İki koca konfederasyon işini gücünü bırakmış sendika baraǰı %5 olsunmuş. Elinizi ayağınızı tutan mı var mücadele etmek için?
Anlaşılan arpanız az geldi aidatlar bölünmesin onuda biz yiyelim derdiniz .Emekliyi açlığa memuruda yoksulluğa mahkûm ettiniz .Utanmıyorsunuz değil mi ?
Manisa Turgutlu’da İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde bu sabah silahlı saldırı yaşandı. Okula gitmek için evlerinden çıkan çocuklarımız silah seslerinin ortasında kaldı. Yaralı öğrencilerimizin olduğu, can kaybı yaşandığı yönünde bilgiler geliyor.
Daha kaç öğretmenimizi, kaç öğrencimizi kaybedeceğiz? Kaç okulun önünde silah patlaması, kaç çocuğun vurulması gerekiyor ki Milli Eğitim Bakanlığı çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini asli sorumluluğu olarak görsün?
Aylarca uyardık. Rapor hazırladık. Alanlara çıktık. Milli Eğitim Bakanlığının kapısına dayandık. “Okullar güvenli değil” dedik. “Eğitimde şiddet artık münferit olaylarla açıklanamaz” dedik. “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” talebiyle on binlerce yurttaşın imzasını Bakanlığa teslim ettik.
Öğretmenlerimiz öldürüldüğünde haykırdık. Öğrencilerimiz şiddetin hedefi olduğunda haykırdık.
Uyardık. Duymadınız.
Anlattık. Görmezden geldiniz.
Çözüm istedik. Sorumluluktan kaçtınız.
Bugün yine bir okulun önünden silah sesleri yükseliyor.
Milli Eğitim Bakanlığı artık çıkıp bu olayları “münferit” diyerek geçiştiremez. Her saldırının ardından birkaç cümlelik açıklama yayımlayıp ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam edemez.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/hRSjmTkgre
#Manisa
7 Eylül 2026 Sene Başı Öğretmenler Kurulu
Değerli Üyemiz,
2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı Sene Başı Öğretmenler Kurulu’nda, eğitim emekçilerinin çalışma koşullarını, görev ve sorumluluklarını ve özlük haklarını doğrudan ilgilendiren birçok konu gündeme gelecektir.
Atatürk ilke ve devrimlerine, Cumhuriyet’in laik ve bilimsel eğitim anlayışına, emeğin onuruna ve özlük haklarımıza aykırı uygulamalara şerh düşüyoruz.
“Öğretmenler Kurulu gündem maddeleri arasında yer alan ve normlar hiyerarşisine ve bireysel özgürlüklere açıkça aykırı olan önlük uygulaması başta olmak üzere; öğretmenlik mesleğini siyasi yönlendirme aracı hâline getiren, eğitimin laik ve bilimsel niteliğini zedeleyen, özlük ve ekonomik haklarımı ihlal eden ve angarya niteliği taşıyan uygulama ve kararlara şerh düşüyorum. Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve kanunlardan doğan haklarımı korumak amacıyla, üyesi olduğum Eğitim-İş Sendikasının aldığı eylem kararlarına uyacağımı bildirir; her türlü mesleki, hukuki ve sendikal hakkımı saklı tuttuğumu beyan ederim.”
Eğitim-İş Merkez Yönetim Kurulu
Milli Eğitim Bakanlığının 81 ile gönderdiği 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler Genelgesi, siyasi iktidarın eğitimi bilimsel ve pedagojik ilkelerden uzaklaştırarak ideolojik kalıba sokma çabasının yeni bir örneğidir.
Eğitim-İş olarak, eğitimin kronikleşmiş sorunlarına çözüm üretmek yerine öğretmeni daha fazla denetleyen, eğitim süreçlerini merkezî talimatlarla kuşatan ve yönetmeliklerle düzenlenmiş alanlarda dahi yeni yükümlülükler yaratmaya çalışan genelgeye karşı dava açtığımızı kamuoyuna duyururuz.
Kılık-kıyafet eylem kararımızın arkasındayız; bu dönemde alacağımız eylem kararını önlük dayatmasını da kapsayacak şekilde genişleteceğiz. İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri ile okul idarelerinin olası baskı ve dayatmalarına karşı hiçbir üyemizi yalnız bırakmayacağız.
Genelgede yer alan kılık-kıyafet ve önlük dayatması, öğretmenlerin mesleki özerkliğine ve kişisel yaşam alanına açık bir müdahaledir. Hukuki veya pedagojik hiçbir karşılığı olmayan “toplumsal hassasiyet” gibi muğlak kavramların arkasına sığınılarak belirli bir yaşam tarzı hedef alınmaktadır.
Öğretmenler açlık ve yoksulluk sınırında yaşam mücadelesi verirken, okullarda temizlik ve güvenlik personeli yokken, çocuklarımız okula aç gelip giderken, öğretmenler ücretli-sözleşmeli gibi çalışma koşullarıyla sömürülürken Bakanlığın öncelikli meselesinin kılık-kıyafet olması kabul edilemez.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/seZpnkXF1L
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026/70 sayılı “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” Genelgesi, eğitimin kronikleşmiş sorunlarına çözüm üretmek yerine öğretmeni daha fazla denetleyen, eğitim süreçlerini merkezî talimatlarla kuşatan ve yönetmeliklerle düzenlenmiş alanlarda dahi genelge yoluyla yeni yükümlülükler yaratmaya çalışan bir anlayışın ürünüdür.
