1- Evlilik aşırı romantize ediliyor. Öyle ki “mutluluk” kavramıyla özdeşleşmiş; evleniyorsun mutlu oluyorsun. Evlilik mutluluk doğuran bir şey. Bu kabulle evlilik hayatına girenler, yeni bir imtihanın başladığı gerçeğiyle yüzleşince sukutuhayale uğrayıp geri kaçıyor.
2- Karı-koca rolleri birbirine girmiş; kim karı, kim koca belli değil. Evlilik kadın ile erkek arasında olur; erkekleşmiş kadınla, kadınlaşmış erkek evlilik yürütemez.
3- Hak-sorumluluk dengesi bozuldu. Bir taraf hem geleneğin hem de modernitenin avantajlarını sahiplenip külfetlerini karşı tarafa yüklemeye başladı.
4- Eskiden evlilik insanın hayatını kolaylaştıran bir müessese iken bugün aksine zorlaştıran, sorumluluk arttıran bir pozisyona düştü. Erkek için kadın ev işlerini gören, evi çekip çeviren, çoluk çocuğuna bakan bir yardımcı, kadın için ise koca koruyucu ve sağlayıcıydı. Artık kadın da erkek de bir yardımcıya ihtiyaç duymadan 1+1 evde emniyet içinde yaşıyor, istediği yemek ayağına geliyor, hemen her işi makineler görüyor. Haliyle insanlar da bir bardak süt için bir inek beslemek istemiyor.
5- Nikahsız ilişkiler yaygınlaştı, cinselliğe ulaşım kolaylaştı. Bu açıdan da evlilik pekçok kimse için zorunluluk değil artık.
Kısacası erkek ve kadının her geçen gün birbirinden daha da müstağni olduğu bu tabloda evlilik ancak ulvi bir gaye güden insanlar için çekilmeye değer bir yolculuktur. Aksi halde çekmiyor ve boşanıyorlar. Sadece boşanma değil insanların evlenmeme sebebinin altında da bu vardır. Zaten bugünün dünyası insanlara bireysel konforlu bir hayat sunuyor neden sorumluluk ve risk alsınlar? Almıyorlar.
Aisopos'un meşhur masalı geldi aklıma: "Kuyruğunu Kaybeden Tilki."
Tilki tuzağa yakalanır, canını kurtarır ama kuyruğu kopar. Kuyruksuz dolaşmak ona ağır gelir; alay edilmekten korkar. Bir çare bulur: bütün tilkileri toplar, uzun bir konuşma çeker. Kuyruğun aslında ne kadar gereksiz olduğunu anlatır — ağırlık yapar, çamura bulanır, kaçarken engel olur, hiçbir işe yaramaz. "Bu yükten kurtulun," der, "hepiniz kesin gitsin."
Kalabalıktan yaşlı bir tilki söz alır: "Bu öğüdü bize, kendi kuyruğun yerinde dururken de verir miydin?"
Meclis dağılır.
Türkçede "kuyruğu kopan tilki" deyimi de buradan geliyor: kendi eksiğini herkesin normali yapmaya çalışan kişi: Mustafa Öztürk
@huseyin_gokalp Hüseyin hocam anasayfada dediğiniz gibi açılmıyor. Ama
منصة رواق للتعليم المفتوح
diye you tubea yazdığımızda tüm dersler çıkıyor karşımıza..
https://t.co/1rhbpaF6mx
Bu linkten de ulaşabilirler ilgili arkadaşlar.
Gençler!
Bizler bu toprakların özüyüz, tarihiyiz, ruhuyuz. Üniversitelerde sizlere zenci muamelesi yapmaya kalkanlara; inancımıza, tarihimize, ülkemize düşmanlık yapanlara asla izin vermeyin. Müslümana merhamet ne kadar yakışırsa özgüven ve cesaret de o denli yakışır.
YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ’NDE DİNDAR ÖĞRENCİLERE KARŞI İSLAMOFOBİK BASKILARI VE MOBBİNGLERİ İFŞA EDİYORUM ‼️
Bu flood’da @YeditepeUni Rektörlüğü’nün, mescidde sohbet ettiğimiz için biz öğrencilerine disiplin soruşturmaları açmaktan tutun da yarın (salı) kampüste yapacağımız iftar programımızı engellemeye dek islamofobik baskılarını ifşa ediyorum.
