KAMUOYUNA DUYURU
TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE EVET; TERÖRİSTLE YOL YÜRÜMEYE HAYIR
Kamuoyuna “Terörsüz Türkiye” ambalajıyla sunulan ��erçeve yasanın kabul edilmesini derin bir kaygıyla takip ediyoruz.
Siyasal iktidar olarak son seçimde yönetme yetkisini milletimizden isterken, seçim propagandanızın merkezine terörle mücadeleyi koydunuz. Muhalefeti terör örgütleriyle yan yana olmakla suçladınız. “Bize yetki vermezseniz teröristleri serbest bırakacaklar.” dediniz.
Milletimizin teröre karşı hassasiyetini, şehitlerimizin aziz hatırasını ve analarımızın yıllardır taşıdığı acıyı seçim meydanlarında bir irade talebine dönüştürdünüz.
Milletimiz de size bu iradeyi, terörle mücadelede kararlı ve tavizsiz bir politika izlemeniz için verdi.
Şimdi ise milletimizden aldığınız yetkinin, seçim meydanlarında ortaya koyduğunuz iradenin tam aksi istikametinde kullanılmasına şahit oluyoruz.
Dün meydanlarda karşısında durduğunuzu söylediğiniz terör örgütünün elebaşının serbest bırakılmasının, terör örgütü mensuplarına yönelik hangi düzenlemelerin yapılabileceğinin ve hangi yollarla cezasızlık alanı oluşturulabileceğinin tartışılması, milletimizin vicdanında ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Milletimiz size bu yetkiyi, bugün yaptıklarınızı yapmanız için değil; seçim döneminde verdiğiniz sözlerin gereğini yerine getirmeniz için verdi.
Seçim meydanlarında “terörle tavizsiz mücadele” vaadiyle milletten oy alıp bugün Meclis aritmetiğine sığınarak terör örgütüne ve uzantılarına zımni bir meşruiyet alanı açabilecek düzenlemelerin önünü açmanızı milletimizin vicdanına havale ediyoruz.
Anahtar Parti Teşkilatları olarak açıkça ilan ediyoruz:
Bu çerçeve yasaya ve terörle mücadelede tavizkâr olduğunu düşündüğümüz bu anlayışa karşı tavrımız amasız, fakatsız HAYIR’dır.
Biz Terörsüz Türkiye’ye EVET diyoruz.
Ancak teröristle, katille, terör örgütüyle ve onun uzantılarıyla yol yürünmesine HAYIR diyoruz.
Şehitlerimizin aziz hatırasını, milletimizin güvenlik hakkını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti ilkesini her türlü siyasi hesabın üzerinde tutuyoruz.
Terörsüz Türkiye’ye evet; teröristle yol yürümeye hayır!
Türkiye’nin birlik içinde olması hepimizin arzusudur.
Ama birlik hukukla güçlenir, demokrasiyle büyür, ortak akılla kalıcı olur.
Tek cephe farklı sesleri susturarak kurulmaz…
Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Mehmet Şimşek;
Milletimize 2023 yılında, “2026 sonunda enflasyonu yeniden tek haneye indireceğiz.” dediniz.
2024 yılında da, “Nasıl daha önce enflasyonu tek haneye düşürdüysek, aynı başarıyı tekrarlayacağız.” diye söz verdiniz.
Bugün geldiğimiz noktada Merkez Bankası’nın Ağustos 2026 Piyasa Katılımcıları Anketi önümüzde:
12 ay sonrası enflasyon beklentisi %23,69.
24 ay sonrası enflasyon beklentisi %18,03.
Yani bırakın 2026 sonunda tek haneyi, piyasa iki yıl sonrasında bile tek haneli enflasyona inanmıyor.
Meselemiz yalnızca hedeflerinizin tutmaması da değildir.
Siz şimdi vatandaşımızın maaşını, ücretini hedeflediğiniz enflasyona göre artırıyorsunuz. Fakat çarşıdaki, pazardaki, marketteki, kiradaki fiyatlar sizin hedeflerinize göre artmıyor.
Hedef tutmuyor ama vatandaşın maaşı o tutmayan hedefe göre belirleniyor.
Aradaki farkı kim ödüyor?
İşçimiz ödüyor.
Memurumuz ödüyor.
Emeklimiz ödüyor.
Sabit gelirli milyonlarca vatandaşımız ödüyor.
Enflasyonla mücadele edeceğiz diye milletimizin alım gücüyle mücadele edilmez.
Ekonomi yönetimine soruyoruz:
Madem yıllardır koyduğunuz enflasyon hedeflerini tutturamıyorsunuz, hangi hakla milletimizin ücretini tutturamadığınız hedeflere mahkûm ediyorsunuz?
Hedef sizin, hata sizin, hesabı neden millet ödüyor?
Sayın Bakan, rakamları başarı hikâyesine çevirmeyi bırakın; milletimizin önüne ekonominin hakikatini koyun.
Yıllıklandırılmış cari açık 38,9 milyar dolar. İkinci çeyrekte millî gelire oranı %2,3.
Siz buna “sürdürülebilir seviye” diyorsunuz.
Neyi sürdürülebilir buluyorsunuz?
Enerjide, ham maddede ve üretimde dışa bağımlılığımızı mı?
Petrol fiyatı her yükseldiğinde büyüyen cari açığı mı?
Dövize her ihtiyaç duyduğumuzda yeniden dış borcun kapısını çalmayı mı?
Bankaların dış borç çevirme oranının %161’e, reel sektörün %246’ya çıkmasını da “Türkiye’ye duyulan güven” diye anlatıyorsunuz.
Borcu yeniden borçlanarak çevirebilmek güven değildir.
Asıl başarı, borç bulabilmek değil; borca daha az ihtiyaç duyan bir ekonomi kurabilmektir.
Bir ülkenin ekonomik gücü, kendisine ne kadar borç verildiğiyle değil; ne kadar ürettiğiyle, ne kadar katma değer oluşturduğu ve vatandaş��na ne kadar refah sağlayabildiğiyle ölçülür.
Milletimizin cebindeki para erirken, enflasyon hâlâ yüksekken, hayat pahalılığı milyonlarca hanenin en büyük derdi olmaya devam ederken “kazanımlarımızı kalıcı hâle getiriyoruz” diyemezsiniz.
Hangi kazanımı?
Emeklinin geçinememesini mi?
İşçinin maaşının daha cebine girmeden erimesini mi?
Esnafın borçla ayakta kalmasını mı?
Sanayicinin finansman maliyetinin altında ezilmesini mi?
Ekonomik başarı, “Ne kadar borç bulduk?” sorusunun cevabı değildir.
Asıl sorulması gereken şudur:
Türkiye, bütün imkânlarına ve potansiyeline rağmen neden hâlâ bu kadar borca ihtiyaç duyuyor?
Siz borç çevirme oranlarını başarı diye anlatabilirsiniz.
Biz milletimizin mutfağına bakmaya devam edeceğiz.
Çünkü borçla çevrilen ekonomi güçlü ekonomi değildir.
Yüksek enflasyon altında ezilen vatandaşın olduğu yerde ekonomik başarıdan söz edilemez.
Türkiye’nin ihtiyacı borcunu daha kolay çevirmek değil; üreten, kazanan, kendi imkânlarıyla büyüyen ve milletini refaha kavuşturan bir ekonomi kurmaktır.
Bu partili cumhurbaşkanlığı sistemine bağlı bir savrulma var sistemde, görünüyor. Bir denetimsizlik var, görünüyor. Bir keyfilik var.
Siyasetin baskın gücünün devletin bütün kurumlarında, yargıda bile hissedildiği bir alan var, görünüyor.
Ama ona rağmen mazeret yeri değildir muhalefet; muhalefet mazeret beyan etmez!
Milletimize ekonominin nasıl yönetildiğini sormuşlar.
Cevap öyle açık ki üzerine söz söylemeye hacet yok:
Milletimizin %81,1’i “Ekonomi kötü yönetiliyor.” diyor.
Ama asıl dikkat edilmesi gereken şudur:
AK Parti’ye oy veren vatandaşlarımızın %52,9’u, MHP’ye oy veren vatandaşlarımızın ise %53,4’ü ekonominin kötü yönetildiğini söylüyor.
Yani bu artık muhalefetin itirazı değildir.
Bu, milletimizin yaşadığı hayatın hükmüdür.
Maaşı eriyor, kirası artıyor, pazar filesi küçülüyor. Emekli geçinemiyor, işçi ay sonunu getiremiyor, esnaf dükkânını açık tutmaya çalışıyor.
Siz istediğiniz kadar gündemi değiştirin; milletin mutfağındaki yangının gündemini değiştiremezsiniz.
İktidara oy veren de vermeyen de aynı hayat pahalılığını yaşıyor, aynı faturayı ödüyor, aynı pazara çıkıyor.
Ve artık milletin gördüğü hakikat şudur:
Ekonomi kötü yönetiliyor.
Millet görüyor.
Millet yaşıyor.
Bir millet, şehitlerini unutursa istikbalini de unutur.
Şehadetlerinin yıl dönümünde Eren Bülbül ile kahraman Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik'i rahmet ve minnetle anıyorum.
Aziz şehitlerimizin emanetine sahip çıkmak boynumuzun borcudur.
Bir asır önce bu millet Sevr’i tanımadı.
Bağımsızlığından, vatanından ve millet iradesinden vazgeçmedi.
Bugün o iradenin mirasını taşıyan Meclis’tesiniz!
Milletvekillerimiz, ettikleri yemini ve taşıdıkları sorumluluğu unutmamalı.
Çünkü bu Meclis, Sevr’i tanımayan milletin koca Meclisidir…
Rotamız millet: Durağımız İstanbul…
Genel Başkan Yardımcımız Sayın Hatice Ceren Yılmaz, “Rotamız Millet” programı kapsamında Şişli’de esnafımızı ziyaret etti, ilçe sakinleriyle sohbet ederek talep ve beklentilerini dinledi.
Program kapsamında Atatürkçü Düşünce Derneği Şişli Şubesi’ni de ziyaret eden Yılmaz’a; İstanbul İl Başkanımız Sayın Cahit Vural ile MYK üyemiz sayın Ömer Ekinci de eşlik etti.
HSYK’nın yapısını değiştirirken millete sormak popülizm değildi.
Cumhurbaşkanını halk seçsin mi diye millete sormak da popülizm değildi.
Ama canımıza kıyanları affedelim mi, affetmeyelim mi diye millete sormak popülizm öyle mi?
#OnlaraDeğilMilleteSorun
Bugün size soruyoruz: Evladını şehit veren anneler, bugün haklarını aramak için hangi partinin kapısına gitsin?
Şehit ailelerinin sesi duyulmayı bekleyen bir feryat olmamalıdır….
Anahtar Parti Türk milleti demektir, Anahtar Parti Türkiye Cumhuriyeti Devleti demektir, Anahtar Parti ayırmadan 86 milyonun ailesi demektir.
Kendisini o 86 milyondan, 86 milyonu da kendisinden bilme mesuliyeti demektir.
O yüzden Anahtar Parti Türk milletinin geleceğidir.