Genelge, eğitimde farklılıkları ve özgünlüğü esas almak yerine öğretmeni ve öğrenciyi dar kalıplara sıkıştıran, tek tip öğretmen ve tek tip öğrenci anlayışını dayatan; eğitim sisteminin yapısal sorunlarından doğan sorumluluğu ise Bakanlığın üzerinden alarak öğretmenin ve öğrencinin omuzlarına yükleyen bir yaklaşımı yansıtmaktadır.
Bakanlık, öğretmenin yoksullaşmasını, okulların personel açığını, kalabalık sınıfları, öğretmen açığını, ücretli öğretmenlik ayıbını, eğitimde eşitsizliği ve giderek ağırlaşan çalışma koşullarını çözmek yerine, öğretmenin önlüğünden telefonuna, veliyle görüşmesinden kullanacağı dijital platforma, görev yapacağı okuldan görev yapacağı alana kadar uzanan bir müdahale ve denetim düzeni kurmaya çalışmaktadır.
Genelgenin bütününe hakim olan “tavizsiz”, “zorunlu”, “istisnasız”, “kesinlikle”, “ivedilikle”, “hiçbir şekilde” gibi ifadeler de Bakanlığın eğitim çalışanlarıyla birlikte yönetme anlayışından giderek uzaklaştığını göstermektedir.
Eğitim, emir-komuta zinciri içerisinde yürütülecek mekanik bir faaliyet değildir. Öğretmen de Bakanlığın her yeni politikasını sorgulamadan uygulamakla yükümlü bir talimat memuru değildir.
Eğitim-İş olarak, hukuku genelgelerle aşmaya, öğretmenin mesleki özerkliğini idari talimatlarla daraltmaya ve öğretmeni itibarsızlaştırmaya, okulları güncel siyasi politikaların uygulama alanına dönüştürmeye yönelik hiçbir girişime sessiz kalmayacağız.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/iyyVCbhZXJ
Öğretmenlerin, önlük gibi belirli bir kıyafeti giyme zorunluluğu bulunmamaktadır. MEB, yayımladığı genelgeye öğretmenlerin kıyafetlerine sınırlama getirmeye çalışmakta, önlüğü ise zorunlu kıyafete dönüştürmektedir. Bu uygulama hukuki dayanaktan yoksundur ve öğretmenlerin temel haklarını da yok saymaktadır. Dünyanın her yerinde ve ülkemizde öğretmenler ne giyeceklerine en iyi kendileri karar verirler. MEB, öğretmenlerin kıyafetleriyle değil eğitimin gerçek sorunlarıyla ilgilenmelidir.
Geçen ay alanlardan haykırdığımız talebin yerine getirilmesi artık kaçınılmazdır: Kamu emekçisine ve emeklisine yüzde 50 ek zam, artık kimsenin inkar edemeyeceği bir mecburiyettir.
#MemurGeçinemiyor#yüzde50ekzam
EMEK HIRSIZLIĞI !
Memur ve emeklilerine % 16 enflasyon tahmini üzerine 2026 maaş zammı yapıldı .Merkez bankası ‘pardon yanılmışız aslında % 28 olacak ‘ diyor .diyor da düşük enflasyona göre yapılan zam için HÜKÜMET tüm memur ve memur emeklilerinden ÖZÜR dileyip
%28-%16 arasındaki zam oranını düzeltmediği müddetçe açık bir yalan zinciri ve emek hırsızlığı var !
Gökhan Dinç : Arkadaş, bu ülkede bir futbolcu (Yunus Akgün) geri geri giderken hakeme çarpıyor, hakem dönüyor çat sarı kart veriyor! Allah’ım ya ulan yani gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum. Bak gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum. Ulan siz nasıl adamlarsınız ya? Ya herif geri geri gidiyor, çat sana çarpıyor! Bakıyorsun çat... kını... lan neye veriyorsun sen ya? Neye veriyorsun? Niye sarı kart veriyorsun?
Victor Osimhen: "Fenerbahçe'yi anlayamıyorum. Ligin en iyi takımına karşı oynayacakları maç öncesi kolumdaki koruyucudan şikayet ettiler. Bana çok mantıklı gelmedi. Ama ben gelip işimi yaptım ve en iyi şekilde mesajımı verdim."
Leroy Sane'nin bu akşam gösterdiği muhteşem, harika, kusursuz performans..
Fenerbahçe'nin 80 milyon euro'luk orta saha oyuncularını ayağında top diye oynattı, kucağa aldı. Hayranlıkla izledik. https://t.co/6UbFNqRV7G
🗣️ Erkut Öztürk: "Bazen deriz "Hakemi de yeneceksin!" diye, Galatasaray bugün bunu net olarak ortaya koymuştur. Galatasaray bugün sadece Fenerbahçe'yi değil, hakemi de yendi. O yüzden Okan Hoca'nın açıklamasının ne kadar doğru olduğunu anlıyorum."
Sane’nin pozisyonuna penaltı çalmayıp da hakemlik yapmaya kalkan aparatın atanmasına günlerdir ses çıkarmayanlar sakın şimdi penaltımız verilmedi diye ağlamasın sakın!