“Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.”
— Aliya İzzetbegoviç
31 yıl önce bugün, Avrupa’nın göbeğinde, “güvenli bölge” ilan edilen Srebrenitsa’da 8.372 Boşnak kardeşimiz dünyanın gözleri önünde katledildi.
İnsanlık tarihine kara bir leke olarak geçen bu soykırımı unutmadık, unutmayacağız.
Türkiye’nin dört bir yanından gelen teşkilat mensuplarımızla 3 gün sürecek gençlik kampımızın açılışını gerçekleştirdik.
Üye kampanyamızda üstün başarı gösteren teşkilat mensuplarımıza plaketlerini takdim ettik.
Bugün Hünkar İskelesi Antlaşması’nın yıl dönümüydü.
1833’te Osmanlı, Mehmet Ali Paşa isyanının oluşturduğu tehdidi bertaraf etmek için Rusya ile Hünkar İskelesi Antlaşması’nı imzaladı.
Ancak bu antlaşma yalnızca bir güvenlik anlaşması olarak kalmadı. Boğazlar gibi devletin en stratejik meselelerinden biri, Osmanlı’nın tek başına karar verebildiği bir alan olmaktan çıkıp büyük güçlerin pazarlık konusu haline geldi.
Tarih bize şunu gösteriyor: Günü kurtarmak için yapılan kısa vadeli hesaplar uğruna bağımsızlıktan verilen ödünler, başlangıçta küçük dahi olsa zamanla devletin en hayati meselelerini bile başka devletlerin pazarlık konusuna dönüştürebilir.
Tesadüf o ki, iki hafta sonra yine Temmuz ayı içinde hem Lozan Antlaşması’nın hem de Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin yıl dönümlerini idrak edeceğiz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde cephede kazanılan Kurtuluş Savaşı, Lozan’da tüm kapitülasyonları tarihe gömdü ve boğazlar konusundaki egemenliğimiz Montrö ile de taçlandırıldı.
Yani tarih bize sadece zayıflığın bedelini değil, bağımsızlık iradesinin neleri geri alabileceğini de gösteriyor.
Bugün de benzer bir soruyla karşı karşıyayız.
Hükümet muhtemelen Trump’ın gelişi üzerinden bir diplomatik zafer fotoğrafı vermeye çalışacak. Oysa dış politikada asıl mesele, kameraların önündeki tokalaşma değil, kameraların arkasında Türkiye adına alınan kararlardır.
Türkiye ev sahibi olabilir. Ama Türkiye masanın sahibi mi?
Ülkemizin ihtiyacı, bir gün Washington’dan, bir gün Moskova’dan gelecek işarete göre pozisyon alan bir dış politika değildir. Ülkemizin ihtiyacı, başkalarının kurduğu masalarda yer kapmaya çalışan bir dış politika da değildir.
Türkiye’nin ihtiyacı, kendi masasını kurabilen, kendi kararını alabilen ve bağımsızlığından ödün vermeyen bir dış politika anlayışıdır.
Bağımsız Türkiye Partisi’nin ortaya koyduğu irade de tam olarak budur.
📢 BTP’nin Geleneksel Yaz Gençlik Kampı için Geri Sayım Başladı 🇹🇷
Gençliğin enerjisi, Türkiye’nin geleceğiyle Afyonkarahisar’da buluşuyor!
Ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş’ın fikirleriyle büyüyen, Genel Başkanımız Hüseyin Baş’ın liderliğinde yürüyen Türkiye’nin dört bir yanından gençlerimizle 3-5 Temmuz’da bir aradayız.
🗓 3 - 5 Temmuz 2026 📍 Afyonkarahisar
🎯 Eğitim Seminerleri
🤝 Teşkilat Toplantıları
🏆 Yarışmalar & Gençlik Şöleni
🎤 Kapanış Konuşması: Genel Başkanımız Hüseyin Baş
Geleceği inşa edecek kadrolar burada yetişiyor.
Hazır mıyız gençlik? 🦅
Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, Denizli’de teşkilatımız, sivil toplum temsilcileri ve vatandaşlarımızla bir araya geldi.
Teşkilatlarımızla omuz omuza, milletimiz için çalışmaya; Türkiye’nin yarınlarını hep birlikte inşa etmeye devam ediyoruz.
@drahmethkepekci
Bu hafta da Türkiye’nin dört bir yanında milletimizle buluştuk. @BTP_Parti ailemiz her geçen gün daha da büyüyor. Bu ülkenin geleceği, yarınları için çalışmaya devam... Çünkü biliyoruz ki istikbal biziz, biz geleceğiz…
Genel Başkanımız @huseyinbas_BTP, Bursa İl Divan Toplantımızda Türkiye'nin ekonomik ve siyasi gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
🔹 "Zam vermeye korkan bir ekonomi var."
🔹 "İktidarın da muhalefetin de Türkiye'nin meselelerini çözecek fikri ve derdi yok."
🔹 "Milli Ekonomi Modeli, dünyanın ekonomisini düzeltecek anahtardır."
🔹 "Yaşadığımız topraklar bizim her şeyimizdir."
🔹 "Ülkesinin bağımsızlığını isteyenlerin adresi Bağımsız Türkiye Partisi'dir."
Genel Başkanımızın Bursa programında yaptığı açıklamaları videomuzu izleyebilirsiniz.
ABD–İran savaşını bitiren imzaların atıldığı gün Rusya'nın başkenti Moskova Ukrayna tarafından hedef alındı.
Dronelerle düzenlenen saldırılarda 16 kişi yaralandı. Bu saldırılarda Kremlin'e yakın bir mesafedeki petrol rafinerisinin de vurulduğu açıklandı.
Bu saldırı, Ukrayna'nın Rusya'ya gerçekleştirdiği en cüretkâr saldırı niteliğinde.
Şimdi gözler Rusya'da. Putin'in nasıl bir karşılık vereceği merak ediliyor.
Amaç, Rusya'yı masaya oturmaya zorlamak mı, yoksa daha da tahrik ederek savaşı büyütmek mi?
Acaba dikkatleri İran hezimetinden kaçırarak Rusya-Ukrayna savaşına çekmek mi istiyorlar?
Bu soruların cevapları mühim.
Zamanlama açısından manidar bir saldırı.
Temmuz başında Ankara'da NATO zirvesi var. Bu zirve öncesi Rusya'nın tahrik edilmesi dikkat çekici.
Rusya karşıtı bir oluşum olan NATO'nun liderleri Ankara'da bir araya gelecek. Bu zirvede yeni bir küresel sistemin inşası yönünde adımlar atılacağı iddia ediliyor.
Bölgemizde yine kritik bir mesele ve yine bizi doğrudan ilgilendiren bir durum!
Bizim tavrımız net; bizim için mühim olan Türkiyemizin ulusal çıkarlarıdır. Türkiye'nin çıkarı da barıştan geçmektedir.