Bu tarihi görüntüyü kendim çektim.
İstanbul Örgütümüzle birlikte, sabahın ilk ışıklarından beri Meclis kapısında demokrasi nöbetindeyiz. İrade gaspına geçit vermeyen ilçe başkanlarımıza, tüm yürekli yol arkadaşlarımıza, İstanbul��dan ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen halkımıza teşekkür ediyorum.
Demokrasi ve adalet mücadelesine omuz veren herkesi, saat 13.30’da Genel Başkanımız Özgür Özel’in yapacağı grup toplantısını bulundukları her yerden izlemeye davet ediyorum.
Halkımızın iktidarını hep birlikte kuracağız.
İftiralara karşı yanıtımdır!
Babam Hasan İmamoğlu’nun işlettiği herhangi bir okul olmamıştır.
Olmayan bir okulun FETÖ iltisakı sebebiyle kapanması da söz konusu olamaz.
Böyle alçakça iftiralar benim ve ailemin üzerine yapışmaz!
Bu iftiraları atarak komplo kuran kişi ve kurumlarla elbette hukuk önünde hesaplaşacağız.
🔴 “Kulaklarıma inanamadım!”
▪️Eski CHP milletvekili ve hukukçu Atilla Kart, 2017 anayasa referandumunda YSK’nın saat 16.10’da mühürsüz oy pusulası ve zarfların geçerli sayılmasına ilişkin kararının ardından, CHP Genel Merkezi’nin yalnızca 10 dakika sonra tüm teşkilatlara “itiraz etmeyin” talimatı gönderdiğini öne sürdü.
Gazeteci Deniz Zeyrek ise konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:
“Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, YSK’nın o usulsüz kararını 10 dakika içinde kabul etmiş. Duyduğumda kulaklarıma inanamadım; akıl alır gibi değil!”
Kılıçdaroğlu'nun bugün CHP genel merkez bina önündeki konuşması -tek kelimeyle- ibretlik:
Öncelikle "tweet"inde, CHP genel merkez yöneticileri için, "topyekün halk ayaklanması yapanlar..." diyor.
Hiç kimse "halk ayaklanması çağrısı" yapmadı. Ama "CHP'nin butlana teslim olmayacağı, direnileceği" açıklaması yapıldı ki bu, bir hak ve aynı zamanda görevdir ("Halk ayaklanması.." sözü bana kötü bir yerlerden tanıdık geliyor; şimdilik ona girmiyorum).
CHP genel merkez önündeki konuşma çok vahim:
İktidara, AKP'ye, tek adam rejimine tek laf etmeyen -bilakis "Neo-Osmanlı coğrafyası" laflarıyla AKP'nin dış politika avukatlığını yaptı- Kemal bey, -kısa bir süre evvel lideri olduğu- CHP'yi hedef bellemiş durumda. İnanılmaz bir akıl tutulması ya da toptan "karşı safa geçme" hali.
Kemal bey, "CHP'yi arındıracak"mış.
Oysa bu ülkeyi bu hale getiren CHP değil ki, AKP.
Kamuyu yağmalayan, "128 milyar dolar"ı çalan, 5'li Çete'yi yaratan, memleket toprağını yabancı maden şirketlerine peşkeş çeken, her gün ortalama 6 (çocuk, yaşlı) işçiyi katleden AKP rejimidir. Arınacaksa -daha doğrusu yargılanacaksa- AKP'liler yargılanmalıdır.
AKP'den -kendi bakanlığına, hem de 'kovid dönemi'nde- kocasının şirketi üzerinden milyonlarca dolarlık dezenfektan satın alan bakanın yargılanmadığı bir ülkede CHP'liler neden yargılanıyor Kemal bey? Sadece muhalefete "çalışan" bir yargıya, kim/nasıl güvenebilir?
Kemal bey bu basit soruyu dahi vicdanına sormaktan aciz, Saray'a o derece teslim olmuş bir kişidir.
Halk TV'nin sahibi için, "yurda gelemeyen TV kanalları sahipleri var" diyor. Fakat Cafer Mahiroğlu'nun niçin, "memleketine gelemediğini" söylemiyor (Cafer hakkında, AİA adlı namlı işadamı/itirafçının iftiraları sonrası tutuklama kararları verildi. O yüzden gelemiyor).
Kemal bey, AİA'nın itiraflarını "hukuki" bulduğu gibi, soyut itirafçı beyanıyla herhangi bir bireyin tutuklanması kararını da böylece desteklemiş oluyor. Kaldı ki burada tutuklamayla karşılaşan kişi, Türkiye'nin en çok izlenen muhalif televizyon kanalının sahibi. Bir siyasi kararın söz konusu olduğu açık.
Kemal bey, bu sözleriyle Silivri'de şu an yargılanmakta olan tüm CHP'li belediye başkanlarını ve arkadaşlarını da suçlu ilan etmiş oluyor.
Tarih böyle bir şey yazmadı: CHP genel başkanlığı yapmış bir siyasetçi, iktidar partisinin emrine girmiş, 3 yıldan bu yana kendi partisine adeta savaş açmış halde. Ülke ne halde, gençler ülkeden neden kaçıyor, işsizler, emekliler ne halde; hiçbiri Kemal beyin umurunda değil; O varsa yoksa CHP 12. kattaki -kaybettiği- koltuğunu -Saray darbesiyle- geri alma peşinde. Ne utanç verici bir "dava".
