Anahtar Parti Çankırı İl Başkanı - Allah'tan korkar-Milletini Allah için sever-İki dakikalık dünya için fırıldak olunmamalı- Avukat-Ankara Ün. Kamu Hk. Doktora
Gaziantep’ten koca bir umut yankılandı…
Gaziantep programımızın son gününde Kamil Ocak Spor Salonu’nu dolduran binlerce hemşehrimizin coşkusu, sevgisi ve “Bir sen kaldın” diye yükselen sesi yüreğimize dokundu.
O sesi yalnızca salondan yükselen bir tezahürat olarak hissetmedik. Yorulan ama umudunu kaybetmeyen bir milletin; ‘daha adil, daha huzurlu ve daha güzel bir Türkiye mümkün’ diyen güçlü beklentisiydi.
Gaziantep’in güzel insanlarının bize duyduğu güveni büyük bir mesuliyet olarak görüyorum.
Bu umut boşa çıkmayacak…
Yavuz Ağıralioğlu’nun başörtüsüyle, başörtülü kadınlarla veya başörtüsü mücadelesiyle bir meselesi olduğunu iddia etmek, hem siyasi geçmişine hem de hayatına bakıldığında gerçeklikle bağdaşmaz. Başörtülü bir eşe sahip olan, yıllarca başörtüsü yasağının kaldırılması ve inanç özgürlüğü konusunda mücadele etmiş bir siyasetçiden söz ediyoruz.
Başörtüsü ile kamusal alanda önü açılan, ne mutlu ki bu ülkede Bakan, milletvekili olan kadınların, savunduğu değerler ve İslam inancıyla bağdaşmayan gündemlerle anılmasına Yavuz Başkan'ın sitemidir bu serzeniş.
Baş örtüsünü yeterince konuştuysak biraz da FON konusuna girelim mi Sayın Vekil? Sayın Bakan ne vermiş ne almış asgari ücret ve emekli maaşıyla yaşam mücadelesi veren Milletimiz bilgi bekliyor sizden.
Bir tarafta Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın huzurunda imzalanan, 20 milyar dolara yaklaşan uçak anlaşması var.
100’ü kesin, 50’si opsiyon olmak üzere 150 uçak…
Diğer tarafta ne var?
455 binden fazla vatandaşımızın yaklaşık 20 milyar dolarlık tasarrufunun kaybedildiği yönündeki ağır tablo var.
Şimdi ben devletimize şunu soruyorum:
20 milyar dolara yaklaşan uçak anlaşmasın�� yapabilen bir devlet, vatandaşının yaklaşık 20 milyar dolarlık tasarrufuna sahip çıkamaz mı?
Bu insanlar bu parayı kolay kazanmadılar.
Evinden artırdı.
Maaşından artırdı.
Çocuğunun geleceği için biriktirdi.
Emekliliği için kenara koydu.
Sonra devletinin denetlediği piyasalara güvenip parasını yatırdı.
Peki sonra ne oldu?
SPK ne yaptı?
Borsa İstanbul ne yaptı?
Takasbank ve MKK ne yaptı?
Kamu yöneticileri neyi gördü, ne zaman gördü ve neden daha erken müdahale etmedi?
Biz devletimiz uçak almasın demiyoruz.
Uçak alsın.
Filosunu büyütsün.
Dünyayla rekabet etsin.
Ama devletin büyüklüğü sadece yaptığı anlaşmaların büyüklüğüyle ölçülmez.
Devletin büyüklüğü, vatandaşının alın teriyle biriktirdiği paraya sahip çıkabilme kudretiyle de ölçülür.
Bir tarafta 20 milyar dolara yaklaşan uçak anlaşması varsa, diğer tarafta yaklaşık 20 milyar dolarlık vatandaş tasarrufunun nasıl bu noktaya geldiğinin hesabı da sorulmalıdır.
Kim neyi gördü?
Kim neyi denetledi?
Kim neden zamanında müdahale etmedi?
