İnsan ölene dek bekler. Bazen bir sesi duymayı, bazen sana sevgiyle bakan bir çift gözü, bazen koca bir sarılmayı... Ama en çok anlaşılmayı bekler. Ne kadar anlaşılmadıysa o kadar bekler. Belki bu defa der, bir kişi belki...
Anlaşılmak müthiş bir ihtiyaçtır.
Peygamber Efendimiz(s.a.v) şöyle buyurdu;
Allahım! Kederden ve üzüntüden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, borç yükünden ve insanların kahrından sana sığınırım."
(Ebu Dâvûd, "Sâlat",367)
'Hayatımız ne kadar büyürdü' demiş bilge, 'benliklerimiz onun içinde küçülebilseydi'. İnsan kendisini ne kadar unutabilirse, o kadar mutmain bir hayat yaşıyor.
Çin, #DoğuTürkistan'da ürpertici bir soykırım yapıyor!
Çin, Çin'de İslâm'ın köklerini kazıyor!
*
Çin zulmüne sessiz kalınamaz!
Çin zulmüne sessiz kalan insan kalamaz!
#ŞakaDeğilSoykırım
Beklemekten daha kötü bir şey varsa, artık bekleyebileceğin hiçbir şeyin kalmamasıdır. Bu, yaşarken ölmek gibidir; çünkü hayat, umut etmek demektir. Öyleyse yine de bekleyeceğiz, neyi beklediğimizi bilmeden.
Korona virüsten hastanede tedavi görmekte olan Nureddin Yıldız Hoca Efendiye Rabbim sağlık sıhhat ve afiyet nasip etsin kendisinde iz birakmayacak şekilde şifa versin Rabbim
Tez zamanda sağlığına kavuşanlardan eylesin.
Amin
Hayatlarımız alt üst olduğunda ve kırılganlığımızla, bağımlılığımızla, sınırlarımızla yüz yüze geldiğimizde ne yapıyorsak, biz aslında oyuz. Kendimize ve dünyaya tahammül edebiliyor muyuz? İçimizde ümidin ışıklarını yanık tutabiliyor muyuz? Karanlık çökmeden, yıldızlar görünmez.
Doğu Türkistan'da olan biten gerçekten
#ŞakaDeğilSoykırım 'dır. Bu hakikatin farkına varmazsak o güzel topraklar ağıtların konusu olacak ve bu zulme sessiz kalanlar her daim kınanacaktır...
Bir huyu kendinden atmak isteyen için bir yol vardır. O da o huyun yapmak istediği her şeyi yapmamak, ona muhalefet etmektir. Zira şehveti, muhalefet etmekten başkası kırmaz. Her şeyi zıddı, tersi kırar. Sıcaklıktan meydana gelen hastalığın ilacı, soğukluktur.