Kemal bey, hiç mi utanmıyorsun? (Bak, oğlun bile yaptıklarını onaylamıyor).
Kendini, partini, ülkeni düşünmüyorsun anladık, bari evlatlarını düşün!
"Ayıptır, günahtır, yazıktır."
Unutulmaması gereken:
"Akın Gürlek ya, Bakan. Adamın söylediğinin %100 doğru olması gerekiyordu. Manisa'da Özgür Özel'le buluşup benzinlikte 20 milyon dolar verdi dedi, unuttuk. Nerede bu iddia?
Sonra Muhittin Böcek'in oğlu partiye götürmüş çantada, 1 milyon dolar vermiş dediler, o da gitti"
Başka iftiraları da sayıyor. Bitmek bilmiyor. Kimse de sorgulamıyor.
Sürekli sorulması lazım ama gazetecilerin çoğu bu konuda arazi. Nerede bu iddialar? Ne oldu bunlara?
Seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel:
“Dört koldan saldırı altındayız. Operasyonlarla, tehditlerle, şantajlarla saldırı altındayız. Ama siz yolunuzdan dönmedikçe ben de bu yoldan asla dönmeyeceğim.
Gerekirse bu başı vereceğim ama onlara baş eğmeyeceğim.”
📌İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: "Bir günlük bile olsa Kudüs Valisi olmayı hayal eder bunun için Allah'a dua ederdim" demiş.
Devlet Adamları, özellikle Osmanlı Torunu olduğunu iddia edenler, Osmanlı Tarihini iyi bilmeli gaf yapmamalıdır.
‼️Osmanlı'da Kudüs Valisi yoktu. Kudüs Valilik değildi. Sancak'tı ve en yüksek mülki amiri Mutasarrıf'tı.
👉Ne yazık ki Osmanlı'nın Son Kudüs Mutasarrıfı olan İzzet Bey, Kudüs'ü tek kurşun atmadan "Efendim" diyerek İngilizlere teslim etmişti.
Mutasarrıf İzzet Bey, Kudüs'ü teslim etme vazifesini de Belediye Başkan Vekili olan Filistinli Arap Hüseyin Efendi'ye vermişti. Hüseyin Efendi, Abdülhamid Döneminde Araplardan arazi toplayıp el altından Yahudilere satarak büyük bir servet edinmişti. Servetini de İngilizlerin garantörlüğü altında korumak için Kudüs'ü güle oynaya Allenby'e teslim etmişti.
İzzet ve Hüseyin Efendilerin İngilizlere teslim ettiği Kudüs'te Edmund Allenby; "El Nebi" olarak karşılanmıştı.
NOT: Sevgili arkadaşlar sizlerden ricam elden ele yayarak bu bilgileri kıymetli devlet büyüklerimize ulaştıralım ki bu tip basit konularda Osmanlıcılık oynarken komik durumlara düşmesinler...
#tarih #pazar #Kudüs
Her çağın Kerbela’sında mazlumun yanında, zalimin karşısında duran Alevi canlarla yüreğimiz birdir.
Ne diyordu Pir Sultan?
‘Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan.’
Siz yolunuzdan dönmedikçe ben de bu yoldan dönmeyeceğim.
Gerekirse bu başı vereceğim ama onlara baş eğmeyeceğim!
Rahmi Koç hakkında suç duyurusunda bulunmak ve sayın Bakanın “Adalet statüye,zenginliğe bakmaz” açıklaması tutarlı da;
Rümeysa Eker “Atatürk ve kemalistlere hakaret edince bakanlığın sessizliği neden (biz anlıyoruz da)?
Halka da anlatsa sayın bakan aydınlansak!
Deniz Zeyrek'ten Mehmet Şimşek'e:
"Onu izlerken öfkemden çıldırdım."
"Yabancılara, 'Türkiye'ye gelin, 20 sene vergisiz para kazanın' diyor."
"20 sene ne demek ya?"
"Sen burada 3 sene varsın, yoksun..."
"2028'deki seçimi kazanamazsan gideceksin."
"İngiliz vatandaşısın, İngiltere'de yaşamaya devam edeceksin."
"Benim adıma yabancılara 20 yıl vergisiz para kazanma hakkını sana kim veriyor?"
Tuncelili bir Kürt vatandaş, Kürt sorunu olmadığını savundu:
• 33 yaşında, Tuncelili bir Kürt olarak ülkemi çok seviyorum.
• Kürt sorunu diye bir şey tanımıyorum çünkü yok.
• LGS’de derece yapıp Anadolu Lisesi’ne gittim. Üniversitede bilgisayar mühendisliği kazandım. KPSS’den atandım. Kimse bana “Sen Kürt’sün biz Türkleri alıyoruz” demedi.
• Savcı kuzenim var Kürt. Geçmişte ülkenin Kürt başbakanı vardı. Milletvekillerinin yarısı Kürt. Galericilerin, inşaatçıların yani en zenginlerin çoğusu Kürt.
• ”Devlet bana şu konuda ayrımcılık yapıyor” deyin hak vereyim ama yok. Siz g*tünüzden uyduruyorsunuz.
Akit TV bugün yanlışlıkla gazetecilik yaptı. Teknik ekip hâlâ sorunun kaynağını araştırıyor. Bilim insanları ise nadir görülen bir doğa olayı diyerek incelemelerine devam ediyor. Moderatörün akibeti ise sabaha belli olur😁