455 binden fazla vatandaşımızın parasının hesabı verilmeden bu dosya kapatılmamalıdır.
RUHSATSIZ SİLAHA KOLAY ERİŞİM ACİL OLARAK ÖNLENMELİ…
Son dönemde çocuklarımız ve gençlerimiz arasında artan akran zorbalığı ve şiddet olaylarını yalnızca okul güvenliği meselesi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Silahla yaralama ve öldürme hadiselerinin giderek yaygınlaştığı açıktır. Bu nedenle üzerinde durulması gereken konulardan biri, ruhsatsız silahlara ve şiddeti özendiren içeriklere sosyal medya üzerinden bu kadar kolay ulaşılabilmesidir.
İçişleri Bakanlığının verilerine göre silahla işlenen kasten öldürme, yaralama, yağma ve gasp suçlarında kullanılan silahların en az yüzde 75’i ruhsatsızdır. 2025 yılında 110 binden fazla, 2026’nın yalnızca ilk üç ayında ise 25 bin 580 ruhsatsız silah ele geçirilmiştir.
Daha vahimi, ruhsatsız silahların sosyal medya üzerinden alıcı bulabilmesidir. Alıcı ile satıcı sosyal medya gruplarında buluşabilmekte, fiyat özel mesajla konuşulup teslimat elden yapılabilmektedir.
Çocuklarımızın kavgasının, akran zorbalığının veya birkaç dakikalık öfkenin eşe veya bir başkasına yönelik silahlı saldırıya dönüşmesini istemiyorsak öncelikle silaha ulaşmayı kolaylaştıran yollarla mücadele etmek zorundayız.
Bu noktada Telegram’ın uyguladığı yöntem dikkate değer olup yasa dışı silah satışını hizmet şartlarında yasaklamış, yapay zekâ ve makine öğrenimi destekli denetimle tespit edilen silah satışı ve zararlı içerikleri kaldırmaya başlamıştır. Türkiye’ye satış yapan bazı silah gruplarının 2026 yılında kapandığı da tespit edilmiştir.
Bu yaklaşım öncelikle ulusal kanallar ve diğer sosyal medya platformları için de örnek olmalıdır. Ruhsatsız silah satışı yapılan hesap ve gruplar yapay zekâ desteğiyle tespit edilmeli, kapatılmalı ve ilgili bilgiler güvenlik birimleriyle paylaşılmalıdır.
Akran zorbalığı ve şiddet giderek ölümcül saldırılara dönüşmeye başladığı için acil tedbir alınması toplum huzuru açısından hayati önem taşımaktadır. Nisan ayında Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı okul saldırısının ardından şimdi de Manisa’da okul önünde çocukların hedef olduğu silahlı saldırının yaşanması, tehlikenin ertelenemeyecek kadar ciddi olduğunu göstermektedir.
Anahtar Parti olarak yetkilileri; ruhsatsız silaha erişimin ve sosyal medya üzerinden yasa dışı silah satışının önlenmesi, artan akran zorbalığı ve şiddetin silahlı saldırılara dönüşmeden durdurulması için acilen etkili tedbirler almaya davet ediyoruz. Çocuklarımızın can güvenliği daha fazla bekleyemez.
Bu vesileyle Manisa’da evladını kaybeden ailemize başsağlığı, tedavisi devam eden çocuklarımıza acil şifalar diliyorum.
MasterChef Eray Aksungur Anahtar Partili Oldu
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Bolu’daki esnaf ziyareti sırasında MasterChef ile tanınan şef Eray Aksungur’a parti rozetini taktı. Aksungur, Anahtar Parti’ye katıldı.
Ziyarete, daha önce partiye katılan ünlü işletmeci Emre Yalçınkaya da eşlik etti.
BENZİNDE DE, MAZOTTA DA AVRUPA’NIN GERİSİNDEYİZ!
Kişi başına düşen gelirle alınabilen benzin / motorin miktarına bakın:
Avusturya: 30.713 / 27.622 litre
Belçika: 29.116 / 25.035 litre
Hollanda: 28.086 / 28.362 litre
Danimarka: 27.476 / 29.698 litre
İngiltere: 26.513 / 23.444 litre
Almanya: 24.279 / 24.310 litre
Fransa: 21.341 / 19.998 litre
Türkiye: 11.546 / 9.690 litre
Türkiye’de kişi başına düşen gelirle alınabilen benzin, Avusturya’nın ancak yüzde 38’i kadar.
Motorinde ise Danimarka’nın üçte birine ancak ulaşabiliyoruz.
Bu rakamlar yalnızca benzin ve mazot fiyatlarını değil, milletimizin alım gücünü anlatıyor.
Gelirimiz eriyor.
Paramızın değeri düşüyor.
Alım gücümüz azalıyor.
Vergi yükümüz ve hayat pahalılığı ise büyüyor.
Avrupa’da insanlar ortalama gelirleriyle 20-30 bin litre yakıt alabilecek bir ekonomik güce sahipken, Türkiye’de vatandaşımız 10 bin litre motorini dahi alamıyor.
Şimdi iktidara soruyoruz:
Türk insanının emeği neden bu kadar değersiz hâle geldi?
Türk lirası neden bu kadar değer kaybetti?
Bu millet neden daha çok çalışıp daha az alabilir hâle geldi?
Bu tabloyu millet yapmadı. Bu ekonomiyi millet yönetmedi.
Yıllardır ülkeyi yöneten, ekonomi politikalarını belirleyen, vergileri koyan, bütçeyi yapan sizsiniz. Ortaya çıkan tablonun siyasi mesuliyeti de size aittir.
Ekonominin karnesi yalnızca TÜİK tablolarında yazmaz.
Milletin deposunda yazar.
Pazar filesinde yazar.
Market arabasında yazar.
Kredi kartı ekstresinde yazar.
Biz Türk milletinin daha fazla çalışıp daha azına razı edildiği bu düzeni kabul etmiyoruz.
Bu memleketin insanı Avrupa’nın insanından daha az çalışkan değildir. Daha az üretken değildir. Daha azını da hak etmiyor.
Sandık milletin önüne geldiğinde herkes yaptığıyla, yapamadığıyla ve milletin hayatından eksilttiğiyle muhasebe edilecektir.
Vatandaş deposundan eksileni de, sofrasından eksileni de, maaşından eksileni de unutmaz.
Milletin terazisi şaşmaz.
Sandık geldiğinde hesabı da millet görür.
Zonguldak programımızın ardından, Düzce’nin güzel ilçesi Akçakoca’da hemşehrilerimizle kucaklaştık…
Günün geç saatlerine ve yağmura rağmen sahil boyunca yürüyüşümüze eşlik eden, samimiyetleriyle ve heyecanlarıyla bize güç veren hemşehrilerimize gönülden teşekkür ediyorum.
Bu güzel karşılamada emeği olan Düzce İl Başkanlığımıza ve Akçakoca İlçe Teşkilatımıza; beraber çıktığımız bu yolculuğun her adımında bizimle yürüyen teşkilatımıza ve gönüllülerimize şükranlarımı sunuyorum.
Alkışları, samimiyetleri ve inançlarıyla kararlılığımıza güç katan esnafımıza ve Akçakocalı hemşehrilerimize de teşekkür ediyorum.
Milletimiz umut ufkunda sabırlı olsun… Anahtar Parti, 86 milyonluk koca memleketimiz için geliyor.
TÜRKİYE YENİ DÜNYA EKONOMİSİNDE NEREDE DURMALI?
Dünya yeniden kuruluyor.
Dolar merkezli ekonomik düzenin yanında Çin, yuan ve CIPS üzerinden kendi finansal alanını genişletiyor. Ülkeler artık ticaretlerini, rezervlerini ve geleceklerini tek bir para birimine, tek bir finans sistemine bağlamak istemiyor.
Türkiye bu yeni dünyayı kenardan seyredemez.
Bizim önümüze de yıllardır aynı yanlış soru konuluyor:
“Batı mı, Doğu mu?”
Bizim cevabımız bellidir:
Türkiye.
Avrupa ile ticaretimizi büyüteceğiz. Çin ve Asya ile ekonomik ilişkilerimizi geliştireceğiz. Körfez'in sermaye gücüyle daha kuvvetli bağlar kuracağız. Türk dünyasıyla ticaretten enerjiye, ulaştırmadan finansa kadar gerçek bir ekonomik bütünleşmenin yollarını açacağız.
Bunu dolardan kaçmak veya yuanı doların yerine koymak için yapmayacağız.
Bir bağımlılıktan kurtulup başka bir bağımlılığın altına girmeye ekonomik bağımsızlık denmez.
Biz Türkiye'nin; tek bir ülkeye, tek bir para birimine, tek bir pazara ve tek bir finans sistemine mahkûm olmadığı bir ekonomik düzen istiyoruz.
Türk lirasının bölgesel ticarette daha fazla kullanıldığı, İstanbul'un Avrupa ile Asya arasındaki sermaye ve ticaret akışında gerçek bir finans merkezi olduğu, Türkiye'nin Avrupa, Asya ve Körfez arasındaki üretim ve ticaret zincirlerinin merkezinde bulunduğu bir ülke hedefliyoruz.
Bunların hiçbiri yalnızca dış politika tercihleriyle olmaz.
Önce kendi evimizin içini düzene koyacağız.
Enflasyonu düşüreceğiz.
Üretimi güçlendireceğiz.
Teknolojiyi ve yüksek katma değerli ihracatı büyüteceğiz.
Mali disiplini sağlayacağız.
Ekonomi yönetimine güveni yeniden tesis edeceğiz.
Ekonomik bağımsızlık dünyaya sırtını dönmek değildir.
Ekonomik bağımsızlık; dünyayla ticaret yapan ama kimseye mahkûm olmayan, üreten, ihraç eden, teknoloji geliştiren ve kendi kararını kendi verebilen güçlü bir Türkiye demektir.
Bizim istikametimiz ne Batı'nın peşine takılmak ne de Doğu'nun gölgesine sığınmaktır.
Bizim istikametimiz Türkiye'dir.
Hedefimiz; borçla ayakta duran değil üreterek büyüyen, başkasının kararını bekleyen değil kendi kararını verebilen, ekonomik olarak güçlü ve bağımsız bir Türkiye'dir.
42 yıldır devletin yanında, teröre karşı omuz omuza mücadele eden korucularımızı koruyun.
Korucusunu koruyamayan devlet kendisini de koruyamaz!
Bölgede devletin iradesini sahipsiz bırakmayın.
Aman ha...
Anahtar Parti olarak siyasi partilerle karşılıklı ziyaret ve istişarelerimizi sürdürüyoruz.
Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu ve beraberindeki heyetimiz bu hafta DEVA Partisi, Saadet Partisi ve Zafer Partisi’ne, gelecek hafta ise Yeniden Refah Partisi'ne iadeiziyaretlerde bulunacak, ayrıca önümüzdeki hafta Yeni Parti’ye hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirecektir.
Ziyaretlerimizin ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerin, karşılıklı görüş alışverişinin ve siyasi nezaketin güçlendirilmesine vesile olmasını diliyoruz.
Saygılarımızla
Nihal Ağca
Anahtar Parti Genel Sekreteri
AK Parti kendi kuruluş hikâyesini hatırlamalıdır.
Şiir okuduğu için hapse girmiş bir Cumhurbaşkanı’nın yönettiği ülkede, fikrini söylediği için partisinin kapatılması istenmiş bir Cumhurbaşkanı’nın iktidarında; üstelik 5 yıl önce yapılmış bir konuşmadaki sözleri nedeniyle insanların soruşturma tehdidiyle karşı karşıya kalması kabul edilemez.
Demokrasi, yalnızca sizin söz söyleme hakkınız değildir. Size karşı olanın da, sizi eleştirenin de, sizin gibi düşünmeyenin de söz söyleme hakkıdır.
Dün kendiniz için istediğiniz hukuku bugün başkalarından esirgeyemezsiniz.
Bir taraftan çocuklarımızın katiline konuşma hakkı sağlanmasının yollarının arandığı bir zeminde, diğer taraftan insanların yıllar önce söyledikleri sözler nedeniyle soruşturmalara muhatap edilmesini hatırlatmaktan dahi hicap duyuyoruz.
Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla korku, daha fazla yasak, daha fazla soruşturma değil; daha fazla hukuk, daha fazla hürriyet ve daha güçlü bir demokrasidir.
Böyle soruşturmalar demokrasimizi büyütmez; Türkiye’yi demokrasi ayıplı ülkeler ligine düşürür.
Anahtar Parti olarak milletimize sözümüz; siyasi düşüncenin ve fikir hürriyetinin soruşturma konusu olmadığı bir Türkiye’dir.
İstanbul Valiliği tarafından iptal edilen Anyma konseri ile ilgili Partimizin Gençlik Kolları Başkanı Kadir Koray Küçükali tarafından yapılan paylaşım Parti görüşümüzü yansıtmamaktadır.
Kamuoyunun bilgisine sunarız.
Saygılarımızla
Nihal Ağca
Anahtar Parti Genel Sekreteri
Bizim dinimiz var, imanımız var, vatanımız var, bayrağımız var.
Devletimiz var…
Okullarımız, öğretmenlerimiz, hastanelerimiz, yollarımız var.
Kültürümüz, sazımız, sözümüz, şiirimiz, türkülerimiz var bizim.
Bunca imkâna rağmen kendi insanımızı elinde kalaşnikof olan bir katiller topluluğuna mı kaptırdık?
Yanlışlarımız var bizim!
Bu yanlışları muhasebe ederiz elbet ama bu muhasebede muhatabımız terör örgütü değildir...
Bir memleketin en büyük sermayesi, “Ben yapabilirim” diyebilen gençleridir. Biz ülkemizin geleceğinin girişimcilik ekosisteminin gelişmesinden geçtiğine inanıyoruz.
Erişim engelleriyle, yurt dışından alışverişin yasaklanmasıyla; dünyadaki imkânlara erişimin kısıtlandığı bu atmosferde hangi teşvik verilirse verilsin istenen sonucun alınamayacağının görülmesi gerekiyor.
Bizim vazifemiz; o cesaretin önünü açmak, iyi fikirle doğru sermayeyi buluşturmak, girişimciyle yatırımcı arasındaki güveni büyütmektir.
Biz girişimcimizin daha yolun başında bürokrasiye takılmadığı, sermayeye ulaşabildiği, ürettiğini satabileceği pazarlara erişebildiği bir düzen kuracağız.
Kamuyu iyi fikirlerin önünde duvar değil, kapı hâline getireceğiz. Genç girişimcilerimizin ilk müşteriye, yatırıma ve dünyaya ulaşmasını kolaylaştıracağız. Yatırım yapanın da emeğini ve sermayesini hukukla, öngörülebilirlikle ve güvenle koruyacağız.
Girişimcimiz “Ben yaparım” desin, yapsın.
Biz onun önünü Türkiye’de açalım; o da ürettiği teknolojiyle, kurduğu markayla, yaptığı ihracatla dünyanın dört bir yanında Türkiye’nin önünü açsın.
Kendi seçmenlerine verdiği sözü unutan, milletinin değil teröristin sorunlarını konuşan siyaset karşısında milleti ve devleti savunmaya devam edeceğiz.
Parti yönetimlerinin sorumsuzluğuna seçmeni kurban vermeyeceğiz.