Süleymancılar, yurt dışındaki yapılanmalarında İslam’ı tebliğ etmiyorlar. “Kaç kişiyi Müslüman yaptığınız önemli değil, kaç kişiyi Süleymanlı yaptığınız önemlidir.” anlayışıyla çalışıyorlar.
Hizmet Hareketi değil, FETÖ.
Adnan Oktar “Hoca” değil, sapık.
Süleymancılık “cemaat” değil, Alihan Kuriş’in suç örgütü.
Şeyh, hocaefendi, âlim sandığınız diğerlerinin gerçek yüzünü görmek için devlet operasyonunu mu bekliyorsunuz?
Unvana değil, icraata bakın…
Melih Gökçek ve oğulları için de yolun sonu görünüyor gibi...
İlginç olan ise, olası gelişmeler karşısında ne sağ kesimden ne de sol kesimden pek üzülecek kimsenin çıkmayacak gibi görünmesi. Tam aksine, sanki her iki kesimde de sevinenler daha fazla olacak!
TUNA KURİŞ: TELEFONUMUN ŞİFRESİNİ UNUTTUM-ARACIN ÇAKARLI OLDUĞUNU GÖRMEDİM ARKADA UYUYORDUM 😉
🩸 Alihan Kuriş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü soruşturmasında yakalanan Hilmi Tuna Kuriş’in ifadesinden dikkat çeken savunmalar çıktı.
🩸Yakalandığı araçtan iki iPhone ile 2 bin 310 avro çıktı. Telefonlardan birinin yurt dışında kullandığı iş telefonu olduğunu söyleyen Kuriş, içinde SIM kart bulunup bulunmadığını ve şifresini hatırlamadığını savundu. Diğer telefon için ise “Kesinlikle benim değil, kimin olduğunu bilmiyorum” dedi. Paranın kendisine ait olduğunu kabul etti.
🩸Tuna Kuriş, çakarlı 34 SL 313 plakalı araçla ilgili de “Arka koltukta uyuyordum. Araçta çakar olduğunu ve kullanılıp kullanılmadığını bilmiyorum” savunmasını yaptı. Aracın kime ait olduğunu ve nasıl temin edildiğini de bilmediğini öne sürdü.
🩸PTS kayıtlarında aracın k��sa süre içinde İstanbul-Muğla güzergâhını iki kez kullandığı belirlendi. Kuriş ise Muğla’ya kendi imkânlarıyla dinlenmek için gittiğini ve hakkında yakalama kararı bulunduğunu bilmediğini söyledi.
🩸“İstanbul’a dönüyorduk” diyen Kuriş, Marmaris Bozburun’da yakalandı. Yetkililer, Kuriş’in yurt dışına kaçma hazırlığında olduğunu bildirdi. Kuriş ise herhangi bir kaçış planı bulunmadığını savundu.
Şifreyi hatırlamadı. Çakarı görmedi. Arandığını bilmedi. Muğla’ya yalnızca dinlenmek için gittiğini söyledi.
🩸Kuriş’in peş peşe sıraladığı “bilmiyordum, görmedim, hatırlamıyorum” savunmaları soru işaretlerini artırdı.
😎 Süleyman Hilmi Tunahan’ı sorsalar ‘Adını ilk defa duydum’ derdi belki de…
İninize girenlerden Allah razı olsun 👏😎👏
Türkiye’de uzun yıllar tarih, ideolojik bakış açılarıyla anlatıldı. Bazı tarihçiler Cumhuriyeti savunmak için Osmanlı’yı kötüledi; buna tepki olarak bazı dindar yazarlar da Osmanlı’yı kusursuz gösterip Cumhuriyeti karaladı. Yazar, her iki yaklaşımın da yanlış olduğunu savunuyor.
https://t.co/K7FBtNcZhS
Adalet Bakanı Akın Gürlek, kibarca DİN TÜCCARI demiş Kuriş ailesine…
Süleymancılar defteri kapanmıştır Türkiye’de. İnşallah diğer ülkelerdeki yapılanmaları da kapatılır…
Akşam üzeri Muharrem İnce aradı.
“Devlet domates salatalık satmaz” lafıma takılmış.
Sohbet derinleşince anladık ki domates tarlasından çıkınca aramış.
“Devlet üretir satar ama marketçilik yapmaz. Gıda, İHA, SiHA kadar stratejik üründür” dedi.
Kesinlikle katılıyorum.
Benim de kastım, devletin marketçilik yapamayacağına dairdi zaten.
Devam etti.
Köyde kışlık domatesini topladığını anlatırken, kimi köylülerin üretmek yerine kahvehanede vakit geçirmesine sitemliydi.
“Bir zihniyet değişikliğine de ihtiyaç var” dedi.
Güzel bir sohbet oldu.
Süleyman Hilmi Tunahan’a da atfedilen şu söz, tüm tarikatların mantığını gösterir;
Bizim dergâhımıza girenler aklını içeride bıraksın. Dışarıya çıkarken kendi ayakkabısını bulacak kadar akıl onlara yeter.
İsmailağa ekibi, Cübbeli Ahmed’e operasyon yapılması için çabalarken; Cübbeli Ahmed ve ekibi de İsmailağa’ya operasyon yapılması için paylaşımlar yapıyor.
Rabbim, iki tarafın da çabasını boşa çıkartmasın... 😉
Zekât, fitre ve kurban bağışlarını “İFA Uluslararası Kardeşlik Derneği”ne yapanlara geçmiş olsun.
Süleymancı beyabilerin ve Kuriş kardeşlerin kasasını yıllarca doldurdunuz.
