Postun altındaki bazı yorumları görünce Kuran'ı Kerim'de geçen bu hikayeyi hatırladım. Gelecek olan varsa ve gerçekten de görünüşleri insanoğlunun iradesini sınayacak kadar güzelse... işte tam olarak sınav burada başlıyor. Helak mı yoksa devam mı? Sonra niye bize görünmüyorlar diye sızlanır ahlanır vahlanır insanoğlu!
Kur'an-ı Kerim’de (Hûd Suresi 77-83) ibret dolu bir dille anlatılan olay şöyle gerçekleşmiş:
Allah, azgınlıkta sınır tanımayan Lut kavmini cezalandırmak için üç meleği insan suretinde yeryüzüne gönderir. Melekler, çok yakışıklı birer genç erkek görünümündedir.
Melekler Hz. Lut'un evine misafir olduğunda, Hz. Lut kavminin ahlaksızlığını bildiği için büyük bir korku ve çaresizlik hisseder; "Bu, çok zorlu bir gün!" der.
Şehrin gözü dönmüş insanları, misafirleri taciz etmek için Hz. Lut’un evini kuşatır. Hz. Lut,
"Misafirlerime karşı beni rezil etmeyin!" diyerek kendini siper etse de azgın kalabalık durmaz.
Hz. Lut'un çaresizce direndiği o an misafirler kimliklerini açıklar: "Biz Rabbinin elçileriyiz, onlar sana asla dokunamazlar!" Melekler, kapıdaki kalabalığı bir anda kör eder.
Melekler Hz. Lut’a, inançsız olan karısı hariç ailesini ve inananları alıp gece vakti şehri terk etmesini, arkalarına bile bakmamalarını söyler.
Sabah vakti geldiğinde, koca şehirlerin altı üstüne getirilir. Üzerlerine pişirilmiş ve işaretlenmiş taşlar yağdırılarak kavim tamamen helak edilir.
1. Ne zaman İnşirah Sûresi okusam içime bir huzur ve ferahlama gelir, bu beni hep düşündürürdü. Sonunda ayetlerdeki muazzam mânayı naçizane fark ettim.
Bu gece hem bu hakikati hem de her zaman (özellikle de sıkıntılı durumlarda) bu sûreyi okumanın hikmetlerinden bahsedeceğim +
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sav) bizzat yaptığı duaları okumak, aslında dua etmeyi öğrenmektir. Çünkü O, Rabbine yönelirken bize nasıl niyazda bulunacağımızı da göstermiştir. Bu dualardan 40 tanesini sizlerle paylaşacağım. Faydalı olur umarım.
Çirkin varlıklar tarafından sevilmemek, kusursuz bir korumadır.
Bazen neden birinin bizi sevmediğini, bizi dışladığını veya yıldızlarımızın neden uyum içinde olmadığını sorgularız.
Kendimizde bir hata arar ve üzülürüz.
Fakat frekansınız yükseldikçe ve ruhunuz genişledikçe, düşük ve zehirli enerjiler alanınızda barınamaz hale gelir.
Birinin sizi sevmemesi her zaman sizinle ilgili değildir; çoğu zaman sistemin size söylediğidir: Bu enerji sana zarar verirdi, seni ondan uzak tutuyorum.
Bunu gerçekten anladığınızda, artık sevilmediğiniz için üzülmeyecek, korunduğunuz için minnettar olacaksınız.
Bu yazıya ait 20 noktam, söylenenleri çoğu insanın hiç görmediği bir şekilde aydınlatan.
👇🏼
Özellikle gençlere söylüyorum.
Spirituel uyanışlara temkinli ve mesafeli yaklaşın.
Sizi esir alabilir, büyüleyebilir: kuantum/mana aleminin güzellikleri sizin aklınızı başınızdan edebilir.
Buna aldanıpta elinizdeki ekmeği/ işi sokağa salmayın.
Orası bu dünyaya bağlıdır.
A person experiencing a spiritual awakening must first and foremost maintain balance.
Because they may enter a state where they no longer value money or the material world, they might suddenly abandon their education, job, or any long-term investments and efforts from the past.
The end of such an awakening can often be alcoholism, substance addiction, and ending up on the streets.
Someone who is about to graduate from university — with only one final exam left to become a doctor, engineer, or teacher — might not even bother showing up for that last exam and never gets their diploma.
Or a highly successful manager might suddenly get fed up, quit their career and job on the spot, take whatever savings they have, and go open a small grocery store in the mountains.
I especially want to say this to young people:
Approach spiritual awakenings with caution.
They can captivate and enchant you.
The beauty of the quantum or mana realms can completely take over your mind.
Don’t fall for it and throw away the bread on your table.
That realm is still tied to this world.
They might also reject their entire circle of friends — and even their family — pushing them away or running off themselves.
Consciously or unconsciously, they exhibit aggressive and incomprehensible behavior.
Awakenings bring pain, and dealing with that pain while finding balance is difficult.
Especially when going through it alone — it’s really hard.
So please, don’t leave your friends who are going through this alone.People experiencing a spiritual awakening, whose awareness and empathy abilities are developing, should spread themselves out over time a little.
During this process, avoid watching dystopian movies or reading books in that style.
Instead, watch romantic comedies and fun entertainment films.
Because life may start to feel meaningless and absurd, and the connection with reality can break.
A person in the midst of a spiritual awakening does not stop to smell the roses, admire the magnificence of their colors, or listen to the harmony of a bird’s song and its beauty.
They become irritable, questioning everything, trying to understand. They stare blankly at their surroundings in strange, meaningless, and prolonged ways — or sometimes they don’t even look, completely indifferent.
