip hızla binanın kapısına koşarak şahsın kapıyı kapatmasını engelliyor.
“Kahraman çocuk” dışarıdaki yetişkin bir kadından yardım istiyor ve kadının binaya girmesiyle saldırgan panikleyerek küçük kızı serbest bırakıyor.
💢Sapık şahsın üzerinde iki yahudinin kurduğu Amerikan rock grubu KISS logosu var.
Ortaokulu Almanya'da okudum. Babam DİTİB camisinde imamlık yapıyordu. Avrupa'da Türk camileri dini ve kültürel bir merkez olarak işlev görüyor. Gurbetçilerin hem dini hem de milli kimliklerini yeniden ürettikleri mekânlardır Avrupa'daki camiler.
Haftasonları insanlar camilere gelip sosyalleşiyordu. Çocuklar cumartesi pazar günleri din dersi görüyor ve caminin avlusunda futbol oynuyordu. Çocukların vakit geçirebileceği sosyal alanlar mevcuttu. Aynı zamanda camilerde sanatsal ve kültürel kurslar da açılıyordu. Yine camiler arası dini yarışmalar ve futbol turnuvaları düzenlenirdi. Bu yarışmalar ve turnuvalar önce bölgede sonra eyaletlerde yapılır, akabinde Almanya finali gerçekleşirdi.
Camilerin lokalinde hafta sonu akşamları o zamanki ismiyle Lig Tv'de maçlar izlenirdi. Öyle ki bazı namazların maçların devre arasında kılındığını hatırlıyorum. 2003-2006 arası sezonlar bende tamdır. Trabzonspor'un da fırtına gibi estiği dönemdi. Unutulur mu..
Dini günlerde camiler çok daha canlı olurdu. Özellikle Ramazan'da camide her akşam iftar verilir, akabinde teravih ile gün tamamlanırdı. Her gün bir kişi iftarın masrafını karşılıyor, hayır işliyordu. Yemekler caminin mutfağında pişerdi. Yine 23 Nisan'da çocuk şenliği yapılırdı. Bu şenlikte çocuklar için çeşitli etkinlikler olduğu gibi yetişkinler de güzel vakit geçirirdi. Hatta sivil toplumdan ve bürokrasiden bazı Almanların sembolik olarak bu etkinliklere katıldığını hatırlıyorum. Camiler, okyanustaki Türkiye adacıklarıydı adeta. Hâlen de öyle.
Çocukluğuma dair en güzel anları o caminin avlusunda yaşadım. Oradaki tecrübeyi görünce Türkiye'deki camilerin çok işlevsiz olduğunu fark etmiştim. Keşke Türkiye'deki camiler de tüm mahallenin ortak alanı olarak kullanılsa, yaş fark etmeksizin tüm herkese hitap eden etkinlikleri kapsasa diye düşünürüm. Fakat Türkiye'de camiler büyük oranda sadece ibadet edilen soğuk mekanlar olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni girişimler olsa da henüz çok geride ne yazık ki. Diyanet'in hantal yapısıyla bunu aşmak da mümkün görünmüyor.