Allah, komşunuzu ve akrabanızı gözetmenizi emrederken cemaat ve tarikatlara bağış yapanların sonu böyle olmaya devam edecek…
Son Dakika |
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ile çıkaramaçlı Alihan Kuriş Suç Örgütüne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında; tutuklu Alihan Kuriş’in kardeşi firari Hilmi Tuna Kuriş’e yönelik yapılan arama çalışmalarında tek bir adreste kaynağı belirsiz 1,34 milyar TL değerinde 200 kg külçe altın ele geçirildi
Alihan Kuriş’in evindeki kasada 3 milyon DOLAR değerinde çek ile 27 milyon 548 bin TL değerinde ALTIN ve ziynet eşyası bulunduğu, bunların dışında ise 191 GAYRIMENKUL olduğu tespit edilmiş...
Her şey dava için değil mi?
Ankara’da.
Bir hasta ziyareti için bir miktar baklava ve su böreği almak üzere Konya Yolu üzerindeki o bildik mekana uğradım.
Tezgahtaki usta tanıyınca “sizi görmek bizi çok mutlu etti” deyip meramını anlatmaya başladı:
“Emekliyim, çalışmaya devam ediyorum. Yapılan güzel işleri de görüyorum, İHA’ları, SİHA’ları, cumhurbaşkanımızı da çok seviyorum fakat 23 bin 500 lira maaş kime yeter vekilim? Allah rızası için yakında bir müjde yok mu?”
AK Parti seçmeniydi ama sitemkardı.
“Bazı hazırlıklar var ama kısa vadede yeni bir düzenleme muhtemelen olmaz” dedim.
İtiraz etti: “Seçime doğru yapılırsa o da çok geç olur.”
“Geç olur ama iyi olur İnşallah. Biraz da imkan meselesi” diye devam ettim.
Bombayı patlattı: “Gabar’da 2 milyar dolarlık petrol çıkarılmış, birazını emekliye verseler.”
Maşallah gündemi iyi takip ediyorlar.
Bu tür serzenişlerle sıkça karşılaştığım için şaşırmadım ama şunu söyleyebilirim:
Emekliler öfkesini en diri tutan kesim, haberiniz olsun.
Süleymancıların lideri olarak bilinen Alihan Kuriş’in firari kardeşi Hilmi Tuna Kuriş’i arayan ekipler, tek bir adreste 200 kilogram külçe altın ele geçirdi.
Altınların değerinin yaklaşık 1,34 milyar TL olduğu hesaplandı.
Fitre, zekât, himmet, kurban bağışı, Kur’an kursu için bağış, talebe yurdu için yemek parası, öğrenci için kıyafet parası diye toplanan paralarla elde edildiği iddia edilen bu servet…
Bu parayı yiyen şerefsizlere mi, yoksa bunlara para vermeye devam eden “kerizlere” mi kızıyorsunuz?
Hay Allah! Dün gece İran Suudi Arabistandaki Suud - ABD ortak askeri tesisini vurdu ve Yemen'den açılan ateşle de bir petrolün deposu vuruldu haberleri geldi. Peki şimdi ne olacak. Mekke koalisyonu İran ve Yemeni mi vuracak. Ya da anlaşma başlamadan bitmiş mi olacak? Cevap verilecekse, bu cevabı ABD'mi verecek, Suudlar mı, Türkiye mi, Pakistan mı? Sorular ve soru içinde! Hüküm Allahındır. La havle vela guvvete illa billah!
Bana kalırsa Mekke anlaşması, Anayasaya göre hukuken geçersizdir.
Çünkü bu tür siyasi ve askeri antlaşmalar mutlaka TBMM’de bir “uygun bulma kanunu” ile onaylanmalıdır. TBMM'den yetki ve onay yasası çıktıktan sonra Cumhurbaşkanı tarafından onaylanır ve Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer. Bu anlaşma Anlaşma 7 Ağustos 2026’da imzalandı. Tam metni henüz resmi olarak kamuoyuna açıklanmadı ve TBMM’ye sunulup sunulmadığına dair resmi bir süreç henüz başladığına dair de kamuoyuna yansıyan bir açıklama olmadı. Anayasa gereği, antlaşmanın Türkiye açısından tam olarak bağlayıcı hale gelmesi için Meclis onayına ihtiyaç vardır. Anayasa’nın 90. Maddesi şöyle: “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.”
Bu kuralın istisnaları olsa da bu örnekte bu istisnalar sözkonusu değildir. İstisnalar şöyle: Ekonomik, ticari veya teknik nitelikte olup süresi 1 yılı aşmayan ve devlet bütçesine yük getirmeyen antlaşmalar, Daha önce imzalanmış bir antlaşmaya dayanan uygulama antlaşmaları, Kanunla yetki verilerek yapılan bazı idari/ticari antlaşmalar.
Mekke Ortak Savunma Antlaşması bu istisnalara girmez. Çünkü Kolektif savunma taahhüdü içeriyor (“birine yapılan silahlı saldırı hepsine yapılmış sayılır”),
Askeri-siyasi nitelikte bir paktır,
Uzun süreli ve önemli yükümlülükler doğuruyor,
Peki şimdi nolaacak. Bu anlaşma ölü mü dpğdu, yok hükmünde mi?
Aceba diğer ülkeler için durum ne. ��zellikle Pakistan önemli. Suudi Arabistanda muktedir olan veliahd prens ne derse o olur!?. Peki bu durumda şimdi ne olacak. NATO üyesi bir ülkenin böyle bir ittifaka girmesi NATO çevrelerinde nasıl karşılanacak?