Harut ve Marut;
Göklerde saf nurdan varlıklar olan melekler, yeryüzüne bakıp iç çektiler. “Ya Rabbi, bu fani kullarını neden yarattın?
Neden onlara nefs verdin, kan döksünler, fesat çıkarsınlar diye? Biz olsak, sadece Sana ibadet eder, asla düşmezdik…”
Bu meleklere buyruldu ki: “Size de nefs verelim mi?
O zaman görün bakalım, bedenli dünyada aşk, kıskançlık ve arzu ile nasıl duracaksınız…?”
Meleklerden iki yüce ve ari melek seçildi: Harut ve Marut.
Kalplerine insanî duygular yerleştirildi; şehvetin ateşi, kıskançlığın zehri ve aşkın yakıcı hasreti.
Babil’in tozlu sokaklarında iki yakışıklı, nur yüzlü genç olarak göründüler.
Adalet dağıtıyor, metafizik ilimleri öğretiyorlardı ama her seferinde uyarıyorlardı: “Bu bir imtihandır, sakın küfre düşmeyin.”
Bir gün karşılarına Zühre çıktı.
Eşi benzeri görülmemiş bir güzellik…
Gözleri yıldızlardan çalınmış, yürüyüşü rüzgârın şiiri, kokusu cennet bahçelerinden esinti. Saçları geceyi utandıracak kadar kara ve parlaktı.
Harut ve Marut ilk bakışta kalplerinde bir kıvılcım hissettiler.
O kıvılcım hızla büyüdü; saf melek kalpleri ilk defa aşk denen o ilahi ve insani ateşi tattı.
İkisi de aynı kadına vurulmuştu. Kıskançlık, damarlarında zehir gibi aktı.
Birbirlerine bakarken gözlerinde hem tutku hem acı vardı.
Zühre gülümsedi ve şart koştu: “Beni istiyorsanız şarap içecek, puta tapacak ve kocamı öldüreceksiniz.”
Direnmeye çalıştılar. Ama nefs, bedenle birleşince çok güçlüydü. Şarap önce dudaklarına, sonra akıllarına ulaştı.
Sarhoşlukla inhibisyonlar eridi. Aşk, kıskançlıkla karışınca akıl karardı. Günahlar peş peşe geldi. Ayıldıklarında pişmanlık içlerini yaktı; ama iş işten geçmişti.
Onlara soruldu: “Dünyada mı, yoksa ahirette mi azap çekmek istersiniz?”
Dünya azabını seçtiler; çünkü ahiret korkusu daha büyüktü.
O andan itibaren Babil’de bir mağaraya, ayaklarından baş aşağı asıldılar.
Kıyamete kadar orada sallanacaklar. Vücutları ağırlaşıp acıyla kıvrılırken kalpleri hâlâ Zühre’nin hayaliyle yanıyor.
Bu hikâye, romantik bir trajedidir. İlahi aşk ile beşeri aşkın çarpışmasıdır.
Melekler, insanın nefsini küçümsemiş, ama beden giyince aynı ateşte yanmışlardı.
Ruhun düşüşüdür bu; saf nurdan kopup maddenin çekimine kapılmak, ders ise nettir: Aşk en yüce duygudur, ama nefsle buluştuğunda imtihan olur.
Gerçek yükseliş, düşüşten sonra tövbe ve farkındalıkla gelir.
Harut ile Marut’un mağaradaki iniltisi, bize şunu anlatır: “Sakın küçümseme; aynı bedende aynı sınav seni de bekliyor olabilir.”
Zühre ise gökyüzüne yükseldi, Venüs yıldızı oldu; uzaktan parıldayan, erişilmez bir aşk sembolü.
Harut ve Marut’un hikâyesi, kalpteki ilahi kıvılcımla dünyevi ateşin dansıdır.
Düşmek, ��ğrenmektir; öğrenmek ise belki bir gün yeniden yükselmek…vesselam
Kur’an’da psikolojiye dair çok dikkat çekici ayetler var. İnsanın ruhunu, korkularını, umutlarını ve sabır sınavlarını öyle incelikle anlatıyor ki modern psikoloji kitaplarıyla kıyaslayınca insan hayrete düşüyor. Birkaçını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bazı insanlar affetmediği için değil, gördüğü şeyi artık inkâr edemediği için geri dönmez. Farkındalık en büyük güçtür; çünkü bir şeyi gerçekten gördüğünde artık eski haline dönemezsin. Bazı gerçekler öğrenilmez… bir kez görülür ve seni sonsuza kadar değiştirir.
Şeytan, Kur'an'da tam planını anlattı:
"Onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim." (7:17)
• Önlerinden = Gelecekle ilgili endişe
• Arkalarından = Geçmişle ilgili suçluluk duygusu
• Sağlarından ve sollarından = Her yönden dikkat dağıtıcı unsurlar
İş yerinde birkaç boşanmış erkek arkadaşıma sordum:
"Evliliğinizin bittiğini ne zaman anladınız?"
10 kişiden 9'u bu anları söyledi. (Ve bu bir aldatmak değildi, büyük bir kavga da değildi)...
En güçlü dua, bir şey istemediğin duadır. Sadece “Sen bilirsin” dediğin andır. Çünkü teslimiyet başladığında kader direnmez, istediğinden fazlası olur.
Dua ettiğin şey hemen olmuyorsa gecikme sanma. Allah sonucu hazırlamaz önce. Seni hazırlar. Çünkü değişmeyen insan için gerçekleşen mucize bile kısa sürer.