Sözde “Atatürk rönesansını devam ettiren” Yeditepe Üniversitesi, sahibi Bedrettin Dalan’ın 28 Şubat’tan kalma vesayetçi zihniyetiyle yönetilmekte. Ben ve arkadaşlarım gibi inançlı öğrencilere nefes aldırmayan bir Orta Çağ karanlığı hakim bu üniversitede.
4 sene boyunca Yeditepe İslam Ve Medeniyet Topluluğu (YİMED) @yimedresmi ‘in (eski adıyla mescid birliği) kurucu başkanlığını yürüttüm. Bir kaç hafta evvel mezun oldum. Bu modern engizisyon yuvasında 5 yıldır verdiğimiz mücahedenin, maruz kaldığımız baskıların ve tehditlerin hesabını kamuoyu önünde sormak ve bazı maskeleri düşürmek istiyorum artık.
Ayrıca baştan belirtmek isterim ki: Bu ifşalara rağmen yarınki iftar bize kampüste yaptırılmazsa, vebali bu tweeti okuyup da geçen müslümanların boynunadır.
Başlıyoruz:
1- Kampüs mescidinde Aliya İzzetbegoviç hakkında yaptığımız bir sohbetimiz gerekçe gösterilerek, Rektörlük tarafından hakkımızda disiplin soruşturmaları yürütüldü.
Öğrenciler, dekanlıklarca ifade vermeye çağrıldılar. İfadeleri esnasında tüm öğrenciler, Yeditepe İslam ve Medeniyet Topluluğu (YİMED)’ndan ayrılmaları, aksi takdirde savcılığa verilmekle, okuldan atılmakla ve burslarının kesilmesiyle sözlü olarak tehdit edildiler.
Burs kesmek gibi tehditlere maruz kalan öğrencilerden birisi de hem depremzede hem de yetim bir kardeşimdi (halen mobbing tehditi altında öğrenim gördüğü için burada ismini yazmayacağım). İşte ahlaktan ve vicdandan bu kadar nasipsiz bir zihniyete karşı ahlak ve iman sınırları içerisinde verdiğimiz bir mücadeleyi anlatıyorum sizlere.
@ubeyd53 Sayın hocam, sözlerinizdeki tesirden ve ihlastan dolayı size bir şey sormak istiyorum: Sabah namazına kalkmak konusunda sürekli sıkıntı yaşayan bir kişiye ne önerebilirsiniz?
Cübbeli’nin bardağı taşıran son hezeyanları üzerine elbette söyleyeceklerim var.
Yurtdışı programım dolayısıyla hafta başına kadar müsait olmayacağım.
Sonrasında inşaallah detaylı konuşacağım.
ÖNEMLİ!!
“Sana Din’den Sorarlar”ın 2. cildinde (s.324) adak kurbanının etinden kimlerin yiyebileceğini söylerken, “adak adayanın kendisi yiyemez; komşusu, arkadaşı, akrabası zengin de olsa yiyebilir” demişim.
Doğrusu, Hanefî ve Şâfiî mezheplerine göre kişinin eşinin ve usûl-fürûunun adak kurbanının etinden yiyemeyeceğidir. Yerlerse bedelini tasadduk etmeleri gerekir. Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise adak kurbanının etinden yemek hem adak sahibine hem de usûl-furûuna caizdir.
Bu hata nasıl meydana geldi, bilmiyorum. Bu paylaşımı okuyan kardeşlerimin Allah rızası için. mümkün olduğunca yaymaları hususi istirhamımdır.
MUHTEŞEM ÖTESİ, MUHTEŞEM
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Trump'a yanıt verdi: "23 yıl önce, ABD hükümeti bizi Irak'la bir savaşa sürükledi. Bu savaşın amacı Saddam Hüseyin'in nükleer silahlarını ortadan kaldırmak ve demokrasiyi getirmekti. Ancak Irak'ta hiçbir nükleer silah bulunamadı. Bizi iki kez kandıramazsın!!
VİDEO: