ŞIFA ARAYANLAR ENKAZDA CAN VERDİ ADALET ARAYANLARI NEFESSİZ BIRAKMA…
6 şubatta Hatay eğitim ve araştırma hastanesi ek hizmet binasında 72 can son nefesini verdi. Şifa dağıtması gereken hastane mezar oldu. Ve 10 yıl boyunca depremde yıkılır raporu olmasına rağmen. Ve tek sebebi koltuk ve rant uğruna. Bilir kişi raporuna göre %95 sağlık bakanlığı kusurlu iken hiç kimsenin tutuklanmadığı resmen bir kişiyi içlerinden günah keçisi seçtiler. Geride kalanlar sevdiklerini kurban ettikleri yetmemiş gibi adalet mücadelesinde de enkazda kaldılar. Canlarımızın sesini duyamadınız enkazlarda son nefeslerini verdiler, geride kalanların ADALET çığlığına ses verin. 26 Haziran saat :13:00 Hatay 5. Ağır ceza mahkemesinde.
Emekli amcamızın ellerinden öperim. “İmamoğlu’nun orada” dediği yer bizim Kent Lokantalarımız.
Bu iktidarın sefalete ve açlığa mahkum ettiği büyüklerimiz için çok daha fazlasını yapacağız.
Emeğini bu ülke için harcamış büyüklerimize insan onuruna yakışan bir emeklilik dönemi yaşatacağız.
Deniz Zeyrek (Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Bir parti belediyeden para isteyemez. Para alınıyorsa bu rüşvettir." sözleri hk):
"Siz, 'Aldım diyene inanacaksın. Karşı taraf istediği kadar almadım, desin' diyorsun."
"Başkaları için hukuksuzca cümleler kurarken farkında olmadan kendinizi kendi ayağınızdan vuruyorsunuz."
"Siz 'Verdim, diyenin ifadesi benim için yeterlidir' diyorsunuz ya... Biz de o zaman Ünal Erzen'in söylediklerine yeterli mi diyeceğiz?"
"Ne yaptınız bugünün 270 milyon lirasını?"
"Televizyon falan da kurulmadı."
Depremin simge davalarından olan, 35 kişinin hayatını kaybettiği Ezgi Apartmanı davasında önemli gelişme
Savcı mütalaasını açıkladı: Sanıklar için olası kastla rekor ceza istenirken belediye görevlilerinin de cezalandırılması talep edildi
Deprem davalarında adalet sağlansın!
Ne büyük çileleri varmış bu hayvanların sokakta kalır yemek bulamaz neden? Besleme yasaklandı. Barınakların hali içler acısı orda da birbirlerini yiyenler mi hastalıktan kırılanlar mı ne ararsanız var yüzde 90 vicdanlı,merhametli insanların yaşadığı memleketimizde bu canları bir yerlere sığdırıp yaşatamadık.Allah bizi affetsin.
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
Erdoğan, muhalefet açığı yok; geçim açığı var!Sana muhalif olanlar zindanda. Şimdi cevap ver: Temmuzda zam var mı, yok mu? Asgari ücretli, emekli, emekli memur senden bunu duymak istiyor!
#asgariücret#emekli#emeklimemur
Al Bak Gerçek Saray Operasyonu!
23 Haziran 1919- İstanbul Saray Hükümetinin İçişleri Bakanı Ali Kemal, vilayetlere gönderdiği bildiriyle Mustafa Kemal'in emirlerinin dikkate alınmamasını istedi.
Ali Kemal, 1919'da kurulan Birinci Damat Ferit Hükümeti'nde Maarif (Eğitim) Bakanı ve İkinci Damat Ferit Hükümeti'nde Dahiliye (İçişleri) Bakanı oldu.
İçişleri Bakanı Ali Kemal, 18 Haziran 1919'da illere bir genelge göndererek halkı “işgallere karşı sessiz kalmaya” çağırdı. Müdafaai Hukuk Cemiyetleri kurulmasını ve telgraflarının çekilmesini yasakladı. Milli kuvvetlerin bastırılıp dağıtılmasını istedi.
Mustafa Kemal Paşa, 21/22 Haziran 1919 gecesi arkadaşlarıyla birlikte Amasya Genelgesi'ni yayımladı.İçişleri Bakanı Ali Kemal, 23 Haziran 1919'da valilere gönderdiği gizli emirde, Mustafa Kemal Paşa'nın görevden alındığını, bu nedenle emirlerinin dinlenmemesini istedi.
Ali Kemal, 26 Haziran 1919'da bir genelge yayımlayarak “Milli ordu kurmanın ve milli savunma hazırlamanın felaket olduğunu” bildirdi. Halkı, orduya karşı koymaya çağırdı. “Askerlerin emirlerini yerine getirmeyiniz” dedi.
Ali Kemal, 26 Haziran 1919'da İçişleri Bakanlığı'ndan istifa etti. Ali Kemal, önce Sabah, sonra Peyam, sonra da Peyamı Sabah gazetelerinde Mustafa Kemal Paşa'ya, arkadaşlarına ve Milli Mücadele'ye adeta savaş açtı.
"Kurtuluş Savaşı saray operasyonuydu, öyle mi?" Hadi canım sen de!
Herhangi bir toplantı olsa; bu kadar baskıya, saldırıya, sert müdahalelere ihtiyaç duymazlar.
NATO zirvesi; Gazze ve İran halkına dönük yıkımın nasıl sürdürüleceğinin, emekçilere nasıl daha fazla yoksulluk ve sefalet dayatılacağının konuşulacağı bir toplantı olduğu için Ankara’yı bir açık hava hapishanesine çeviriyorlar. Suçluluk psikolojisinin yansıması…
Ama ne yaparlarsa yapsınlar bu küresel ihanetin duyulmasına, tepki çekmesine engel olamazlar.
Saray Rejimi, Trump ve dostlarının huzuru için halkımıza zulmetmekten vazgeçmelidir.
Gözaltına alınan tüm devrimcilerle dayanışma duygularımızı paylaşıyor, hepsinin derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
"BUNLARIN VEBALİNİ KİM ÖDEYECEK?"
İBB Davası'nın 54. gününde Medya A.Ş. Etkinlik Koordinatörü Ceyda Kıryak kürsüye çıktı:
"1,5 yıldır tutukluyum ve gerçekten çok yoruldum. Ben maaşlı çalışanım; abim ve oğlumla çalışıyorum. Ama kirayı ödeyemediğim için evim tahliye edildi. 18 yıldır benimle yaşayan, benim de yaşama sebebim olan oğlum, babasının yanına yerleşti. Oğlumun mezuniyetinde Silivri'deydim. Üniversite sınavına girdi, ben Silivri'deydim. Üniversiteye gitti, ben hala buradayım. Niçin? Bunların vebalini bana kim ödeyecek? Oğlumun geri gelmeyecek anılarında yokum." @gamzealltunay
Bu mücadele bir parti mücadelesi değildir. Mücadele, kara düzene karşı milletin var olma mücadelesidir.
Ya bir yol bulacağız, ya hep beraber bir yol açacağız.
Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel:
Nerede AK Parti yandaşı olmayan bir sanatçı varsa, bir şey uydurup hepsini toplayıp 'uyuşturucu kullanıyor' diye yaftalayıp, 15 gün sonra '18'inde bir şey çıkmadı' dediler.
Öyle bir noktadayız ki; sanatçıları, gazetecileri sindirmek için alıyorlar, içerde tutuyorlar, YouTuber'ları aylarca içerde yatırıyorlar. Sonra 'pardon' deyip bırakıyorlar.
“Toplantı, son anda iptal edildi.
Bakanlık gerekçe olarak “patronları masaya oturmaya ikna edemiyorum” dedi.
Şimdi öğretmenler diyor ki ey Milli Eğitim Bakanı, sen daha üç tane patronu bir masaya oturtamıyorsun, sen öğretmenini 20 bin TL, 25 bin TL’lik maaşlarla çalışmaktan kurtaramıyorun, ne diye o koltukta oturuyorsun?”
Dostlarım ben volkan koç olarak sizlere sesleniyorum. Patiliköyde bine yakın can var. Üstelik hepsi kurtarılmış . Bazı dernekler gibi pansiyon işi tapmıyor bu canları kullanmıyoruz. Tamamen kurtarılmış sokak canlarına gönüllü olarak bakıyoruz. Yaz kış onların başındayız. Üstelik şuan için ülkedeki tek resmi statüde olan yeriz. Onur şeref duyuyoruz. Canların hakkını canlara verdik en iyi yeri kurduk.fakat gelip görenler buradı harika ne kadar düzgün daha zorda yerler var diyerek yardımı kesmeye başladılar. Değerli dostlar ne yapmalıyım ben canlara harcadığım için mi kötü oldum. Çok üzgünüm dün hatrı sayılır bir bağış aldık. Bağışçı 30 dakika sonra bir dernekle görüştüğünü (ismini yazamam baktığı canlar var takipten çıktım rexil insanı) ve bağışı geri istediğini o derneğin daha çok ihtiyacı olduğunu ve bizim müthiş zengin dernek olduğumuzu anlatmış. Ne deyim ki. Herkes bir yerden Patiliköyü kamçılıyor. Sona geldik. İçinden çıkamıyorum. Binlerce can kurtardık. Siz olsanız böyle bir yeri nasıl çevirirdiniz. İlaç bekleyenler tedavi bekleyenler günlük kalp epilepsi ilacı alanlar temizlik malzemeleri ve diğer giderler çok çok tıkandım. Üstelik herşeye rağmen dimdik mücadele veriyorum. Denetimlerden alnımızın akıyla çıkıyor sizlere mahcup olmuyoruz. Canlara misler gibi bakıp hak yemiyoruz. Tek suçumuz güzel yer kurmak canları rahat yaşatmak mı. İnanın borç içinde kaldık. Kliniklere yetemiyor mama bulmakta zorlanıyoruz. Bugün hepinize son bir çağrı yapıyorum. Lütfen yılların Patiliköy ü be sahip çıkın . Kimse bu kadar cana bağış olmadan bakamaz. Ne yapacağımı şaşırdım artık. Devamlılık olmadan olmuyor. Üstelik bağış yapanların da bağışını geri çektiriyorlar. Bu kötülüğün içinde savaşmaktan yoruldum. Umarım bu samimi çağrım duyulur. Bağışlarınızı profil başındaki linklerden yada Aşspıdaki linkten yapabilirsiniz. Link açılmazsa özelden yazarsanız bilgilerimizi yollarım. Lütfen paylaşmayı unutmayın Patiliköy pes etmek üzere 😭
https://t.co/PKJvLqnch9
Parti Sözcümüz Sera Kadıgil, Öğretmen Sendikası'nın Bakırköy'de düzenlediği eyleme İstanbul il örgütümüzle birlikte katıldı:
"Duyun bu sesi! Bu insanlar yalnız değil! Bu insanlar, bu toprakların yetiştirdiği öğretmenler. Bu insanlar hakları olanı isteyenler. Öğretmenler burada mücadele dersi veriyor! Bunu tüm ülkenin görmesi gerekiyor!"
İşte İstanbul Saray Hükümeti, 16 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal'i de tam olarak bu amaçla, yani "mümkün olduğu kadar sükunetin muhafazası" için 9. Ordu Müfettişi göreviyle Samsun'a göndermişti.
İstanbul Saray Hükümetinin Mustafa Kemal'den beklentisi önce Karadeniz'de Pontus Rumları ile Türkler arasındaki çatışmaları önlemek, sonra Doğu Anadolu'da Ermeni isteklerine karşı kurulan şuraları kapatmak, silah ve cepheneyi toplamak ve asayasi sağlamaktı. (Mustafa Kemal'e verilen yönergeye bkz.)
Çünkü İstanbul Saray Hükümeti, Barış Konferansı'nda Osmanlı'nın kaderinin belirleneceği barış antlaşması hazırlanırken Mondros'a uygun hareket etmek gerektiğini ve "mümkün olduğu kadar sükunetin muhafaza edilmesini" zorunlu görüyordu. Padişah Vahdettin ve Damat Ferit, emperyalizmin merhametine sığınarak en azından Osmanlı'nın elde kalan topraklarının bir bölümünü, İstanbul'u ve padişahın hukukunu (sarayı-sultanı, saray hükümetini) koruyabileceklerini düşünüyorlardı. Anadolu'da Mustafa Kemal'in kendisine verilen görevin tam tersine halkı direnişe çağırarak yerel direnişi ulusal direnişe dönüştürmesini zararlı görüyorlardı. Buna karşı İngilizlerle ortak hareket edip milli hareketi bastırmayı gerekli görüyorlardı. İşte Sarayın ve İstanbul Saray Hükümetinin bu düşüncesi onları İHANETE sürükleyecekti.
Mustafa Kemal'in önderliğindeki milli harekete karşı her türlü kötülüğü yapan Padişah Vahdettin ve Saray Hükümeti evet İHANET etmiştir.
İBB davasında 15 ay sonra savunma yapan Buğra Gökce'nin annesi Şeyma Gökce ve ağabeyi konuştu:
💬 "Doğrular adına yaşıyoruz. Bizim boğazımızdan haram lokma geçmedi, geçmez"
💬 "Bu topraklarda en büyük adalet sahibi millettir"
Genel Başkanımız Erkan Baş, Edirne'de Bağımsız Maden İş Sendikası öncülüğünde haftalardır direnen Özşen Madencilik işçilerinin ve ailelerinin üzerine bugün işletme içerisinden ateş edilmesinin ardından dayanışma ziyaretinde bulundu. İşletme önünde direnişimiz sürüyor.
Arkasına Saray’ı alıp madenciye kabadayılık taslayan patronlarla hesaplaşacağız, işçiler hakkını almadan mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.